T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/448
KARAR NO : 2025/290
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/07/2023
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait olan ... Şubesi ... ve ... seri numaralı çekin çalındığını ve akabinde sahte imza kullanılarak takasa konulduğunu, ilgili banka tarafından yapılan bildirim üzerine davacı tarafça yapılan kontrollerde çekin ilgili yapraklarının yerinde olmadığının görüldüğünü ve ilgili bankaca çekin takasa verildiğinin belirtildiğini, ayrıca ilgili banka tarafından çeklerin keşide tarihlerinin ... ve ... tarihlerinin olduğunun belirtildiğini, davacının anılan çekleri tanzim etmediğini ve davalı tarafa da vermediğini, bu nedenle davalı hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına Hırsızlık, evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şikayette bulunulduğunu, sahtecilik ve dolandırıcılık suçlamasından yapılan şikayet üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... Sor. Numaralı dosyası ile Hırsızlık Suçlamasından yapılan şikayet üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... Sor. Numaralı dosyası ile soruşturmanın devam ettiğini, anılan çeklerin istenilmesi ile yapılacak bilirkişi incelemesinde çekteki imzanın vekil eden şirketin yetkilisine ait olmadığının ortaya çıkacağını, ayrıca yapmış oldukları şikayetler sonucunda anılan çeklerin çalındığını ve sahte olarak tanzim edilmiş olduğunun sabit hale geleceğini, davalı tarafından takasa verilen çekin keşide tarihinin ... ve ... tarihi olması nedeniyle çeklerin yazılması yani karşılıksızdır işleminin yapılması durumunda davacının tüm ticari hayatını etkileyebilecek olması ve telafisi güç ve imkansız zararlar ortaya çıkacak olması nedeniyle; yukarıda seri numarası bildirilen çekin yazılmaması ve ödeme yasağı konulması için tedbir talebinde bulunduklarını beyanla davanın kabulü ile ... Şubesi ... ve ... seri numaralı çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, çekin yazılmaması ve ödeme yasağı konulması için tedbir taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbire itiraz dilekçelerinde de davacı tarafın harca esas değeri ...-TL olarak beyan ettiğini ve Mahkemenin de bu beyan doğrultusunda kararlar teminata hükmettiğini, oysa ... Şubesi ... seri numaralı çeki ... tarihli ve ...-TL bedelli olarak ve ... seri numaralı çeki de ... tarihli ve ...-TL bedelli olarak bizzat davacı şirket tarafından düzenlendiğini ve davalı şirkete tevdi edildiğini, çeklerin çalındığı iddiasının asılsız olduğunu, davalı şirket ve yetkilisi ile diğer grup şirketleri ve davacı şirket ve yetkilisi arasında uzunca bir süredir devam eden bir ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda, tarafların birbirlerine pek çok para transferi gerçekleştirdiğini, pek çok çek alış verişinde bulunduğunu, faturalar düzenlediklerini ve bir cari hesap ilişkisi çerçevesinde ticari faaliyeti yürüttüklerini, bu nedenle davacı şirketin davalı şirket ve yetkilisini çekleri çalıp, akabinde sahte olarak tanzim ettiklerine dair suçlamalarının asılsız olduğunu, kaldı ki; taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutuna ve süresine bakıldığında bu iddianın gerçeği yansıtmadığının görüleceğini, davacı şirketin, ... Şubesi ... seri numaralı çeki ... tarihli olarak ve ...-TL bedelli olarak ve ... seri numaralı çeki de ... tarihli ve ...-TL bedelli olarak doldurup davalı şirket yetkilisine teslim ettiğini, bu çekler ile birlikte 8 adet daha her biri ...-TL bedelli ... Şubesine ait çekleri de davalı şirkete teslim ettiğini, davacı şirketin davalı şirkete toplam ...-TL bedelli on adet çeki ... tarihinde teslim ettiğini, bu miktarda çeklerin davalı şirkete verilmesinin nedeninin ise davalı şirkete ait ...'de bulunan ...nun davalı şirket tarafından satın alınmasına dair işlemler olduğunu, daha sonra, tarafların bu alış verişten vazgeçtiklerinde 8 adet çekin davacı şirkete iade edildiğini, davacı şirketin de bu çekleri ... Şubesine geri verdiğini, ...'ndan sorulduğunda, bu çeklerin ... ve ... tarihlerini takip edecek şekilde aylık ödeme olarak ve çek numaraları da birbirine takip edecek şekilde keşide edildiklerinin görüleceğini, ekte sundukları belgelerin ticari ilişkinin boyutunu ortaya koyacağını, davalı şirket yetkilisi ... ile davacı şirket yetkilisi ... arasında yapılan ... yazışmalarında davaya konu edilen çekler dahil olmak üzere diğer tüm çeklerin davacı şirket tarafından düzenlenerek davalı şirkete verildiğinin anlaşılacağını, davaya konu edilen iki adet çekin, ... plaka sayılı ... model aracın satışı nedeniyle davalı şirkete tevdi ettiğini, bu çekler ile birlikte verilen ve daha sonra iade edilen sekiz adet çek ile bu iki çekin aynı zamanda düzenlendiğini, imzalayan ve çekleri düzenleyen kişinin aynı olduğunu, taraflarından sunulan çek görselleri ile sabit olduğunu, iade edilen sekiz adet çek ile ...'ndan gelecek cevabın da taraflarından ileri sürülen bu somut gerçeği teyit edeceğini beyanla davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, davacı şirketi temsil yetkisi bulunan kişi/kişilerin bildirilmesi talep edilmiş, gelen yazı cevabından şirketin tek ortaklı Limited Şirket olduğu ve şirketi temsil yetkisinin ... tarihinden itibaren ...'a ait olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu ... Şubesine müzekkere yazılmış, gelen yazı cevabında dava konusu çeklere mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararı gereği ödeme yasağının konulduğu, ayrıca ... nolu çekin ... tarafından ... tarihinde ... Şubesine ibraz edildiği, Mahkemece ödeme yasağı işleminin uygulandığı belirtilmiş, ... nolu çekin ise ibrazına rastlanmadığının bildirildiği görülmüştür.
... na müzekkere yazılarak, dava konusu seri numuraları verilen 3 çek ile ilgili çeklerin ibraz edilip edilmediği, ödenip ödenmediği, ibraz edilmiş ve/veya ödenmiş ise kimlik bilgileri celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
Antalya C.Başsavcılığına müzekkere yazılarak, .../... soruşturma sayılı dosya Uyap üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. İncelenmesinde: Müşteki davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine dava konusu çekler nedeniyle yapılan resmi belgede sahtecilik, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve hırsızlık suçlarından yapılan soruşturmada, ... nolu çekin ... Şubesine ibraz edildiği ve bu çekle ilgili ... C.Başsavcılığının .../... sayılı dosyası ile soruşturmanın yürütüldüğü, ... numaralı çekle ilgili de henüz ibraz edilmediği ve çekin kullanılmadığı gerekçesiyle koğuşturmaya yer olmadığına dair ... tarihinde karar verildiği görülmüştür.
... C.Başsavcılığının soruşturma dosyasında ise söz konusu çek yönünden evrakın .../... sırasında olduğu, dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçları açısından soruşturmanın devam ettiği, çek aslının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce davacı şirket temsilcisinin imza incelemesine esas imza örnekleri alınmıştır.
Söz konusu çeklerin asıllarının ibraz edilmesi için ibraz eden banka cevabı yazısında ibraz eden dava dışı 3.kişi ... Şirketine ihtarname gönderilmesi için ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, ... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından şirket adına yapılan tebligata şirket vekili tarafından verilen cevabi yazıda söz konusu çeklerin ... Şti'ne iade edildiği belirtilerek ... nolu çekle ilgili protokol, ... nolu çeki de elden teslim aldıklarına dair ... örneği dilekçe ekine eklenmiştir. Mahkememizce bu kapsamda dava dışı 3.kişi ... Şti'nin ticaret sicil kayıtları dosyamıza celp edilmiş ve bu kapsamda çek asıllarının ibraz edilmesi için ihtarname gönderilmiş, ancak çek asılları verilen süre içerisinde dosyamıza ibraz edilmemiştir.
Dava konusu çek bedelleri dikkate alınarak mahkememizce bu değer üzerinden harç tamamlattırılmış, yine bu değer üzerinden hesaplama yapılarak ihtiyati tedbir kararı verilmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; Dava, İİK 72/2. Maddesi gereğince icra takibinden önce dava konusu çekler yönünden borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı tarafından çeklerdeki imzaya itiraz edilmiştir.
Davacı tarafça iki adet dava dilekçesinde belirtilen çekler yönünden sahtecilik iddiasında bulunulduğu, sahteciliğin hırsızlık ve imzaya ilişkin olduğu, çeklerden ... numaralı çek yönünden ... C.Başsavcılığınca yapılan soruşturmanın derdest olduğu anlaşılmıştır.
Menfi tespit istemine konu çek asıllarının ibrazı hususunda davalı ve banka yazı cevabına göre dava dışı şirketlere usulüne uygun ihtarname tebliğ edilmiş, verilen kesin süre içerisinde çek asılları imza incelemesine esas olmak üzere dosyaya ibraz edilmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/06/2021 tarih, 2017/(19)11-925 Esas, 2021/734 Karar sayılı emsal içtihatında; "... Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
18. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yazı veya imza inkârı” başlıklı 208. maddesi;
“(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır.
(2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır.
(3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir.
(4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir”
Aynı Kanun’un “Yazı veya imza inkârının sonucu” başlıklı 209. maddesi;
“(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir”
HMK’nın “Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesi ise;
“ (1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir:
a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.
b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir”.
şeklinde düzenlemeler içermektedir.
19. Buna göre, HMK’nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun’un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde “...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir...” şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir.
20. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.09.2020 tarihli ve 2017/(19)11-931 E., 2020/700 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
21. HMK’nın 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur (Pekcanıtez, H./ Özekes, M./ Akkan, M./ Korkmaz, H.T.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1795 )..." şeklinde belirtilmiştir.
Dava konusu somut olayda, yukarıda belirtilen emsal içtihat doğrultusunda yapılan değerlendirmede: Davacı tarafından çeklerdeki imzaların sahteliğine dayalı olarak menfi tespit talebinde bulunulduğu, çek asıllarının temini ile çeklerdeki imzanın davalı şirket temsilcisinin eli ürünü olup olmadığı hususunda inceleme yapılarak uyuşmazlığın çözümünün gerektiği, bu kapsamda davacı şirke temsilcisinin imza incelemesine esas imza örneklerinin alındığı, belge asıllarının celp edildiği, ancak çek asıllarının yukarıda da belirtildiği gibi yapılan ihtarnamelere rağmen ibraz edilmediği, bu hali ile davacının çeklerdeki imzanın sahteliğini ispat etmiş olduğu anlaşılmakla açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, buna göre; ... Şubesine ait ... düzenleme tarihli ... nolu ... TL bedelli ve ... düzenleme tarihli ... seri numaralı ... TL bedelli lehtarı ... olan çekler yönünden davacının BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Alınması gereken ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ve tamamlanarak alınan toplam ...-TL harcın mahsubu ile bakiye ...-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinde karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan ...-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan davetiye, posta giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından ilk dava açılırken yatırılan ve tamamlanarak alınan toplam ... TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve artan gider avansından dosyada kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
Dair; davacı vekili duruşma salonunda, davalı vekili e duruşma yoluyla yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/05/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır