T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/45 Esas
KARAR NO : 2025/552
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/01/2023
KARAR TARİHİ : 08/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; keşidecisi ..., aval ... olan ... keşide tarihli, ... vade tarihli, ...-TL bedelli bonoya dayanak olarak müvekkilleri aleyhine Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, söz konusu takibe dayanak bononun her ne kadar ...-TL bedelinde olsa da müvekkillerinin davalıdan alınış olduğu ...- TL borca karşılık ...-TL bedelli bononun teminat senedi olarak alındığını, icra dosyasında müvekkil ...'ın maaşına haciz uygulandığını, haczin devam ettiğini, dava tarihine kadar ...-TL tahsilat yapıldığını, ancak müvekkili ...'nin davalıya borcunun yalnızca ...-TL olduğunu, şimdilik ödenen ...-TL kısmı açısından istirdat ve bakiye alacak ...-TL kısmı açısından menfi tespit davası açtıklarını, ayrıca müvekkilinin ekonomik sıkıntılar yaşadığını da belirterek davanın kabulü ile müvekkilleri aleyhine açılan haksız icra takibi nedeniyle davalının kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zaman aşımı ve hak düşürücü süreye itiraz ettiklerini beyanla; ...-TL bedelli bononun müvekkiline ödenmemesi nedeniyle davacılar aleyhine icra takibi başlattıklarını, takibin kesinleştiğini ve işlemlere başlandığını, 3 yıl sonra huzurdaki davanın açılmasının kötü niyetli olduğunu, ispat yükünün davacılara ait olduğunu, davacıların davasını ispat edemediğini belirterek açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacıların kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
...'ye yazılan müzekkereye verilen cevap dosyamız arasına alınmıştır.
Bilişim uzmanı bilirkişiden bilirkişi raporu alınmıştır.
Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır.
Davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olmakla, davalıya aralarında alacak borç ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasındaki takibe dayanak ... TL miktarlı ... tanzim tarihli, ... vade tarihli bono nedeniyle borçlu olmadığına ilişkin yemin deliline dayanıp dayanmadığı hususunda beyanda bulunması yönünde ihtar yapılmış, yemin deliline dayanması halinde davalı asil adına yemin ihtaratlı usulüne uygun davetiye tebliğine karar verilmiştir.
Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile yemin konusundaki ara karar doğrultusunda davalının mahkeme huzuruna gelip yemin etmesini teklif ettiği görülmekle, davalı tarafın son celsede duruşmaya gelerek, yemin ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava icra takibine konu bonodan kaynaklı menfi tespit ve ödeme yapılan kısımlara ilişkin istirdat istemine ilişkindir.
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.
Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı, borçluların davacılar olduğu, ... TL Miktarlı ... Tanzim Tarihli, ... Vade Tarihli Senet açıklaması ile, ... TL Asıl Alacak, ...TL İşlemiş Faiz, ...TL Komisyon olmak üzere ... TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin yapıldığı görülmüştür.
Önemle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise, bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan tekrar sonra dosyaya dönüldüğünde; Hukukumuzda, senet delilinin uygulanma alanı oldukça geniştir çünkü hukukumuzda, hukuki işlemler için "senetle ispat" kuralı mevcuttur. Esasen, "senetle ispat kuralı" kavramı yerine "kesin delille ispat" kuralı denilmesi daha doğrudur. Çünkü, senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu, "tanıkla ispat yasağı" olarak da ifade edilmesine rağmen, bunun da esasen "takdiri delille ispat yasağı" olarak belirtilmesi daha uygundur. Senetle ispat kuralı, kendisini iki temel durumda gösterir. Bunlardan birincisi olarak; Belli bir meblağı aşan hukuki kural olarak yalnız senetle ispat olunur. Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunla belirlenen miktarı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir Senetle ispat kuralının kendisini gösterdiği ikinci durum ise, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler kanunda belirtilen miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz olmasıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. ” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/2341E. 2017/13472K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2015/39638E. 2017/11964K. sayılı kararı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2016/8848E. 2017/3778K. sayılı kararı).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/02/2019 tarih 2017/19-821E. 2019/58K. Sayılı kararında;"...menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.... bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda ise her iki yanın bononun mal karşılığı olmadığına dair beyanları karşısında senedin her iki tarafça da talil edildiğinin kabulü zorunludur ve bu durumda TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir..." denilmiştir.
Somut dava da, esasen senetle ispat kuralına tabidir. Davacı taraf aşamalarda senetten dolayı borçlu olmadığını ileri sürmüştür ve iddiasını kesin delille ispat külfeti altındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Çek bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Davacı; takibe konu bononun davacı ...'nin ... TL borcuna karşılık teminat senedi olarak alındığını, senetten dolayı avalist diğer davacı ...'ın maaşına haciz uygulandığını, aleyhlerine icra takibi başlatıldığını, borcu olmadığını ileri sürdüğü görülmekle davacı senedin teminat senedi olarak verildiğini ispatlamakla yükümlüdür. Senedin teminat senedi olduğunu davacılar yazılı belgelerle ispat etmek etmekle yükümlü olduğu anlaşılmıştır. Tanık dinlenmesine açık bir muvafakat olmadığından tanık dinlenmesi usulen mümkün değildir. İş bu dosyada da davacı taraf, senedin teminat senedi olarak verildiğini ileri sürmüş ise de; değinildiği üzere bu iddiaların da kesin delille ispatlanması gerekir. Senetle ispat kuralının istisnasını oluşturan bir hukuki durum da somut olayda mevcut değildir. Davacı taraf, bu haliyle, dosya kapsamına göre iddiasını ispat edememiştir. İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmüştür. Dava dilekçesi içerisinde yemin delilline dayanmış olmakla davalıya aralarında alacak-borç ilişkisi bulunup bulunmadığı gerekçesi ile dava konusu bono nedeniyle borçlu olunmadığına ilişkin yemin deliline dayanıp dayanmadığı hususunda beyanda bulunulması için süre verilmiş, davacı tarafça süresi içerisinde yemin deliline dayanılmış ve yemin metni sunulmuştur.
Davalı tarafından ... tarihli duruşmada davacıdan ... TL alacağına ilişkin dava konusu senedin düzenlendiği, aralarındaki borç miktarının ... TL olduğu ve senedin teminat için verilmediği verildiği hususunda yemin edilmiştir.
2004 sayılı İİK madde 72/4 uyarınca; Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibini durdurması (İİK madde 72/2) veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi (madde 72/3.c.2) için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu tedbir kararının uygulanmış olması gerekir. ( Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s. 377)
Davalı tarafın tazminat talebinde bulunduğu ancak yasal koşulların oluşmadığı görülmekle davacının koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine ilişkin tümden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm dosya kapsamı, kesin delille ispat kuralı, yukarıdaki açıklamalar ışığında, takibin haksızlığı ispatlamadığından bir bütün olarak ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harcın peşin olarak yatırılan ...-TL harçtan mahsubu ile; fazladan alınan ...-TL harcın talep halinde davacılara iadesine,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle sarf edilen ...-TL'nin davacılardan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ve davalı ile vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede Antalya Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2025
Katip ...
E-imzalı
Hakim ...
E-imzalı