T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/481
KARAR NO : 2025/732
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 18/07/2023
KARAR TARİHİ : 09/12/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ... tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresi altında bulunan ... plakalı aracıyla dönüş yapmak istediği sırada davalı ...'in yönetiminde bulunan ... plakalı otomobil ile kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, kaza sonrasında ... CBS'nin .../... soruşturma sayılı doyasında soruşturma başlatıldığını, ... plakalı aracın davalı ... adına kayıtlı olduğunu, kaza sonucunda müvekkilinin yüzünde iz kalacak ve bacakta kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığını, kaza sonrasında müvekkilinde sürekli iş göremezlik bulunduğunu ve şimdilik ... TL sürekli iş göremezlik tazminatının tüm davalılardan ve ... TL manevi tazminatın ise davalı gerçek kişilerden tahsili ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
CEVAP :Davalı ... vekili dava dilekçesinde özetle, Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkili ...'in rent a car işi yaptığını ve dava konusu aracın davalı ...'a kiralandığını, kaza da müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, tüm sorumluluğun aracı kullanana ait olduğunu, dava konusu aracın belli bir süre kullanıldıktan sonra satıldığını ve müvekkilinin kaza ve yaralanma olayından haberdar olmadığını belirterek kötü niyetli olarak açılan davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, müterafik kusur nedeniyle tazminattan %20 oranında indirim uygulanması gerektiğini, davacının sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacıda kalıcı iş göremezliğin oluşmadığını, faiz başlangıç tarihinin dava açılış tarihi olması gerektiğini, davacının yüzünde sabit iz oluştuğu iddiasını kabul etmediklerini, yüzde sabit iz iddiasının araştırılması için ATK'dan rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak sigorta poliçesi ile hasar dosyası getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır.
Davacının ve davalı asilin ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin tutanaklar dosyamız arasına alınmıştır.
Antalya SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak kaza nedeniyle davacıya gelir bağlanıp bağlanmadığı bilgisine ilişkin kayıt ve belgeler celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
Davacının kaza nedeniyle tedavi gördüğü kurumlardan tüm tedavi belgeleri, film ve grafiler getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır.
... CBS'nin .../... soruşturma sayılı dosyası uyap sistem üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.
Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin ... tarihli raporunda sonuç olarak; "Davacı sürücü ... ...'ın %85 (yüzde seksenbeş oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'in %15 (yüzde onbeş) oranında kusurlu olduğu" sonuç ve kanaatine varmıştır.
Davacının maluliyet oranın tespiti için mahkememiz dosyası tedavi evrakları ile İstanbul ATK'ya gönderilmiş, ATK ... İhtisas Kurulu ... tarih ... karar nolu raporun incelenmesinde; kişinin tüm vücut engellilik oranının %24 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç duruma olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 2 ay boyuna başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği hususlarında görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce meydana gelen kazada davacının sürekli iş göremezliği tazminatı zararının tespiti için dosyamız Aktüerya Bilirkişisine tevdi edilmiş bilirkişi heyeti ... tarihli raporunda sonuç olarak; davacının rapor tarihi itibariyle uğradığı sürekli iş göremezlik zararının %85 kusur indirim sonrasında ... TL olduğunu, hesaplanan sürekli iş göremezlik zararının ZMMS sakatlık teminatı limitini aştığı ve dolayısıyla davalı sigorta şirketinin sürekli iş göremezlik zararından sorumluluğunun ... TL olduğu hususlarında görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili harçlandırdığı değer arttırım dilekçesi ile davalılardan sigorta şirketi ile asıl alacak, ferileri, yargılama harç ve giderleri hususunda sulh olduklarını ve taraflarına ... TL ZMMS poliçe limiti kapsamında ödeme yapıldığını, bakiye poliçe limiti olan sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerini ... TL olarak arttırdıklarını beyan etmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle kazaya karışan araç maliki-sürücü ve ZMMS 'ine karşı açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Trafik kazalarından kaynaklı tazminat davalarında araç sürücüsü hakkında 6098 sayılı TBK'nın 49 vd maddeleri, araç işleteni hakkında ise aynı Yasa ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, kişilerin sorumluluk şartlarının ve tazminatın muhtevasını belirlemek amacıyla uygulanmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, "işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur", aynı yasanın 85/1 maddesinde, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı" aynı yasanın 85/son maddesinde ise, "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, "sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder" şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK'nun 54. maddesine göre, "Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1.Tedavi giderleri. 2.Kazanç kaybı. 3.Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, 4.Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." düzenlemeleri mevcuttur.
Davacının maluliyet oranının hesaplanmasında kaza tarihi itibariyle hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği hususu Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2021 tarih 2020/7120 Esas 2021/2627 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." şeklinde açıkça belirtilmiştir.
Dava konusu somut olayda, uygulanması gereken yönetmelik hükmünün yukarıda belirtilen emsal içtihat doğrultusunda kaza tarihi itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tespiti gerekmiştir.
Tüm dosya kapsamının incelenmesi neticesinde; ... günü saat ... sıralarında davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile ... ... istikametinden ... istikametine seyri sırasında ... istikametinden ... istikametine seyir halinde olan davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobilin ön kısımlarıyla çarpışması neticesinde meydana gelen kazada davacının %24 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu, hükme esas alınan ATK kusur raporu ile davacının %85, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı davalı araç sürücüsünün %15 oranında kusurlu olduğu, yine hükme esas alınan ... tarihli aktüerya raporu doğrultusunda davacının sürekli iş göremezlik zararının ...-TL olduğunun tespiti ile davacının maddi tazminat isteminin davalı gerçek kişiler yönünden kabulüne, sigorta şirketi yönünden ise davacı ile sulh olunması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Her ne kadar davalı ... sigortalı aracın işleteni olmadığını, araç kiralama işi yaptığını ve aracı diğer davalı ...'e kiraladığını ileri sürmüşse de bu iddiasını kesin ve somut delillerle ispatlayamamıştır.
Davacının manevi tazminat istemine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
6098 sayılı TBK'nun 56/1. maddesine göre ''Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini gözönünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Mahkememizce "Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranlarını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal, ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere manevi tazminat ne bir ceza ve ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Davanın bu alanda gördüğü iş cismani zarara uğrayan kişinin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatmaktan, bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekten, bir teselli, bir avunma ve ruhu tatmin aracı olmaktan ibarettir. Takdir hakkının söz konusu olduğu bütün hallerde hakim hak ve nesafetle hüküm vermek zorunluluğundadır. Hakimin hak ve nesafetle hüküm vermesi de genel olarak Türk toplumunun sosyal ekonomik ve moral yapısının ve özellikle de tarafların gerçek durumlarının gerektirdiği hak ve adalete uygun sonucu bulması demektir. Bu bakımdan takdir edilecek manevi tazminatın miktarı haksız eylemi özlenir hale getirecek özellikle mağdur için haksız zenginleşecek miktarda olmamalıdır. Manevi tazminat; zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır." ilkeleri doğrultusunda yapılan değerlendirmede, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kazanın meydana geldiği tarih, olayın oluş şekli, davacının müterafik kusuru, davacının kaza tarihindeki yaşı, davalı sürücünün kusuru, manevi tazminatın amacı, hak ve nesafet kuralları dikkate alınarak, davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile davacı için ...-TL manevi tazminata hükmetmek gerekmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 21.01.2019 tarih ve 2018/1574 esas ve 2019/373 karar sayılı ilamında” Davacı taraf, davaya konu edilen tazminatlar için temerrüt faizi olarak ticari faize hükmedilmesini talep etmiş; mahkeme ise, yasal faize karar vermiştir. Davaya konu kazaya karışan araçların tüzel kişi tacir olan davalılara ait ticari araçlar olduğu gözetilmek suretiyle, temerrüt faizi olarak avans faizine karar verilmesi gerekirken, yasal faize karar verilmesi de doğru olmamıştır.” şeklinde karar verilmiştir.
Davacı tarafın sigorta şirketi ile sulh olduğu anlaşıldığından mahkememizce hüküm altına alınan tutara kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının kalıcı iş göremezlik yönünden davasının KABULÜ İLE, ... TL kalıcı iş göremezlik tazminatının ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müteselsilen ve müştereken tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
2-Davacının ... ... Aş'ye karşı açtığı dava hakkında tarafların sulh olması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Davacının manevi tazminat talebinin KABULÜ İLE ... TL 'nin ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müteselsilen ve müştereken tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
Maddi tazminat yönünden;
4-Alınması gereken ...-TL karar ve ilam harcından peşin alınan (ıslah ile birlikte) ...-TL harcın mahsubu ile bakiye ...-TL harcın davalılar ... ve ...'den müselsilen ve müştereken tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan ... TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müteselsilen ve müştereken tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacının ... ... Aş ile sulh olması nedeniyle aleyhine vekalet ücreti takdir edilmesi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞNA,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ...-TL'nin davalılar ... ve ...'den müteselsilen ve müştereken tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Davacının yapmış olduğu davetiye, posta, ATK raporu ile bilirkişi giderinden ibaret toplam ...-TL yargılama giderinin ve ...-TL ilk dava masrafı ile ...-TL peşin harç (ıslah harcı ile birlikte) olmak üzere toplam ...-TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'den müselsilen ve müştereken tahsili davacıya VERİLMESİNE,
Manevi Tazminat Yönünden;
9-Alınması gereken ...-TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile eksik alınan ...-TL harcın davalılar ... ve ...'den müselsilen ve müştereken tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
10-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müselsilen ve müştereken tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
11-Davacının yapmış olduğu davetiye, posta giderinden ibaret toplam ...-TL yargılama giderinin ve ...-TL peşin harç olmak üzere toplam ...-TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'den müselsilen ve müştereken tahsili davacıya VERİLMESİNE,
12-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın yatırana İADESİNE,
Dair, e- duruşma talep eden davacı vekili ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/12/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza