T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/67 Esas
KARAR NO: 2024/507
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 27/01/2023
KARAR TARİHİ: 18/07/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... günü ... Caddesi istikametinde meydana gelen kazada, ...'ın sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı aracın yaya ...'a çarpması sonucunda trafik kazası meydana geldiğini, davalının dikkatsizliği ve kusuru neticesinde henüz bir çocuk olan ...'ın ağır şekilde yaralandığını ve hayatını kaybettiğini, trafik kazası sonucu vefat eden ...'ın; ... ve ...'ın çocuğu olduğunu, diğer davacı...'ın ise kardeşi olduğunu, mütevvefa ...'ın ... doğumlu olup, kaza tarihinde henüz 4 yaşında küçük bir çocuk olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre, sosyal hayatın normal akışına göre anne-baba çocuklarına, çocuklar anne-babalarına, eşler birbirlerine yaşarken maddi destekte bulunduklarını, uygulamada gelişen hukuki karine nedeniyle bu şahısların yaşarken birbirlerine maddi destekte bulundukları kabul edildiğinden destek olma olgusunun ispatlanmasına gerek olmadığını, müteveffanın annesi ..., babası ... ve kardeşi...'ın, ... 'ın ölümüyle onun sağladığı maddi ve manevi destekliğinden yoksun kaldıklarını, her anne-babanın, çocuğunun ölümü ile onun desteğinden yoksun kalacağı kabul edilmesi gerektiğini,6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere, uzman bilirkişiden alınacak tazminat hesap raporuna göre, her bir davacının tazminat tutarları belli olduktan sonra peşin harcı yatırmak suretiyle, davacıların maddi (destekten yoksun kalma) zararlarının davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, ölümlü trafik kazası neticesinde, cenaze giderleri de davada talep edilebilecek tazminat kalemleri arasında yer aldığını, KTK md.91 uyarınca trafik kazasına karışan aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) veya poliçe kapsamına göre İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (Kasko Sigortası) hangi sigorta şirketi tarafından yapılmışsa, o sigorta şirketinin de ölüm, yaralama veya diğer zararlardan sorumlu tutulacağını, kazaya sebebiyet veren ... plâka sayılı Trafik Sigortasını düzenleyen davalı şirket ... A.Ş. tarafından ... Poliçe No ile sigortalandığını, dolayısıyla sigortalı aracın karıştığı kazada meydana gelen kayıptan sigorta şirketinin de sorumluluğunun bulunduğunu, davalı sigorta şirketine ... tarihinde mail kanalıyla ve fiziki olarak ptt ile evraklar gönderilerek, başvuru yapıldığını, davalı şirket tarafından yasal süreler içinde talepleri karşılanmadığı için önce arabuluculuk başvurusu yapılmış akabinde huzurdaki davanın açıldığını açılmıştır. (Ek-2 Ekte mail yazışmaları, sigorta başvuru yazısı ve sigorta şirketine yazılı başvuru yapıldığını beyanla trafik kazasında ölüm nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca destekten yoksun kalma (maddi tazminat) isteğinin incelenmesine, harca esas ...-TL'nin ...-TL'si mütevefanın annesi ... için, ...-TL'si babası ... için, ...-TL'si kardeşi ... için, destekten yoksun kalma tazminatı yönünden toplanacak delillere göre tazminat hesabı yaptırılmasına, kazanın ölümle sonuçlanmış olması, ... plaka sayılı aracın davalı şirketçe sigortalanmış olması vs. sebeplere binaen, müteveffanın ailesinin bundan sonraki geçim masrafları için fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre, sigorta poliçesinde belirtilen teminat tutarları dahilinde, davalı şirkete başvuru tarihi olan ... tarihi itibariyle temerrüt faiziyle birlikte, destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze, defin giderleri, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalıya ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı sigorta şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı aleyhine açılan iş bu davanın yerinde olmadığından kabul edilmesinin mümkün olmadığını, öncelikle davalı açısından hak kaybı olmaması yönünden husumet, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, trafik kazalarında kusur durumlarını belirlemeye yetkili ve görevli kurum, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi olduğunu, bu açıdan kusur durumunun tespiti için adli tıp kurumu başkanlığından rapor alınmasını talep ettiklerini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince de trafik kazalarında kusur oranlarının tespit edilebilmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması gerektiğinin içtihat edildiğini, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 06.06.2002 tarihli 2002/2902 E- 2002/4436 K sayılı kararı gereğince, "Bu durumda mahkemece, ilgili ceza dosyası celp edilip, bilirkişi raporuna yapılan itirazlarda gözetilmek suretiyle uzman bilirkişi kurulundan veya Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir." denildiğini, ayrıca, müteveffanın olayda mütefarik kusurunun tartışılması gerektiğini, meydana gelen kazada, müteveffa ...'ın yaya geçidi olmayan yerde karşıdan karşıya geçmeye çalıştığını ve davalı şirket sigortalısının adeta önüne atlayarak kazanın oluşumuna sebebiyet vermiş olup; meydana gelen kazada müteveffanın tek, asli ve tam kusurlu olduğunu, müteveffanın kaza tarihinde 4 yaşında olduğunu, anne ve babanın TMK 369 hükümleri gereğince ev başkanı olarak sorumlulukları olduğunu, müteveffanın küçük çocuk, anne baba tarafından kontrolsüz bırakıldığını, çocuk yetiştirmenin gerekli kaidelerine aykırı davranıldığını ve temyiz gücünden yoksun olan müteveffa küçük çocuğun yaya geçidi olan yoldan değil emniyetsiz bir yoldan karşıya geçmeye çalıştığını, meydana gelen kazada davacıların asli, tek ve tam kusurlu olduğu hususunun da göz ardı edilmediğini, işbu davayı kabul etmemek kaydıyla bu sebeplerle, müteveffa küçüğün kusuru oranında indirim yapılmaksızın hüküm tesis edilemeyeceğini, Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesi gereğince; maddi tazminat biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanacağının belirtildiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun "II.Zararın ve Kusurun İspatı" başlıklı 50.maddesinde; "Zarar gören,zararın ve zarar verenin kusurunu ispat etmekle yükümlüdür." hükmü bulunduğunu, davacı tarafından eksik evrakların giderilmeksizin açılan davanın usulden reddinin gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminat koşullarının oluşmadığını, işbu davayı kabul etmemek kaydıyla, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre aktüer raporu tanzim edilmesi gerektiğini, işbu davayı kabul etmemek kaydıyla yetiştirme gideri indirimi yapılmaksızın hüküm tesis edilmeyeceğini, davacıların taleplerini kabul etmemek kaydıyla, davalı şirket aleyhine bir karar verileceği düşünülse dahi garameten paylaştırma ilkelerinin dikkate alınması gerektiğini, davalı sigortacının, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 96/2. maddesi gereğince, "Başka tazminat taleplerinin bulunduğunu bilmeksizin zarar görenlerin birine veya birkaçına kendilerine düşecek olandan daha fazla ödemede bulunan iyiniyetli sigortacı, yaptığı ödeme çerçevesinde, diğer zarar görenlere karşı da borcundan kurtulmuş sayılır.
" denildiğini, bu sebeple ilgili kaza sebebiyle davalı şirketin başka zarar gören var ise ödeme yapıp yapmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca zararın sigorta limiti dahilinde garameten paylaştırılması gerektiğinden, diğer zarar görenlerin başvurması ihtimali de bulunduğundan işbu hususun zamanaşımı süresince beklenilmesini talep ettiklerini, bu hususlara ilaveten, müteveffanın kardeşinin destekten yoksun kalma tazminatı talep etme haklarının hukuken doğmadığını, zira kardeşlerin birbirine kural olarak bakım görevinin olmadığını, davacı tarafın cenaze ve defin gideri taleplerinin reddi gerektiğini, davalı şirketin cenaze ve defin giderlerinden sorumlu olmadığını, mahkememizce bir an için sorumlu olabileceği kabul edilmesi halinde ; Yargıtay ... Hukuk Dairesi , Esas Numarası: ... - Karar Numarası: ... Karar Tarihi: ... tarihli kararında "...Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları gereği davalı taraf, davacıların meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan gerçek defin gideri zararlarının tazmini ile sorumlu olup davacı tarafın yerel örf ve adetlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu değildir...Mahkemece cenazenin defnedilmesi için yapılması zorunlu masraflardan davalı tarafın sorumlu tutulabileceği, taziyeye ilişkin giderlerden sorumlu tutulamayacağına ilişkin Dairemiz'in yerleşik uygulaması göz önünde bulundurularak; ölüm nedeniyle yapılan cenaze ve defin giderlerinin neler olduğu ve cenaze dolayısıyla yapılması zorunlu olan masrafların ilgili Belediyeden sorulması suretiyle makul, uygun miktarda cenaze ve defin masrafı tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir." denildiğini, faiz başlangıç tarihinin dava dilekçesindeki tarih olarak talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, işbu davayı kabul etmemek kaydıyla, tazminat hesabı lisanslı aktüerler tarafından yapılmacı gerektiğini, somut davada temerrüt faizi talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Antalya ...Asliye Ceza Mahkemesi'ne yazılan müzekkeremize gelen cevabi yazı ile ... Esas sayılı dosyaları uyap sistem üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.
... İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne yazılan müzekkeremize gelen cevabi yazı dosyamız arasına alınmıştır.
Antalya Sosyal Güvenlik Kurumuna yazılan müzekkeremize gelen cevabi yazı dosyamız arasına alınmıştır.
Davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak sigorta poliçesi ile hasar dosyası getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır.
Tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin tutanaklar dosyamız arasına alınmıştır.
Davacıların, dava ikame edilmeden önce zorunlu arabuluculuğa başvuru şartını yerine getirdiği görülmüştür.
... tarihli Ankara Adli Tıp Trafik ihtisas dairesi raporda özetle; "--- Sürücü ...’ın %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu, --- Müteveffa Yaya ... Doğumlu ...’ın davranışlarının sonuç üzerine %70 (yüzde yetmiş) oranında etkili olduğu" sonuç ve kanaatini bildirmiştir.
26/03/2024 tarihli aktüerya bilirkişinin sunduğu raporda özetle; "Dosyada mevcut belge ve bilgilere dayalı olarak yapılan ve yukarıda ayrıntılı olarak gösterilen inceleme sonucunda, hukuksal olarak deliller ile ZMMS Poliçe limiti kapsamında değerlendirilmesinin nihai takdir ve kabulü Sayın Mahkemenize ait olmak üzere;
1-Dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki davalı Sigorta Şirketine sigortalı ... plakalı otomobili ile yaya ...'a çarpışması neticesinde tedavi gördüğü hastanede ... tarihinde hayatını kaybeden müteveffa ...'ın talep edebileceklerinin kabulü halinde geride kalan hak sahibi davacı;
a-Anne ...'ın destekten yoksun kalma tazminatının ...
b-Baba ...'ın destekten yoksun kalma tazminatının ... olduğu,
2-Küçük ...'ın müteveffanın desteğinde olmaması sebebi ile zararının olmadığı,
3-Davacıların dava dilekçesinde cenaze ve defin giderleri talebi hususunda nihai kabul ve değerlendirme Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; cenaze ve defin giderlerine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından; işbu talebe ilişkin hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı..." sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
Davacılar vekilinin ... tarihli dava değer artırım dilekçesinde özetle : dava dilekçesinde ... için ...-TL talep edilmiş olan bedelinin ... - TL arttırılması ve (toplam ...-TL'ye çıkarılmasını), ... için ...-TL talep edilmiş olan bedelinin ...- TL arttırılması ve (toplam ...-TL'ye çıkarılmasını), dava dilekçesinde açıklanan nedenler ve bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini artırım dilekçelerinin kabulü ile yukarıda artırımı yapılan tazminat alacaklarının davalı şirkete başvuru tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte, ayrıca vekalet ücreti ve yargılama gideri ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; haksız fiil iddiasına dayalı destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacılar, kazada vefat edenin anne, baba ve kardeşidir.
Türk Borçlar Kanunu m. 50 gereği; zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Dava Konusu Kazada Kusur Yönünden Yapılan Değerlendirme:
Mahkememizce kusur oranlarının tespiti adına dosya ATK’ya tevdi edilmiştir. Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin ... tarihli raporunda raporunda “müteveffanın meskûn mahalde gündüz vakti olay yerine yakın mesafedeki yer çizgileri ve sürücüleri uyarıcı “Yaya Geçidi” levhasıyla belirlenmiş yaya geçidini veya yine olay yerine yakın yerde bulunan kavşak girişini kullanmadan, bölünmüş yolda kendisinden önce karşıdan karşıya koşarak geçen iki çocuğun arkasından yolun karşısına geçmek için kendi can güvenliğini tehlikeye atacak biçimde annesinin yanından aniden ayrılıp kontrolsüzce ve koşarak yola girdiği; dava dışı sigortalı araç sürücüsü yönünden ise yaya geçidi üzerinden geçtikten sonra hemen 15 m ileride ve kavşak yaklaşımı olan yerde, koşarak yola giren yayaya karşı zamanında etkin tedbir alamayıp çarptığı” gerekçeleriyle dava dışı sigortalı araç sürücüsünün kazada %30, müteveffanın ise %70 oranında kusurlu olduğunu bildirmiştir.
TBK 74. maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmüne yer verilmiştir. "TBK.74 maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa, kazadaki kusur oranlarını belirlemenin teknik bilgiyi gerektiren bir yönü bulunmamaktadır.(Aynı yönde bkz. Yargıtay 17. H.D. 2019/2909 E. 2020/7805 K.)
Buna göre yukarıda anılan TBK 74 maddesi ile HMK 266. maddeleri ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin anılan kararları bir arada değerlendirildiğinde kusur oranlarının belirlenmesi konusunda mutlak rapor alınması zorunlu olmadığı gibi bu alınan raporların da herhangi bir şekilde bağlayıcılığı bulunmamaktadır, dosya arasındaki bilgilerden kazanın ne şekilde gerçekleştiği belirlenebiliyor ise kusur oranın hâkim tarafından belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkememizce tarafların bilirkişi raporuna itirazları da değerlendirilerek, kusur yönünden raporun mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli, yasaya ve oluşa uygun olduğu, raporun ve kaza tespit tutanağının kusur değerlendirmesi yönünden mutabık nitelikte olduğu, kazada müteveffanın meskûn mahalde gündüz vakti olay yerine yakın mesafedeki yer çizgileri ve sürücüleri uyarıcı “Yaya Geçidi” levhasıyla belirlenmiş yaya geçidini veya yine olay yerine yakın yerde bulunan kavşak girişini kullanmadan, bölünmüş yolda kendisinden önce karşıdan karşıya koşarak geçen iki çocuğun arkasından yolun karşısına geçmek için kendi can güvenliğini tehlikeye atacak biçimde davacı annesinin yanından aniden ayrılıp kontrolsüzce ve koşarak yola girdiği; dava dışı sigortalı araç sürücüsü yönünden ise yaya geçidi üzerinden geçtikten sonra hemen 15 m ileride ve kavşak yaklaşımı olan yerde, koşarak yola giren yayaya karşı zamanında etkin tedbir alamayıp çarptığı, her iki tarafın da kusurlu oldukları anlaşılmakla; dava konusu kazanın meydana gelmesinde dava dışı sigortalı araç sürücüsünün %30 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın ise %70 oranında kusurlu olduğu takdiren kabul edilmiştir.
Talep Edilebilecek Maddi Tazminatın Bedeli Yönünden Yapılan Değerlendirme:
Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarında sahip oldukları sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmeleri için muhtaç oldukları paranın ödettirilmesidir. Yani, haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse, TBK'nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçekleşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir. Ancak, ölenin sadece mali olarak değil bakım ve hizmet etmek suretiyle anne babasına destek olabilmesi için de, her şeyden önce kendi sağlık durumunun bu bakım ve hizmeti sağlamaya elverişli olması gerekir.
Somut olayda dosyamız aktüerya bilirkişine tevdi edilmiş, bilirkişi 26/03/2024 tarihli raporunda sonuç olarak;" meydana gelen kaza sebebi ile ... tarihinde hayatını kaybeden müteveffanın ölümü nedeni ile talep edebilecek maddi tazminatların;
-davacı baba yönünden destekten yoksun kalma tazminatının ... TL olduğunu,
-davacı anne yönünden destekten yoksun kalma tazminatının ... TL olduğunu, bildirmiştir.
Bilirkişi raporunda esas alınan müteveffa ücretinin, hesaplama yönteminin, kusur oranlarının, poliçe limitinin, müteveffanın çocuk olması nedeniyle yetiştirme giderinin ve diğer tespitlerin yapıldığı yargı ve mahkeme denetimine elverişli olduğu anlaşılarak hükme esas alınmıştır.
Davacı Kardeşin Destek Yoksun Kalma Tazminatına Hak Kazanıp Kazanmadığı Yönünden Yapılan Değerlendirmede:
Kardeşin kardeşe destekliği için, Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, küçük çocuklar yalnızca anne ve babalarının varsayımsal (farazi) desteği olup, kardeşler yönünden varsayımsal desteklik söz konusu olamaz. Öte yandan ileri yaşlarda dahi kardeşin kardeşe destek olması için, yasalarda öngörülen özel koşullar bulunmalıdır. Bunlardan başlıcaları, destek tazminatı isteyen kardeşin özel bakımı gerektirecek derecede sakat veya iyileşmeyen bir hastalığa yakalanmış bulunması ya da ayırtım gücünden yoksun, akıl ve sinir hastası olması, bunların dışında anne ve babanın ölmüş olması ya da çok yoksulluk içinde bulunmaları; buna karşılık desteklik edecek kardeşin, gerek parasal yönden ve gerekse yaşam koşulları içerisinde bakım gücünün ve olanaklarının bulunması gerekmektedir. Görüldüğü gibi, kardeşin kardeşe destekliği için çok özel koşullar bulunmalı ve bunlar kanıtlanabilmelidir.
Diğer taraftan önemle belirtilmelidir ki aynı çatı altında yaşayan kardeşlerin birbirlerine yardım ve hizmet ederek destek olabilecekleri de kabul edilebilir. Gerçekten de aynı çatı altında yaşayanların eylemli ve düzenli olarak yapılan hizmet edimleri bir kimsenin destek sayılması için yeterli olabilecektir.
Nihayet eğer koşulları varsa ve ölen kardeşin desteğinden yoksun kalındığı kanıtlanabiliyorsa, tazminat hesabında yoksun kalan kardeşin destek payı, en fazla ana – babanın destek payı kadar kabul edilebilir. Evlenmemiş ve uzun süreden beri bir arada yaşayan, yaşları bir hayli ilerlemiş kardeşler, ortak yaşamı seçmiş olacaklarından, bunlardan birinin ölmesi halinde, sağ kalanın destek payı karı-koca arasındaki paylaşımda olduğu gibi değerlendirilebilir.
Somut olayda, davacı kardeş ...’ın Yargıtay uygulamasına göre kabul edilen şartları taşımadığı değerlendirilerek bu davacı yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Netice itibariyle hükümde yazan bedellerde destekten yoksun kalma tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
Davalı sigorta şirketine davadan önce davacılar tarafından gönderilen ihtarname ... tarihinde tebliğ olmakla sigorta şirketi yönünden temerrüdün ... tarihinde oluştuğunun kabulü gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ... yönünden davanın kabulü ile ... tarihinde meydana gelen kazada ...plakalı aracın müteveffaya çarpması neticesinde ... TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak bu davacıya ödenmesine, alacağa ... tarihinden itibaren yasal faiz oranında faiz işletilmesine; cenaze ve defin giderleri talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına,
2-Davacı ... yönünden davanın kabulü ile ... tarihinde meydana gelen kazada ...plakalı aracın müteveffaya çarpması neticesinde ... TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak bu davacıya ödenmesine, alacağa ... tarihinden itibaren yasal faiz oranında faiz işletilmesine; cenaze ve defin giderleri talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına,
3-Davacı ... yönünden davanın reddine, cenaze ve defin giderleri talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harç, ... TL tamamlama harcı olmak üzere toplam ... TL’nin mahsubu ile kalan ... TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Karar kesinleştiğinde Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi ... E. sayılı dosyasının mahkemesine iadesine,
7-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL’nin davalıdan alınarak davacılar ... ve ...'e ödenmesine,
8-Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan toplam ... TL masrafın kısmen kabul kısmen red oranına(... / ...) göre hesaplanan ... TL’sinin davalıdan alınarak davacılar ... ve ...'e ödenmesine, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
9-Davacı ... ve ... kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak bu davacılara ödenmesine,
10-Davalı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davacı ...’den alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren davacı ...’den yönünden KESİN olmak; diğer taraflar yönünden HMK'nin 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/07/2024
Katip ...
¸E- İmzalı
Hakim ...
¸E- İmzalı