T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/726
KARAR NO: 2023/632
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/06/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin ... ... A.Ş. iştiraki olan ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında yatırım hizmeti faaliyetinde bulunmak üzere kurulmuş geniş yetkili bir aracı kurum olduğunu, yatırımcılara/müşterilerine, kaldıraçlı alım-satım işlemlerine aracılık hizmeti verme yetkisine de sahip olduğunu, davalının da, müvekkili şirketin ... hesap numaralı müşterisi olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında Sermaye Piyasası Araçları Alım Satıma Aracılık İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi (Çerçeve Sözleşme) ve Kaldıraçlı Alım-Satım İşlemlerine Aracılık Sözleşmesi (Sözleşmesi) imzalandığını, bahsi geçen sözleşmelere istinaden davalının müvekkili şirket nezdindeki hesabında kaldıraçlı alım-satım işlemleri yaptığını, 17 Kasım 2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 19. maddesi ile; 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere, davalının yapmış olduğu kaldıraçlı işlemlere ilişkin sözleşmelerden elde edilen kazançların da 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67. Maddesi kapsamında stopaj kapsamına alındığını, yasal düzenleme ile birlikte davalı ile akdedilen sözleşmeler kapsamında davalının yapmış olduğu kaldıraçlı işlemlere ilişkin vergi/stopaj yükümlülüğü getirildiğini, söz konusu yasal değişikliğin müvekkili şirketin tüm müşterilerine duyurulduğunu ve müşterilere yasal düzenleme ile getirilen stopaj hakkında bilgi verildiğini, duyurulara/bildirimlere rağmen davalının 2021 yılı 4. çeyrek dönemine ilişkin olarak sorumlu olduğu vergi/stopaj tutarını ödemediğini, davalının işlemlerinden doğan stopajın müvekkil şirket tarafından Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesine ilgili beyan dönemi içerisinde beyan edilerek süresinde ödendiğini, Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) sistemine yüklenen B-Trans dosyasından bu durumun tespit edilebileceğini, davalının işlemlerinden doğan stopajı süresinde ödememiş olduğundan bu tutarın davalının hesabına yansıtıldığını ve davalının hesabında eksi bakiye oluştuğunu, müvekkili şirketçe ilgili beyan dönemi içerisinde söz konusu stopaj tutarı ödenmek zorunda kalındığından davalının müvekkili şirkete borçlu olduğunun da açık olduğunu, davalıya ... Noterliği aracılığıyla ... numaralı ihtarname gönderilerek durumun bildirildiğini ve ödeme talep edildiğini ancak davalının borcunu ödemediğini, hesapta oluşan eksi bakiyenin tahsili için ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yetkiye ve borca haksız şekilde itiraz edildiğinden yetki itirazı uyarınca dosyanın yetkili gösterilen Antalya İcra Dairesine gönderildiğini, davalının müvekkili şirketçe başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek davalı tarafın Antalya İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, alacağı sürüncemede bırakan kötü niyetli davalı taraf aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosya, ilk önce, Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesine tevzi edilmiş ancak HSK iş bölümü ilişkisi nedeniyle mahkememize gönderilmiştir.
Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir.
Mahkemelerin görevi dava şartıdır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ve yokluğu gerekli olan hallere ise dava şartları denir (KURU/Baki// ARSLAN/Ramazan/YILMAZ/Ejder., Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s. 303)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde, "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar" deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2005/9-546 E.N , 2005/611 K.N., 26/10/2005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115'e göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
Görev kuralları kamu düzenindendir ve re'sen dikkate alınır, dava şartıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1097 esas, 2019/458 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
Somut olayda, özetle; davacı vekili, davalının, aralarındaki dava dilekçesinde bahsettiği sözleşmeler kapsamında kaldıraçlı alım satım işlemleri yaptığını, davalı ile akdedilen sözleşmeler kapsamında davalının yapmış olduğu kaldıraçlı işlemlere ilişkin vergi/stopaj yükümlülüğü getirildiğini, söz konusu yasal değişikliğin müvekkili şirketin tüm müşterilerine duyurulduğunu ve müşterilere yasal düzenleme ile getirilen stopaj hakkında bilgi verildiğini, duyurulara/bildirimlere rağmen davalının 2021 yılı 4. çeyrek dönemine ilişkin olarak sorumlu olduğu vergi/stopaj tutarını ödemediğini, davalının işlemlerinden doğan stopajın müvekkil şirket tarafından Kurumlar Vergi Dairesine ilgili beyan dönemi içerisinde beyan edilerek süresinde ödendiğini, Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) sistemine yüklenen B-Trans dosyasından bu durumun tespit edilebileceğini, davalının işlemlerinden doğan stopajı süresinde ödememiş olduğundan bu tutarın davalının hesabına yansıtıldığını ve davalının hesabında eksi bakiye oluştuğunu, müvekkili şirketçe ilgili beyan dönemi içerisinde söz konusu stopaj tutarı ödenmek zorunda kalındığından davalının müvekkili şirkete borçlu olduğunun da açık olduğunu, davalıya ... Noterliği aracılığıyla ... numaralı ihtarname gönderilerek durumun bildirildiğini ve ödeme talep edildiğini ancak davalının borcunu ödemediğini, hesapta oluşan eksi bakiyenin tahsili için ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yetkiye ve borca haksız şekilde itiraz edildiğinden yetki itirazı uyarınca dosyanın yetkili gösterilen Antalya İcra Dairesine gönderildiğini, davalının müvekkili şirketçe başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.
Kaldıraçlı alım satım işlemleri ya da kaldıraçlı işlemler, ülkemizde ilk olarak, 6111 sayılı Kanun ile değişik Mülga 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SerPK)’nun 30’uncu maddesine eklenen “döviz, mal, kıymetli maden veya Kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı alım satımı, alım satımına aracılık ve bu işlemlere yönelik hizmetlerin yerine getirilmesi” şeklindeki düzenleme ile sermaye piyasası faaliyeti olarak kabul edilmiştir.
Söz konusu işlemler daha sonra yürürlüğe giren 6362 sayılı SerPK’nın 3/ (1)-u maddesi ile türev araçlar kapsamına dâhil edilmiştir. Kaldıraçlı işlemlere yönelik ülkemizde SPK tarafından öncelikle “Seri: V, No:125 Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ yayımlanmış, ardından Kurulca “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (III- 37.1)” yayımlanarak bu Tebliğ ile önceki Seri: V, No:125 Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır. Adı geçen yeni Tebliğ m.3/(1)-g’de kaldıraçlı işlem, “yatırım teminatı karşılığında, döviz ve kıymetli madenler ile SPK tarafından belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı olarak elektronik ortamda oluşturulmuş bir platformdaki alım satım işlemleri” olarak tanımlanmıştır ( Aydın, E./ Ayyıldırım, K.: Kaldıraçlı İşlemler ve Vergilendirilmesi, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 11, Sayı 1, 2015, s.27).
Yanlar arasında Kaldıraçlı Alım Satım Alım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu Sözleşme’nin “B. Konu ve Kapsam” başlıklı bölümünde işbu sözleşmenin 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve SPK’ca çıkarılmış olan “seri: V, no:125 Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslara Hakkında Tebliğ” ve ilgili sair mevzuat hükümleri çerçevesinde döviz, mal, kıymetli maden ve Kurulca belirlenecek diğer varlıkların ticari amaçlı kaldıraçlı alım satım emirlerinin aracı kurum tarafından piyasa yapıcı sıfatıyla müşteriye sunulan işlem platformu ve/veya işlem masası aracılığıyla gerçekleştirilmesi sırasında uyulması zorunlu genel nitelikteki şartlar ile Tarafları bağlayıcı hak ve yükümlülükleri kapsadığı belirtilmiştir.
Bu genel açıklamadan sonra uyuşmazlığın hangi mahkemede görülmesi gerektiği hususunun yasal düzenlemelere göre değerlendirilmesi gerekir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’un 3’üncü maddesinde tüketici; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi”, sağlayıcı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi”, satıcı ise “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmış, Kanun’un 73’üncü maddesinin birinci bendinde ise tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklarda da tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş olup, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun’un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceği de 83’üncü maddesinin ikinci bendinde açıklanmıştır.
6502 sayılı TKHK’nın 49’uncu maddesi “Finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler” başlığı altında finansal hizmetlerin, her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade edeceği, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşme, finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler olduğu belirtilmiştir.
Tüketici sözleşmesinde iki taraf mevcut olup, zıt amaçların güdülmesi gerekmektedir. (Aydoğdu, M.; Tüketici Hukuku Dersleri, Ankara 2015, s. 59,60).
Tüketici mahkemesinin görevli olması için öncelikle uyuşmazlığın bir tüketici uyuşmazlığı olması gerekir. Hangi tür uyuşmazlıkların tüketici uyuşmazlığı olduğu ise dava konusu işlem veya uygulamanın taraflarından birinin tüketici, diğerinin ise girişimci/satıcı/sağlayıcı olmasına göre belirlenmektedir (Topuz, G.; Tüketici Mahkemeleri, Ankara 2018, s.37).
6502 sayılı TKHK’nın 49’uncu maddesi finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler yatırım hizmetlerini de tüketici hukuku kapsamı içine almıştır.
Tüm dosya kapsamı, dava dilekçesi ekindeki sözleşme örnekleri göz önüne alınarak; uyuşmazlıkta, ticaret mahkemesinin görevli olmadığı, 6502 sayılı TKHK’nın 49’uncu maddesinde belirtilen finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmenin bulunduğu, yatırımcı ile tüketicinin kesiştiği noktada davacının tüketici hukuku kapsamında korunması gerektiği, sözleşmelerin ticari amaçlı olmadığı, bu kapsamda davalının tüketici, davacının sağlayıcı olduğu, bu sebeple 6502 sayılı TKHK’nın 73/1 ve 83/2’nci maddeleri gereğince tüketici mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla, usulden ret kararı vermek gerekmiştir.(Emsal olarak; Yargıtay 11. HD, 2017/2141 E, 2017/4020 K; 2017/692 E, 2017/1363 K; 2016/11909 E, 2016/8559 K; 2016/11038 E, 2016/8223 K; 2016/90 E, 2016/6987 K; 2016/96 E, 2016/536 K; Adana BAM 14. HD, 2023/497 E, 2023/523 K; Sakarya BAM 4. HD, 2023/360 E, 2023/962 K)
HÜKÜM: Nedenleri gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın, MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZ olması nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Dosyanın karar kesinleştiğinde NÖBETÇİ ANTALYA TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemede dikkate alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/12/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır