T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/747 Esas
KARAR NO: 2024/488
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/11/2023
KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ... ve ..., dava dışı alacaklı ... arasında toplam 6 adet olmak üzere ... tanzim ve ... ,..., ..., ..., ... ve ... vade tarihli ve her biri ... TL bedelli bonoları imzaladığını, dava dışı alacaklı ..., senetleri kız kardeşi davalı ...(...)na ciro yaptığını, müvekkiller hakkında ... tarihinde örnek 10 ile Antalya Genel İcra Dairesi ... E.(eski Antalya ...İcra ...) ile takip başlattığını, müvekkilleri ,dava dışı alacaklı ...'a olan borçlarını ödediğini, takibe koyulan senetlerin tanzim tarihi ... ve vade tarihleri ... ve ... yılları olduğunu , yani tarafların arasında tutulan tutanağın tarihinden önce olduğunu, müvekkiller ...'a olan borçlarının tamamını ... tarihinde ödediğini, alacaklı ..., müvekkillerin bilgisizliğinden faydalanarak senet(bono) metnini vermediğini, tutanak tutarak müvekkilleri yanılttığını ve senet metnini daha sonra vereceğini söylediğini, müvekkilleri borcunun tamamını ödemesine rağmen alacaklı ..., davalı kız kardeşini aracı kullanarak mükerrer tahsilat yapmaya çalışıldığını, dosyaya sunmuş oldukları tutanağın senet hükmünde olduğunu, karşı taraf için borçlu olmadıklarına dair kesin delil olduğunu, dava dışı-..., tutanağın tutulduğu tarihten(...) yaklaşık iki yıl sonra senetleri davalı kız kardeşi ...(...) ciro yaptığını, ve Antalya ... İcra Dairesinde ... esas no ile takibe koyduğunu, alacaklı ile müvekkillerin aralarında tutulan tutanağa rağmen iki yıl sonra senetleri kardeşi üzerinden icraya koyması kendi aralarında anlaştığının kanıtı olduğunu, ayrıca kardeşlerin aralarındaki borç ilişkilerini ispat yükü davalının üzerinde olduğunu, fakat dava dışı-... ortamın yatışmasını iki yıl beklediğini ve kardeşi üzerinden icra takibini başlattığını, davalı-... haksız alacağını almak maksadıyla müvekkil ...'ına miras kalan ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... Parseldeki tarlasını ihale yoluyla sattırmak için yetki alarak ... Sulh Hukuk Mahkemesinde ... Esas no ile ortaklığın giderilmesi davası açtığını ve mahkeme bahse konu taşınmazın açık artırma yoluyla satılmasına karar verdiğini, bahse konu taşınmaz ... Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu ... Esas no ile ... Günü ihale ile satılacağını, fakat şu anda borcu bütün ferileriyle ödeyecek gücü olmadığını, bahse konu ihalenin durması gerektiğini, ... hakkında ... C.Başsavcılığına bedelsiz senedi koyma suçundan suç duyurusunda bulunduklarını, alacağın zamanaşımına uğradığını, somut olayda Antalya Genel İcra ... takip nolu dosyanın alacaklısı ...'ın ciranta konumunda olduğunu, takibe geçtiği tarih ... olduğu, senetlerin vade tarihi olan ... tarihi ile takip tarihi arasında 1 yıldan fazla bir zaman söz konusu olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı defileri olduğunu, davalı ... ile zorunlu olarak arabuluculuk dairesine başvurduğunu, yapılan toplantıda tarafların anlaşamadığını, teminatın icra veznesindeki paranın dava sonuçlanıncaya kadar davalıya ödenmemesi yönünde İhtiyat-i Tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasında ...-TL'lik kısım için borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini, davalıdan istenen %20 kadar tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, uzun yıllardır icra takibi yapılan bu alacaktan haberdar olduğunu, ödeme emri usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, dava dışı ..., müvekkilin kardeşi olduğunu, Müvekkili o dönem boşanma aşamasında olduğu için kendi işleri ile ilgilenemediğini, dava dışı kardeşi, müvekkile ait 23 adet ineği davacılara sattığını, kalan bedel karşılığı senet aldığını, ineklerin satışını müvekkilin kardeşi yaptığından senette lehdar da o gösterildiğini, akabinde, takibe konu senetlerin gerçek alacaklısı müvekkil olduğunundan dava dışı ...'ın senedi ciro ederek müvekkile teslim ettiğini, senet bedelleri ödenmeyince müvekkil de icra takibi başlattığını, bu kapsamda, müvekkil kendisine ait büyükbaş hayvanlarının bedelini tahsil etmek için dava konusu icra takibini başlattığını, davalı taraf, kendilerinin dava dışı alacaklı ...'a olan borçlarını ödediğini, takibe koyulan senetlerin tanzim tarihinin ... ve vade tarihlerinin ... ve ... yılları olduğunu, yani tarafların arasında tutulan tutanağın tarihinden önce olduğunu, müvekkillerin ...'a olan borçlarının tamamını ... tarihinde ödediklerini iddia ettiğini, müvekkili dava konusu senetleri, yukarıda açıklanan nedenle, ciro yolu ile iktisap ettiğini, müvekkili dava dışı ...'a söz konusu belgeyi sorduğunu, müvekkile söz konusu tutanağın takip konusu senetlere ilişkin olmadığını, davacılar ile aralarında olan başka senet alacaklarına dair olduğunu ifade etmiştir. Dava dışı ..., kendisine ait olan hayvanları da davacılara sattığını ve karşılığında senet aldığını, dava dışı ..., tahsil etmiş ise, kendi sattıkları hayvanlar için düzenlenen senet bedellerini tahsil ettiğini, müvekkile ait olan inek bedeli için düzenlenen senet bedellerin ise ödenmediğini, takibe konu bonolar müvekkile ait olan ve davacılara satılan ineklerin karşılığı verildiğini, ancak, takibe konu bonolardan kaynaklı borç ödenmediğini, Bu nedenle, davanın reddine karar verilmesini, ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkilin alacağını geç alması durumu olduğundan davacıların alacağın %20'sinden aşağı olmak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Antalya Genel İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... esas sayılı dosyası celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
... C.Başsavcılığına müzekkere yazılarak ... soruşturma sayılı dosyası celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
... tarihli ... nolu ön inceleme celsesinin ... nolu ara kararında Antalya CBS'nin ... Soruşturma sayılı dosyası celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
... tarihli ... nolu ön inceleme celsesinin ... nolu ara kararında Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ... tarihi itibariyle kapak hesabı celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
... tarihli ... nolu celsenin ... nolu ara kararında Antalya Arabuluculuk Bürosundan ... nolu dosyadaki sarf kararı celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davacı taraflar, dava konusu bonoların icra takibine geçildiği tarih olan ... itibariyle TTK 749. maddesine göre zamanaşımı oluştuğundan bono vasfına haiz olmadığını, lehtar ile ciranta arasında kardeş aile bağı olmakla cirantanın kötü niyetli olduğunu, dava dışı bono lehtarına olan borcu ödediklerini, bono lehtarından da bonolar yönünden ibra edildiklerini beyan eden bir yazılı belgenin bulunduğunu iddia etmektedir. Davalı taraf ise bonoların zamanaşımına uğramadığını, davalı cirantanın bonoyu elde ederken kötü niyetli olmadığını, ibranamenin dava konusu olan bonoların değil başkaca alacaklara ilişkin olduğunu savunmaktadır.
TTK'nin 778. maddesinin atfı ile 749. maddesinde “(1)Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” Düzenlemesi bulunmakla dava konusu bonoların vade tarihleri(..., ..., ..., ..., ... ve ...) ve bonoların takibe geçildiği tarih (...) itibariyle ..., ... vade tarihli iki adet bononun zamanaşımına uğradığı ve bono vasfına haiz olmadığı, diğer dört bono yönünden ise zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı bono vasfına haiz olduğu anlaşılmaktadır.
Bono, bir kıymetli evraktır. TTK m. 645 gereği; Kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da devredilemez. Kıymetli evrak hukukunda genel kural olarak belirtmek gerekir ki; Adi senetle kıymetli evrak arasındaki önemli bir fark olarak, Türk Borçlar Kanunu gereği (m. 103), alacaklının alacağını tahsil için, senedi borçluya iade etmesine gerek yoktur, sadece tahsil karşılığında borçluya bir makbuz vermesi yeterlidir. Daha sonra senet borçluya ibraz edilip ödeme talebinde bulunulsa, borçlu makbuzu göstererek ikinci kez ödeme yapmaktan kurtulur. Buna karşılık, kıymetli evrakta borçlu borcunu senedi ibraz etmeyen kimseye kural olarak ödeme yapmaya yetkili değildir. Borcunu ödediği zaman kıymetli evrakın kendisine verilmesini istemek zorundadır. Aksi halde, alacaklı kendisine ödemeye karşılık bir makbuz vermiş olsa bile sonra kıymetli evrakı kendisine ibraz edene ikinci kez ödeme yapmak zorunda kalabilir. (PULAŞLI, Hasan; Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2019, s. 4-5; ÜLGEN, Hüseyin/HELVACI, Mehmet/KAYA, Arslan/NOMER ERTAN, N. Füsun; Kıymetli Evrak Hukuku, 12. Bası, Vedat Kitapçılık, 2019, s. 20; BOZER, Ali/GÖLE, Celal; Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2020, BTHAE, s. 20; ÖZTAN, Fırat; Kıymetli Evrak Hukuku, 16. Bası, 2009, Turhan Kitapevi, s. 15)
Aksi iddialar ispat hukukunun konusudur ve somut olaydaki gibi davacı senedin bedelsiz kaldığı iddiasına dayanarak menfi tespit talep ettiğinden, davacı tarafça öncelikle, senedin bedelsiz olduğunun HMK 200. maddesi uyarınca yazılı belge ile kanıtlanması, sonra da davalının, dava dışı kardeşi lehtarın cirosu ile hamil olması nedeniyle, TTK 687. maddesi uyarınca bonoyu ciro yolu ile alırken bile bile borçluların zararına hareket ettiğinin kanıtlanması gerekir.
Medeni usul hukukunda senet bir kesin delildir ve bunu geçerlilik şartı olan yazılı şekil ile karıştırmamak gerekir (ARSLAN, Ramazan/YILMAZ, Ejder/TAŞPINAR AYVAZ, Sema/HANAĞASI, Emel; Medeni Usul Hukuku, 6. Baskı, 2020, Yetkin yayınları, s. 409) Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; dava dışı lehtar tarafından, davacılara "... tarih itibariyle aşağıda isimleri yazılı olan kişilere bu tarihten itibaren hiçbir alacağım kalmadığını beyan ederim. Senetlerin tamamını kendi el yazım ile yazdım.” şeklinde açıklamalı ibraname teslim edildiğini beyan etmiştir ve dava dilekçesi ekinde bir örneğini yazılı delil olarak sunmuştur.
Somut olayda, davalı taraf bahsi geçen ... tarihli belgenin dava dışı lehtar tarafından davacılara teslim edildiğine itiraz etmemiştir. Ancak bu ibranamenin dava konusu bonolarla ilgili olmadığını ileri sürmekle, davalıya ait 23 adet ineğin kardeşi lehtar aracılığı ile davacılara satıldığını, davacıların da alım bedelini ödemek için dava dışı lehtara bono keşide ederek teslim ettiklerini, lehtarın daha sonra ineklerin maliki olan davalıya bonoları ciro ettiğini, dava dışı lehtarın davacılara bu 23 adet inekten başka lehtara ait hayvanlar da sattığını, lehtarın ... tarihli belgedeki ibrasının lehtara ait olan hayvanlara ilişkin olduğunu savunmuştur.
Her ne kadar davalı böyle bir olay örgüsünü ileri sürmüş ise de, dava dilekçesi ekinde de delil olarak sunulan ibraya ilişkin belgede "... tarih itibariyle aşağıda isimleri yazılı olan kişilere bu tarihten itibaren hiçbir alacağım kalmadığını beyan ederim. Senetlerin tamamını kendi el yazım ile yazdım.” ibaresi yazmakla, o tarih itibariyle dava dışı kişinin lehtar, davacıların ise borçlu bulunduğu tüm senetlerden dolayı davacıların lehtara herhangi bir borcunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu ibraya ilişkin belge davalı tarafından inkâr edilmemiş bonoda geçen borcun az önce
ayrıntılı biçimde açıklandığı olay örgüsünden dolayı ödenmediği savunulmuştur. Bu kısım için artık ispat külfeti davalı tarafa geçmiştir. Davacılar ile dava dışı lehtar arasında, dava konusu bonolar nedeniyle bir borç ilişkisinin kalmadığı iş bu ibraya ilişkin dava dilekçesi ekinde sunulan yazıdan anlaşılmaktadır. Davacılar, davalıya karşı borçlu olmadığını bu belge/yazılı delil ile ispatlamıştır. Bunun aksi, davalı tarafından usule uygun olarak (yazılı delil) ispat kuralları çerçevesinde dosya kapsamında ispatlanmamıştır.
Diğer yandan davacılar, dava dışı lehtar ile davalının kardeş olduklarını, Yargıtay kararları gereği taraflar arasındaki yakın akrabalığın kötü niyeti gösterdiğini belirterek de borçlu olmadıklarının hüküm altına alınmasını talep etmektedir.
Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def’idir. Bedelsizlik bir kişisel def’i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 778/1,a maddesi gereği bonolarda da uygulanma imkanı olan TTK’nin 687. maddesinin birinci fıkrası, “Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’iler başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun…” düzenlemesini içermektedir. Bu hükme göre şahsî def ‘ilerin kural olarak hamile karşı ileri sürülmesi söz konusu değildir. Ancak hamil poliçeyi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket ederse, bu durumda şahsî def’iler hamile karşı da ileri sürülebilecektir.
Davacılar, davalı cirantanın dava konusu bonoyu iktisap ederken bile bile kendilerinin zararına hareket ettiğini ispat etmelidir. Bu husus tanık dahil her türlü delille ispat edilebilecektir.(Yargıtay 11. HD., 2020/5479 E, 2022/2625 K; 2020/6253 E, 2021/4783 K; 2020/4825-4971 E ve K)
Dosya kapsamındaki nüfus kayıtlarından dava dışı lehtar ile davalının kardeş oldukları anlaşılmıştır. Davacılar, ispat etmek istediği vakıayı bir resmi kayıtla ispatlamıştır. Davalıların kardeş olduklarına cevap dilekçesinde de itiraz edilmemiştir.
Davacı, dava dışı lehtarın cirosu ile davalının hamil olması nedeniyle, TTK 687. maddesi uyarınca bonoyu ciro yolu ile alırken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin kanıtlamalıdır. Taraflar yakın akrabadırlar.
Yukarıda da belirtildiği üzere; Yargıtay'ın "Hâmil, senedi ciro yoluyla devralırken «bilerek borçlunun zararına hareket etmişse» (TTK. mad. 687, 659/2, 825/2) yani, borçlunun senedi kendisine ciro eden kimseye karşı ileri sürebileceği nispi def’ileri ileri sürmesine engel olmak için bu senedi «hileli anlaşma» sonucunda devralmışsa, kötü niyetli sayılır ve borçlu bu kötü niyetli hâmile karşı da, bu senet dolayısıyla -«hiç» ya da «senette yazılı olduğu kadar»- borçlu olmadığı konusunda, senedi ciro edene karşı ileri sürebileceği kişisel def’ilere dayanarak «olumsuz tespit davası» açabilir (Yargıtay 19. H.D. 04/12/2013 t. 14773/19286; 05/10/2011 t. 1423/11961; 24/06/2008 t. 11751/6986). Bu durumda, davacı borçlunun önce «dava konusu senedin karşılıksız olduğunu» -yazılı (daha doğrusu; kesin) delillerle- kanıtlaması, daha sonra davalı - hâmilin kötü niyetli olduğunu -her türlü kanıtla örneğin; tanıkla- ispat etmesi gerekir. Ayrıca, davalı - hamilin kötü niyetli olduğu, bir takım «delil ve karinelerden» de kolayca anlaşılabilir. YÜKSEK MAHKEME; «senet hâmilinin senet lehtarının ortağı, oğlu, işçisi ve yakın akrabası, kardeşi, damadı olması halinde» iyi niyet iddiasında bulunamayacağını -yani, kötü niyetli sayılacağını- kabul etmiştir." [...; "MENFİ TESPİT VE İSTİRDAT DAVALARI (İİK. M.72)" Bilge Yayınevi; Ankara 2017; s.81-82] Dava dilekçesi içeriğinde de davacı taraf da bir kısım Yargıtay kararları belirtmiştir.
Davalıların yakın akraba, (kardeş) olmaları göz önüne alınarak, davalının bonoları ciro ile devralırken dava dışı lehtar ile davacılar arasındaki hukuki durumu, alacağın kalmadığını bilmesi hayatın olağan akışı gereğidir ve bu yönde bir karine mevcuttur ki karine, sözlük anlamı bakımından karışık bir iş veya sorunun anlaşılmasına ve çözümlenmesine yarayan durum, ipucu, belirtidir. En genel anlamıyla karine, bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun çıkarımıdır. Dolayısıyla karine, bilinen bir olaydan, bilinmeyen diğer bir olayın veya hukuki durumun varlığı veya yokluğu sonucunun çıkarılmasına olanak vermektedir. Genel olarak karineleri, fiili ve kanuni olmak üzere, iki grupta toplanmaktadır. Bu bağlamda, fiili karineler, bir hukuk kuralı ile bağlı olmaksızın, hâkimin insanlar ve yaşam konusunda ortaya çıkan tecrübe kurallarından yararlanarak belli olmayan olaylar hakkında sonuç çıkarmasına yaramaktadır. Bu yönüyle, fiili karineler, hâkimin kanaat edinmesine yardımcı olmaktadır. Görüldüğü üzere, fiili karinelerin temelinde tecrübe kuralları (yaşam deneyi kuralları) yatmaktadır. (Bilge Umar-Ejder Yılmaz:İsbat Yükü, Büyükçekmece 1980, Sahife:165 vd.; Ahmet, Başözen:Medeni Usul Hukukunda İlk Görünüş İspatı, Ankara 2010, Sahife:63 vd.; Gökçen, Topuz:Medeni Usul Hukukunda Karinelerle İspat, Ankara 2012, Sahife:50, 56, 121 vd.; Ayrıca bakınız.Yavuz, Alongoya:Senede Karşı Senetle İspat Kuralı ve “Hayatın Olağan Akışı” Kavramı, Prof. Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu İçin Armağan, Ankara 2004, Sahife:528, dipnot 32; Baki, Kuru:Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt:II, Ankara 2001, Sahife:2006 vd.). Nitekim, Yargıtay da kararlarında tecrübe (yaşam deneyi) kurallarına dayanmakta ve bu konuda genellikle “hayatın olağan akışı” kavramını kullanmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 21.04.982 gün ve E:4/1528, K:412; 17.12.2003 gün ve E:2003/13-787, K:2003/774; 6.6.2007 gün ve E:2007/2-331, K:2007/332; 08.12.2010 gün ve E:2010/19-590, K:2010/640; 12.09.2012 gün ve E:2012/8-365, K:2012/561; 28.03.2014 gün ve E:2013/21-2219, K:2014/411 sayılı kararları).
Tüm bu açıklamalar ışığında, davalının bonoları ciro ile devralırken dava dışı lehtar ile davacılar arasındaki hukuki durumu, alacağın kalmadığını bildiği, buna rağmen bonoları iktisap ettiği, bu yönüyle kötü niyetli olduğunun kabulü ile, davacının, bu yönüyle de davasında haklı olduğu mahkememiz kabulündedir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile davacıların Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. (eski Antalya ... İcra Müdürlüğü ... E.) sayılı takip dosyasına konu edilen borçtan sorumlu olmadıklarının tespitine,
2-Davacıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harç, ... TL tamamlama harcı, ... TL tamamlama harcı olmak üzere toplam ... TL’nin mahsubu ile kalan ... TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Davacılar tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL’ nin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,
6-Davacılar tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan toplam ... TL masrafın davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
7-Davacılar kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,
8-Karar kesinleştiğinde davacı tarafından depo edilen ...-TL teminatın iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nun 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/07/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır