T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/828 Esas
KARAR NO : 2024/800
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/12/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin hesaplarından rıza ve talimat dışı para çıkışı olduğunu, davalının bilgilendirilmesine rağmen özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle para çıkışlarının devam ettiği belirtilerek zararının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesine konu işlemlerin, ... tarihinde müvekkil banka müşterisi olan davacının, müvekkil Banka .../... Şubesi ... no’lu hesabından Banka ... Şubesiyle, gerçekleştirildiği ve başarıyla tamamlandığı tespit edildiğini, itiraz konusu ... işlemler ... saat ... itibariyle gerçekleştirildiğini, davacı internet bankacılığı giriş tercihi ... işlemlerden 1 gün önce ... saat ... de ... cihaz ile ...(...)... olarak değiştirildiğini, müvekkil banka log kayıtlarına göre SMS ‘lerin tamamı davacının müvekkil bankada kayıtlı ... numaralı telefonuna başarılı olarak gönderildiğini, ilgili telefon numarası ... tarihinde müvekkil banka sistemine tanımlandığını, davacının itiraz ettiği işlemler ... uygulaması ile onaylandığını, ..., Müşterilerin Banka internet ya da ... bankacılık uygulamalarına erişirken dolandırıcılar tarafından başka sahte sitelere erişimlerini engellediğini, bu uygulama sms olmadan kullanıcının gerçekten banka sitesine eriştiğini anlayarak telefonundan giriş için onay vermesi şeklinde çalıştığını, bankacılık sektöründe pek çok banka tarafından sms ile doğrulamanın ikamesi olarak kullanıldığını, işlemler ... tarihinde ...(...) ... geçişi yapılan ve davacının cihaz geçişine ilişkin bankamızı bilgilendirmediği yani güvenli olarak kabul edilen ... cihaz üzerinden gerçekleştiğini, bu vakada; davacının bilgisayarına, kullandığı cep telefonuna ya da hattına kötü amaçlı yazılım (...,... vs.) anlamında kesinlikle herhangi bir müdahalede bulunulmadığını, işlemlerin tamamı dolandırıcıların yönlendirmesi ile davacı tarafından onaylandığını, davacının haksız davasının reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-2224 E 2018/1753 K sayılı ilamında da bahsedildiği üzere uyuşmazlığın çözümü için öncelikle internet bankacılığı kavramı ile bankaların müşterileriyle yaptığı internet bankacılığı sözleşmelerinden doğan yükümlülük ve sorumluluklarının açıklanmasında yarar bulunmaktadır:
İnternet, birden fazla haberleşme ağının (...) bilgisayarlar aracılığıyla meydana getirdikleri bir iletişim ortamıdır. Bu ağlar arasındaki ilişkiler IP (internet protokolü) kullanılmak suretiyle bilgisayarlar arasında gerçekleşir. Bankaların da bu ağa dâhil olmasıyla banka hizmetlerinin yer ve zaman kısıtlaması olmaksızın internet ortamında sunulmasına başlanmış ve böylece internet bankacılığı adı verilen yeni bir sistem doksanlı yılların ikinci yarısından itibaren yaygınlaşmaya başlamıştır. Günümüzde internet, tüm dünya üzerine yayılmış olan çok geniş bir bilgisayar ağı durumuna gelmiş olup, bu iletişim ağından yararlanan internet bankacılığı; teknolojide meydana gelen gelişmeler sonucu ortaya çıkan ve hemen hemen bütün bankacılık işlemlerinin zaman ve yer sınırı olmaksızın internet üzerinden yapılabilmesini sağlayan elektronik bir bankacılık türü olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bankalar tarafından hazırlanan sözleşmelerde yer alan yaygın tarifiyle ise internet bankacılığı; şahsın kablolu, kablosuz iletişim sistemleri ile teknik şartlara haiz bilgisayar, tablet, cep telefonu gibi araçlar üzerinden ve ... aracılığı ile otomatik, sesli yanıt sistemi ile şifre ve parolayı kullanarak, bankanın belirleyeceği kurallar ve limitler dâhilinde şahsın banka hesapları üzerinde her türlü işlem yapma yöntemidir.
İnternet bankacılığı işlemleri bakımından uygulamada ortaya çıkan en önemli sorun, hiç kuşkusuz güvenlik sorunu olup, banka hesaplarındaki paraların, müşterilere ait özel bilgiler kullanılarak üçüncü kişilerce başka hesaplara aktarılmasıdır. Bu sorun hem bankalar hem de müşteriler açısından önemli riskler oluşturmaktadır.
Güvenli bir internet bankacılık hizmetinin sunulmasında, böyle bir hizmetin alınmasında, normal bankacılık işlemlerindeki yükümlülüklerin yanı sıra hem bankanın hem de müşterinin üzerine düşen bazı ek yükümlülükler vardır. Bu bağlamda, internet bankacılığı hizmetini müşterilerine bankalar sunduğuna göre, bankaların internet bankacılığı sisteminin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri almaları ve sistem hatalarını ve eksikliklerini gidererek sistemi bilinen en son teknolojik gelişmeye uygun hâle getirmeleri büyük önem taşımaktadır. Müşterilerin internet bankacılığını kullanmakta olması bankaların mevduatı koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı gibi, sorumluluğunu da hafifletmeyecektir. Bu kapsamda işlemlerini internet ortamına taşıyarak daha fazla müşteri kitlesine ulaşmak ve dolayısıyla daha fazla kâr elde etmek isteyen bankanın, buna paralel olarak gerekli teknolojik ve yazılımsal önlemleri alması, gelişen teknoloji karşısında kötü niyetli üçüncü kişilerin internet bankacılığı sistemine girişimlerini anında engelleyecek güvenlik mekanizmasını oluşturması, sistemini sürekli güncelleyerek yenilemesi, herhangi bir usulsüz işlemle karşılaşıldığında gerekli önlemleri almanın yanı sıra müşterilerini de anında bilgilendirmesi gerekmektedir (Savaş, Abdurrahman; İnternet Bankacılığı ve Tarafların Yükümlülükleri, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, S. 2, s. 151.) .
Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 115/3 ve 116/3 maddeleri gereğince, bankaların hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6762 sayılı TTK) 20/2. (6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı TTK) 18/2) maddesi gereğince, tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim, bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle bankaların internet bankacılığı hizmeti vermeye başladıkları andan itibaren özen yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir (Yılmaz, Süleyman; Hukuki Açıdan İnternet Bankacılığı, Ankara, 2010, s. 152.) .
Buna karşılık, hiç kuşkusuz, internet bankacılığı işlemlerinde müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu sebeple bilgisayarlarına başkalarının ulaşmasına imkân tanıyan her türlü gerçek ve sanal saldırıyı önleyici tedbirleri almaları ve bu konuda azami özeni göstermeleri gerekmektedir. Müşterilerin, internet bankacılığında kullanılmak üzere kendilerine verilen özel bilgilerini, banka ve kredi kartlarında olduğu gibi, üçüncü kişilerden özenle koruma ve saklama yükümlülüğü mevcuttur. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi hâlinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir.
Bu itibarla, müşterinin internet dolandırıcılığı eyleminin işlenmesinde ve kişisel bilgilerinin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesinde kusuru var ise 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesi gereğince bu kusur, müterafik kusur olarak değerlendirilebilecektir. Bu durumda banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını 6098 sayılı TBK’nın 112. maddesi gereğince ispat etmek durumunda olup, ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispat etmekle yükümlüdür (Yasaman, Hamdi; Banka Hukuku, İstanbul 2013, C. II, s.105) .
Somut olayda,
... tarihli bilirkişi raporuna da yansıdığı üzere davacıya ait davalı ... nezdindeki ... numaralı vadesiz ticari mevduat hesabından ... tarihinde ... itibariyle ... TL; ... itibariyle ... TL. olmak üzere iki işlemde toplam ... TL'nin dava dışı ... ismine ... ... numaralı hesabına internet bankacılığı (... ...) üzerinden bilgisi ve rızası dışında havale edildiği;
... cihaz eşleştirme sms bilgilendirme log kayıtlarında ...-... tarihleri arasında 9 kez cihaz eşleştirmesi yapıldığı, davacı şirketler grubunun olay gününe kadar verilen bankacılık işlem loglarında ... uygulamasını kullanmadığı, sadece dava konusu 2 işlemin ... ... yapıldığı, davalı bankanın yoğun işlemde bulunan müşterisinde bir gün içerisindeki kullanıcı tercih değişikliği ve akabindeki işlemleri şüpheli işlem olarak değerlendirmesi ve olayın öğrenmesi akabinde önlem almada yetersiz kaldığı, davalı banka tarafından dolandırıcılık riski bulunan işlemlerin tespit edilmesine ve bunların önlenmesine yönelik işlem takip mekanizmalarının kurulmadığı, dosyadaki belgelere göre davacının anılan işlemler için banka tarafından telefonla aranıp teyit de istenmediği, bu nedenle davalı bankanın kusurlu olduğu;
Davacının ise kendisine davalı banka tarafından verilen hesaba ilişkin tüm şifreleri koruyamadığı veyahut hesap için ... uygulama aktivasyonu yapılacak biçimde telefondaki SMS ya da diğer verilerini üçüncü kişilerle paylaşarak bu kişilerin eline geçmesine ve söz konusu işlemlerin yapılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle kusurlu olduğu, dava konusu olayda davacı şirketin banka hesaplarının yönetildiği cep telefonuna zararlı bir yazılım yüklenmeden üçüncü kişilerin eline geçmemesi gereken SMS şifresi vb. verileri paylaştığı, bu hali ile de şirket hesabını yöneten telefonu kullanan kişinin üzerine düşen gerekli özen ve dikkati göstermediği anlaşılmakla her bir tarafın 1/2 oranında kusurlu olduğu takdiren kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile ... TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, alacağın ... TL’lik kısmına dava tarihinden, geri kalanına ıslah tarihi olan ... tarihinden itibaren avans faizi oranında faiz işletilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harç, ... TL tamamlama harcı olmak üzere toplam ... TL’nin mahsubu ile kalan ... TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan toplam ... TL masrafın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
6-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı HMK'nin 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/12/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır