T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/836 Esas
KARAR NO : 2025/260
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/12/2023
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil şirket sahibi ..., ... yılında ...'nın ... distribütörü olarak, Türkiye genelinde, Klima satış işlerine başladığını, ..., ... yılında, ...'in en büyük klima firması ... ile ortaklık kurarak Türkiye'de Klima satışı üzerine uzmanlaşmış, bayiler ve Müşteriler oluşturmuş ve güçlü bir kurumsal yapı meydana getirmiştir. ... yılında ... Klima satışı cirosu olan, ...'ün üzerinde bayisi olan distribütör bir Klima Satış şirketi haline gelmiştir. Türkiye 'de ... /... /... marka klima ürünlerini, ... fabrikalarında ürettirip, ... firmasına satışını yapan Türkiye'de tanınmış bir şirket haline geldiğini, ... yılında, ... tarafından ..., kurularak Türkiye Klima sektörünün önde gelen şirketi haline dönüştüğünü, ..., klima sektöründeki tüm tecrübesi, bilgi birikimi ve bağlantılarını davacı müvekkil şirkete aktararak şirketin ve davalıların büyümesini, Türkiye çapında tanınmasını ve satış ile servis ağı oluşturmasını sağladığını, Davalı şirketler, ...'in en büyük klima şirketi ...'un, alt grup şirketleri olup davacı şirket ile ... yılında, ... ... tipi Klimalarının Türkiye'de satışı ve tanıtımı için ... Yetkili Satıcı olarak anlaşmıştır. ... yılında ise ... Marka Ticari klimaların satışına başlanmış ve ... yılı Aralık ayına kadar da başarılı bir şekilde ... Türkiye ... Yetkili Satıcısı-Distribütörü- olarak davacı müvekkil şirket davalı şirketler ile çalıştığını, Davacı müvekkil şirket, Türkiye genelinde oluşturmuş olduğu klima bayiliklerini ... ve ... adı altında yeniden düzenlemiş ve davalıların ülke çapında bayilikleri ve servislerini oluşturduğunu, davacı şirket tarafından, ... ve ... markası altında bayilikler ve ... ... açılarak, ... Markalı Klimaları Türkiye genelinde tanıtıldığını, ... Markasına, maddi ve manevi olarak yatırım yapmış ve desteklenmiştir. Davacı Şirketin çalışmaları sonucu, kurmuş olduğu Bayilikler ve servis ağları ile ... ve ... ürünleri Türkiye Klima pazarında ... USD'lık bir pazar haine gelmiş, ... Markalı Klimaları, Türkiye Pazarında %0,5'ten, yaklaşık %5 lik gibi büyük bir pazar payına ulaştırıldığını, Davacı Şirket, ... ve ... Türkiye Distribütörü olarak çalıştığı süre boyunca davalı şirketlerden ... değeri (fabrika çıkış fiyatı) ... USD tutarında ürün almış, bu ürünleri kendi kurduğu ve yatırımını yaptığı ... ve ... bayi ve servis ağı vasıtası ile ithalatını, gümrük vergilerini servis ve montaj ücretlerini ödeyerek, bayi ve servislerini kullanarak, ... markasının reklamlarını yaparak, satışını gerçekleştirdiğini, yatırımlarını ve işletme giderlerini karşılayarak, ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, Davacı şirketin, davalı ... ve ...'nin Türkiye ... satıcılığını yapmadan önceki yıllarda (2009/2008/2007/2006/2005) ... ve ...'nin Türkiye pazarındaki, klima satışlarında yok denecek kadar az olduğu bir süreçten, davacı şirket ... Markasını Türkiye'de tanınır ve saygın marka haline getirdiğini, Davacı şirket, davalı ... ve ...'a her zaman destek olmuş, Davalı şirketlerin başka ülkelerde satamadığı klima ürünlerini, Türkiye pazarında satışa sunmuş, 2018 yılı sonuna kadar davalı ... ve ...'ın marka ve ürünlerini, dürüst ve sadık Türkiye Pazarında tek yetkili satıcısı olarak büyük başarı ile satışlarının gerçekleşmesini sağladığını, ...'nın yaptığı yıllık değerlendirme ve ödül toplantılarında defalarca başarı ödülü aldığını, en son olarak, 2018 ... ayında ...'de yapılan Distribütörler toplantısında en başarılı distribütör olarak "..." sınıfında değerlendirildiğini, Davacı ile davalı şirketler, 2018 ... ayında ...'de yapılan Distribütörler Toplantısında gelecek 3 yıllık dönem için de birlikte çalışma kararı alınmış ve 2019 -2020-2021 yılları için çalışma planları oluşturulduğunu, Davalı şirket ..., davacı Şirkete, ... tarihinde mail göndererek ... tarihinden sonra, ...nın Türkiye ... Satıcılık hakkını tek taraflı olarak feshettiklerini bildirdiğini, Davacı şirket bu feshin haksız olduğunu, çok zarar edeceklerini bildirmelerine rağmen, davalı şirket, davacının Türkiye Distribütör'lüğünün sonlandırıldığı bildirdiğini, Davacı şirket yazışmalarında tek taraflı ve haksız fesihten zarar edeceğini distribütörlüğün devam etmesini, devam etmeyecek ise TTK md. 122/5 gereği denkleştirme tazminatının ödenmesi gerektiğini, bu ödemenin kendilerine yapılmasını talebini ... şirketine, ... tarihli mail ile bildirdiğini, Davacı şirket, 2019 ... ayının ilk haftasında 2019 yılının ilk Ticari Klimaların siparişini verdiğinde, Davalı Şirket ... temsilcileri, siparişin teknik detaylarını görüşmek üzere, ...'da ...'a gelerek yapılan toplantıda ...nın Türkiye ... satıcılık hakkını tek taraflı olarak feshettiklerini davacı şirket yetkililerine sözlü olarak bildirdiğini, Davalı şirket temsilcileri bu toplantıda, davacının Ocak ayında verilen siparişlerini, Mart-Nisan-Mayıs 2019'da sevk edebileceklerini ancak başkaca hiç bir ürün verilmeyeceğini de söylediğini, Davacı şirket bu feshin haksız olduğunu, şirketlerinin 3 yıllık projeler hazırladığını, ihalelere girdiklerini, çok zarar edeceklerini bildirmelerine rağmen, davalı şirket davacının Türkiye Distrübütörlüğü'nün sonlandırıldığı bildirildiğini, Davacı şirket yazışmalarında, tek taraflı ve haksız fesihten zarar edeceğini, distribütörlüğün devam etmesini, devam etmeyecek ise TTK md.122/5 gereği. Denkleştirme tazminatının ödenmesi gerektiğini, bu ödemenin kendilerine yapılması talebini ... şirketine ... tarihli mail ile bildirdiğini, Davalı Şirketler, 6 aylık süre vermeden davacının tek satıcılık temsilciliğini fesh etmeleri, yasa gereği tek taraflı haksız fesih olması nedeni ile davacı şirkete, TTK md.122/5 gereği talep ettiği denkleştirme tazminatı ödemeleri gerekir iken bu güne kadar ödemediğini, Talep edilen denkleştirme tazminatının taraflarınca hesaplanamadığından, dava belirsiz alacak davası olarak açıldığını, fazlaya ilişkin haklarımız saklı tutularak; davacı Şirketin, davalı Şirketlerin 2011-2018 yıllarındaki Türkiye ... yetkili satıcılığını (Türkiye Distribütörlüğünü) 6 ay önceden yazılı fesih bildirimi yapmadan haksız yere feshi nedeni ile TTK md.122 md. Gereği; Davalı ... Şirketinden, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak belirsiz alacak davası olarak şimdilik ...-TL denkleştirme tazminatının temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline, Davalı ... Şirketinden, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak belirsiz alacak davası olarak şimdilik ...-TL DENKLEŞTİRME TAZMİNATININ temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve etmiştir.
CEVAP:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı Tarafın da kabulünde olduğu üzere Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, Milletlerarası yetki kavramı iki farklı anlama gelecek şekilde kullanılabilir. Milletlerarası yetki birinci anlamıyla, yabancılık unsuru taşıyan işlem ve ilişkilerden ... uyuşmazlıklarda ülke mahkemelerinin yetkisini ifade ederken, ikinci anlamıyla, milletlerarası uyuşmazlıklarda yabancı devlet mahkemesince verilen kararların coğrafi etki alanını ifade ettiğini, Türk mahkemelerinin yabancı unsurlu davalarda ne zaman yetkili, ne zaman yetkisiz olacağı meselesinin düzenlendiği 5718 Sayılı Kanun'da konuya ilişkin bir genel kural ve birden çok özel kural öngörüldüğünü, Milletlerarası yetki konusuna ilişkin genel kural, 5718 Sayılı Kanun'un 40. maddesinde yer aldığını, Bu hüküm uyarınca, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder. Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisine ilişkin özel kurallar ise, aynı Kanun'un 41 ile 46. maddelerinde yer almaktadır. Bu maddelerde, yabancılık unsuru taşıyan bazı hukuki işlem ve ilişkiler bakımından Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi doğrudan düzenlendiğini, Davalı ... Ve Davalı ... (“Davalılar veya Müvekkiller”) “..., ...” adresindedir ve bu uyuşmazlıkta ..., ... mahkemeleri yetkili olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, hak düşürücü sürenin dikkate alınmasını talep ettiklerini, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, Davacı Taraf dava dilekçesinde fesih tarihinin ... olduğu belirtildiğini, Türk Ticaret Kanunu ("TTK") 122 hükmü denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini belirtildiğini, ... tarinde yapılan sözlü fesihten sonra Davacı'nın denkleştirme talebi olmadığı gibi açılan dava da ... tarihindedir. ... tarinde yapılan sözlü fesihten sonra Davacı'nın denkleştirme talebi olmadığı gibi açılan dava da ... tarihinde olduğundan 5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra dava açıldığını, Bu kapsamda Davacı'nın herhangi bir şekilde 1 yıllık sürede denkleştirme talebinin olmaması, Dava dilekçesi ekinde yer alan bazı elektronik postaların gerçek ve doğru olmaması, bu yönde bir talebin yapılmaması, bu yönde veya benzer bir bildirimin Müvekkiller'e herhangi bir şekilde ulaşmamış olması ve nihayetinde dava dilekçesindeki fesih tarihinden 5 yıl geçtikten sonra dava açılması nedeni ile açılan dava hak düşürücü süre / zamanaşımı sebebi ile usulden reddi gerektiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (“HMK”) 107. ve 109. Maddeleri uyarınca davaya konu talep belirli ve belirlenebilir olduğundan talepler belirsiz alacak veya kısmi dava şeklinde ileri sürülemeyeceğini, zira Davacı dava dilekçesinde bile ticari defter ve kayıtlardan zarar değerini belirlemediğini, HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca Davacı'ya davasını tam dava olarak devam ettirmesi ve harcı tamamlatması konusunda kesin süre verilmesini aksi halde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, tek satıcılık sözleşmesi unsurları davaya konu olayda gerçekleşmediğini, müvekkillerinin Davacı'ya tek satıcılık hakkı vermemiş sadece kendi ürünlerini satması için dönemsel olarak yetkilendirdiğini, e Davacı'ya sadece Müvekkiller'in sahibi olduğu “...” markasına ait ürünlerin satış yetkisi verildiğini, Müvekkiller, Davacı'ya satış yetkisi verdiği tarihlerde başkaca şirketlerle de çalışmış ve başkaca şirketlere de satış yetkisi verdiğini, yapılan fesih haklı fesih olduğunu, Denkleştirme (portföy/müşteri) tazminatı talep edebilmek için sözleşmenin son bulması şart olduğunu, Dava dilekçesinde yapılan fesih nedeni ile Davacı'nın mali darboğaza girdiği ve konkordato sürecinde olduğu iddia edilmişse de bu husus gerçek olmadığını, Davacı temerrüdü yapılan sözlü fesihten çok önce başlamış ve yapılan bildirimlere ragmen devam ettiğini, her ne kadar tek satıcılık ilişkisi olmasa ve portföy tamzinatı talep edilmeyecek olsa da aksi durumda dahi Davacının Müşterilerin bariz bir oranda artmasına katkıda bulunması ve Davacının bu çabasından sona eren sözleşme ilişkisinden sonra üreticinin artık sadece kendisinin yararlanacağını ortaya konması gerektiğini, ... de Davacı gibi tek satıcı olmayıp münhasır olmadan ... Markalarının satışını yaptığını, Davacı'ya marka kullanım yetkisi verilmesinden önce de Türkiye ve dünyada en bilinen klima markalarından biri olduğunu, davanın öncelikle usulden, aksi taktirde esastan edilmesini ve yargılama gideri vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının TTK 122. madde uyarınca denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.
TTK 122/4 maddesi uyarınca denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüşbirliği olmadığı, hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi olup olmadığının yasal düzenlemede açıklanmadığı; maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği yazılıdır.
Acentenin denkleştirme istemini ileri sürmesi bir irade beyanıyla gerçekleşecek olup bu beyanda bulunulmaması halinde acente TTK 122. madde de doğan hakkını kaybetmektedir. Dolayısıyla denkleştirme miktarı kadar alacak hakkı kazanmanın ön koşulu, irade beyanının yöneltilmesidir. Bu kurgu göstermektedir ki denkleştirme istemi hakkı tipik bir bağımlı ve kurucu yenilik doğuran haktır. Yenilik doğuran haklar için öngörülen süreler hak düşürücü süre niteliğindedir. (Burak Sak-Denkleştirme İstemi Sorunları, Yüksek Lisans tezi s.181)
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2018/657 E. 2019/1313 K. Sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklamalar ile bu karara karşı yapılan davacı tarafça yapılan temyiz istemlerinin reddi ile hükmün onanmasına ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/4812 E. 2021/4970 K. Sayılı içtihatında ve ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/13042 E. 2017/1342 K. Sayıli içtihatında açıkça belirtildiği üzere; 6102 sayılı TTK'nun 122/4. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürede talep edilebilir.
Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin ... tarihinde tek taraflı fesih ile sonlandırıldığının davacı vekilince beyan edildiği, yine ... tarihinde davalı şirketten denkleştirme talep edildiğinin belirtildiği, yine arabuluculuk son tutanağının ... tarihinde düzenlendiği ve bu kapsamda, davanın sözleşme ilişkisinin sona erdiği ... tarihinden sonra (kaldı ki anılan tarihlerin tümüne göre) 1 yıllık hak düşürücü sürenin bitmesinden sonra, ... tarihinde açıldığı, bu haliyle 1 yıllık hak düşürücü süre içinde denkleştirme isteminin ileri sürülmediği anlaşılmakla davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harcın peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile; eksik alınan ... TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
5-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle sarf edilen ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/05/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır