T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/868 Esas
KARAR NO : 2024/802
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... plakalı ... marka model otomobilin maliki olup ... tarihinde davalı ...nin ZMMS kapsamında sigortalamış olduğu ... plakalı araç ile müvekkilin aracı arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza taraflar ... istikametinde ilerlerken ... plakalı araç sürücüsünün müvekkilin aracına arkadan çarpması neticesinde meydana geldiğini, kaza sonrası müvekkilin aracı ... adlı sigortayla anlaşmalı özel serviste kaporta onarımı gördüğünü, bu kapsamda müvekkilin aracının bazı parçaları değiştiğini bazı parçaları ise onarıldığını, kaporta aksamı olarak bagaj kapağı ve tampon onarılarak boyandığını, özellikle arka panel, havuz sacı ve o bölgedeki önemli kısımlar ciddi tadilat gördüğünü, müvekkilin aracının tramer kaydına bilindiği kadarıyla en az ... TL tutarında hasar kaydı işlendiğini, kazadan kaynaklı meydana gelen değer kaybı ve onarımda orijinal parça yerine yan sanayi parça kullanılmasından kaynaklanan parça farkı bedeli alacağının tahsili için müvekkil tarafından davalı şirkete başvuru gerçekleştirildiğini, gerçekleştirilen başvuruya istinaden müvekkile ... tarihinde ...-TL ödeme yapıldığını, müvekkilin aracındaki değer kaybını karşılamadığını düşündüğümüz tutardan daha fazlasının ödenmesi için müvekkil tarafından aynı tarihte bir başvuru daha gerçekleştirildiğini ve fakat bu başvuruya yanıt alınamadığını, müvekkilin aracı, ... model ... olup kaza anı itibariyle henüz ... kilometrede, herhangi bir boyası veya onarımı bulunmayan bir araç olduğunu, aracın model bilgisinden anlaşılacağı üzere ... markasının o yıla özel olarak imal ettiği ... den olan araç; bilhassa piyasada "..." tabir edilen, henüz ikinci sahibinde bulunan, nadir temizlikteki bir otomobil olduğunu, müvekkil aracı ...'dan emekli bir ... vefat etmesi üzerine, yurt dışındaki mirasçılarını bir araya getirip ikna ederek satın aldığını, aracın tüm faturaları, aksesuarları, bakım kayıtları vb.özel olarak saklandığını, bu anlamda aracın emsallerinden pahalı olduğunu, araçta meydana gelen hasarın aracın "orijinal" etiketini bozduğunu, davalı tarafından ... tarihinde yapılan ödeme, müvekkilin aynı tarihli cevabi yazısıyla bildirdiği üzere değer kaybı bedelinden mahsup edildiğini, davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
Dosya içerisinde cevap dilekçesine rastlanmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, haksız fiil niteliğindeki trafik kazası nedeniyle kusurlu olduğu belirtilen aracın ZMMS'cısı aleyhine açılan değer kaybı ve hasar bedeli farklarına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı taraf davanın reddini savunmakla, kazada sigortalanan aracın sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, davacıya değer kaybına ve onarım bedeline ilişkin daha önce ödeme yapıldığını ileri sürmektedir.
Davacının, dava ikame edilmeden önce zorunlu arabuluculuğa başvuru şartını yerine getirdiği görülmüştür.
Türk Borçlar Kanunu m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu kazada kusur yönünden yapılan araştırmada,
Mahkememizce kusur oranlarının tespiti adına dosyamız ATK’ya tevdi edilmiş, ... tarihli raporunda “davalının sigortaladığı araç sürücüsü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halinde iken yola gereken biçimde dikkatini vermemiş, seyrini ve hızını yol görüş, trafik ve mahal şartlarına göre kontrollü şekilde sürdürmeyip, ön ilerisindeki araca karşı güvenli ve yeterli takip mesafesi bırakmadığı, bu haliyle söz konusu araca tehlikeli şekilde yaklaşıp, arkadan çarpması neticesi” gerekçeleriyle davalının sigortaladığı araç sürücüsünün kazada tam kusurlu olduğunu bildirmiştir.
TBK 74. maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmüne yer verilmiştir. "TBK.74 maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa, kazadaki kusur oranlarını belirlemenin teknik bilgiyi gerektiren bir yönü bulunmamaktadır.(Aynı yönde bkz. Yargıtay 17. H.D. 2019/2909 E. 2020/7805 K.)
Buna göre yukarıda anılan TBK 74 maddesi ile HMK 266. maddeleri ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin anılan kararları bir arada değerlendirildiğinde kusur oranlarının belirlenmesi konusunda mutlak rapor alınması zorunlu olmadığı gibi bu alınan raporların da herhangi bir şekilde bağlayıcılığı bulunmamaktadır, dosya arasındaki bilgilerden kazanın ne şekilde gerçekleştiği belirlenebiliyor ise kusur oranın hâkim tarafından belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkememizce tarafların bilirkişi raporuna itirazları da değerlendirilerek, kusur yönünden raporun mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli, yasaya ve oluşa uygun olduğu, raporun ve kaza tespit tutanağının kusur değerlendirmesi yönünden mutabık nitelikte olduğu, kazada davalının sigortaladığı araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halinde iken yola gereken biçimde dikkatini vermemiş, seyrini ve hızını yol görüş, trafik ve mahal şartlarına göre kontrollü şekilde sürdürmeyip, ön ilerisindeki davacının kullandığı araca karşı güvenli ve yeterli takip mesafesi bırakması gerekirken bu kurala riayet etmeyerek araca tehlikeli şekilde yaklaşıp, arkadan çarpması neticesi nedeniyle tam kusurlu olduğu anlaşılmakla; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalının sigortaladığı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı takdiren kabul edilmiştir.
Dava konusu kazada, davacının aracındaki değer kaybı farkı ve onarım bedeli farkı yönünden yapılan araştırmada,
Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları dikkate alınarak araç değer kayıpları için kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu aracın hasar geçmişine ilişkin tüm bilgi ve belgeler (tramer kaydı, sigorta şirketlerinde oluşturulan hasar dosyası, trafik tutanaklar ve fotoğraflar vs) ilgili yerlerden getirtilip Adli Tıp Kurumuna dosyamız gönderilerek aracın markası, modeli,yaşı, kilometresi ve değere etki eden diğer özellikleri de dikkate alınarak dava konusu aracın kaza öncesi serbest piyasa koşullarındaki 2. el değeri ile aracın onarım sonrası serbest piyasa koşullarındaki 2. el değeri (kaza sonrası onarımla değişen orijinal parçalar varsa bunların araca kattığı değer de dikkate alınarak) arasındaki farkın belirlenmesi yöntemiyle değer kaybının tespiti yapılmıştır.
Buna göre davacının aracında meydana gelmiş olabilecek değer kaybının tespiti için dosyamız bahsi geçen konularda hesap yapmaya uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi raporundan araçtaki değer kaybının ... TL olabileceği, davadan evvel davalı sigortacının ödeme yapmasına müteakip bakiye ... TL değer kaybı alacağının olabileceği, aracın kazadan dolayı tamir edilmesi masraflarının toplam ... TL olabileceği, davadan evvel davalı sigortacının ödeme yapmasına müteakip bakiye ... TL onarım bedeli alacağının olabileceği anlaşılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilirkişi heyetinin uzmanlık alanı bahsi gçen kalem alacaklarını hesaplamak olduğundan, bu konuda herhang, b,r uzmanlığı bulunmayan ATK raporuna alacak kalemleri konusunda itibar edilmemiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile ... tarihinde ... ve ... plakalı araçların arasında meydana gelen kaza nedeniyle ... TL değer kaybı bedelinin, ... TL hasar bedelinin, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, alacağın ... TL’sine dava tarihinden, geri kalanına ... tarihinden itibaren yasal faiz oranında faiz işletilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harç, ... TL tamamlama harcı olmak üzere toplam ... TL’nin mahsubu ile kalan ... TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan toplam ... TL masrafın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
6-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Dair, davacı asilin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır