T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/115
KARAR NO: 2024/402
DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ: 15/02/2024
KARAR TARİHİ: 11/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı ...dan Ticari taksitli Kredi ,kredi kartı ve KMH borcu bulunduğunu, borcunun bir kısmını ödeyemediğini ve İzmir ... İcra Dairesi ... E.Sayılı dosyası ile Rehinin açığa belgesi alınarak Asıl Alacak ... TL ile takip başlattığını,dava Tarihi itibari ile ... TL borçlu bulunduğunu, öncelikle müvekkili adına Kredi Kartı ve KMH borcuna yapılan takipte 5464 Sayılı Kanun 26/2. Maddesi gereği değişen oranlarda avans faizi talep etmesi gerekirken sabit faiz talep ettiği takip talebinde açık olduğunu, TCMB Tebliğleri ve 5464 Sayılı Kanun 26/2. Maddesi gereği dava Tarihine kadar değişen oranlarda TCMB'sının belirlediği faiz işletilmesi gerekeceği açıkken sabit faiz talep edildiğini, müvekkilinin yine kullanmış olduğu Ticari Kredide ödeme planında görüleceği üzere Temerrüt faizi konusunda anlaşma yapılmamış olduğundan kredi ödeme planında Akdi faizin % 50 fazlası Temerrüt faizi uygulanacağı Ek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Antalya Bölge Adliye Mahkeme kararında da açıkça belirtildiği gibi '' Ticari Kredilerde her kredi yönünden kredi ödeme planı ve kredi sözleşmesindeki Akdi ve Temerrüt Faizleri yazılı ise bu miktar üzerinden Temerrüt faizi konusunda anlaşma yapılmamış ise müşterinin kullanmış olduğu kredi akdi faiz oranın % 50 fazlası baz alınarak Temerrüt faizi uygulanması gerekeceği '' açık olduğunu, müvekkiline ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna gidilerek taşınır ve taşınmazları satılmış, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte uygulanan faiz oranların ve asıl alacağın sözleşmeye TCMB Tebliğine aykırı olarak fazladan hesaplama yapılarak rehinin açığa belgesi alındığını, müvekkiline yapılan takipte öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipteki anapara ve faiz oranlarının TCMB Tebliğleri ve sözleşmeye uygun olarak hesaplanarak rehinin açığa belgesi alınarak yapılan takipde muacceliyet ihtarnamesi usulüne uygun yapılmamış ve müvekkilime tebliğ edilmediğini beyan ederek; Asıl alacağa , işlemiş faizleride ekleyerek takip başlatılmış olup asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden, icra dosyalarından dava Tarihi itibari ile dosya kapak hesabı alınarak Yargıtay Kararları dikkate alınarak konusunda uzman bir Bilirkişi incelenmesi ile dava Tarihi itibari ile borçlu olmadığı miktarın tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın işbu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunmamakta olup dava şartı eksikliği yönünden HMUK mad.114 uyarınca davanın usulden reddi gerektiğini, dava konusu İzmir ...İcra Müd.nün ... E. Sayılı icra takibi dava tarihinden (...) önce ... tarihi itibariyle vazgeçme ile kapalı durumda olduğunu, Davacının dava dilekçesindeki talepleri dava tarihi itibariyle olup dava tarihi itibariyle ortada derdest bir icra takibi bulunmadığını, davacının bu davayı açmakta HMK uyarınca korunmaya değer hukuki bir menfaati bulunmadığını, sonradan da tamamlanması mümkün olmayan bir dava şartı eksikliği bulunduğundan öncelikle davanın usulden reddini talep ettiklerini, takipte haklı olduklarını, itirazın haksız olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir.
Davacının talebi İzmir ... İcra Dairesi ... esas sayılı takip dosyasında borçlu bulunmadığının tespitine yöneliktir.
Bu noktada öncelikle, davada menfaat (hukuki yarar) kavramı üzerinde durulmalıdır.
Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının dava açmakla hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır(Arslan, Ramazan; Aktaran, Hanağası, Emel: Davada Menfaat, Ankara 2009 Önsöz VII)
Öte yandan, bu yararın, "hukuki ve meşru" doğrudan ve kişisel "doğmuş ve güncel" olması gerekir( a.g.e, s. 135).
Öğreti, dava açarken menfaatin (hukuki yararın) bulunması gereğini, "dava şartı" olarak kabul etmiştir. Bu şart, "dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri" olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan "olumlu dava şartları" arasında sayılmaktadır. Bu nedenle, menfaate, "davanın dinlenebilmesi (mesmu olması, kabule şayan olması) şartı" da denilmektedir( a.g.e, s. 19-21).
Nitekim, aynı görüş, Hukuk Genel Kurulu'nun 24/11/1982 gün ve 1982/7-1874 E.-914 K.; 05/06/1996 gün ve 1996/18-337 E. - 542 K.; 05/02/1997 gün ve 1997/18-797 E. - 53 K.; 11/03/1998 gün ve 1998/8-176 E.-217 K.; 20/10/1999 gün ve 1999/14-840 E-859 K; 10/11/1999 gün ve 1999/1-937 E.- 946 K.; 30/05/2001 gün ve 2001/14- 443 E.-458 K.; 29/05/2002 gün ve 2002/2-401 E.- 451 K.; 17/03/2010 gün ve 2010/3-119 E.-159 K.; 31/03/2010 gün ve 2010/11-143 E.-196 K. sayılı karalarında da, benimsenmiştir.
Bir davada menfaat (hukuku yarar) ilkesinin dava şartı olarak görülmesi, yargılamanın amacına ve usul eekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır.
Bu ilkeden hareketle, davada menfaatin varlığı, mahkemece taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmelidir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözlemesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin korunmasına ilişkin sözleşme)'nin 6. maddesi ile 1982 Anayasanın 03/10/2001 gün ve 4709 sayılı kanunun 14. maddesi ile değişik 36. maddesinde düzenlenen "hak arama özgürlüğü"nün, dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanmaktadır. Böylelikle haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence de sağlanmış olur.
Bilindiği üzere, davacı ya da davacılar dava haklarına sahip olmaları yeterli değildir. Bundan başka, davanın açılmasında hukuki bir yararın bulunması da gerekir. Buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir. Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır (H.G.K.'un 24/06/1992 gün ve 1992/1-347 E. - 394 K.; 30/05/2001 gün ve 2001/14- 443 E. - 458 K. sayılı ilamları)
Tekrar dosyaya dönüldüğünde; İzmir ... İcra Dairesi ... esas sayılı takip dosyasında takipten vazgeçilmiştir. Dava açılmadan önce alacaklı takipten vazgeçmiştir. Alacaklının takipten vazgeçmesinden sonra menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerekmiştir. (Antalya BAM 11. HD 2019/1740 Esas, 2020/1099 Karar sayılı emsal ilam)
HÜKÜM/Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
2-Davacının başlangıçta yatırdığı başvurma harcının ve peşin karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; AAÜT m. 7/2 hükmü dikkate alınarak, ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/06/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır