T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/16 Esas
KARAR NO : 2025/412
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 08/01/2024
KARAR TARİHİ : 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde özetle, TTSG'nin ... Tarihli yayınında müvekkilin ...'deki ... oranındaki ... TL Tutarındaki 24.75 adet pay senedinin Yönetim Kurulunun ... tarihli ...-... sayılı kararı ile iptal edildiği ilan edildiğini, Pay sahibinin sermaye koyma borcunda temerrüde düşmesi halinde yönetim kurulunun ıskat yaptırımına başvurmasında uyması gereken bir. Prosedür bulunmadığını, TTK m. 483/11'e göre; “Nama yazılı pay senetlerinin sahiplerine bu davet ve ihtar, ilan yerine, iadeli taahhütlü mektupla ve internet sitesi mesajı ile yapılır. Bir aylık süre, mektubun alındığı tarihten başlar”. Maddenin ikinci fıkrası lafzına göre bu düzenleme, nama yazılı pay senedi sahipleri için getirildiğini, ancak anonim şirket henüz pay senedi çıkarmamış olabilir bu nedenle buradaki düzenlemenin nama yazılı paylar için getirildiği kabul edilmeli olduğunu, Söz konusu ... esas sözleşmesinde de şirketin sermayesinin beheri ... TL değerinde 100 paya ayrılmış, toplam ... TL değerinde olduğu ve bu payların tamamının nama yazılı olduğu ifade edildiğini, nitekim ıskat için yapılan ticaret sicil gazetesi ilanında pay sahibi ...'e iadeli taahhütlü mektupla bildirim yapıldığı ileri sürülmüştür. Ancak müvekkilime böyle bir tebligat yapılmadığını, müvekkil ... vatandaşıdır, Türkçeyi hiç bilmemektedir. Türk ortak ... müvekkilin bu durumundan faydalanmaya çalışmaktadır. Dosyaya sunduğumuz delillerden de anlaşılacağı üzere Şirket Yönetim Kurulu Başkanı ve tek yönetim kurulu üyesi ... müvekkilden defalarca para almış ancak bu paraları taahhüt ettiği yerlerde kullanmamıştır. Müvekkil taahhüt ettiği sermayenin tamamını ...'e ve onun gösterdiği kişilere ödemiş ancak Türk Hukuk sistemini bilmediğinden ve ...'e tüm yetkileri verdiğinden şu an bu mağduriyeti yaşandığını, Öncelikle Iskat kararının hangi adrese tebliğ edildiğinin ve kim tarafından teslim alındığının tespiti ile usulüne uygun yapılmayan tebligatın geçersiz sayılması dolayısıyla Iskat kararının butlan olduğuna karar verilmesini talep ettiklerini, Hukuki işlemlerin kurucu unsuru bulunmakla birlikte içerik veya konu bakımından kanuna, kamu düzenine ve ahlaka aykırı olması halinde bu işlem batıl olacaktır. TTK m. 391'de “Yönetim Kurulu Kararlarının Butlanı” düzenlendiğini, buna göre; eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da deştiren, diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar batıl olduğunu, butlan sebepleri sınırlayıcı olarak sayılmamıştır. Bu nedenle TBK m. 27 gereği başka butlan halleri de ortaya çıkabilecektir. Bu minvalde TTK m. 481 ve m. 483'de ıskata ilişkin öngörülen düzenlemelere aykırı olarak alınan kararlar batıl kabul edilmesi gerektiğini, ıskata ilişkin düzenlemelerin asgari bir standart oluşturduğunu ve yönetim kurulunun bu standarda uyma zorunluluğunda bulunduğunu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde alınan ıskat kararının batıl olacağını ifade eder. Kaldı ki usule aykırı alınmış bir ıskat kararı “sermayenin korunması ilkesi” ne de aykırılık teşkil etmektedir. Şirket ortaklarından ... görev ve yükümlülüklerini kanuna uygun bir şekilde yerine getirmemektedir , pay sahiplerini yok saymaktadır, ortaklığın genel kurul toplantılarını gerçekleştirmemiş diğer ortaklara şirket ile ilgili hiçbir bilgi vermediğini, Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... Esas dosyasında açmış olduğumuz şirketin feshi davası içeriğinde de belirti gibi ... kanunda sayılan yetkilerini niyetli olarak kullanmakta ve müvekkili kasıtlı olarak mağdur etmek istediğini , yönetim kurulunun ıskata ilişkin kararının kanuna aykırı olması sebebiyle butlanına karar verilmesini ,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
; Müvekkil şirket yönetim kurulu kuruluş sermaye taahhüdünü yerine getirmeyen davacıya ...-... nolu kararı ile TTK m. 481 kapsamında ödeme çağrısı yapmış, bu çağrı ... tarihli TTSG de yayımlanmış, akabinde TTK m. 483/1 uyarınca sermaye borcunun | ay içinde ödenmesi ... tarihli TTSG de tekrar ilan edilmiş ve borç ödenmediği için de ... tarih ve ...-... sayılı yönetim kurulu ile davacının şirketteki payının ıskatına karar verildiğini ve bunun da ... tarihli TTSG de yayımlandığını, ıskat işleminde esas sözleşmenin 11. Maddesine göre işlem yapıldığı için usule uyulduğunu, şirketin payları için hisse senedi çıkarılmadığı için gerekli olmadığı halde davacıya beyan ettiği ... adresine iadeli taahhütlü mektupla bildirim yapıldığı, TTK m.483/2 de iadeli taahhütlü mektupla davetin ancak nama yazılı hisse senedi sahipleri için ön; ünü, yönetim kurulunun TTK m. 391 kapsamında eşit işlem ilkesine aykırı bir işlem yapmadığını ve benzer konumdaki pay sahiplerine aynı uygulamanın yapıldığını, şirketin ... tarihinde kurulduğunu ve birlikte iş yapmak için anlaştıkları halde davacının bazı işlemleri için Savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, şirketin finansman kaynağının şirketin kurucusu olan ... karşıladığını, davacının şirket zararına giriştiğinden açılan davanın reddi gerektiğini belirildiğini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; davalı ... şirketin ... tarihli ...-... sayılı davacının ıskatına dair yönetim kurulu kararının butlanının tespiti istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık temelde; sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen davacıya TTK 483 maddesi gereği gönderilen ödeme ihtarının usulüne uygun olup olmadığı sonuç olarak ıskat kararına ilişkin yönetim kurulu kararının kanununa aykırı olup olmadığı ve butlanla sakat olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Pay sahibinin ortaklık hak ve sıfatının elinden alınması sonucunu doğuran ıskat kararının alınmasında kanunda belirtilen şartların yerine getirilmesi gerekir. Iskatın uygulanmasına ilişkin kanunda belirtilen şartlar, emredici niteliktedir. Bu şartlardan bir veya bir kaçının esas sözleşmeyle kaldırılması veya değiştirilmesi mümkün değildir. Iskat, TTK. m. 482-483 hükümlerinde temerrüdün sonuçlarından biri olarak düzenlendiğinden, ortağın ıskat edilebilmesinin ön şartı, bakiye sermaye borcunu ödemede temerrüde düşmesidir. Pay sahibi usulüne uygun olarak temerrüte düşürülmeden TTK. m. 483'de öngörülen ıskat ihtarı gönderilemez. Eğer anonim ortaklık sözleşmesinde açıkça sermaye borcunun ödeneceği tarih saptanmamışsa esas sözleşmede öngörülen usul ile yapılacak ilanda belirtilen sürenin geçmesi ile borçlu temerrüte düşer. Bu durumda temerrüdün söz konusu olabilmesi için, öncelikle bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bu kararı esas sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi gerekir.
TTK. m. 481/1 maddesi : “Payların bedelleri, yönetim kurulu tarafından, esas sözleşmede başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, pay sahiplerinden ilan yoluyla istenir. İlanda, ödenmesi istenen sermaye borcunun oranı veya tutarı ile ödeme tarihi ve ödemenin nereye yapılacağı açıkça belirtilir." düzenlemesini içermektedir.
Şirket yönetim kurulunun temerrüte düşen pay sahiplerini ortaklıktan ıskat edebilmesi için diğer bir şart da, bu kişilerin TTK. m. 483'te öngörülen usul çerçevesinde bir ay içerisinde ödemeye davet olunması ve bu süre içerisinde de borçlarını ödemedikleri takdirde haklarından mahrum kılınarak ortaklıktan ıskat edileceklerinin kendilerine ihtar edilmesidir. Yönetim kurulu tarafından yapılacak ödemeye davette ihtarın şekli, TTK m. 483'te düzenlenmiştir. TTK m. 483 hükmüne göre, ödemeye davet ve ihtarın, TTK m, 35'te yazılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ortaklık esas sözleşmesinin öngördüğü şekilde ilân edilmek suretiyle yapılması şarttır. TTK m. 483/2 uyarınca da, nama yazılı pay senedi sahiplerine ödemeye davet ve ihtarın taahhütlü mektupla yapılması gerekir. Bir aylık süre, mektubun alındığı tarihten başlar.
Davalı şirketçe TTK hükümlerince sermaye borcunun yerine getirilmesine ilişkin ilan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve şirketin internet sitesinde yayınlandığı uyuşmazlık konusu değildir.
TTK 483 maddesindeki ilanların ve nama yazılı pay sahiplerine ayrıca iadeli taahhütlü ödeme ihtarı gönderilmesinin amacı pay sahibinin ortaklık haklarının korunması olduğunda duraksama yoktur. Maddenin 1. fıkrası gereği pay sahiplerini koruma amaçlı olarak Ticaret Sicili Gazetesinde ve şirketin internet sitesinde ilan yayınladığı, kanunun nama yazılı pay sahipleri için hamile yazılı pay sahiplerine tanımadığı bir ayrıcalığı getirerek ayrıca birde iadeli taahhütlü bildirim öngörmüştür.
Somut olayda davacıya ... aracılığıyla tebligat yapılmaya çalışıldığı ancak tebliğ edilemediği görülmektedir. Bilirkişi raporunun sonuç kısmının 2. Paragrafı ile şirket paylarının nama düzenlendiği ancak nama yazılı pay senedine dönüştürülmediği bu durumda iadeli taahhütlü mektup gönderilmesi gerekip gerekmediği hususunun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
Bu konuda, yönetim kurulu mütemerrit ortağa sermaye borcunu yerine getirmesi için çağrıda bulunur. Bu çağrı her halde Türkiye Ticaret Sicil Gazatesinde ve şirket esas sözleşmesinin öngördüğü şekilde yapılır. TTK m. 483/2'de "nama yazılı pay senetlerinin sahiplerine bu ihtar, ilan yerine, iadeli taahhütlü mektupla ve internet sitesi mesajı ile yapılır", şeklindeki ifadesi hatalıdır, çünkü ilk önce, şirketin mutlaka pay senedi çıkarmış olması şart değildir. Dolayısıyla anılan hükmün, "nama yazılı pay sahiplerine..." şeklinde anlaşılması gerekir. (PULAŞLI, Hasan, Şirketler Hukuku Şerhi, 3. Baskı, Cilt 2, s. 1983-1984)
Bu itibarla TTK m. 483/2 de açıkça “nama yazılı pay senetleri sahipleri” hükmünün şirket kuruluşunca nama yazılı paylar için henüz senet çıkarılmadığı durumlarda Kanundaki bu hükmün “NAMA YAZILI PAY SAHİPLERİ” anlamında kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla Kanundaki hükmü hisse senedine dönüştürülmeyen pay sahipleri için de geçerli kabul edileceği ve ihtarın iadeli taahhütlü mektupla ve internet sitesi mesajı ile yapılması gerektiği kanaati ile, TTK m. 483/2 hükmüne aykırılık bulunması nedeniyle davanın kabulüne dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜNE;
1-Davacının davalı şirketteki paylarından ıskatına ilişkin kararının geçersizliğinin tespiti ile ıskat işleminin iptaline,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin olarak yatırılan ... TL'nin mahsubu ile, bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan davetiye, posta masrafı, bilirkişi ücreti gideri, başvurma harcı vb. yargılama gideri toplamı ... TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır