T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/340 Esas
KARAR NO : 2025/210
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 16/04/2024
KARAR TARİHİ : 30/04/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı işçinin ... ve ... tarihlerinde çalıştığını ve emekliliğe hak kazanması nedeniyle işten ayrıldığını, dava dışı işçinin ... ile ... tarihleri arasında davalı şirkette çalıştığını, davalı şirket ile müvekkili arasında hizmet alım ihaleleri kapsamında sözleşme olduğunu, dava dışı işçiye çalıştığı tüm süre boyunca hak etmiş olduğu kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin müvekkili tarafından ... tarihinde dava dışı işçi ...'a ... TL olarak ödendiğini, davalı şirkette geçen süreye tekabül eden ... TL kıdem tazminatı ve ... TL yıllık izin ücreti olmak üzere toplam ... TL'nin davalı şirketten ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte rücuen tazminine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
...nin, Antalya Sosyal Güvenlik Kurumunun cevabi yazıları dosyaya eklenmiştir.
Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası uyap üzerinden mahkememize gönderilmiştir.
Bilirkişi heyeti ... tarihli raporunda sonuç olarak " Davalı ...'nin ödenen net ... TL kıdem tazminatının tam sorumluluk esasına göre ... TL'sinden sorumlu olduğu, ödeme tarihinin ... olduğu, faiz başlangıç tarihi ve faiz türü konusundaki hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, tam sorumluluk esasına göre rücu edilebilecek toplam tutarın ... TL olduğu, Davacı tarafından rücusu talep edilen tutarın ... TL olduğu " sonuç ve kanaatine varmışlardır.
Bilirkişi heyeti ... tarihli ek raporunda sonuç olarak; Davacı taraf itirazları yukarıda ayrıntılı olarak incelenmiş olup, yapılan inceleme kapsamında kök raporda yapılan tespitleri ve hesaplamaları değiştirir bir hususun mevcut olmadığı" sonuç ve kanaatine varmışlardır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Dava dışı işçi ...'ın özlük dosyası ve davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri getirtilmiştir.
Davalının tacir olması ve davacının da Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/6963 esas, 2015/6992 karar sayılı ilamı gereği bu davada tacir sıfatına haiz olması nedeniyle mahkememiz davada görevlidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi mevcuttur. Dava, asıl işveren davacının, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin talebi sonrasında ödemek zorunda kaldığı alacağın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, işçiye karşı olan bu tazmin yükümlülüğü nedeniyle asıl ve alt işverenler 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6.maddesi gereğince müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Burada Kanun’dan doğan bir teselsül hali söz konusudur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur.
İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/2735 Esas, 2022/2436 Karar sayılı ilamı)
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır.
Bu belirtilen genel kurallar ışığında, dosyaya bakıldığında;
Taraflar arasında davacı asıl işveren ile davalı alt işveren ilişkisi mevcuttur. Rucü edilebilecek miktarın tespiti açısından taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve eki şartnamelerde hüküm bulunması halinde bu hüküm dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerekir. Hüküm bulunmaması halinde ise davalı alt işverenin kendi dönemiyle sınırlı olmak üzere davacı asıl işveren ile yarı oranında sorumlu olduklarının kabulü gerekir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/19323 Esas, 2016/2426 Karar sayılı ilamı)
İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarında, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır, davalının son işveren olması da bu sonucuda değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatının ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarında ise, işçinin çalışmış olduğu dava dışı ve davalı alt işverenler, davacı üst işverene karşı, kendi dönemleri ile sınırlı olmak üzere sorumludurlar. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/28892 Esas, 2016/5818 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/868 Esas, 2016/5316 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/45619 Esas, 2016/3965 Karar sayılı ilamı)
Bu genel ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, deliller toplanmış, mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Bilirkişi incelemesi ile; taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri ve eki idari şartnamelerde, kıdem tazminatı vb. işçilik alacaklarından yüklenicinin sorumlu olduğuna dair teknik şartnamenin 4.4 maddesinde hükümlerin mevcut olduğu, yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel şartnamenin 6. Bölümüne atıf yapıldığı tespit edilmiştir. Yine sözleşmelerde kıdem tazminatından sorumluluğun asıl işveren idarede olduğuna dair düzenlemenin mevcut olmaması ve tespit edilen hususlar dikkate alınarak dava dışı işçiye davacı tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemesinden davalı şirketlerin dava dışı işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak tam sorumlu olduğunun anlaşılmış ve mahkememizce kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere yıllık izin ücretinden son işveren sorumlu olup davalı yüklenicinin son işveren olmaması nedeniyle yıllık izin ücretinden sorumluluğu bulunmadığı kabul edilmiştir.
Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
İtirazlar değerlendirilmek üzere ek rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyeti alternatifli hesaplamalar yapmıştır. Tespitleri de Yargıtay kararlarına uygundur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının sorumluluğunda olan ödemelerinin rücu isteminin yerinde, yine yukarıda içeriği paylaşılan Yargıtay kararı da emsal alındığından yapılan ödemelerin ferisi niteliğinde olan faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderinin de davalının sorumluluğunda olduğu hususları gözetilerek, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmiş, bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile;
1-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan davetiye, posta masrafı, bilirkişi ücreti gideri vb. yargılama gideri toplamı ... TL ile ... TL başvuru harcı olmak üzere toplam ... TL'nin kabul ret oranı gözetilerek hesaplanan ... TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle sarf edilen ... TL'nin; kabul ret oranı gözetilerek hesaplanan ... TL'sinin davalıdan, ... TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar, miktar itibari ile kesin olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır