T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/349 Esas
KARAR NO : 2024/804
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/04/2024
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Yargılamaya konu iki taraflı maddi hasarlı trafik kazası; ... Tarihinde, ... adına tescilli, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... Plaka sayılı aracı ile ... ili ... ilçesinde ... Caddesinde seyrederken, aynı istikamette seyir halinde bulunan ... sevk ve idaresindeki müvekkil ... adına tescilli ... plaka sayılı araca arkadan çarpması neticesinde meydana geldiğini, ... Plaka sayılı araç sürücüsü araç takip mesafe kurallarını ihlal ettiğini, özensiz ve dikkatsiz davrandığını, bu nedenle müvekkilin aracına arkasından çarptığını, yukarıda anılan kanun ve yönetmelik maddeleri ve izah edilenler neticesinde meydana gelen kazada, asli ve tam kusurlu olan taraf ... plakalı araç sürücüsü olup müvekkile ait aracı kullanan sürücünün kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, huzurdaki davaya konu trafik kazasına karışan ... plaka sayılı araç, kaza tarihi olan ... tarihinde davalı .... nezdinde (Sigorta Poliçe No:.., Acente No:.., Sigorta Bitiş Tarihi:..) Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile kayıtlı olup müvekkilin kaza nedeniyle uğradığı zarardan sürücü ve ruhsat sahibinin yanı sıra davalı sigorta şirketinin de teminat limitleriyle sınırlı olacak şekilde müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğunu, müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybı zararının karşılanması amacıyla ... tarihinde davalı ... şirketine başvuruda bulunulduğunu, ancak taleplerimiz davalı ... şirketi tarafından karşılanmadığını, dava şartı arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığından huzurdaki davayı açma ve müvekkilin ... tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı zararının müşterek ve müteselsilen sorumluluğu bulunan davalı sigorta şirketi tarafından karşılanmasını talep ettiklerini, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde müvekkile ait ... plakalı araçta doğan zarardan ... plakalı aracın kaza tarihinde sigortacısı olan davalı .... da ruhsat sahibi ve sürücü ile birlikte sorumlu olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki uyuşmazlığa konu kaza kapsamında müvekkil şirket tarafından davacı vekiline ...-tl değer kaybı ödemesi, tedarikçi firmaya ise aracın onarımı için ...-tl ödeme yapıldığını, yapılan bu ödeme ile müvekkil şirketin sorumluluğu sona erdiğini, dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı araç müvekkil şirket tarafından ... no.lu ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, ayrıca, araç mahrumiyet bedeli, aracın işletilememesinden doğan kazanç kayıpları gibi yansıma zararlar ZMMS teminatı dışında olduğunu, ZMMS Genel Şartları'nın A.6/k maddesinde "Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri"nin ZMMS teminatı dışında olduğu açıkça belirtilmiş olduğundan söz konusu taleplerin reddi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, haksız fiil niteliğindeki trafik kazası nedeniyle kusurlu olduğu belirtilen aracı sigortalayan ZMMS'cısı aleyhine açılan değer kaybına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı taraf davanın reddini savunmakla, kazada dava dışı sigortalı sürücünün kusurunun bulunmadığını, davacıya değer kaybına ilişkin daha önce ödeme yapıldığını ileri sürmektedir.
Davacının, dava ikame edilmeden önce zorunlu arabuluculuğa başvuru şartını yerine getirdiği görülmüştür.
Türk Borçlar Kanunu m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu kazada kusur yönünden yapılan araştırmada,
Mahkememizce kusur oranlarının tespiti ile şartları oluşmuşsa davacının talep edebileceği değer kaybı tazminatının belirlemesi için dosyamız bilirkişiye tevdi edilmiş, ... tarihli raporunda “davalını sigortalıdığı araç sürücüsünün önünde seyir halinde olan davacı sürücünün aracına mesafe kurallarına uymayarak çarptığı” gerekçeleriyle dava dışı sürücünün sürücünün kazada tam kusurlu olduğunu bildirmiştir.
TBK 74. maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmüne yer verilmiştir. "TBK.74 maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa, kazadaki kusur oranlarını belirlemenin teknik bilgiyi gerektiren bir yönü bulunmamaktadır.(Aynı yönde bkz. Yargıtay 17. H.D. 2019/2909 E. 2020/7805 K.)
Buna göre yukarıda anılan TBK 74 maddesi ile HMK 266. maddeleri ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin anılan kararları bir arada değerlendirildiğinde kusur oranlarının belirlenmesi konusunda mutlak rapor alınması zorunlu olmadığı gibi bu alınan raporların da herhangi bir şekilde bağlayıcılığı bulunmamaktadır, dosya arasındaki bilgilerden kazanın ne şekilde gerçekleştiği belirlenebiliyor ise kusur oranın hâkim tarafından belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkememizce tarafların bilirkişi raporuna itirazları da değerlendirilerek, kusur yönünden raporun mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli, yasaya ve oluşa uygun olduğu, raporun ve kaza tespit tutanağının kusur değerlendirmesi yönünden mutabık nitelikte olduğu, kazada davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün önündeki davacıya ait aracı yasal mesafe sınırlarına riayet ederek takip etmesi gerekirken bu kurala riayet etmemesi nedeniyle nedeniyle tam kusurlu olduğu anlaşılmakla; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı takdiren kabul edilmiştir.
Dava konusu kazada, davacının aracındaki değer kaybı yönünden yapılan araştırmada,
Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları dikkate alınarak araç değer kayıpları için kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu aracın hasar geçmişine ilişkin tüm bilgi ve belgeler (tramer kaydı, sigorta şirketlerinde oluşturulan hasar dosyası, trafik tutanaklar ve fotoğraflar vs) ilgili yerlerden getirtilip Adli Tıp Kurumuna dosyamız gönderilerek aracın markası, modeli,yaşı, kilometresi ve değere etki eden diğer özellikleri de dikkate alınarak dava konusu aracın kaza öncesi serbest piyasa koşullarındaki 2. el değeri ile aracın onarım sonrası serbest piyasa koşullarındaki 2. el değeri (kaza sonrası onarımla değişen orijinal parçalar varsa bunların araca kattığı değer de dikkate alınarak) arasındaki farkın belirlenmesi yöntemiyle değer kaybının tespiti yapılmıştır.
Buna göre davacının aracında meydana gelmiş olabilecek değer kaybının tespiti için dosyamız bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, ... tarihli bilirkişi raporundan araçtaki değer kaybının ... TL olabileceği, davalı ... şirketinin davacıya ... TL ödeme yapması nedeniyle davacının bakiye değer kaybı alacağının olamayacağı anlaşılarak davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL maktu harç davacının yatırdığı ... TL peşin harç ile tahsil edildiğinden harç tahsiline yer olmadığına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan toplam ... TL masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
5-Davalı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır