T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/583 Esas
KARAR NO : 2025/286
DAVA : Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 21/07/2024
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan "Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı, davalı kooperatifin 2022 Yılı içerisinde görevli yönetim kurulu başkanlığına başvurarak daha önce yasal üye olan ve o güne kadar tüm üyelik yükümlülüklerini yerine getiren ...’den kardeşi ...’a devir edilen kooperatif hissesini devir aldığını, resmi istenen belgeleri de teslim ederek kooperatif üye kayıt defterine kaydının yapılmasını ve yönetim kurulunca üyeliğinin kabulüne karar verilmesini talep ettiğini, yönetim kurulunun da devir işleminin yapıldığı tespit edilerek hisse ve üyelik devir işlemini onayladığını ve davacının kooperatif üyelik kaydının yapıldığını, davacının bugüne kadar tüm üyelik yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının devir aldığı üyeliğin başlangıcına ilişkin tüm resmî belgelerin kooperatif kayıtlarında yer aldığını, 2B kapsamında olan arsaların alınıp, birleştirilmesi, imarının yapılması sair tüm iş ve işlemlerin üzerinden 20 yıldan fazla zaman geçmiş olup davalı tarafın tamamen Kooperatif Mevzuatına, yerleşmiş İçtihatlara açıkça aykırı şekilde karar almasının halen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası ile açtığı iptal davasına karşı hileli delil oluşturmaya yönelik olduğunu, yasa ve usule açıkça aykırı ... tarihinde yapılan 2023 Yılı Kooperatif Olağan Genel Kurul Toplantısında gündemin ... Maddesinde kooperatif üyeliğinin düşürülmesi ve ödenen paraların geri ödenmesine dair genel kurul kararının iptaline, dava masrafları ile mahkeme karşı vekalet ücretinin de davalı taraftan alınarak kendilerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın kötü niyetli olacak şekilde ikame edildiğini, davacının kooperatif üyeliğinin usul ve yasaya aykırı olup geçerli olmadığını, davacının kooperatif üyesi olmamasına rağmen kayıtlarda üye olarak göründüğünü, bu üyeliğin kağıt üzerine olup gerçeği yansıtmadığını, davacının üyeliğini devraldığı kişi olan ...'ın ilgili dönemin yönetim kurulu başkanlığını yürüten ...'ın kızı olduğunu, ...'ın yönetim kurulu başkanlığı döneminde kurulun ... tarihli toplantısında, yönetim kurulu kararının ... numaralı kararı ile kızı ...'in davalı kooperatife ortak yapılmasına/ üye kaydedilmesine dair karar çıkarttığını, ...'e işbu üyeliğin bir önceki (... numaralı) üye ... üyeliğinden gelmiş gibi gösterildiğini, oysa ki işlem tarihinde ...’nın kooperatife üyeliği bulunmadığını, ... ve eşi /annesi ... (...) toplamda iki üyelik hakkını ...'a devrettiklerini, böylece, davalı kooperatiften iki üyelik elde eden ...'ın, daha sonra genel kurul kararı ile "aidatları ödemedikleri gerekçesiyle" işbu iki üyelikten de ihraç edildiğini, bunun üzerine ... genel kurul ihraç kararının iptali için dava ikame ettiğini ve ikame ettiği davayı kazandığını, bir başka ifade ile, ..., Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Tarih, .../... Esas ve .../... Karar sayılı ilamı ile üye olduğunu, üyeliklerini ...'a devrettikleri halde, davalı kooperatifin ilgili dönem yönetim kurulunca, hala üyeymiş gibi gösterilmeye çalışılan ... ve eşi ... (annesi ...) ...'nın toplamdaki iki üyeliğinin mahkemece iptal edildiğini, yerine ... iki üyelik (ortaklık) hakkı elde ettiğini, aynı mahkeme kararı ile ... iki üyelik, ... da bir üyelik hakkı elde ettiğini, buna rağmen davalı kooperatifin ilgili dönem yönetim kurulu, ... tarih ve ... sayılı karar ile ...'i, ...'nın mahkeme kararı iptal edilerek ...'a geçen üyeliği yerine üye yaptığını, ...'e devre ilişkin ... tarih ve ... numaralı kararda, yazılarda oynama yapıldığını ve ... isminin sonradan yazıldığını, yazıların ...’ın babası ...’a ait olduğunu, ...'nın üyeliğinin düşürülmesine ilişkin mahkeme kararı, ... tarihinde kesinleşmesine rağmen, ... halen daha üyeymiş gibi, olmayan üyeliği ... tarihinde ...' devredildiğini, aynı şekilde "...'a devir yapıldığına dair" alınan üyelik devrine ilişkin karar defterindeki yazıda oynama-karalama olduğunu, ...'ın; kağıt üzerinde gözüken bu üyeliği ...'den gelmiş gibi gösterildiğini, ancak ...’in üyeliğinin yukarıda bahsedildiği üzere gerçek bir üyelik olmadığını, ...'ın davalı kooperatifin ilgili dönemde yönetim kurulu başkanı iken, yine, yönetim kurulunun ... tarihli toplantısında, yönetim kurulu kararının (...) nolu kararı ile kızı olan ...'ın kooperatife ortak yapılmasına / üye kaydedilmesine dair karar çıkarttığını, bu karar ile ...'in üyeliği, ... tarih ve ... nolu karar ile ...'a devredilmiş gibi gösterildiğini, üyelik devrine ilişkin işlemlerde usulsüzlük, yolsuzluk olduğunun çok net bir şekilde ortada olduğunu, zira ..., hukuka aykırı şekilde devraldığı üyeliği ... tarih ve ... nolu yönetim kurulu kararı ile davacıya devrettiğini, yapılan işlemlerin temeli sakat olduğundan işlemlerin keemlenyekün olduğunu beyanla haksız ve dayanaksız olarak ikame edilen huzurdaki davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır.
Davalı kooperatifçe imza sirküleri, kooperatif ana sözleşmesi, ... tarihli genel kurul toplantı tutanağı, çağrı kağıdı, hazirun cetveli vs. belge ve kayıtların dosyaya sunulduğu görülmüştür.
Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünce davalı kooperatife ait sicil dosyası, kooperatif ana sözleşmesi, ... tarihli genel kurul toplantı tutanağı, çağrı kağıdı, hazirun cetvelinin dosyamız arasına gönderildiği görülmüştür.
Mahkememizce yargılama sırasında; ... tarihli oturum ... nolu ara karar gereğince davacının kooperatif üyeliğinin düşürülmesine ilişkin alınan karara dair koooperatife ait ticari defter ve belgeler incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosya Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek 1 mali müşavir bilirkişi ve 1 kooperatif mevzuatında uzman nitelikli hesap bilirkişisine tevdi edilerek rapor aldırılmasına karar verilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen ... tarihli raporda özetle; "...1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kooperatif ortaklığının doğrudan ya da hisse devir suretiyle ve kooperatif yönetim kurulu kararı ile gerçekleşeceği, Kooperatiflerde bu usule uymadan “zımni eylemli” ortaklıkların da söz konusu olduğu, Davacı yanın ... tarihinde kooperatif yönetim kurulu kararı ile ve hisse devri suretiyle kooperatife ortak olarak kaydedilmiş olduğu, Davacının hisseyi devir aldığı ortağın kooperatifte iki üyeliğinin bulunduğu üyeliklerden birinin 2000 yılında diğerinin 2012 yılında elde edilmiş olduğu, bu üyeliğin de 2022 yılında davacı yana devir edilmiş olduğu, Üyelik silsilesi usulsüz olarak intikal etmiş olsa dahi geçen bu uzun süre zarfında kooperatif-üyelik ilişkisinin devam etmiş olması, davacı bakımından aidatların yatırılmış olması, kooperatif muhasebe kayıtlarında borç tahakkuk ettirilmiş olması, genel kurul toplantısına davet edilmiş olması, hazurun listesinde yer alması gibi kooperatif-üyelik ilişkisinin devam etmiş olması karşısında, gerek davacının devir aldığı üyenin, gerekse davacı üyeliğinin “zımni eylemli ortaklık” nitelikte olduğu, Kooperatif genel kurulunun ortakların kazanılmış şahsi haklarını ortadan kaldırıcı ya da kısıtlayıcı nitelikte kararlar alamayacağını, alınması halinde böyle bir kararın yok hükmünde kabul edileceği, ... tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davacı ve öncesine ilişkin üyeliğin iptaline yönelik kararın kazanılmış şahsi hakları ortadan kaldıran nitelikte olduğundan yok hükmünde bulunduğu..." sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyesi tarafından açılan davalı kooperatifin ... tarihli genel kurul ... nolu kararının iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafından 2022 yılında ...’den kardeşi ...’a devredilen kooperatif üyelik hissesinin devralındığı, yönetim kuruluna kooperatif üye kayıt defterine üyelik ve hisse kaydının yapılmasının talep edildiği, işlemin yapıldığı ve üyelik yükümlülüklerini yerine getirdiği, ancak mahkememizin .../... Esas sayılı dosyası ile açılan dava nedeniyle kooperatifin kendisinin üyeliğini düşürmesinin haksız olduğu gerekçesiyle genel kurul kararının iptalinin talep edildiği görülmüştür.
Mahkememizin .../... Esas sayılı dava dosyasının halen derdest olup, yargılamanın devam ettiği, ilgili dava dosyasında davacının sahtecilik iddiasına ilişkin olarak mahkememizce inceleme yapıldığı anlaşılmıştır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53. Maddesinde "Aşağıda yazılı kimseler kanuna, anasözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile Genel Kurul kararları aleyhine, toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurabilirler.
Bu kapsamda davacı tarafından davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu somut olayda, ... tarihli genel kurul gündem ... Maddesinde, usul ve esasa aykırı üyeliklerin durumunun görüşülmesi, Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas ve .../... Karar sayılı kararı ile ...'ın ... ve ...'nın hisselerini devraldığı, ... isminin silinerek ve muvafakatnamesi olmadan hissesinin ... tarih ve ... sayılı yönetim kurulu kararıyla ...'e devredildiği, ...'nın hissesini ... daha önce devir aldığından ve ikinci kez hissesini ...'e devredilemeyeceğinden üyeliğinin usulsüz ve yok hükmünde olduğu, bu nedenle ... üyeliğinin düşürülmesine ve ödediği yasal mevzuat çerçevesinde kendisine ödenmesine oy çokluğuyla karar verildiği görülmüştür.
... tarihli genel kurul gündemin ... Maddesinin iptal, yokluk ve butlan yaptırımına tabi olup olmadığı yönünde yapılan değerlendirmede ise;
1163 Sayılı Kanun' da yokluk ve butlan halleri düzenlenmemiş ancak 1163 sayılı Kooperatifler Kanununu 98. Maddesinde "Bu kanunda aksine açıklama olmıyan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır." düzenlemesine yer verilmiş olup yokluk ve butlan yönünden Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümlerin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
Genel kurul kararlarını sakatlayan hukuka aykırılıklar bakımından kararlar yoklukla malul, mutlak butlanla malul ve iptal edilebilir kararlar olarak üçe ayrılmaktadır.(Yargıtay 6. HD, 2022/3300 E, 2023/3198 K)
Hükümsüzlük halleri, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ele alınabilir.
Kavram olarak yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir.
Şirketler hukukundaki emredici hükümlere göre, genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir: Birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi toplantıda karar alınmasıdır. Bunların birisindeki eksiklik halinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur. Örneğin, karar alınmadığı halde alınmış gibi gösterilirse veya Bakanlık temsilcisinin toplantıda bulunmaması halinde işlem, yoklukla sakat olacaktır.
Butlan ise; bir işlemin, konusuna ilişkin emredici hükümlere aykırı olması halidir. Eş söyleyişle, bir işlemin konusu; kanuna, ahlaka, adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ya da, imkânsız ise, bu işlem batıldır. Yokluktaki gibi, butlanda da kesin geçersizlik söz konu-sudur; hâkim bunu re’sen göz önünde bulundurur ve herkes bu geçersizliği, iptal davasında öngörülen üç aylık süreyle bağlı olmaksızın ileri sürebilir ve tespit ettirebilir. Yokluk ve butlan arasında sonuçları değil, sebepleri bakımından farklılık bulunmaktadır (Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, 2012, 2. Baskı, s.190).
İptal edilebilir kararlarda ise; genel kurul kararının geçersizlik halini oluşturan nedenin, işlemin, baştan itibaren geçersiz olması sonucunu doğuracak nitelikte olmaması hali söz konusudur. Örneğin; anonim şirket ortaklar genel kurulunda oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmediği, çağrının usulsüz yapıldığı, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediği, toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak ettikleri iddiasında olan ortaklar, yasa, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık hallerini ileri sürerek, kararların iptallerini mülga 6762 Sayılı TTK’nun 381. maddesi uyarınca isteme hakları bulunmaktadır
Es söyleyişle; mutlak butlanla batıl kararlar, baştan beri hükümsüz olan, sonradan geçerlilik kazanma olanağı olmayan, emredici kurallara, kamu düzenine veya ahlaka ve adaba aykırı veyahut konusu olanaksız olan kararlardır. Bu tür kararlar, baştan beri hüküm ifade etmezler ve mahkemece, re’sen üzerinde durulması da gerekir. iptali kabil kararlar ise, daha çok ortakların menfaatlerinin koruyan düzenlemelere aykırılık teşkil eden, emredici kurallar dışında yorumlayıcı ve şekle ilişkin kuralların ihlal edildiği kararlardır. İptali gereken kararlar, baştan itibaren geçersiz olmadıklarından, iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğururlar.
Emredici kurallara aykırı kararlar bakımından kararın şekil ve kurucu unsurları bakımından emredici kurallara aykırılık halinde (örneğin, toplantı ve karar yeter sayılarının bulunmaması) yokluk yaptırımı ile karşı karşıya kalacağı, maddi-öze ilişkin kanunun emredici kurallarına aykırılık halinde ise (örneğin, kararın ahlaka ve adaba aykırı olması, konusunun imkansız olması, kesin hükme ve kanunun emredici madde hukuk kurallarına aykırı olması) alınan kararların mutlak butlanla malul olacağı, kişisel hakları ilgilendiren kanunun emredici olmayan hükümleri ile ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı kararların ise iptal edilebilir kararlar olduğu kabul edilmektedir.(Yargıtay 6. HD, 2023/2130 E, 2023/3059 K) şeklinde belirtilmiştir.
Ortaklığa Girme Şartları 1163 sayılı Kanun 8. Maddesinde düzenlenmiş, yönetim kurulunun ortaklar ile ortak olmak için müracat edenlerin ana sözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Tip Ana Sözleşme 10 ve 11. Maddesinde de, ortaklık şartları ile ve ortaklığa kabul şartları düzenlenmiştir.
Aynı Kanun 14. Maddesinde ise, ortaklığın devri hususu düzenlenmiş olup, bu kapsamda
1163 sayılı K.K. 14. maddesinde; "Ortaklık devredilebilir. Yönetim Kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder."
Tip Ana Sözleşme 17. Maddesinde ise; "Ortaklık yazılı olarak yönetim kuruluna bildirilmek suretiyle 10. Maddedeki ortaklık şartlarını taşıyan kişilere devredebilir.
Yönetim Kurulu bu şekilde ortaklığı devralan kişiyi ortaklığa kabulden kaçınamaz.
Devir halinde eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer, kooperatifçe bu devir sebebiyle taraflardan ayrıca ödemelerde bulunmaları istenemez." düzenlemeleri bulunmaktadır.
Kooperatif hissesini devreden satıcı kooperatif üyesi olması ve üyeliğinin alıcı tarafından devir alınması gerekmektedir. Üyelik ayrıca devredilmedikçe satıcının üyeliği kooperatif nezdinde devam eder. Satıcının üye olması, alıcının bu üyeliği ayrıca devir alması, devir alanın kooperatif üyelik koşullarını taşıması halinde kooperatifin bu kişiyi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/3. ve anasözleşmenin 17. maddesi uyarınca ortaklığa kabul etmesi zorunludur. Üyelik devir sözleşmesi yapıldığı tarih itibariyle sözleşmenin yanları arasında geçerli sonuç doğurmasına karşın, kooperatif bakımından 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/3. ve anasözleşmenin 17. maddesi hükümleri gereği, devrin kooperatife bildirilmesi ve yönetimin makul sürede yapacağı inceleme sonunda devir alanın ortaklık şartlarını taşıması durumunda devir alanı makul süre içerisinde üyeliğe kabulü kararı verdiği tarihte hüküm ifade eder. Ana sözleşmenin 17. madde hükmünde yer alan yazılı başvuru koşulu, devrin geçerliliğine ilişkin olarak değil, devrin kooperatife iletilmesi ve kabulü için ispat bakımından gerekmektedir. Bu nedenle, kooperatif üyelik hakkının devredildiğinin davadan önce davalı kooperatife bildirilmemesi, devir alanın hakkını ortadan kaldırmayacaktır. Devir alanın açtığı üyeliğin tespiti davası ile davalı kooperatife üyelik başvurusu yapılmış gibi olduğundan, üyelik koşullarını taşıdığının belirlenmesi halinde devir alanın üyeliğinin tespitine karar verilmesi gerekir. Üyeliği devreden üyelik hisse devir sözleşmesinden dönmemiş veya sözleşmenin herhangi bir nedenle devrin tarafları arasında bağlayıcı olmadığı savunularak sözleşmenin iptali de sağlanmamış ise, devredenin artık dava konusu hisse üzerinde herhangi bir hakkı kalmamıştır. (Benzer nitelikte Yargıtay 23 Hukuk Dairesinin 03/11/2020 tarih, 2019/420 Esas, 2020/3388 Karar sayılı ilamı ve bu ilama dayanak Ankara BAM 23. Hukuk Dairesinin 20/12/2018 tarih, 2017/1447 Esas, 2018/1799 Karar, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/06/2017 tarih, 2016/92 Esas, 2017/507 Karar sayılı ilamı)
Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında dava konusu somut olayda, kooperatif üye kayıt defterinde kooperatif yönetim kurulunun ... tarih ... nolu kararına istinaden kooperatif üyesi ... hissesinin devri sonucu davacının üyeliğe kabul edildiği, kooperatif üyesi olarak kaydının yapıldığı, davacının kaydın yapıldığı tarihten itibaren kooperatife ödemeleri yaptığı pay defterinde adının bulunduğu, devraldığı üyelerin ise bu tarihten itibaren kaydının bulunmadığı yine bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.
Kooperatif yönetim kurulu kararına göre davacı üyeliği ...'dan devralmıştır. ...'ın üyeliği ise ... tarihinde başlamıştır.
...'ın ise üye kayıt defterinde ... nolu üye olarak kayıtlı olduğu, yönetim kurulunun ... tarih, ... nolu kararı ile ortaklığa kabul edildiği, ...'nın ... nolu üye olarak kaydedildiği, daha sonra üyelikten düşürüldüğü, ...'ın ise ... nolu üye olarak yer aldığı, kooperatif yönetim kurulunun ... tarih, ... sayılı kararı ile ortaklığa kabul edilmiş olduğu, Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı ilamı ile 2 hisse kaydedildiği, ... ve ...'ın bir hissesinin tamamını devraldığı, ... tarih ve ... nolu kararla şeklinde not düşüldüğü, ...'in ise ... nolu üye olarak kooperatif yönetim kurulunun ... tarih, ... nolu karara istinaden ortaklık kaydının yapıldığı, hissesinin ...'dan devir alınmış olduğu, ... tarih ... nolu kararla da ...'a devredildiği bilirkişi incelemesine göre tespit edilmiştir.
Davalı taraf üyeliğin geldiği ...'ın bir başka üye ...'den gelen üyeliğin usulsüz olması nedeniyle üyeliğinin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Ancak ...'ın üyeliği 2000 yılında başlamış olup, ...'den gelen üyelik ise ikinci üyeliktir. ...'ın iki üyelik sahibi olduğu dikkate alındığında üyeliğin hangisini devrettiği açık olmasa dahi yapılan üyelik devir işleminde yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda bir sakatlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Zira geçersiz bir devir işlemi söz konusu olsa dahi ...'ın daha öncesinde kooperatif üyeliğinin olması, davacı tarafa hangi üyeliği devrettiğinin açık olmaması varsayımında bile davacının üyeliğinin geçersiz bir devre dayandığını söylemek mümkün değildir. Kaldı ki, davacıya üyeliğin geçtiği ...'ın üyeliği ... tarihinde başlamıştır. 2012 yılında devrin yapıldığı 2022 yılına kadar da devam etmiştir. Davacı üyeliği ise 2022 yılından genel kurul kararının alındığı 2024 yılına kadar devam etmiştir. Davacının üyeliğinin yönetim kurulu kararı ile gerçekleştirildiği, kaldı ki ortaklığın devrinde yönetim kurulu kararının kurucu unsur olmayıp, üyeliğin tespitine ilişkin olduğu, yönetim kurulu kararına istinaden kooperatifin ortaklık pay defterinde de adının yazıldığı, bu durumda davacı yanın geçersiz üyeliğinin bulunmayacağı, kooperatifin davacının zımni eylemli ortaklığına uzun süre ses çıkarmamış olması karşısında söz konusu üyeliğin geçersizliğini öne sürmenin de kanun, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun kabulü gerekmiştir. Davalı kooperatifin herhangi bir mahkeme kararına dayalı olmaksızın üyeliğinin geçersiz olduğu iddiası ile davacının kazanılmış haklarını ortadan kaldırır mahiyetteki kooperatifin ... tarihli genel kurul ... numaralı kararının iptal edilebilirlik sınırlarını da aşan yok hükmünde kararlar niteliğinde olduğunun kabulüne dair açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, buna göre; davalı kooperatifin ... tarihli genel kurul toplantısında davacı ve öncesine ilişkin üyeliğin iptaline ilişkin gündemin ... Maddesinin YOKLUKLA MALUL OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan davetiye, posta ve bilirkişi giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafça yapılan peşin harç ve ilk dava masraf toplamı olan ... TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
6-Taraflarca kullanılmayan gider avansının artan kısmının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın davacıya İADESİNE,
Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır