T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/627 Esas
KARAR NO : 2025/563
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/08/2024
KARAR TARİHİ : 09/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı karşı taraf, alacaklı sıfatıyla müvekkil aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün .../... Esas sayılı dosyası ile icra takibine giriştiğini, davalı taraf ... günlü ... seri nolu çeki kullanarak müvekkil aleyhine haksız ve hukuksuz icra takibi başlatıldığını, dava şartı olması sebebiyle arabuluculuk yoluna başvurduğunu, Antalya Arabuluculuk Bürosu'nca yapılan görevlendirme üzerine .../... Başvuru nolu ve .../... Dosya numaralı arabuluculuk süreci anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkil ile mütahit olan davalı arasında yapılan anlaşma gereğince ... Mah. ... ... Sokakta bulunan ... ada ... parseldeki toplam ... dairelik ... katlı binanın iç-dış cephe alçı sıva, tuğla duvarı ve kara sıva işçiliğini müvekkilin yaptığını, bunun karşılığında ... TL'ye anlaştıklarını, yine taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre müvekkil tarafından iş yapılması sebebiyle davalı müteahhit, müvekkile ... numaralı daireyi ... TL'ye satacağını taahhüt ettiğini, sözleşmede de belirtildiği üzere ... TL elden verilip müvekkilin işçilik alacağı mahsup edildikten sonra kalan ... TL'nin ödenmesiyle bahse konu daireyi müvekkile devredileceğini, sözleşme aslı İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas ve .../... Karar sayılı dosyanın içerisinde olup istenmesini talep ettiklerini, ayrıca İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas ve .../... Karar sayılı dosyası davayla bağlantılı olup dosya suretinin dava dosyası arasına alınmasını talep ettiklerini, bunun yanısıra dolandırıldığını düşünen müvekkil Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayetçi olduğunu ve neticeten .../... Soruşturma numaralı soruşturma dosyası açıldığını, davalı taraf bahse konu daireyi müvekkile devretmediğini, ... isimli ortağına devrettiğini, sonrasında mal kaçırma amaçlı yapılan işlemlerden haberi olmadığını, bu sebeple ... Mah. ... ... Sokakta bulunan ... ada ... parseldeki inşaata ait ... nolu dairenin ... yılından bu zamana kadar olan açık kapalı takyidatlarının istenmesini talep ettiklerini, davalı taraf bahse konu daireyi müvekkile vermediği gibi üstüne üstlük yukarıda numarası yazılı icra takibini müvekkil aleyhine başlattığını, müvekkilin davalı tarafa hiçbir borcu olmadığını, aksine müvekkilin alacaklı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı taraf herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.
Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçluların ... ve ... Şti, ... çek asıl alacağı, ... TL işlemiş faiz, ... TL komisyon, ... TL çek tazminatı olmak üzere toplam ... TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin yapıldığı görülmüştür.
Önemle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan tekrar sonra dosyaya dönüldüğünde; Hukukumuzda, senet delilinin uygulanma alanı oldukça geniştir çünkü hukukumuzda, hukuki işlemler için "senetle ispat" kuralı mevcuttur. Esasen, "senetle ispat kuralı" kavramı yerine "kesin delille ispat" kuralı denilmesi daha doğrudur. Çünkü, senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu, "tanıkla ispat yasağı" olarak da ifade edilmesine rağmen, bunun da esasen "takdiri delille ispat yasağı" olarak belirtilmesi daha uygundur. Senetle ispat kuralı, kendisini iki temel durumda gösterir. Bunlardan birincisi olarak; Belli bir meblağı aşan hukuki kural olarak yalnız senetle ispat olunur. Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunla belirlenen miktarı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir Senetle ispat kuralının kendisini gösterdiği ikinci durum ise, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler kanunda belirtilen miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz olmasıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. ” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/2341E. 2017/13472K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2015/39638E. 2017/11964K. sayılı kararı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2016/8848E. 2017/3778K. sayılı kararı).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/02/2019 tarih 2017/19-821E. 2019/58K. Sayılı kararında;"...menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.... bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda ise her iki yanın bononun mal karşılığı olmadığına dair beyanları karşısında senedin her iki tarafça da talil edildiğinin kabulü zorunludur ve bu durumda TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir..." denilmiştir.
Somut dava da, esasen senetle ispat kuralına tabidir. Davacı taraf aşamalarda senetten dolayı borçlu olmadığını ileri sürmüştür ve iddiasını kesin delille ispat külfeti altındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Çek bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Davacı; taraflar arasında yapılan anlaşma gereği daireyi davalının kendisine devretmediğini, dava dışı ortağına devrettiğini, aleyhlerine icra takibi başlatıldığını, borcu olmadığını ileri sürdüğü görülmekle davacı çekin ödendiğini ispatlamakla yükümlüdür. Takibe konu çekin incelenmesinde; son hamilin davalı olduğu, davalı tarafından çekin muhatap bankaya ibraz edildiği, çekin ibraz edildiği tarih itibariyle karşılıksız çıktığı, karşılığı bulunmayan çek yönünden davacının çeki ödediğini yazılı belgelerle ispat etmek etmekle yükümlü olduğu anlaşılmıştır. Delillerinde, tanık delili mevcuttur ancak açık bir muvafakat olmadığından tanık dinlenmesi usulen mümkün değildir. Ödemeyi ispat külfeti de bunu ileri süren üzerindedir. Takip alacaklısına ödemeyi gösterir bir delil de dosyada yoktur. İş bu dosyada da davacı taraf, davalının hakkı olmadığı halde takip yaptığını, borcun yasal unsurlarının olmadığını, borcun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüş ise de değinildiği üzere bu iddiaların da kesin delille ispatlanması gerekir. Senetle ispat kuralının istisnasını oluşturan bir hukuki durum da somut olayda mevcut değildir. Davacı taraf, bu haliyle, dosya kapsamına göre iddiasını ispat edememiştir. İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı görülmüştür. Tüm dosya kapsamı, kesin delille ispat kuralı, yukarıdaki açıklamalar ışığında, takibin haksızlığı ispatlamadığından bir bütün olarak ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL maktu harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harçtan ve ... TL tamamlama harcından mahsubu ile fazla yatan ... TL'nin istek halinde davacıya İADESİNE,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ÖDENMESİNE,
6-Artan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili Antalya İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/10/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır