T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/646 Esas
KARAR NO : 2025/499
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 13/08/2024
KARAR TARİHİ : 17/09/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili idareye 6360 sayılı kanun gereğince devredilen Belde Belediye yasası gereği ... bünyesinde ... personel olarak görev yapan dava dışı ...'ın ... - ... tarihleri arasında davalı ... - ... ... ... firmasında; ... - ... tarihleri arasında yine aynı firmalarda; ... - ... tarihleri arasında ... firmasında; ... - ... ve ... - ... tarihleri arasında davalı ... firmasında; ... - ... tarihleri arasında ...de; ... - ... tarihlerine kadar da ...de görev yaparken ayrıldığını, müvekkil kurumun bünyesinde, müvekkil idare ve davalılar arasında yapılan hizmet alım ihaleleri kapsamında görev yapan dava dışı ...'in kurumdan işçilik hak ve alacaklarının bulunduğu iddiası ile hukuki uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözülmesi yapılan başvuru sonucunda dava dışı ...'in hesabına kıdem tazminatı tutarı olarak ...-TL ödendiğini, dava dışı işçiye müvekkili idare tarafından ödenen bedellerin dava dışı işçinin davalı şirketler nezdinde çalışmış olduğu dönemlere ilişkin sorumlulukları olan ...-TL kıdem tazminatı ücretinin tahsiline ilişkin bu davayı açmak zorunda kaldıklarını belirterek davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla dava dışı ...'a ödenen toplam ...-TL kıdem tazminatının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraflara dava dilekçesi ve tensip zaptı usulüne uygun tebliğ edilmiş; davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Davacı şirkete, SGK İl Müdürlüğüne, Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere verilen cevaplar dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce konusunda uzman bilirkişiden rapor aldırılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Dava dışı işçi ...'in özlük dosyası ve davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri getirtilmiştir.
Davalının tacir olması ve davacının da Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/6963 esas, 2015/6992 karar sayılı ilamı gereği bu davada tacir sıfatına haiz olması nedeniyle mahkememiz davada görevlidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi mevcuttur. Dava, asıl işveren davacının, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin talebi sonrasında ödemek zorunda kaldığı alacağın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, işçiye karşı olan bu tazmin yükümlülüğü nedeniyle asıl ve alt işverenler 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6.maddesi gereğince müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Burada Kanun’dan doğan bir teselsül hali söz konusudur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur.
İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/2735 Esas, 2022/2436 Karar sayılı ilamı)
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır.
Bu belirtilen genel kurallar ışığında, dosyaya bakıldığında;
Taraflar arasında davacı asıl işveren ile davalı alt işveren ilişkisi mevcuttur. Rucü edilebilecek miktarın tespiti açısından taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve eki şartnamelerde hüküm bulunması halinde bu hüküm dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerekir. Hüküm bulunmaması halinde ise davalı alt işverenin kendi dönemiyle sınırlı olmak üzere davacı asıl işveren ile yarı oranında sorumlu olduklarının kabulü gerekir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/19323 Esas, 2016/2426 Karar sayılı ilamı)
İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarında, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır, davalının son işveren olması da bu sonucuda değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatının ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarında ise, işçinin çalışmış olduğu dava dışı ve davalı alt işverenler, davacı üst işverene karşı, kendi dönemleri ile sınırlı olmak üzere sorumludurlar. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/28892 Esas, 2016/5818 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/868 Esas, 2016/5316 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/45619 Esas, 2016/3965 Karar sayılı ilamı)
Bu genel ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, deliller toplanmış, mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Bilirkişi incelemesi ile; taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri ve eki idari şartnamelerde, kıdem tazminatı vb. işçilik alacaklarından yüklenicinin sorumlu olduğuna dair teknik şartnamenin 4.4 maddesinde hükümlerin mevcut olduğu, yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel şartnamenin 6. Bölümüne atıf yapıldığı tespit edilmiştir. Yine sözleşmelerde kıdem tazminatından sorumluluğun asıl işveren idarede olduğuna dair düzenlemenin mevcut olmaması ve tespit edilen hususlar dikkate alınarak dava dışı işçiye davacı tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemesinden davalı şirketlerin dava dışı işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak tam sorumlu olduğunun anlaşılmış ve mahkememizce kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere yıllık izin ücretinden son işveren sorumlu olup davalı yüklenicinin son işveren olmaması nedeniyle yıllık izin ücretinden sorumluluğu bulunmadığı kabul edilmiştir.
Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tespitleri de Yargıtay kararlarına uygundur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının sorumluluğunda olan ödemelerinin rücu isteminin yerinde, yine yukarıda içeriği paylaşılan Yargıtay kararı da emsal alındığından yapılan ödemelerin ferisi niteliğinde olan faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderinin de davalının sorumluluğunda olduğu hususları gözetilerek, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmiş, taleple bağlı kalınarak bilirkişi raporunda tespit edilen bedel ile davacının talep ettiği bedelin oranlanması sonucunda tespit edilen miktarlar üzerinden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere DAVANIN KABULÜ ile;
1-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... ile davalı ...'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'nden tahsili ile davacıya verilmesine,
3-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'nden tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın (... TL'sinin davalılar ... ile davalı ...'nden, ... TL'sinin davalı ...'nden, ... TL'sinin davalı ...'nden) davalılardan tahsili ile ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince hesap edilen ...-TL vekalet ücretinin ...-TL'sinin davalılar ... ile davalı ...'nden; ...-TL'sinin davalı ...den; ...-TL'sinin davalı ...den tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan posta, davetiye ve bilirkişi giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinden (... TL'sinin davalılar ... ile davalı ...'nden, ... TL'sinin davalı ...'nden, ... TL'sinin davalı ...'nden) davalılardan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan ... TL başvuru harcı, ... peşin harç toplamı olan ... TL ilk dava masrafından ( ... TL'sinin davalılar ... ile davalı ...'nden, ... TL'sinin davalı ...'nden, ... TL'sinin davalı ...'nden) davalılardan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ...-TL'nin (... TL'sinin davalılar ... ile davalı ...'nden, ... TL'sinin davalı ...'nden, ... TL'sinin davalı ...'nden) davalılardan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın İADESİNE,
Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede Antalya Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/09/2025
Katip ...
E-imzalı
Hakim ...
E-imzalı