T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/769 Esas
KARAR NO: 2025/592
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/09/2024
KARAR TARİHİ: 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davanın esası kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan Antalya Genel İcra Dairesi .../... E sayılı icra dosyası kaynaklı müvekkil davacının borçlu olmadığının tespiti olduğunu, müvekkil ... tarihinde tebliğ edilen ödeme emri ile Antalya Genel İcra Dairesi .../... E dosyasından ... isimli davalının ... TL bedelli ... düzenleme tarihli ve ... Vade Tarihli bono ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ilamsız icra takibi yaptığını, müvekkilin davalıya borcu bulunmadığını, davalıya müvekkil banka havaleleri yolu ile ödemeler yaptığını, davalının banka hesabı incelenir ise daha bir çok ödeme görüleceğini, bu nedenle senet dolayısı ile müvekkilin hiç bir borcu bulunmadığını, ayrıca davalı ...'a ait ... (... ...- ... ... ... Şubesı, Hesap No:..) hesabına yapılan ödemelerin de müzekkere yolu ile dosya arasına alınmasını, davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava tarihi olan ... tarihinde ... ... ... ... ada ... parsel ... ... ... ... ada ... parsel ve ... ada ... parsel ... ... ... ... ada ... parsel olmak üzere 3 adet taşınmaz devrini sağlamak suretiyle haricen ödeme yaptığı kabul edilerek ... tarihinde davacı hakkında başlatılan icra takibinden vazgeçildiğini, icra dosyasının uyap kayıtları üzerinden kapatılarak davanın konusuz kaldığını, davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Eldeki dava; ödeme nedeni ile menfi tespit isteminden ibarettir. Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.
Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ... ..., borçlunun ... ..., ... TL bedelli senet için kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin yapıldığı görülmüştür.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin ... tarihli ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanarak bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir.
Önemle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan tekrar sonra dosyaya dönüldüğünde; Hukukumuzda, senet delilinin uygulanma alanı oldukça geniştir çünkü hukukumuzda, hukuki işlemler için "senetle ispat" kuralı mevcuttur. Esasen, "senetle ispat kuralı" kavramı yerine "kesin delille ispat" kuralı denilmesi daha doğrudur. Çünkü, senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu, "tanıkla ispat yasağı" olarak da ifade edilmesine rağmen, bunun da esasen "takdiri delille ispat yasağı" olarak belirtilmesi daha uygundur. Senetle ispat kuralı, kendisini iki temel durumda gösterir. Bunlardan birincisi olarak; Belli bir meblağı aşan hukuki kural olarak yalnız senetle ispat olunur. Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunla belirlenen miktarı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir Senetle ispat kuralının kendisini gösterdiği ikinci durum ise, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler kanunda belirtilen miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz olmasıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. ” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/2341E. 2017/13472K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2015/39638E. 2017/11964K. sayılı kararı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2016/8848E. 2017/3778K. sayılı kararı).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/02/2019 tarih 2017/19-821E. 2019/58K. Sayılı kararında;"...menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.... bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda ise her iki yanın bononun mal karşılığı olmadığına dair beyanları karşısında senedin her iki tarafça da talil edildiğinin kabulü zorunludur ve bu durumda TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir..." denilmiştir.
Somut dava da, esasen senetle ispat kuralına tabidir. Davacı taraf aşamalarda senetten dolayı borçlu olmadığını ileri sürmüştür ve iddiasını kesin delille ispat külfeti altındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Davacı; davalıya banka havaleleri yoluyla ödemeler yaptığını, banka dekontlarının vadeden sonra yapıldığını, ödeme belgeleri ile alacağının olmadığını ileri sürdüğü görülmekle davalının alacağının olup olmadığı varsa miktarının belirlenmesine dair dosyada bankacı bilirkişi görevlendirilmesine karar verilmiştir.
Bankacı Bilirkişi ... tarihli kök raporunda teknik incelemeler neticesinde, ... tarafından dosyaya gönderilen ... kayıtları
özetlendiğinde davacı tarafından davalı hesabına senet vadesini takiben ...-... döneminde gönderilen havale tutarı toplamı ... TL olup, davacı tarafınca sadece havale işlemi olarak yapılan toplam tutar senet bedeli ve İcra Müdürlüğünce kesinleşen ... TL senet bedeli asıl alacak tutarı üzerine ... tarihi itibariyle yapılan kapak hesabında faiz, icra masrafı, harç ve icra vekalet ücreti ile birlikte
toplam ... TL. toplam alacak tutarını aştığını belirtmiştir. Böylece senedin tanzim tarihinden sonra yapılan ödemelerin senede ilişkin olduğu, davacının yazılı delil ile senedin ödendiğini ispatladığı tespit edilmiştir.
Davalı/icra dosyası alacaklısı, icra dosyasında haciz kaldırma talep etmiş, bunun üzerine icra müdürlüğünce dosyanın haricen tahsil/ vazgeçme (feragat) ile kapatılmasına mevcut hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş ve ... tarihinde davacı borçludan haricen tahsil harcı alınmıştır.
Borçlu taşınmazlarından bir kısmının dahi üzerindeki hacizlerden vazgeçilmesi alacağın haricen tahsil edildiğine karinedir. (Yargıtay 12. HD, 2020/5775 E., 2021/408 K., 2016/17731 E., 2017/9947 K., 2016/22006 E., 2017/13731 K., 2019/8322 E., 2020/5001 K., 2020/5775 E, 2021/408 K, 2022/11853 E, 2023/3639 K, 2020/7534 E, 2021/2515 K) Uyuşmazlığa konu dosyada da icra takibine konu senet kaynaklı alacağın tahsil edildiğine yönelik karine mevcut olduğundan, uyuşmazlıkta ispat külfeti yer değiştirerek davalıya geçmiştir.
Yemin delili, ispat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biridir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Bir başka deyişle; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK). Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay HGK, 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar) Davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı görülmüştür. Tüm dosya kapsamı, kesin delille ispat kuralı, yukarıdaki açıklamalar ışığında, davanın kabulü ile davacının Antalya Genel İcra Dairesi .../... esas sayılı dosyası ve takibe dayanak ... TL bedelli ... düzenleme tarihli ve ... vade tarihli senet yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyetli takip başlattığı ispatlanamadığından davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, davacının Antalya Genel İcra Dairesi .../... esas sayılı dosyası ve takibe dayanak ... TL bedelli ... düzenleme tarihli ve ... vade tarihli senet yönünden borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harcın mahsubu ile kalan ... TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL ve ... başvuru harcı olmak üzere ... TL’nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri uyarınca, arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Davacı tarafından yapılan toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Artan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatıran tarafa ÖDENMESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı asilin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili Antalya İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır