T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/916 Esas
KARAR NO: 2025/398
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/11/2024
KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca davacı müvekkil sözleşmedeki ücret ödeme edimini zamanında ve eksiksiz yerine getirmiş ise de davalı taraf basiretli bir tacire yakışmayacak şekilde sözleşmeye önemli ölçüde aykırı hareket etmek suretiyle davaya konu dükkanı mutabık kalınan tarihte teslim etmememesi sebebiyle davacı müvekkil hak kaybına uğrayarak mağdur olduğunu, davanın kabülü ile taraflar arasında akdedilen Antalya ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesine konu işyerinin/dükkanın teslim tarihindeki (...) piyasa rayicinin ve teslim tarihinden dava tarihine kadar işleyen rayiç kira bedellerinin tespitine, Davalı şirketin kusurundan kaynaklanan gecikme sebebiyle; davaya ve sözleşmeye konu dükkanın/işyerinin sözleşmede belirtilen teslim tarihinden işbu dava tarihine kadar geçen süre için şimdilik ... TL tutarındaki (ıslah ve dava değer artırım başta olmak üzere fazla dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile) gecikme tazminatının/kira mahrumiyetinin teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı şirketten alınarak davacı müvekkile verilmesine, Tüm yargılama harç ve giderleri ile arabuluculuk vekalet ücreti ve yasal vekalet ücreti ile 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 329. maddesi uyarınca akdi vekalet ücretinin de haksız ve kötüniyetli olarak işbu davanın açılmasına sebebiyet veren davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Davacı hakkında tacir araştırması yapılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, davalı yüklenici ile yapılan ön ödemeli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca edimin süresi içerisinde ifa edilmemesi sebebiyle kira tazminatı istemine ilişkindir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması, bunun için de kişinin güttüğü amaca bakılması gerekir. Taraflardan birinin tüketici sayılabilmesi için gerçekleştirdiği işleme yönelik güttüğü amaç ve saiki, tüketme ve kullanmaya yönelik olmalıdır.
Somut olayda, yapılan tacir araştırması sonucu verilen müzekkere cevaplarına göre davacı tacir değildir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Somut olayda, her ne kadar ön ödemeli konut satışı vaadi sözleşmesi ile davalının davacıya devretmeyi vaat ve taahhüt ettiği davaya konu ..., ..., ... Mahallesi ... ada ... parsel ... numaralı taşınmaz "... niteliğinde" ise de, dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere davacının davaya konu bağımsız bölümü kar etme amacıyla aldığı, bağımsız bölümde herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığı açıkça anlaşılmıştır.
Elde ki dava, 6098 sayılı TBK.’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Davacının ticari amaçla hareket ettiğine dair hiç bir delil ve bilgi de yoktur. Davacının tüketici sıfatıyla hareket etmediği, yatırım amacıyla hareket ettiği düşünülse bile bu durum davacıyı tacir, davayı ticari dava yapmaz. Mülkün kira geliri elde etme amacıyla alınmış olması da mümkündür. Bu durumda, mevcut duruma göre uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden görevsizlik kararı vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. (Antalya BAM. ... HD., .../... Esas, .../... Karar.)
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin Antalya Nöbetçi ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-Karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli Antalya Nöbetçi ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
5-Dosyanın gönderilmesi için süresi içinde başvuru yapılmadığı takdirde, HMK'nun 20/1 ve 331/2 maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce dosya ele alınarak değerlendirilmesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/07/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır