T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/975 Esas
KARAR NO: 2025/164
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/12/2024
KARAR TARİHİ: 09/04/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... sayılı dosyası ile borçlular aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, davacı borçluların alacaklıya böyle bir borçları olmadığını, borçlular senedi kefil olarak imzaladıklarını, İş bu senet Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... sayılı dosyasından ... ada ... parsel üzerindeki haczi kaldırılmasının teminatı olarak verildiğini, bu ada parselde kayıtlı taşınmaz ... tarafından satın alındığını, ... ... tarafından haczin kaldırılması alacaklı taraftan talep edilmiş , alacaklı tarafından tahsil harcı ödenmek ve teminat verilmesi sureti ile haciz kaldırıldığını, icra dosyasına konu senet teminat olarak verilmiş olduğunu, her ne kadar senet metinden durum anlaşılmasa da, Ekte sunulan dekonttan anlaşılacağı üzere ... TL. .../... sayılı dosyasına istinaden açıklaması ile ... ... hesabından davalı ... hesabına gönderildiğini, her ne kadar dosya numarası .../... olarak yazılmış ise de, doğru numara .../... dir. Sehven ... yazıldığını, dekontta yazılı bu açıklama ile davalının ... TL yi kabul etmiş olması yukarıda bahsi geçen dosya ile ilişikli olarak ödeme yapıldığını izah etmekte olduğunu, Bu işlem yapılırken ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... hazır olduğunu, tüm safhalarına, senedin veriliş amacına ve nedenine, ... TL. Ödemenin ne için ( tahsil harcı- haczi kaldırma harcı olarak ) ödendiğine başından sonuna şahit olduklarını, .../... E. Sayılı dosyası borçlusu tarafından ödeme yapılmak sureti ile infaz edildiğini, dava sonuçlanıncaya kadar teminatsız veya uygun bir teminat mukabilinde takibin davacılar hakkında durdurulmasına ve davacıların Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile davamızın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı taraf işbu davada haksız ve kötü niyetli olup açılan dava usul ve yasaya da aykırı olduğunu, davacılar müvekkilin alacağına ulaşmasını engellemek amacıyla işbu davayı açtıklarını, davacı taraf öncelikle dava dilekçesinde, dava konusu senedin davacılar tarafından kefil sıfatı ile imzaladıklarını beyan ettiğini, Senette yer alan kefil kısmına imza atan kişi TTK anlamında aval olacağı, kefil sıfatıyla atılan imzaların aval hükmünde olacağı sabittir. Senette borçlu dışında imzası bulunan kişiler, borçlu ile birlikte müteselsilen sorumlu olacağını, Davacı tarafın kefil sıfatıyla imza atmış olduğunu iddia etmeleri borçtan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını, ayrıca davacı ..., keşideci şirket olan ...nin kurucusu olup, münferiden temsile yetkili tek kişi olduğunu, takip dayanağı senette de görüleceği üzere ...'nun biri şirket kaşesi üzerinde olmak üzere senet üzerinde 3 adet imzası bulunduğunu, şirket yetkilisi olarak ve senet üzerine kefil yazısının karşısına atmış olduğu imza ile şahsi olarak da iş bu senetten kaynaklı borçlardan sorumlu olduklarını, davacı tarafların, bononun teminat senedi olduğu iddiası da doğru olmadığını, davacının teminat iddiası Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyada hacizli bir taşınmazın üzerinden hacizlerin kaldırılması amacıyla teminat olarak verildiğini belirtmişse de bu iddia hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacılar ilgili icra dosyasında taraf sıfatına haiz değildir. Kişinin kendi tarafı olmadığı icra dosyasına haciz kaldırma maksadıyla ödeme yapması da hayatın olağan akışına aykırı olup yapılan ödeme için teminat verilmesi de aynı şekilde hayatın olağan akışına aykırı olduğunu davacı tarafların haksız ve kötü niyetli davasının reddine, kötü niyetli davacıların dava konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraflar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca; "Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi mevcuttur.
6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3'üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile,"Dava şartı olarak arabuluculuk, Madde 18/A - (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi mevcuttur.
Somut olayda, dava dilekçesi ve ekli evrakların incelenmesinde; TTK nun 3.kitabında düzenlenen kıymetli evrakla (TTK madde 645-849) ilgili ticari davalar mutlak ticari dava niteliğindedir. Bu davalar tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak kabul edilir. Dava ve takip konusu, bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti olduğu için iş bu dava mutlak ticari davadır. Dolayısıyla 6102 sayılı yasanın 5/A maddesi uyarınca söz konusu talebe ilişkin davanın dava şartı olarak arabuluculuğa tabi işlerden olduğu ve dava açılmadan evvel arabulucuya başvurulmasının somut olay bakımından zorunlu olduğu ve bunun aynı zamanda 6100 sayılı HMK gereği dava şartları arasında sayıldığı kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamının incelenmesi neticesinde; iş bu davanın arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, dava dilekçesi içeriğinde arabulucuk dava şartının gerçekleştiğine ilişkin açıklama olmadığı, delil olarak da arabuluculuğa dayanılmadığı, tensip zaptının ... numaralı ara kararı ile arabuluculuk son tutanağının sunulması için 2 haftalık kesin süre verildiği ancak verilen kesin sürede son tutanağın ya da onaylanmış örneğinin sunulmadığı, bu konudaki eksikliğin dava açıldıktan sonra giderilmesinin mümkün olmadığı, dava açılmadan önce bu konudaki dava şartı yerine getirilmeden davanın açıldığı anlaşıldığından, özellikle dava tarihinin 10/12/2024; 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesinde 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 31. maddesi ile menfi tespit davalarının da dava şartı olarak arabuluculuğa tabi olduğuna dair yapılan değişikliğin yürürlük tarihinin 01.09.2023 olmasına göre, TTK'nun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken ... TL harcın peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile eksik alınan ... TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır