T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/987 Esas
KARAR NO: 2025/308
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 07/04/2017
KARAR TARİHİ: 30/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı aleyhine Antalya ...İcra Müdürlüğü’nün .../... sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe geçildiğini, davacının senette alacaklı gözüken ...’a borçlu olmadığı gibi davacının akıl sağlığı ve fiil ehliyetinin de bulunmadığını, ... yaşındaki davacı ...’ın Ankara ...Sulh Hukuk Mahkemesi’nin .../... esas – .../... saylı kararı ile kısıtlandığını, davacının uzunca bir süredir akıl sağlığı yerinde olmadığı gibi prostat kanseri teşhisi ile tedavi gördüğünü, fiil ehliyetinin bulunmadığı hususunun ... Hastanesinden alınan ... tarihli raporda da açıkça belirtildiğini, (bu raporun senedin tanzim tarihinden 1 yıl önce olduğunu, bu bir yıllık sürede kısıtlı müvekkilinin durumunun daha da kötüleştiğini) raporda yasal danışman atanmasının uygun olduğunun yazdığını, davacının kısıtlanmamış olsa bile ... tarihi itibari ile ve sonrasında kambiyo senedi düzenleme ve imzalama ehliyeti bulunmadığını, nitekim kısıtlı müvekkilinin imza itirazında buunduğunu, Antalya ...İcra Hukuk Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasında yapılan incelemede bonodaki imzanın kendisine ait çıktığını, el yazı ve imza örneklerinin Ankara ...İcra Hukuk Mahkemesi’nin .../... Tal sayılı dosyasında alındığı sırada mahkeme gözlemi olarak “İmzası alınan ...’ın sorulan her soruya yanıt veremediği” hususunun tutanağa geçirildiğini beyanla, Antalya ...İcra Müdürlüğü’nün .../... takip sayılı dosyasının takibinin iptaline, takibe dayanak bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, alacaklı kötü niyetli olduğundan %20’den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının Antalya ...İcra Hukuk Mahkemesi’nin .../... esas sayılı dosyası ile takibe dayanak bonodaki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle açtığı davada imzanın davacının eli ürünü olduğunun anlaşıldığını, bunun üzerine davacı borçlunun iş bu menfi tespit davasını açtığını, davasını hem sahtecilik iddiasına hem de borçlunun temyiz kudretinin olmadığı iddiasına dayandırmaya çalıştığını, Ankara ...İcra Müdürlüğü’nün .../... esas sayılı dosyası incelendiğinde dosya borçlusunun ... olduğunu ve iş bu davada iddia ettikleri hiçbir hususu orada iddia etmediklerini, kısıtlı olduğu iddia edilen davacı ...’ın Antalya ...İcra Müdürlüğü’nün .../... esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrini ... tarihinde bizzat kendisinin tebliğ aldığını, bunun üzerine kötü niyetli olan davacı borçlunun bir hafta içerisinde ... günü üzerine kayıtlı 7 adet taşınmazı intifa hakkını kendinde tutarak torunu ... ile torununun dayısı olan ... isimli şahsa muvazalı bir şekilde devrettiğini, söz konusu devir işlemlerinin vasi kullanılmadan yapıldığını, iş bu devir işlemlerinde kullanılan vekaletname ve tapu işlemlerinde akıl sağlığı olduğuna dair rapor olması gerektiği, bu raporların istenmesini talep ettiklerini, davacı borçlunun 2009-2016 yılları arasında ... ili ... tapu müdürlüğünde bir çok taşınmazın satış işlemini yaptığını, bu satışlarda akıl sağlığının yerinde olduğunu, senedin illetten mücerret olduğunu, senede karşı senetle ispat kuralının mevcut olduğunu, dolayısı ile müvekkilinin mal varlığını açıklamak zorunda olmadığını, bu nedenlerle haksız olarak açılan davanın reddine, karşı tarafın teminat yatırmasına, asıl alacağın %40’ından az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının kötü niyetli borçludan (davacıdan) alınarak alacaklıya (davalıya) verilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı dava dosyasında ;
Davacının davalı ... aleyhine Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası ile ... TL Miktarlı, ... Tanzim Tarihli, ... Vade Tarihli bonoya dayalı olarak icra takibi başlattığını, davalının Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası ile müvekkiline karşı imzanın kendilerine ait olmadığı iddiası ile imzaya itiraz davası açtığını, açılan bu davada ... tarihli grafoloji ve sahtecilik uzmanı tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre senet üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun anlaşıldığını, bunun üzerine davalı borçlunun Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası ile Menfi Tespit davası açtığını, kısıtlı olduğu iddia edilen davalı ...'ın Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrini ... tarihinde bizzat tebliğ aldığını, bunun üzerine kötü niyetli olan davalı borçlunun eski vasisi olan ... aracılığıyla 1 hafta içerisinde ... günü üzerine kayıtlı 7 adet taşımazı intifa hakkını kendisinde tutarak torunu ... ile torununun dayısı olan ... isimli şahsa muvazaalı bir şekilde devrettiğini, Ankara ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası ile açılan muvazaaya dayalı tasarrufun iptali davasının derdest olduğunu, ancak; Ankara ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .../... E. .../... K. Sayılı kararı ile; ''...'ın oğlu Vasi ...'ın vesayet davasını açmadan kısa süre önce kısıtlı ...'a ait taşınmazları tapuda oğlu ve kayınbiraderine devretmiş olması, babasının zamanında verdiği vekaleti kötüye kullanmış olması nedeniyle vesayet makamının güveni sarsıldığından ...'ın vasilik görevine son verilmesi ve kızı ...'ın 2 yıl süre ile vasi olarak atanmasına, vasilik görevine son verilen ... hakkında vekalet görevini kötüye kullanmak suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına, görevine son verilen vasi tarafından kısıtlı babasına ait olup da ... ve ... tarihlerinde tapuda yakınlarına devredilen taşınmazların kısıtlıya iadesi konusunda vasinin gerekli işlemleri vesayet makamından izin alarak yapmasına'' karar verildiğini, davalı kısıtlının fiil ehliyetine haiz olduğu senedin tanzim tarihinde ehliyetli olduğu senedin illetten mücerret kambiyo senedi olduğu, senetten kaynaklanan alacağın aksine aynı kuvvet ve mahiyette delillerle kanıtlanması gerektiğini, davalının şimdiye kadar tam ehliyetli gibi hareket ettiğini, avukatlarına noterden vekalet çıkarttığını, tapudan defalarca satış yaptığını fakat kendisinden borcun ifası istendiğinde ehliyetsizliğini ileri sürerek borçtan kurtulmaya çalıştığını, davalı borçlunun sürekli olarak imza örneği vermekten kaçınması ve yeterli miktarda imza örneği vermemesi sebebiyle bilirkişi raporlarında farklılıklar çıktığını, ayrıca ... tarihli bizzat davalının imzalamış olduğu protokolde, davalının borcunu açıkça kabul ettiğini belirterek, ...-TL'nin vade tarihi olan ... tarihinden itibaren başlayacak en yüksek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl dava ve birleşen dava dosyasında taraflara duruşma gün ve saatini bildirir usulüne uygun tebligatların yapılarak taraf teşkili sağlandığı anlaşılmıştır.
Antalya ...İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak .../... Esas sayılı takip dosyası uyap sistem üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.
Ankara ...Suh Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak .../... Esas -.../... karar sayılı dosyasının uyap sistem üzerinden gönderilen sureti dosyamız arasına alınmıştır.
Müteveffa ...'a ait tedavi evrakları ilgili kurumlardan celp edilmiştir.
Mahkememizce yargılama sırasında; Davacının senedin tanzim tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığı iddiasına ilişkin olarak Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına karar verilmiş olup, İstanbul Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ... sayılı raporda özetle; "...Kurulumuzca kişide saptanan demansiyel sendrom denilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı da göz önüne alındığında akit tarihi olan ... tarihine teşmil ettirilemeyeceği, mevcut sistemik hastalıklarının da kişinin fiil ehliyetini etkilemeyeceği tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre; ...’ın senet tanzim tarihi olan ... tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu oy birliği ile mütalaa olunur..." tespit yapılmıştır.
Adli Tıp Kurumu ...Üst Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ... sayılı raporda da özetle; "... Adli Tıp ... İhtisas Kurulunca kişide saptanan demansiyel sendrom denilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici özellikleri göz önüne alındığında akit tarihi olan ... tarihine teşmil ettirilemeyeceği, mevcut sistemik hastalıklarının da kişinin fiil ehliyetini etkilemeyeceği tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre ...’ın senet tanzim tarihi olan ... tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu oy birliği ile mütalaa olunur..." şeklinde tespit yapılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda ... tarih .../... Esas .../... Karar sayılı kararla "...Asıl davanın reddine, birleşen Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar sayılı dava dosyasının davanın kabulüne, Antalya ...İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı takip dosyası yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ...-TL nin bonodaki vade tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile, davacıya verilmesine..." karar verildiği karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulduğu, Antalya BAM ...Hukuk Dairesinin ... tarih .../... Esas .../... Karar sayılı ilamı ile "Ceza ve Hukuk Mahkemeleri kararları arasındaki ilişkiyi düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 74. (818 sayılı BK 53) maddesi hükmü hukuk hakimini, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı karşısında maddi hukuk bakımından kural olarak bağımsız kılmaktadır. Ancak hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Her mahkumiyet kararı o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Ceza hakiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve davacı/davalı tarafından işlenmiş olup olmadığı hukuk hakimini bağlar.
Ceza davası, maddi vakıaların belirlenmesi ve sonucu itibariyle taraflar arasındaki borç ilişkisinin kesin hükümsüzlüğünün anlaşılabilmesi için önem taşımaktadır. Nitekim borç ilişkisinin kesin hükümsüzlüğü hakim tarafından re'sen göz önünde tutulacak nedenlerdendir ve buna ilişkin deliller her zaman ibraz edilebilir. (YHGK'nın 2014/19-1119 Esas, 2016/627 Karar sayılı ilamı)
Ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (YHGK'nın 10/01/1975 tarih ve 1971/406 E., 1975/1 K.; 23/01/1985 tarih ve 1983/10-372 E., 1985/21 K.; 27/04/2011 tarih ve 2011/17-50 E., 2011/231 K. sayılı ilamları).
Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hâkimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hâkimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O hâlde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, TBK'nın 74. maddesi bir engel oluşturmaz. Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK’nın 15.06.2022 tarihli ve 2019/10-111 E., 2022/948 K. sayılı ilamı).
Somut olayda; davacı tarafından, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan şikayet üzerine davalı hakkında resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle ve kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçlarından yapılan yargılama sonucunda Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .../... Esas ve .../... Karar sayılı ceza davası sonucunda; "...Ev hanımı olan sanığın, biriktirdiği ...-TL 'yi elden borç olarak müştekiye verdiği yönündeki savunması ve ... ilinde yaşayan sanığın, ...'da yaşayan müştekiyi nereden, nasıl ve hangi yolla tanıdığına, hangi ilişkiye dayanarak ve ne sebeple borç verdiğine dair bir açıklamada bulunamayışı, müşteki ve aile bireylerinin sanığı tanımadıkları şeklindeki beyanları, dosyada mevcut adli tıp raporları, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın hayatın olağan akışına uymayan çelişkili savunmasına itibar edilemeyeceği vicdani kanaatine varılmış ve bu haliyle; TCK'nın 7/2 maddesi uyarınca 6763 sayılı yasa değişiklikleri de gözönüne alınarak ve lehe yasa değerlendirmesi de yapıldıktan sonra; sanık ...'ın üzerine atılı Nitelikli Dolandırıcılık eylemi sübuta ermekle (6763 sayılı yasa değişikliğinden önceki hali ile) TCK 158/1-c-d maddesi gereğince eylemin işleniş şekli, birden fazla fıkranın bir arada ihlal edilmesine ve elde edilen haksız menfaat miktarına (2015 yılının ...-TL'si) göre takdiren asgari hadden uzaklaşılarak ceza tayini yoluna gidilmiş ve sanığın duruşmalardaki hal ve tavırları lehine indirim sebebi kabul edilerek verilen cezadan TCK nun 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Sanık ...'ın üzerine atılı Resmi belgede sahtecilik eylemi sübuta ermekle TCK.'nın 204/1 maddesi gereğince eylemin işleniş şekline göre takdiren asgari hadden ceza tayini yoluna gidilmiş ve sanığın duruşmalardaki hal ve tavırları lehine indirim sebebi kabul edilerek verilen cezadan TCK nun 62/1.maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılmış, kurulan bu hükmün 5728 sayılı yasa ile değişik CMK 231/5-6-7 maddesi gereğince, sonuç ceza miktarına, sanığın sabıkasız kişiliğine göre ileride bir daha suç işlemekten çekineceğine dair mahkememize olumlu kanaat geldğinden takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir." gerekçesi ile davalının cezalandırılmasına karar verildiği; dolandırıcılık suçu yönünden kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin .../... Esas ve .../... Karar sayılı ilamı ile davalı yanın istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; ceza mahkemesince davaya konu senedin hukuka aykırı olarak davalının elinde bulundurduğu yönündeki tespit maddi olaya ilişkin olup, bu tespit hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğundan; davacı iddiaları yönünden ceza mahkemesinin sonuçlanması beklenilmeden ve dolayısı ile ceza yargılaması sonucunda oluşan hukuki durum tartışılmaksızın asıl davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu sebeple davacı yanın bu hususa ilişkin istinaf istemleri yerinde görülmüştür.
Bunun yanı sıra İlk derece mahkemesince, asıl davada davacı yan; davaya konu icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş olmasına rağmen bono bedeli üzerinden nispi harç yatırdığı, takipte talep edilen tutar yönünden eksik harcın tamamlatılmadan yargılamaya devam edilmesinin de hatalı olduğu belirlenmiştir.
Açıklanan gerekçelerle; İlk derece mahkemesince yapılacak iş; asıl dava yönünden eksik harcın tamamlatılmasına ilişkin gerekli işlemlerin yapılması, akabinde maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını belirleyen ceza mahkemesi kararının taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıması sebebiyle eldeki hukuk davasına etkisi değerlendirilmeli, yine davaya konu senette yer alan davacıların murislerinin imzaya ilişkin itirazları hakkında icra mahkemesince yapılan inceleme sonucunda; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi'nin ... Hukuk Dairesi'nin .../... Esas ve .../... Karar sayılı ilamının etkisi de tartışılarak varılacak sonuç dairesinde karar verilmekten ibarettir.
Kabule göre de; İlk derece mahkemesince kabulüne karar verilen birleşen davanın, takip dosyasında alacaklı olan davacı tarafından açılan takibe konu bono bedeline ilişkin alacak davası olması sebebiyle menfi tespit davasına konu edilen ve yine takibe konu bono bedelin ayrıca başka bir alacak davasına konu edilmesinde hukuki yararın bulunmadığı gibi harç tamamlatılmaksızın davanın görülüp sonuçlandırılması da doğru olmamıştır.
Sonuç olarak, istinaf eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına,..." karar verilmiş Mahkememizce dava dosyası yukarıdaki esas sırasına kaydı yapıldıktan sonra yeniden yapılan yargılamada davacı birleşen dosya davalısına asıl dava yönünden davalı birleşen dosya davacısına da birleşen dava dosyası yönünden eksik harcın ikmali konusunda ihtaratta bulunulmuş, asıl dava dosyası yönünden davacı tarafça eksik harcın ikmal edildiği görülmüştür.
Birleşen dava dosyasında davalı birleşen dosya davacısı tarafından bakiye eksik harcın yatırılmadığı görülmekle, usul ekonomisi ve yargılamanın sürüncemede kalmaması ilkeleri dikkate alınarak birleşen dava dosyasının Mahkememizin ... tarihinde tefrikine karar verilmiş, ilgili dava dosyası şimdiki esasını Mahkememizin .../... esas sırasına kaydedilmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE ; Asıl dava İİK 72/3.maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan takibe dayanak bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı tarafça bononun tanzim tarihinde davacının fiil ehliyetine haiz olmadığı iddia edilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2014 tarih 2013/9394E. 2014/4022K. sayılı emsal içtihatında; "... Hukuki ehliyetsizlik kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, Türk Medeni Kanunun 15. maddesinde ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı 11.06.1941 tarih 4/21)..." denilmiştir.
Dava konusu somut olayda; Antalya ...İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyasındaki takibe dayanak ... tanzim, ... vade tarihli ... TL bedelli bono yönünden borçlu olunmadığı, bononun tanzim tarihi itibariyle davacının fiil ehliyetinin bulunmadığı iddia edilmiştir.
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen adli tıp kurumu ...İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Kurumu ...Üst Kurulu tarafından düzenlenen raporlarda davacının bononun tanzim tarihinde fiil ehliyetinin yerinde olduğu hususunun tespit edilmiştir. anlaşılmakla ana dava dosyası yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan şikayet üzerine davalı hakkında resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle ve kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçlarından yapılan yargılama sonucunda Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .../... Esas ve .../... Karar sayılı ceza davası sonucunda; sanık ...'ın üzerine atılı Resmi belgede sahtecilik eylemi sübuta ermekle TCK.'nın 204/1 maddesi gereğince davalının cezalandırılmasına karar verildiği; dolandırıcılık suçu yönünden kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin .../... Esas ve .../... Karar sayılı ilamı ile davalı yanın istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği ve kararın resmi belgede sahtecilik yönünden ... tarihinde dolandırıcılık suçu yönünden de ... tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, TBK'nın 74. maddesi bir engel oluşturmaz. Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK’nın 15.06.2022 tarihli ve 2019/10-111 E., 2022/948 K. sayılı ilamı).
Ceza mahkemesince davaya konu senedin hukuka aykırı olarak davalının elinde bulundurduğu yönündeki tespit maddi olaya ilişkin olup, bu tespit hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğundan; resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarına konu olan Antalya ...İcra Müdürlüğünün .../... Esas dosyasındaki takibe konu bono yönünden davacının borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar vermek gerekmiştir.
İİK 72/5. Maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde belirtilmiş olup takibin bonoda lehtar olan davalı birleşen dosya davacısı ... tarafından resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarına konu bonoya dayalı olarak haksız ve kötü niyetli olarak takibin başlatıldığı anlaşılmakla, davacı lehine alacağın % 20'si oranında hesaplanan ...-TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ayrıca mahkememizin ... tarihli ara kararı gereğince konulan ihtiyati tedbirin kaldırılması ile davacının yatırdığı teminatın iadesine karar vermek gerekmiş açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın KABULÜNE, buna göre; Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... (Kapatılan Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../...) Esas sayılı takip dosyasında BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ ile takibin İPTALİNE,
2-İİK 72/5. Maddesi gereğince takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılan davalının alacağın %20’si oranında hesaplanan ... TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
3-... tarihli ara kararı gereği konulan ihtiyati tedbirin KALDIRILMASINA, teminatın İADESİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin alının ... TL ve ... TL harç ile tamamlanarak alınan ... TL harcın ve ... tarihli harç tahsil müzekkeresi ile tahsil edilen ... TL'nin mahsubu ile fazla yatan ... TL nin davacı mirasçılarına karar kesinleştiğinde ve talep halinde İADESİNE,
5-Davacılar tarafından yapılan davetiye, posta, ATK ücretinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı mirasçılarına VERİLMESİNE,
6-Davacı mirasçıları kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı mirasçılarına VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafça yatırılan peşin harç ve ilk dava masraf toplamı ... TL ve ... TL ile tamamlanarak alınan ... TL harç ve ... tarihli harç tahsil müzekkeresi ile tahsil edilen ... TL'nin toplamı olan ... TL'nin davalıdan tahsili ile davacı mirasçılarına VERİLMESİNE,
8- Davalı tarafından yapılan masrafın kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
10-Birleşen dava dosyası yönünden yargılama giderlerinin tefrik kararı sonrasında Mahkememizin .../... Esas sayılı dava dosyasında DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair; bir kısım davacılar vekilinin, Davacı ... vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/05/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır