T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/175 Esas
KARAR NO: 2025/377
DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ: 27/02/2025
KARAR TARİHİ: 02/07/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı banka tarafından kullanılan kredi bedellerinin ödenmediği iddiasıyla müvekkil şirket aleyhine Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi - .../... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, Başlatılan bu takip itirazları üzerine durdurulduğunu, davalı alacaklı tarafından Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi .../... E. - .../... K. Sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açılmış ve mahkemece eksik inceleme yapılarak hatalı bir şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesiyle davalı tarafça bu ilam ile icra takibine devam edildiğini, müvekkil şirketin davalı bankaya gerçekten de borcu olmadığını, davalı banka, alacağını diğer davalı ...'ye temlik ettiğini, dolayısıyla banka ve ... şirketinin her ikisinin de yapılacak yargılamada temlik eden ve temlik alan olarak davalı sıfatıyla bulunmaları gerektiğini, davanın kabulü ile müvekkilin Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi .../... E. Sayılı dosyasında davalılara borçlu olmadığının tespitine, Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi - .../... E. Sayılı dosyasının öncelikle teminatsız olarak mahkemenizce aksi yönde karar kurulması halinde belirlenecek teminat miktarı tarafımızca dosyaya yatırılarak takibin ihtiyaten durdurulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, aynı hususlar itirazın iptali davasında görülüp kesin karara bağlanmış olduğundan işbu davanın usulden reddi gerektiğini, Davacının dava dilekçesinde de belirttiği üzere dava konusu edilen Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi .../... E. sayılı dosyası ile davacı borçlu aleyhine takibe geçilmiş olup borçlunun itirazı üzerine bu kez tarafımızca Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi .../... E. .../... K. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası görüldüğünü; yapılan yargılamada kesin karar verildiğini, açılan davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle açılan n usulden reddi gerektiğini, itirazın iptali davasında davacı borçluya tapılan tüm tebligatlar usulüne uygun olduğunu, davacı temlik eden banka ile kredi sözleşmesi imzalamış ve ilgili borçlarını ödemediğini, . temlik eden bankanın davacı borçludan alacaklı olduğu kesinleşmiş iken işbu dava ile takiplerin tedbiren durdurulması hakkın kötüye kullanım amacına hizmet ettiğini, Davacı her ne kadar hiçbir somut gerekçe sunmadan hakkında başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, temlik eden Bankaya herhangi bir borcu olmadığını iddia etmiş olsa da söz konusu itiraz haksız ve ispata gerektiğini, ... ile müvekkil şirket arasındaki temlik sözleşmesi uyarınca; KVKK ve Banka'nın işleyişi gereği, borçluya ait bilgi ve belgeler doğrudan tarafımızla paylaşılmamaktadır. Dava konusu borca ilişkin de tarafımıza doğrudan belge iletimi yapılamadığından sözleşme ve belgeler tarafımızca temin edilememektedir. Bu sebeple yukarıda müşteri ve ürün numarası yazılı sözleşme ve belgelerin doğrudan Mahkeme tarafından müzekkere ile temlik eden bankadan istenmesini talep ettiklerini, Davacı ile davalı arasında imzalanan kredi sözleşmesi davalı müvekkilin tacir olması dolayısıyla TTK'ya göre ticari bir iştir. Madde 19/2'ye göre, taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır. Ticari işlerde ise madde 8'e göre faiz oranı serbestçe belirlenir. Bu kapsamda söz konusu kredi sözleşmesinin ticari iş olduğu ve faiz oranının serbestçe belirlenebildiği için icra takip dosyası yönünden talep edilen faiz oranı hukuka uygun olduğunu, banka ile davacı arasında bir ticari iş var olduğundan ticari hükümlerin uygulanması gerektiğini, icra takibinde kesinleşen faizin uygulanması gerektiğini, borçluya uygulanan faiz kanunun ve sözleşmenin bir gereği olduğunu, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi .../... E. .../... K. sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davacı ile dava dışı temlik eden bankanın borçludan alacaklı olduğu kesinleşmiş olduğundan işbu davanın usulden reddine, İşbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere tazminata hükmolunmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Mahkememizin .../... esas sayılı dosyası dosya içine alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, menfi tespit davasıdır.
Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi'nin .../... esas sayılı takip dosyasının tetkikinden; takip alacaklısının davalı ... ve takip borçlusunun davacı şirket olduğu, takibin dayanağının mahkememizin .../... esas ve .../... karar sayılı ... tarihli ilamına dayandığı ve takibin ... TL toplam alacak üzerinden başlatıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin .../... esas sayılı dosyasının tetkikinden; davacısının ... ve davalısının ... olduğu, dava konusunun davalının Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün .../... esas numaralı dosyasına yaptığı itirazın iptali olduğu ve ... tarihinde davanın kısmen kabulüne, davalının Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün .../... esas numaralı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile; takibin, ...-TL asıl alacak, ...-TL işlemiş faizi, ...-TL gider vergisi, ...-TL asıl alacak, ...-TL işlemiş faizi, ...-TL gider vergisi, olmak üzere toplam ...-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verildiği, kararın miktar itibariyle kesin nitelikte verildiği görülmüştür.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle kesin hüküm kavramı açıklanmalıdır.
Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarihli, 2017/(13)3-773 E., 2021/102 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi;
Bilindiği üzere, dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmemiş olması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-i maddesi uyarınca dava şartıdır.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ya da yokluğu gerekli olan unsurlardır. Belirtmek gerekir ki, dava şartları davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için aranan ve kamu düzeni ile ilgili olan zorunlu koşullardır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder (HMK. m.115/1-2).
Bir hukuki uyuşmazlığı kesin olarak çözen son karar olan kesin hüküm, hem bireyler hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla hukuki güvenlik ve yargı erkine güven sağlandığından kesin hüküm kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Kesin hükümle, çelişik kararların ortaya çıkması engellenerek toplum hayatı için zorunlu olan hukuki istikrar sağlanır.
Kesin hüküm şekli ya da maddi anlamda olabilir. Şekli anlamda kesinlik, bir karara karşı belli bir aşamadan sonra kanun yollarına başvurulamamasını, diğer bir anlatımla kanun yolunun bulunmaması veya var olan kanun yollarının tükenmesini; maddi anlamda kesinlik ise bir hukuki uyuşmazlığın artık bütün bir gelecek için çözümlenerek son bulmasını, hükmün kesinleşmesinden sonra o davanın tekrar açılamamasını ifade eder.
Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK'nın 303. maddesinde düzenlenmiştir. HMK'nın 303/1. maddesine göre bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
Görüleceği üzere, maddi anlamda kesin hükmün ilk koşulu her iki davanın taraflarının aynı olmasıdır. Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir (HMK. m.303/3).
İkinci koşul olan dava sebebinden amaç ise hukuki sebepler değil, davanın dayanağı olan olay ve olgulardır. Yani davacının talep sonucunu dayandırdığı vakıalardır. Kesin hüküm hâline gelen bir uyuşmazlıkta aynı vakıalara dayanılarak ikinci kez dava açılamaz.
Maddi anlamda kesin hükmün söz konusu olabilmesi için gerekli olan üçüncü koşul ise dava konusunun aynı olmasıdır. İlk kararın hüküm fıkrası ile ikinci davanın talep sonucu aynı ise; diğer bir anlatımla ikinci davadaki talep sonucu ilk davada kesinleşen hüküm fıkrasını etkileyecek ve ortadan kaldıracak nitelikte ise dava konusu aynı sayılır.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını bu davada cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbidir ve yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu bilgiler göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam etmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı HMK’nın 303. maddesi anlamında kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Takip dayanağı alacağın genel hükümler dairesinde tartışılarak mevcudiyeti sonucuna varan mahkeme itirazın iptali talebini kabul ettiğinde aynı dava konusu ile ilgili olarak borçlu menfi tespit isteyemeyeceği gibi, davanın reddi hâlinde de alacaklı aynı alacak için aynı dava sebebine dayanarak yeni bir alacak davası açamayacaktır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından uyuşmazlık konusu Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi'nin .../... esas sayılı dosyasındaki borçtan dolayı menfi tespit isteminde bulunulduğu, ancak aynı borç dolayısıyla yine Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi'nin .../... esas sayılı takip sayılı dosyasıyla alacak takip yapıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, Mahkememiz .../... esas sayısına kayden görülen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne, davalının (dosyamız davacısı) Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi'nin .../... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verildiği, kararın nitelik itibariyle kesin nitelikte olduğu ve kesinleştiği;
Eldeki davanın tarafları, konusu ve davanın dayanağı olan olay ve olgular ile Mahkememiz .../... esas sayısına kayden görülen itirazın iptali davasının tarafları, konusu ve davanın dayanağı olan olay ve olguların ayniyet arz etmesi dolayısıyla, Mahkememiz .../... esas sayısına kayden görülen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen kesinleşen kararın, eldeki dava dosyamız bakımından kesin hüküm teşkil ettiği anlaşılmakla, davanın HMK.'nın 114/1-(i), 115/2 maddeleri uyarınca kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, yargılama giderlerinin davacı yan üzerinde bırakılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, HMK.'nın 114/1-(i), 115/2 maddeleri uyarınca kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle sarf edilen ... TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede Antalya Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/07/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır