T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/254 Esas
KARAR NO: 2025/478
DAVA: Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 26/03/2025
KARAR TARİHİ: 10/09/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ve dava dışı ..., ...'a ait ...-... ... numaralı teselsüllü / münferit vadeli ortak hesapların bulunduğunu, ... ve ...'un evli olduğunu ve davalının da kızları olduğunu, ... tarihinde açlan ortak hesapta müşterek hesap sahibi ...'un vefat tarihi olan ... tarihine kadar olan bankacılık işlemlerinin davaya konu edildiğini, vefat sonrasında ... tarihi itibariyle hesap bakiyesinin ...-Euro olduğunu, sağ olan ortak hesap sahiplerine 2/3 paylarına karşılık olarak toplam ...-Euro ödendiğini, sağ olanlar hesapta yer alan kendi paylarını aldıktan sonra hesapta vefat eden ...'un payı olan ...-Euronun kaldığını, kalan tutarın mirasçılık payları oranında dağılımının yapıldığını, Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesinin .../... Esas - .../... Karar sayılı kararında yer alan paylarına göre ...'un ...-Euro, ...'ın ...-Euro paylarının bulunduğunu, ancak davalıya toplam ...-Euro ödeme yapıldığını, davalıya ...-Euro ödemenin fazladan yapıldığının tespit edildiğini; ilerleyen dönemde hesap ortaklarından dava dışı ...'un ... tarihinde vefa ettiğini, veraset ilamının müvekkili bankaya sunulmadığını, tüm bu nedenlerle fazladan ödenen tutarın tahsili için davalı aleyhine Antalya Banka Alacakları İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu belirterek davanın kabulü ile itirazın ipaline, takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gierleri ve vekalet alacağının davalıya yükletilmesine karar verilmesine talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görev ve husumet itirazında bulunduklarını beyanla; sebepsiz zenginleşme iddialarının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, müteveffa ...'un ölümünü bankaya bildirmelerine ve bankanın buna göre pay ödemesi yapmasına rağmen müşterek hesabı kapatmadığını, teselsülü sonlandırmadığını, bu hesaptan müvekkile ödeme yapmaya devam ettiğini, müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını belirterek açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddini savunmuştur.
Bankadan davaya konu hesaba ilişkin bilgi ve belgeler dosya içine alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali ve icra inkar istemine ilişkindir. Davanın hukuki sebebi sebepsiz zenginleşmeye dayanmaktadır.
Davalının bankanın ... tarihli müzekkere cevabına göre ...-... numaralı vadeli ortak hesap müşterilerinden olduğu, yani banka müşterisi olduğu anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu iş, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Somut olayımıza gelince; eldeki davada banka sehven müşterisine fazla ödeme yaptığını belirterek fazla ödemenin iadesi için takip başlatmış, takibe itiraz sonucu itirazın iptali için dava açmıştır. Davalı gerçek kişidir. Tacir olduğuna dair herhangi bir iddia ve kayıt bulunmamaktadır. Bankadan getirtilen kayıtlara göre davalı bankanın müşterisidir. Davalının, davacı bankanın müşterisi olması dahilinde görevli mahkeme tüketici mahkemesi olmalıdır. Bu nedenle davalının bankanın müşterisi olduğu hususu gözetilerek Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmıştır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/638 Esas, 2025/713 Karar.)
Görev, 6100 Sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda, davanın Tüketici Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin ANTALYA NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-Karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
5-Dosyanın gönderilmesi için süresi içinde başvuru yapılmadığı takdirde, HMK'nun 20/1 ve 331/2 maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce dosya ele alınarak değerlendirilmesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/09/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır