(5237 S. K. m. 43) (213 S. K. m. 359)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihlerine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçuna ilişkin eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf başvurusu denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere ve bulgulara dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca istinaf nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
1- Müfettişler tarafından düzenlenen vergi raporları, mütalaa ve tarafsız bilirkişiden alınan raporlara bakıldığında;
Sanığın 2010-2011-2012 yıllarında birden fazla sahte belge kullanma suçlarını işlediğinin sabit olduğu zira, raporlara göre sanığın 2010 yılında 6 ayrı mükelleften mayıs, ağustos, ekim , aralık aylarında 14 adet sahte fatura alarak kullandığı ve bu faturaların KDV hariç 326.111TL olduğu, 2011 yılında 3 ayrı mükelleften mayıs , haziran , temmuz , eylül , ekim , kasım aylarında 94 adet sahte fatura kullandığı ve bu faturaların KDV hariç 685.000 TL tutarında olduğu, 2012 yılında şubat , nisan ve ağustos aylarında 2 ayrı mükelleften toplam 38 adet sahte fatura kullandığı ve bu faturaların KDV hariç 261.474 TL tutarında olduğu,
Sanığın her bir takvim yılı için değişik aylarda değişik meblağlı sahte fatura kullandığı, bu şekilde bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenerek eylemini teselsül ettirdiği nedenle her bir takvim yılı için TCK 43/1 maddesi uyarınca ayrı ayrı arttırım yapılması gerekirken mahkeme gerekçesine bakıldığında '' Bu açıklamalar ışığında somut olaya döndüğümüzde: sanığın 2010-2011 ve 2012 hesap dönemlerinde birden çok fatura kullandığı kabul edildiğinden, sanığın farklı tarihlerde yasanın aynı hükmünü ihlal etmesi söz konusu olmadığından ve zincirleme vergi kaçakçılığı suçunun şartları oluşmadığından TCK 43 maddesi tatbik edilmemiştir. '' şeklindeki dosya kapsamı ile uygun olmayan gerekçe ile teselsül hükümleri uygulanmamış,
2- 1 nolu eleştiri maddesinde değinildiği üzere sanığın her bir vergi dönemi için yüksek meblağda sahte fatura kullanmış olması karşısında, fatura miktarları, suçun işleniş şekli ve özelliği ile sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak ceza verilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin düşünülmemesi karşısında,
1 ve 2 nolu maddeler yönünden aleyhe bozma yasağı dikkate alınarak bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
3-Hüküm kısmının 1-2-3 nolu maddelerinin ilk paragraflarında sanığın cezalandırılmasına karar verilirken 359/b-1 maddesinden cezalandırılması yoluna gidilmiş ise de ,
08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı yasanın 276.maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Yasası 359/b şeklinde değiştirilmiş olup hüküm kısmının 1-2-3 nolu maddelerinin ilk paragraflarında 359/b-1 maddesinin çıkarılarak 359/b maddesinin yazılması hususunun Dairemizce duruşma yapılmaksızın 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün olduğundan,
''Hüküm kısmının 1-2-3 nolu maddelerinin ilk paragraflarında yazılı 359/b-1 maddesinin çıkarılarak 359/b maddesi şeklinde DÜZELTİLMESİ suretiyle, diğer yönleri ile usul ve yasaya uygun olan hükme yönelik İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine,
CMK 286/2-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)