(5271 S. K. m. 231, 280)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen orman alanlarının işgali ormandan faydalanma ve orman içinde yerleşilmesi suçuna ilişkin eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla ileri sürülen iddia ve savunmanın istinaf başvurusu denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere ve bulgulara dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca istinaf nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Cezanın kanuni bağlamda doğru olarak uygulandığı saptanılmıştır.
Ancak, sanığın adli sicil kaydında yer alan ilamın kesinleşme tarihinin 19/11/2013 olduğu, 3 yıllık denetim süresinin 19/11/2016 tarihinde sona erdiği, bu tarih itibarıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının silinme koşullarının oluştuğu, suça konu yerin orman olmayan yer ile sınır olduğu, sanığın suç tutanağında "ben bu yeri K1'dan 25/11/2016 tarihinde satın aldım, tapu dairesinde üzerime aldım, tapu harici bir işlem yapmadım, orman olduğu iddia edilen yer tapumun içindedir" şeklinde savunmada bulunduğu, suça konu yerin orman sınırında olması, suça konu yerin 348,63 metrekare olması ve 10 yıldan daha fazla bir süre önce açılması ve sanığın savunması birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde yer alan suça konu yerde 25/11/2016 tarihinden itibaren işgal ve faydalanma suçunu işlediğinin kabulünün gerektiği, bu tarih itibarıyla sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının silinme koşulları oluştuğundan, bu ilamın ilk derece mahkemesince sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesine gerekçe gösterilmesinin hukuka uygun olmadığı, orman bilirkişisinin suça konu yerin 10 yıldan daha önceki bir tarihte açıldığını, fiilin işgal ve faydalanma olduğunu belirttiği, dolayısıyla sanığın suça konu yerde açma yapmadığının, işgal ve faydalanmada bulunduğunun anlaşılmasına göre idarenin suçtan zarar görmediği, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine muvafakat ettiği, buna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini talep eden sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiği,
Bu aykırılığın Dairemizce duruşma yapılmaksızın 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesinin mümkün olduğu anlaşıldığından,
Hükmün 5, 6, 7, 8 fıkralarının hükümden çıkarılıp yerine,
"Sanığın kişilik özellikleri nazara alındığında yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde kanaat oluştuğundan CMK’nın 231/5 maddesi gereğince sanık hakkında verilen HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA, CMK’nın 231/8 maddesi gereğince sanığın 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına, denetim süresinin denetimli serbestlik tedbiri uygulanmadan geçirilmesine, "
İbareleri eklenmek ve sonraki fıkralar buna göre teselsül ettirilmek suretiyle hukuka aykırılığın DÜZELTİLMESİNE; düzeltilen kısımlar dışında usul ve yasaya uygun olan hükme yönelik İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
CMK 286/2-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)