(5237 S. K. m. 22, 89, 179) (5271 S. K. m. 253, 254, 280, 286)
Yerel Mahkemece verilen mahkumiyet hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın, idaresindeki otomobil ile meskun mahaldeki tek yönlü, bölünmüş yolda, 2,1 promil alkollü halde seyir halindeyken, direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın yoldan çıkıp yol kenarındaki araca çarparak durabildiği olayda, aynı araçta bulunan ve sanıktan şikayetçi olmayan mağdur M. Ü.’ün olaydan sonra düzenlenen kesin rapora göre hayati tehlike geçirecek ve 4. derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, sanığın üzerine atılı suçun bilinçli taksir ile işlenmesi halinde TCK'nın 89/5. maddesi uyarınca şikayete tabi olmadığı nazara alınıp, hukuki durumunun iddianamedeki anlatım da dikkate alınarak bilinçli taksirle yaralama suçuna göre belirlenmesi gerektiği,
Bilinçli taksir nedeniyle şikayete tabi olmayan taksirle nitelikli yaralama suçunun CMK'nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma kapsamında olduğu, nitelikli şekilde yaralanan mağdurun aşamalarda sanıktan şikayetçi olmadığını beyan ettiği, taraflar arasında uzlaşma prosedürünün işletilmediği anlaşılmakla, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254 maddesi uyarınca sanık ve mağdur arasındaki uzlaşma işlemleri tamamlattırıldıktan sonra;
a) Taraflar arasında uzlaşma sağlandığı taktirde;
Bilinçli taksirle yaralama suçundan açılan davanın uzlaşma nedeniyle düşmesine,
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan; Uzlaşma kurumu uyuşmazlığı hukuki ve cezai tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırmaktadır. Uzlaşma nedeniyle düşme kararı verildiğinde CMK'nın 253/19. maddesi gereğince mağdurun artık hukuk mahkemelerinde dava açamayacağı hükmü de gözetildiğinde; taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarının sanığın tek bir eylemi ile meydana geldiği, taksirle yaralama suçundan uzlaşma nedeniyle ceza verilemediği de gözetilerek, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b) Taraflar arasında uzlaşma sağlanmadığı taktirde; TCK'nın “Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma” başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma halinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olup, somut olayda ise mağdurun nitelikli şekilde yaralanması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin istikrar kazanan uygulamasına göre; her iki suçun birlikte işlendiği hallerde, sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu kriterinin esas alınması, buna göre; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde, sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi ya da şikayetten vazgeçme nedeniyle taksirle yaralama suçundan cezalandırılmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının kabul edilmesi, sanığın eylemi bilinçli taksirle işlemesi ve mağdurdaki yaralanmanın nitelikli olması nedeniyle suçun takibinin TCK'nın 89/5. maddesi uyarınca şikayet şartına tabi olmaması karşısında, sanığın, taksirle yaralama suçundan TCK'nın 89/1, 22/3, 89/2-b maddeleri gereğince mahkumiyetine ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının talep edildiği iddianameye dayalı olarak açılan dava sonunda aynı suçtan verilen ve açıklanması geri bırakılan hükmün yazılı şekilde açıklanmasına karar verilmesi yasaya aykırı olduğundan;
Antalya 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/01/2017 tarih, 2016/319 Esas, 2017/41 Karar sayılı hükmünün CMK'nun 280/1-b maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK'nun 286/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 26.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)