(5271 S. K. m. 253, 254, 280, 286, 289) (5237 S. K. m. 22, 89, 179)
Yerel Mahkemece verilen mahkumiyet hükmüne karşı Cumhuriyet Savcısı Faruk Kurt tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Olaydan 25 dakika sonra yapılan ölçüme göre, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak miktarda 1.35 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanık H. Ş.'un yönetimindeki otomobille meydana getirdiği tek taraflı trafik kazası sonucunda, araçta yolcu olarak bulunan müşteki H. Y.'nın kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, müşteki H. Y.'nın soruşturma aşamasında masraflarını ödemesi halinde sanıktan şikayetçi olmadığını ifade ettiği ancak soruşturma ve kovuşturma aşamasında kesin raporunun ve uzlaşmaya ilişkin beyanının alınmadığı olayda,
Bilinçli taksir nedeniyle şikayete tabi olmayan taksirle nitelikli yaralama suçunun CMK.nun 253 ve 254 maddeleri uyarınca uzlaşma kapsamında olduğu, nitelikli şekilde yaralanan müşteki H. Y.'nın soruşturma aşamasında masraflarını ödemesi halinde sanıktan şikayetçi olmadığını ifade ettiği, şarta bağlanması ve bilinçli taksir nedeniyle şikayetten vazgeçme beyanının geçerli olmadığı, müşteki H. Y.'nın yurt dışına çıkması nedeniyle uzlaşmaya ilişkin tebligat sonuçsuz kalınca Cumhuriyet savcısı tarafından yurt dışı talimat yazılmadığı, bu şekilde taraflar arasında usulüne uygun bir şekilde uzlaşma prosedürü işletilmeyerek, bilinçli taksir nedeniyle şikayete tabi olmayan taksirle müşteki H. Y.'yı kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralamak suçundan kanuna aykırı olarak 23/12/2010 tarih, 2010/221 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, buna göre sanık H. Ş. ve müşteki H. Y.'ya uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmelerinin hukuki sonuçları anlatılıp, 5560 Sayılı Kanunun 25 maddesi ile değişik CMK.nun 254/1 maddesi gereğince sanık H. Ş. ve müşteki H. Y.'nın bu yönde beyanları alındıktan sonra;
a) Taraflar uzlaşmayı kabul ettikleri takdirde; Uzlaşma kurumunun uyuşmazlığı hukuki ve cezai tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırdığı, uzlaşma nedeniyle düşme kararı verildiğinde CMK.nun 253/19 maddesi gereğince mağdurun artık hukuk mahkemelerinde dava açamayacağı hükmü de gözetildiğinde; somut olayda taksirle yaralama suçundan açılmış bir dava bulunmadığından iddianame ile kamu davası açtırılmasına gerek olmadan; taksirle yaralama ve trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak suçlarının sanığın tek bir eylemi ile meydana geldiği, taksirle yaralama suçundan uzlaşma nedeniyle ceza verilemediği de gözetilerek, sanık hakkında trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b) Taraflar uzlaşmayı kabul etmedikleri taktirde ise; TCK.nun “Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma” başlıklı 179/3 maddesinin alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma halinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olup, somut olayda ise mağdurun nitelikli şekilde yaralanması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Yargıtay'ın istikrar kazanan uygulamasına göre; her iki suçun birlikte işlendiği hallerde, sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu kriterinin esas alınması, buna göre; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde, sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi ya da şikayetten vazgeçme nedeniyle taksirle yaralama suçundan cezalandırılmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın TCK.nun 179 maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak suçundan cezalandırılmasının kabul edilmesi, sanığın eylemi bilinçli taksirle işlemesi ve mağdurdaki yaralanmanın nitelikli olması nedeniyle suçun takibinin TCK.nun 89/5 maddesi gereğince şikayet şartına tabi olmaması karşısında; sanık hakkında müşteki H. Y.'yı kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralamak suçundan TCK.nun 89/1, 22/3, 89/2-(b) maddeleri gereğince iddianame düzenlenmesi sağlandıktan sonra dosyalar birleştirilerek hukuki durumunun takdir edilmesi gerekirken iddianameye dayalı olarak açılan dava sonunda aynı suçtan verilen ve açıklanması geri bırakılan hükmün yazılı şekilde açıklanmasına karar verilmesinin kanuna açıkça aykırı anlaşıldığından,
Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/05/2017 tarih, 2017/44 Esas, 2017/235 Karar sayılı ilamının CMK.nun 289/1-(h) maddesi yollamasıyla CMK.nun 280/1-(b) maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK.nun 286/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 13.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)