(5237 S. K. m. 62, 179, 231)
Yerel Mahkemece verilen mahkumiyet hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık H. Ç.'in sevk ve idaresinde bulunan 07 YCT 9. plakalı araç ile Antalya - Serik karayolunda Serik istikametinde seyir halinde iken Belek ışıklı kavşağında kırmızı ışık nedeniyle beklemekte olan M. T.'in sevk ve idaresindeki 07 YJV 7. plakalı araca arkadan çarpması nedeniyle, M. T.'in aracında yolcu olarak bulunan Ö. D. ve M. U.'ın hayati tehlike geçirmeyecek, BTM ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları, sanıktan şikayetçi oldukları, sanığın 3,02 promil alkollü olduğunun tespit edildiği olaya ilişkin,
TCK'nın “Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma” başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma halinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise yaralanma sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/405 ve 12. CD.nin 2016/9338 sayılı kararlarında detaylandırılan yerleşik uygulamalarına göre; Her iki suçun birlikte işlendiği hallerde, sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu kriterinin esas alınması gerektiği, buna göre; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde, sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi ya da şikayetten vazgeçme nedeniyle taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının gerektiği,
Somut olayda 3,02 promil alkollü sanığın eyleminin bilinçli taksir kapsamında değerlendirilmesi ve mağdurlar şikayetçi olduğundan bilinçli taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, her iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulması yasaya aykırı ise de;
Sanık H. Ç. hakkında trafik güvenliğini tehlikeye düşürme suçundan TCK.nın 179/3-2, 62 maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına yönelik yasaya aykırı verilen hükmün CMK.nın 231 maddesi gereğince açıklanması geri bırakıldığından istinaf kanun yolunda incelenemeyeceği ancak hükmün açıklanması durumunda ortadan kaldırılabileceği anlaşıldığından bu hususta herhangi bir karar verilememiştir.
Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28/09/2017 tarih, 2016/351 Esas, 2017/215 Karar sayılı sanık hakkında taksirle yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararında, usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptandığından;
Sanık H. Ç.'in İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK'nun 286/2-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 11.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)