(5237 S. K. m. 89) (5271 S. K. m. 286)
Yerel Mahkemece verilen mahkumiyet hükmüne karşı sanık Ö. Ş. Ş. müdafii Av. Eda Bedir tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
2.04,9 promil alkollü olan sanık Ö. Ş. Ş.'in sevk ve idaresindeki araç ile hakimiyetini kaybederek trafik işaret direğine çarpması sonucunda sanık Ö. Ş. Ş.'in aracında yolcu olarak bulunan mağdur M. Ç. İ.'nun adli rapora göre kemik kırığı oluşacak, mağdur İ. T.'ın ise geçici adli rapora göre hayati tehlike geçirecek şekilde nitelikli yaralanmalarına neden olduğu olayda, nitelikli şekilde yaralanan mağdurlar İ. T. ve M. Ç. İ.'nun soruşturma aşamasında sanık Ö. Ş. Ş.'den şikayetçi olmadıklarını beyan ettikleri, bilinçli taksir nedeniyle şikayetten vazgeçme beyanlarının yaralanmalarının niteliği dikkate alındığında geçerli olmamasına rağmen taraflar arasında usulüne uygun şekilde uzlaşma prosedürü işletilmeyerek, bilinçli taksir nedeniyle şikayete tabi olmayan taksirle mağdur İ. T.'ı hayati tehlike geçirecek, mağdur M. Ç. İ.'nu kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralamak suçundan kanuna aykırı olarak Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 13/02/2013 tarih, 2012/14203 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, sanık Ö. Ş. Ş.'in güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ile aynı zamanda taksirle yaralama suçlarının oluştuğu, zarar suçunun oluştuğu ahvalde ayrıca tehlike suçundan cezalandırma imkanının bulunmadığı, bilinçli taksir halinde TCK.nun 89/1 maddesi kapsamındaki yaralanmanın şikayete tabi olmasına rağmen TCK.nun 89/2 maddesi kapsamındaki yaralanmanın TCK.nun 89/5 maddesi uyarınca şikayete tabi olmadığı, ancak uzlaşma kapsamında bulunduğu, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken suçlar için Kanun'da öngörülen cezaların ağırlığı değil, zarar-tehlike suçu kriterinin esas alınması gerektiği, somut olayda taraflar arasında uzlaşma prosedürü uygulanmadan trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçundan kamu davası açıldığı, kovuşturma aşamasında da bu eksikliğin tamamlanmadığı anlaşılmakla, uzlaşma prosedürü uygulanarak sanık Ö. Ş. Ş. ile mağdurlar İ. T. ve M. Ç. İ.'nun uzlaşmasının mümkün olması halinde önceki uygulamasından dönen Yargıtay 12.Ceza Dairesi Başkanlığının 21/12/2017 tarih, 2016/12211 Esas, 2017/10611 Karar sayılı ilamı da dikkate alınarak halihazırda derdest bulunan trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçu yönünden hüküm kurulması, uzlaşmanın mümkün olmaması halinde ise bilinçli taksirle birden fazla kişiyi yaralamak suçundan Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 13/02/2013 tarih, 2012/14203 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmasından sonra iddianame ile kamu davası açılması sağlanıp dosyalar birleştirildikten sonra sanık Ö. Ş. Ş.'in kazanılmış hakkı da dikkate alınarak hukuki durumunun takdir ve ifasının gerektiği anlaşıldığından, uzlaşmanın gerçekleşmemesi halinde Dairemize iddianame ile kamu davası açılmasının ve dosyaların Dairemizde birleştirilmesinin mümkün olmamasına, taksirli suçun kasıtlı suça nazaran sanık Ö. Ş. Ş.'in lehine olacağı da dikkate alınarak Alanya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/02/2018 tarih, 2017/184 Esas, 2018/57 Karar sayılı ilamının BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK.nun 286/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 08.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)