(5237 S. K. m. 89)
Yerel Mahkemece verilen mahkumiyet hükümlerine karşı sanık İ. E. tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1.83 promil alkollü olan sanık İ. E.'ın sevk ve idaresindeki araç ile önünde ilerleyen ve sağa dönüşe geçen Y. Ş.'in sevk ve idaresindeki araca arkadan çarpması sonucunda sanık İ. E.'ın aracında yolcu olarak bulunan mağdur A. K.'un adli rapora göre kemik kırığı oluşacak şekilde nitelikli yaralanmasına neden olduğu olayda, nitelikli şekilde yaralanan mağdur A. K.'un soruşturma aşamasında sanık İ. E.'dan şikayetçi olmadığını beyan ettiği, bilinçli taksir nedeniyle şikayetten vazgeçme beyanının yaralanmasının niteliği dikkate alındığında geçerli olmamasına rağmen taraflar arasında usulüne uygun şekilde uzlaşma prosedürü işletilmeyerek, bilinçli taksir nedeniyle şikayete tabi olmayan taksirle mağdur A. K.'u kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralamak suçundan kanuna aykırı olarak Sinanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 28/09/2016 tarih, 2016/767 Karar sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, sanık İ. E.'ın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ile aynı zamanda taksirle yaralama suçlarının oluştuğu, zarar suçunun oluştuğu ahvalde ayrıca tehlike suçundan cezalandırma imkanının bulunmadığı, bilinçli taksir halinde TCK.nun 89/1 maddesi kapsamındaki yaralanmanın şikayete tabi olmasına rağmen TCK.nun 89/2 maddesi kapsamındaki yaralanmanın TCK.nun 89/5 maddesi uyarınca şikayete tabi olmadığı, ancak uzlaşma kapsamında bulunduğu, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken suçlar için Kanun'da öngörülen cezaların ağırlığı değil, zarar-tehlike suçu kriterinin esas alınması gerektiği, somut olayda taraflar arasında uzlaşma prosedürü uygulanmadan trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçundan kamu davası açıldığı, kovuşturma aşamasında da bu eksikliğin tamamlanmadığı anlaşılmakla, uzlaşma prosedürü uygulanarak sanık İ. E. ile mağdur A. K.'un uzlaşmasının mümkün olması halinde önceki uygulamasından dönen Yargıtay 12.Ceza Dairesi Başkanlığının 21/12/2017 tarih, 2016/12211 Esas, 2017/10611 Karar sayılı ilamı da dikkate alınarak halihazırda derdest bulunan trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçu yönünden hüküm kurulması, uzlaşmanın mümkün olmaması halinde ise bilinçli taksirle yaralama suçundan Sinanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 28/09/2016 tarih, 2016/767 Karar sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmasından sonra iddianame ile kamu davası açılması sağlanıp dosyalar birleştirildikten sonra sanık İ. E.'ın hukuki durumunun takdir ve ifasının gerektiği anlaşıldığından,
Uzlaşmanın gerçekleşmemesi halinde Dairemize iddianame ile kamu davası açılmasının ve dosyaların Dairemizde birleştirilmesinin mümkün olmamasına, taksirli suçun niteliği dikkate alındığında sanık İ. E.'ın lehine olacağından Sinanpaşa Asliye Ceza Mahkemesinin 25/05/2017 tarih, 2016/353 Esas, 2017/181 Karar sayılı ilamının BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK.nun 286/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 16.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)