(5271 S. K. m. 253, 254) (5237 S. K. m. 22, 89, 179)
Yerel Mahkemece verilen mahkumiyet hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yapılan ölçüme göre, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak miktarda 2.57 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanık B. A.'ın yönetimindeki otomobille meydana getirdiği tek taraflı trafik kazası sonucunda, diğer araçta bulunan ve şikayetçi olduklarını beyan eden B. Y.'ın yaralanmadığı, müşteki A. Y.'ın ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına rağmen; Bucak Cumhuriyet Başsavcılığınca raporlar karıştırılarak "..vücudunda yaralanmaya bağlı bulguya rastlanılmadığı.." gerekçesiyle uzlaştırma işlemi yapılmadan 31/07/2017 tarih, 2017/2246 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği olayda; Bilinçli taksir söz konusu olsa da müşteki A. Y.'da belirlenen yaralanmanın niteliği dikkate alındığında soruşturma ve kovuşturmanın şikayete tabi olduğu taksirle bir kişiyi yaralama suçunun CMK.nun 253 ve 254 maddeleri uyarınca uzlaşma kapsamında olduğu, basit şekilde yaralanan müşteki A. Y.'ın soruşturma aşamasında sanık B. A.'dan şikayetçi olduğunu ifade ettiği, bu şekilde taraflar arasında usulüne uygun bir şekilde uzlaşma prosedürü işletilmeyerek, müşteki A. Y.'ı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralamak suçundan kanuna aykırı olarak 31/07/2017 tarih, 2017/2246 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, buna göre sanık B. A. ve müşteki A. Y.'a uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmelerinin hukuki sonuçları anlatılıp, 5560 Sayılı Kanunun 25 maddesi ile değişik CMK.nun 254/1 maddesi gereğince sanık B. A. ve müşteki A. Y.'ın bu yönde beyanları alındıktan sonra;
a)Taraflar uzlaşmayı kabul ettikleri takdirde; Uzlaşma kurumunun uyuşmazlığı hukuki ve cezai tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırdığı, uzlaşma nedeniyle düşme kararı verildiğinde CMK.nun 253/19 maddesi gereğince mağdurun artık hukuk mahkemelerinde dava açamayacağı hükmü de gözetildiğinde; somut olayda taksirle yaralama suçundan açılmış bir dava bulunmadığından iddianame ile kamu davası açtırılmasına gerek olmadan; taksirle yaralama ve trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak suçlarının sanığın tek bir eylemi ile meydana geldiği, taksirle yaralama suçundan uzlaşma nedeniyle ceza verilemediği de gözetilerek, sanık hakkında trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b)Taraflar uzlaşmayı kabul etmedikleri takdirde ise; TCK.nun “Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma” başlıklı 179/3 maddesinin alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma halinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olup, somut olayda ise müşteki A. Y.'ın basit şekilde yaralanması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Yargıtay'ın istikrar kazanan uygulamasına göre; her iki suçun birlikte işlendiği hallerde, sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu kriterinin esas alınması, buna göre; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde, sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi ya da şikayetten vazgeçme nedeniyle taksirle yaralama suçundan cezalandırılmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın TCK.nun 179 maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak suçundan cezalandırılmasının kabul edilmesi, sanığın eylemi bilinçli taksirle işlemesi ve mağdurdaki yaralanmanın basit olması nedeniyle suçun takibinin TCK.nun 89/5 maddesi gereğince şikayet şartına tabi olması karşısında; sanık hakkında müşteki A. Y.'ı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralamak suçundan TCK.nun 89/1, 22/3 maddeleri gereğince iddianame düzenlenmesi sağlandıktan sonra dosyalar birleştirilerek hukuki durumunun takdir edilmesi gerekirken iddianameye dayalı olarak açılan dava sonunda yazılı şekilde karar verilmesinin kanuna açıkça aykırı olduğu anlaşıldığından,
Bucak 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/11/2017 tarih, 2017/300 Esas, 2017/402 Karar sayılı ilamının birleştirme işleminin Dairemizde gerçekleştirilmesi mümkün bulunmadığından BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK.nun 286/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 26/01/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)