(5271 S. K. m. 174, 253, 254, 255, 260, 280, 286) (5237 S. K. m. 7) (5395 S. K. m. 24) (5235 S. K. m. 33) (2797 S. K. m. 13)
Yerel Mahkemece verilen mahkumiyet hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasanın 34. maddesi ile CMK.nın 253. maddesinin 3. fıkrasında yer alan " etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresi madde metninden çıkarıldığından, etkin pişmanlık hükümleri uygulanan suçlarda diğer şartların bulunması halinde uzlaşma müessesesi uygulanabilir hale gelmiş olmakla Dairemizce yapılan değerlendirmede;
Öğretide, uzlaşmanın, ceza muhakeme hukuku özellikleri ağır basan, ancak ceza hukuku karakteri de bulunan karma yapılı bir kurum olduğunun, Yargıtay'ın istikrarlı uygulamalarında da, uzlaşmanın biçimi itibariyle bir ceza yargılaması müessesesi olduğu açık ise de sonuçları itibariyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirdiğinin kabul edildiği, CMK’nın 253. maddesinin gerekçesinde de bu duruma işaret edildiği dikkate alındığında, ceza yargılamalarının sayısını ve dolayısıyla ceza mahkemelerinin iş yükünü azaltarak yargı fonksiyonunun sürat ve en az giderle yerine getirilmesini kolaylaştırmak amacıyla düzenlenen uzlaşma kurumunun sonuçlarının maddi ceza hukuku alanında olması nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nun 7. maddesinde düzenlenen ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kurallar bakımından lehe kanun değerlendirilmesine tabi olması gerekecektir. (Yargıtay CGK 2015/94 K, 2007/188K, 2007/229K)
5271 sayılı CMK'nın 253, 254 ve 255. maddelerinde, uzlaşmanın şartları, yöntemi, sonuçları düzenlenmiş, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesinde CMK.nın hükümlerinin suça sürüklenen çocuklar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 25. maddesi ile mahkeme tarafından uzlaştırmayı düzenleyen CMK'nun 254. maddesi değiştirilmiş, bu değişikliğin gerekçesi de; "Bu değişiklikle, aynı zamanda yargının iş yükünün azaltılması araçlarından biri olan uzlaşma, asıl olarak soruşturma evresinin bir kurumu olarak düzenlenmiştir. Mahkeme tarafından uzlaştırma işlemlerinin yapılabilmesi, ancak, fiilin uzlaşma kapsamında olduğunun kovuşturma evresinde anlaşılması halinde mümkündür. Bu durum ancak duruşma aşamasında gündeme gelebilir. Çünkü ancak duruşmada delillerin ortaya konup tartışılması üzerine suçun niteliği değişebilir. Suçun uzlaşma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde, uzlaşma imkânının bu aşamada da tanınması amaçlanmıştır.” biçiminde açıklanmıştır.
CMK’nun 174/1-c maddesinde; uzlaşmaya tâbi suçlarda, uzlaşma hükümleri uygulanmadan dava açılması hâlinde iddianamenin iade edileceği düzenlenmiştir.
02/12/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasanın 35. maddesi ile CMK'nun 254. maddesinin birinci fıkrası "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir" şeklinde değiştirilmiştir.
CMK.nın "6.Kitap" bölümünde 260. maddeden itibaren olağan kanun yolu olarak itiraz, istinaf ve temyiz müesseseleri düzenlenmiştir. Genel olarak hakim kararlarına istisnai olarak kanunda gösterildiği halde mahkeme kararlarına yönelik düzenlenen itiraz dışında, mahkeme hükümlerine yönelik olağan kanun yolları istinaf ve temyiz olarak belirtilmiştir. İstinaf incelemesi için 5235 sayılı Yasanın 33/1 maddesi ile Bölge Adliye Mahkemeleri, temyiz incelemesi için 2797 sayılı Yargıtay Kanunun 13/1 maddesi ile Yargıtay görevlendirilmiştir.
Yukarıda yer alan yasal düzenlemeler ile 5560 sayılı Yasa ile CMK.nın 254. maddesinde yapılan değişikliğe ilişkin düzenlemenin gerekçesi göz önüne alındığında; Uzlaşmanın, soruşturma aşamasında dava açılmasını önleme fonksiyonuna sahip olması nedeniyle soruşturmayı sona erdiren, kovuşturma aşamasında da davayı düşüren bir yargılama hukuku işlemi olduğu, uzlaştırma işlemlerinin asıl olarak soruşturma safhasında yapılması gerektiği, kovuşturma aşamasında uzlaşma hükümlerinin uygulanmasının istisnai olarak "suçun kovuşturma aşamasında vasıf değiştirerek uzlaşmaya tabi bir suç haline gelmesi halinde" mümkün olduğu, CMK.nın 254/1 maddesinde 6763 sayılı Yasa ile yapılan son değişiklikle uzlaşmanın soruşturma birimi olarak kurulan "Uzlaştırma Bürosu" tarafından yapılacağı düzenlemesi ile ilk derece mahkemelerin uzlaştırma yetkisinin kaldırıldığı, bu nedenle istinaf ve temyiz yasa yolunda uzlaştırma yapılmasının yasal düzenlemelere aykırı olduğu, uzlaştırma hükümlerinin yürürlüğe girdiği 2005 yılından itibaren Yargıtay tarafından da uzlaştırma yapılmadığı, Bölge Adliye Mahkemelerinin ilk derece mahkemelerinin kararlarına yönelik duruşma açıncaya kadarki işlem ve kararlarının istinaf kanun yolu incelemesi olması nedeniyle Yargıtay'ın temyiz yolu incelemesindeki uygulamalarının emsal kabul edilebileceği değerlendirilmekle,
Sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamında kaldığından uzlaşma hususunun ilk derece mahkemesince değerlendirilmesi gerekeceği anlaşılmakla;
Silifke 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/11/2016 tarih, 2015/530 Esas, 2016/252 Karar sayılı hükmünün CMK'nun 280/1-b maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK'nun 286/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 05.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)