T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: DENİZLİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 15/05/2024
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 30/09/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Başkanın görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili, İİK madde 72/3 ve yine HMK 335/1/b maddeleri uyarınca müvekkillerin içinde bulunduğu durum göz önüne alınarak adli yardım kapsamında teminatsız olarak takip dosyasında "icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi" şeklinde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece verilen 01/03/2024 tarihli ara kararı ile; "Davacı tarafın davalı taraf ile vardıkları anlaşma/sözleşme hükümleri gereğince avans olarak verilen çeklerden dolayı bedelsizlik nedenine dayalı olarak menfi tespit talebinde bulunduğu, HMK'nın 389. Maddesi gereğince mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edildiğinden dolayı, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Eldeki davanın, icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davası olduğu ve bu nedenle İİK'nın 72. maddesi gereğince, icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesi yasal olarak mümkün olmadığından, davacıların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmiş olması da dikkate alınarak, İİK'nın 72/3. maddesi gereğince takdiren teminatsız olarak, icra veznesine (dosyasına) giren/girecek paranın alacaklı (davalı) tarafa ödenmesinin tedbiren durdurulmasına" karar verilmiştir.
İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili, davacı tarafça İİK'nın 72.maddesi gereğince menfi tespit istemiyle açılan davada İİK'nın 72/3.maddesi gereğince icra dosyasına yatan/yatacak olan paranın karar kesinleşinceye kadar alacaklı tarafa ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı verildiğini, verilen kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın iddia ve davalarını kanıtlayacak herhangi bir delil sunamadığı halde tedbir kararı verilmesinin yerinde olmadığını, menfi tespit davasının davalı alacaklının alacağına kavuşmasını engellemek veya geciktirmek için açıldığını ve bu nedenle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece verilen 15/05/2024 tarihli ara karar ile; "Davalı vekili 21.03.2024 düzenlenme tarihli tedbire itiraz dilekçesinde, taraflar arasındaki ticari alım-satım sözleşmesine konu eşyanın davacı tarafa teslim olunduğunu kanıtladıkları iddiasıyla, davacı firmaya yönelik düzenlenen e-fatura, e-irsaliye, sipariş formu ve satıma konu eşyaları taşıyan nakliyeciye ve araç sürücüsüne ait sürücü belge suretlerini dilekçe ekinde sunmuş olup, anılan belgelerin hiçbirisinde, faturalara konu ürünlerin davacı firma adına teslim alındığına dair bir ibareye yer verilmediği, e-irsaliyelein alt kısımlarında ... ve ......'ya atfen atılan imza sahiplerinin kim olduklarını kanıtlayan kimlik bilgilerine(TC Kimlik No, Ana Baba Adı, Doğum Tarihi, Nüfusa kayıtlı olunan yer vb.) yer verilmediği gibi, e-irsaliyeler altına hangi sıfatla ve ne sebeple imza konulduğunu belirtir bir açıklamanın yer almadığı, bu nedenle e-irsaliyelerin, tek başına irsaliyelerde belirtilen eşyanın/ticari emtianın davacı(alıcı) tarafa tam ve eksiksiz olarak teslim olunduğunun usulünce kanıtlanamadığı, bu nedenle mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu, tedbir kararının kaldırılmasını gerektirir yasal koşulların bulunmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın ihtiyati tedbire itirazının (ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin) reddine" karar verilmiştir.
Ara karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini, davacılar tarafından davayı ispat edecek delil sunulmadığını, somut olayda, davacıların çek ve senedin aslında avans olarak verildiğini, mal tesliminin yapılmadığını iddia ettiğine göre, ispat külfetinin davacı da olup, bu yöndeki iddialarını yazılı delille kanıtlamak zorunda olduklarını, davacıların borçsuz olduklarını yaklaşık olarak dahi ispat etmemesine rağmen mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmesinin usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile 15.05.2024 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine dair kararın kaldırılarak, icra takiplerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davalı şirket tarafından yapılan muhtelif icra takip dosyaları nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, talep ise, takip dosyalarında icra veznesine giren / girecek olan paranın davalı alacaklı tarafa ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine ilişkin ara kararın kaldırılması isteminden ibarettir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davanın İİK'nın 72/3. maddesine dayanmasına, borçlunun İİK'nın 72/3. son cümle uyarınca mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir şeklindeki yasal düzenlemesine, ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 30/09/2024