T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 16/06/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
ARA KARAR TARİHİ: 27/03/2025
BİRLEŞEN ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
... ESAS SAYILI DAVADA
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 16/06/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Başkanın görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davacı vekili; ..... Limited Şirketi, davacı ve davalı ... tarafından ... tescil tarihi ile ... oda sicil numarası ile Kumluca Ticaret Siciline kayıt olunduğunu ve 05/02/2020 tarih ve ... nolu Ticaret Sicil Gazetesi ile ilan edilerek kurulduğunu, Şirket Ana Sözleşmesinde davalı ...'in şirketi münferiden temsile yetkili olarak müdür olarak görevlendirildiğini, buna karşın davacı sadece ortak olup şirketi temsile ve yönetime hakkı bulunmadığını, söz konusu şirketin kuruluşundan bu yana şirketi davalı ve dava dışı müdürün idare ettiğini, davalı, davacının hissedarı olduğu şirketten defalarca kendi lehine paralar aldığını, kendi kızı olan ... tüm banka işlemelerinde yetkili kılarak kendi nam ve adına işlemler yaptığını, her ne kadar şirket müdürü olarak kendisi resmiyette görünse de esasen şirketi kızı yürüttüğünü, lıllardır şirketten elde edilen karı kendisinin almasına karşın davacıya hiç bir para göndermediğini ve ödeme yapmadığını, şirketin kuruluşundan bu güne kadar şirket kasasından yine davalının kendi tuttuğu cariye göre şimdilik tespit edebildikleri kadarıyla kendisine 4.324.843 TL ödeme aldığını, sağlık gideri gibi şahsi harcamalarını dahi nakit olarak şirket kasasından aldığını, ..yalnızca Muhasebe müdürü olup buna karşı sanki şirket müdürüymüş gibi günlük akaryakıt satışı olan 400.000 TL ile 600.000 TL arasında cari işlem yapmak ile şirketi yönettiğini, yani davalı esasen kendisine verilen görevi de fiilen kızına TTK aykırı olarak devrettiğini ve şirketi yönetemeyerek eldeki faaliyete konu işleri yönetebilecek bir iş tecrübesine sahip olmadığını, ancak şirketin Müdürü gibi hareket ettiğini, yine şirket adına kayıtlı aracı şahsına ve kızı hatta torunları dahi kullandığını, şirketin düzgün olarak yönetilmemesinden kaynaklı da halen bu zararlar büyüyerek devam ettiğini, söz konusu şirket bünyesinde halen boş olarak bulunan 3 katlı bir de dükkan bulunmakta olup kullanılmadığını, daha öncesi ... isimli bir işletmeye kiraya verildiğini ve kiracının çıktığını, buna karşı dükkanın kiraya verilmeyerek gelir elde edilmediğinden şirketin karlılığının düştüğünü, davalı şirket müdürlük hak ve yetkilerini süreç içerisinde bir çok defa kötüye kulandığını, şirket zararına hareket ettiğini belirterek, tedbir taleplerinin kabulü ile davalının müdürlük hak ve yetkisini kullanması şirketin ekonomik ve hukuki bakımdan mahvına sebep olacak sonuçlar doğurabileceğinden telafisi güç ve imkânsız zararlarla karşılaşılmaması bakımından işbu dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren davalının müdürlük hak ve yetkisinin teminat aranmaksızın kaldırılmasına ve bu durumun ticaret sicil gazetesinde ilanına ve şirkete temsil kayyumu atanmasına, bu mümkün olmadığı takdirde borçlandırıcı işlemler yönünden şirkete denetim kayyumu atanmasına karar verilmesini istemiştir.
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas 02/05/2025 tarihli ara kararı ile; "... Davacının iddiasının davalı ...'in müdürlük yetkisini kötüye kullandığı, şirket üzerinden şahsi harcamalar yaptığı vs idialarda bulunulmuş ve müdürlükten azli talep edilmiştir. Bir şirkete kayyım atanmasının tek yolu ancak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması halidir. Bu kural 4721 sayılı TMK'nın 427/1-4. maddesinde ifade edilmiştir. Bu maddeye göre: Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, yönetim kayyımı atanmak zorundadır, hükmü yönetim kayyumu atanmasına ilişkin düzenleme olup denetim kayyumu atanmasına ilişkin bir düzenleme içermemektedir. Asıl olan şirketlerin ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesi olduğu, şirkette organ boşluğu olmadığı, mevcut yöneticilerin görevlerini gereği gibi yerine getirmiyor ve bu nedenle şirket zarara uğruyorsa zarara yol açan yöneticinin şirkete ve dolayısıyla diğer ortaklara verdiği zararların tazmini için her zaman dava açılmasının mümkün olduğudur. Eldeki dava yönünden davalı şirkete temsil kayyumu atanmasını gerektirir organ boşluğunun bulunmadığı, denetim kayyumu atanmasına ilişkin yasal bir düzenlemede olmayıp, aslolanın şirketlerin ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesi olduğu, yöneticilerin görevlerini gereği gibi yapmamaları halinde ise şirkete ve dolayısıyla diğer ortaklara verdikleri zararların tazmini için her zaman dava açılmasının mümkün olduğu dikkate alındığında, yönetim ve denetim kayyumu atanmasına ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş, ancak çoğun içinde azı da vardır ilkesi gereği davacının da şirket ortağı olması ve şirket menfaatlerini gözetmesi hususu ile eldeki davanın konusu dikkate alındığında dava süresince dava dışı şirketin temsil yetkisinin davacı ile birlikte diğer yetkili müdürlerin müteselsilen temsiline" karar verilmiştir.
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas ...Karar 22/05/2025 tarihli kararı ile, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dava dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle, dava dosyasının Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... vekili; davanın müvekkili mağdur etmenin ötesinde başka bir amaç taşımadığını, ayrıca davacı yan şirketin tüm hesaplarının kuruluşundan bu yana kontrolünün yalnızca müvekkilinde bulunduğu oğlu ve kendi hesaplarına farklı zamanlarda para aktarımlarında bulunduğu hususu da gerçek dışı olup hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şirkete ait ..., ...ve ...şubelerinin kontrolü davacı ...'in kızı...tarafından da sağlanmadığını, tüm bankaların mobil bankacılık uygulamaları davacının kızı ...e ait telefon numarası ile kaydedilmiş olup davacı adına takibinin kızı...yaptığını, kaldı ki şirketin banka hesaplarının kontrolünün yalnızca müvekkilini de bulunması abesle iştigal olup hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı yan müvekkilinin tek sahibi olarak bulunduğu ... ...i nin oğlu ...la ortağı olduklarını iddia etmiş olup bu husus gerçeği yansıtmadığını, iş bu şirket yalnızca müvekkiline ait olup oğlu ile hiç bir bağlantısı bulunmadığını, müvekkilinin her ne kadar ... ...ti hesabına para göndermiş ise de müvekkilinin göndermiş olduğu bu paraları fazlası ile iade etmediğini, tüm banka ve cari hesap dökümleri incelendiğinde görüleceği üzere müvekkilinin şirket hesabından kendi hesaplarına göndermiş olduğu miktar 12.253.197,42 TL olup müvekkili tarafından şirket hesabına gönderilen toplam miktar yapılan cari hesap dökümleri ve Banka kayıtları incelemelerinde tespit edildiği üzere 20.044.890,76 TL olup müdürlük görevini üstlendiği ..... Ticaret ve Pazarlama şirketinden alacaklı durumda olduğunu, müvekkili şirketin kredi ödemeleri ve diğer ödemelerinin aksamaması amacıyla şirket hesaplarına farklı zamanlarda para gönderdiğini, müvekkilinin şirket kayıtlarına göre araç kiralama işlemi gerçekleştirdiği ve bu araçların müvekkilinin kendisine ait...için kiraladığı ifade edildiğini, bu hususa ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmamakla birlikte müvekkilinin diğer şirketi için kiralama yaptığı hususu soyut beyanlardan ibaret olup gerçekle bağdaşmadığını, müvekkili tarafından araç kiralanmış olsa bile bu kiralama işlemleri ......Pazarlama şirketinin kullanımı için yapıldığını, bahse konu krediye ilişkin imzalanan kredi sözleşmesinde davacı ...'in de imzası bulunmadığını, iş bu kredi müvekkilinin tek başına karar alarak kullanmış olduğu bir kredi olmadığını, iş bu kredi sözleşmesi incelendiğinde davacı yanında imzasının bulunduğu görüleceğini, müvekkili hiç bir şekilde şirketi zarara uğratma kastıyla hareket etmediğini, kaldı ki müvekkili müdürü olarak bulunduğu şirketin zararına hareket etmesi abesle iştigal olduğunu, müvekkilinin farklı zamanlarda kendisine ait banka hesabından, ... ... Ticaret ve Pazarlama şirketinin hesabına para göndermiş şirketin ekonomik açıdan zora girmemesi adına bu işlemleri gerçekleştiğini, ancak davacı tarafça müvekkilinin sanki şirkete zarar vermiş gibi göstererek soyut iddialara dayalı olarak müvekkilinin yetkilerine kayyım atanmasını sağlayarak müvekkilinin şirketten uzaklaştırma kastıyla hareket ettiğini, müvekkili şirketten yaklaşık 8.000.000 TL alacaklı durumda olduğunu, müvekkilinin oğlu ......Tarım Ticaret ve Pazarlama şirketi'nin ortağı ... şirketin kuruluşundan bu yana hiçbir gelir elde etmediğini, eldeki dava da davacı yan her ne kadar müvekkilinin müdürlük yetkilerinin kaldırılmasını talep etmiş ve kayyım atanmış ise de iş bu karar hukuka aykırı olup detaylandırılması gerektiğini, müvekkilinin kredi işlemi gerçekleştirememesi bono düzenleyememesi, senet düzenleyememesi gibi hususlarında belirtilerek karar kurulması gerektiğini, kurulan karar ile müvekkilinin sanki müdürlük yetkisi kaldırılmışcasına müvekkilinin şirkette hiç bir işlem yapamadığını beyanla, müvekkilinin yetkisine konulan tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece 27/03/2025 tarihli ara karar ile; "... davalı tarafça itiraz olarak öne sürülen sebepler, ihtiyati tedbirin içeriği de düşünülerek; tedbirin kaldırılmasına sebep olacak sebepler değildir. İhtiyati tedbirin geçici hukuki himaye niteliğinde olması nedeniyle, itiraz dilekçesinde belirtilen hususlar ihtiyati tedbirin incelenmesi sınırının dışında olup esasa yöneliktir.Mahkememizce HMK 389.maddesi gereğince mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hali yaklaşık olarak ispat edildiğinden itirazın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Ara karara karşı, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın mahkemeyi yanıltma kastıyla hareket ettiğini, eldeki davanın mağdur etmenin ötesinde başka bir amaç taşımadığını, davacı tarafın müvekkilinin tek sahibi olarak bulunduğu ... ... Ltd. Şti.'nin oğlu ...'la ortağı olduklarını iddia ettiğini, bu hususun gerçeği yansıtmadığını, şirketin yalnızca müvekkiline ait olduğunu, oğlu ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını, müvekkilinin her ne kadar ... ... Ltd. Şti hesabına para göndermiş ise de müvekkilinin göndermiş olduğu bu paraları fazlası ile iade ettiğini, müvekkilinin şirket kayıtlarına göre araç kiralama işlemi gerçekleştirdiğini ve bu araçların müvekkilin kendisine ait ...Şti için kiraladığının ifade edildiğini, bu hususa ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığını, müvekkilinin diğer şirketi için kiralama yaptığı hususu soyut beyanlardan ibaret olduğunu, gerçekle bağdaşmadığını, müvekkili tarafından araç kiralanmış olsa bile bu kiralama işlemleri ..... Tarım Ticaret ve Pazarlama şirketinin kullanımı için yapıldığını, davacının şirketin ... bankasında parası bulunmasına rağmen kredi kullanmak suretiyle şirketi zarara uğradığından söz edildiğini, bahse konu krediye ilişkin imzalanan kredi sözleşmesinde davacı ...'in de imzasının bulunduğunu, iş bu kredi müvekkilinin tek başına karar alarak kullanmış olduğu bir kredi olmadığını, iş bu kredi sözleşmesi incelendiğinde davacı yanında imzasının bulunduğunun görüleceğini, müvekkilinin hiç bir şekilde şirketi zarara uğratma kastıyla hareket etmediğini, müvekkilinin farklı zamanlarda kendisine ait banka hesabından, ... Petrol Turizm İnşaat Gıda Tarım Ticaret ve Pazarlama Şirketinin hesabına para gönderdiğini, şirketin ekonomik açıdan zora girmemesi adına bu işlemleri gerçekleştirdiğini, ancak davacı tarafça müvekkilinin sanki şirkete zarar vermiş gibi göstererek soyut iddialara dayalı olarak müvekkilinin yetkilerine kayyım atanmasını sağlayarak müvekkili şirketten uzaklaştırma kastıyla hareket ettiğini, müvekkilinin şirketten yaklaşık 8.000.000 TL alacaklı olduğunu, davacı yanın kötü niyetli hareket ederek müvekkilini mağdur etme çabası içerisinde olduğunu, müvekkilinin oğlu ... Petrol Turizm İnşaat Gıda Tarım Ticaret ve Pazarlama şirketi'nin ortağı ... şirketin kuruluşundan bu yana hiçbir gelir elde etmediğini, bu hususta da kendisine hiçbir bedel gönderilmediğini, eldeki dava da davacı yan her ne kadar müvekkilin müdürlük yetkilerinin kaldırılmasını talep etmişse de mahkemece " müvekkilinin borçlandırıcı işlemlerinin denetim kayyımı ...'nın onayına tabi tutulmasına" karar verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin yetkisine konulan tedbirin kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Talep, ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine ilişkin ara kararın kaldırılması isteminden ibarettir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı ...'ın istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 16/06/2025
...