T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 02/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 15/10/2024
DAVA: Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 02/05/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili asıl davada; müvekkili şirket aleyhinde Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün .... .Esas sayılı dosyası ile alacaklı-davalı... tarafından iki adet fatura dayanak gösterilerek ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket ile davalı arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, bu nedenle davalı tarafın müvekkilinden bir alacağı bulunmadığını, takip dayanağı faturalarda bahsi geçen malların müvekkili tarafından satın alınmadığı gibi hiç bir surette de teslim alınmadığını, işbu faturaların kötü niyetli olarak tanzim edilip takip konusu yapıldığının açık olduğunu, nitekim, bahse konu faturalar ve içeriğinin gerçek olmadığının(naylon fatura olduğunun) Antalya Kurumlar Vergi Dairesi’nce de tespit edildiğini, bahse konu tespitten sonra müvekkili şirket tarafından sehven deftere işlenen faturaların çıkartıldığını belirterek Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası ile müvekili şirket aleyhine başlatılan takipten dolayı şimdilik 9.000,00 TL borçlu olmadıklarının tespiti ile, Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında davalı şirkete haksız ödenen şimdilik 1.000,00 TL paranın istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili birleşen davada; müvekkili şirket aleyhinde Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile davalı tarafından iki adet fatura dayanak gösterilerek ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili ile davalı arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, takip dayanağı faturalarda bahsi geçen malların müvekkili tarafından satın alınmadığı gibi hiçbir surette de teslim alınmadığını, işbu faturaların kötü niyetli olarak tanzim edildiğini belirterek müvekkilinin söz konusu icra dosyasından şimdilik 936.836,52.-TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, ayrıca dosyanın Antalya 1. ATM'nin...Esas sayılı dosyası ile birleştirilerek birlikte görülmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı asıl davaya cevabında; davacı ile aralarındaki ilişkinin 2011 yılında başladığını, bu firmaya yaptıkları işlerden dolayı söz konusu faturaların kesildiğini, bu faturaların davacının defterlerine ve kendi defterlerine işlendiğini, bunların gerçek iş ve işlemlere dayalı olduğunu, davacı tarafın icra takibinden sonra hemen menfi tespit davası açmadığını, uzun süre beklediğini, vergi affından yararlanmak için bu şekilde faturaların gerçeğe aykırı olduğunu belirterek düzeltme beyannamesi verdiğini, aradan 6 yıla yakın bir zaman geçtikten sonra bu faturaların naylon olduğu belirtilerek düzeltme verilmesinin manidar olduğunu, 1 trilyon liraya yakın faturaların sehven işlendiğini ileri sürmenin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacı ile aralarındaki ticari ilişkinin fatura ve belgelerle sabit olduğunu, dilekçesi ekinde sunduğu 13/08/2012 tarihli davacı şirket yetkilisi ve sorumlu müdür ...'ın imzasını taşıyan belgeden de anlaşılacağı üzere davacı taraf ile aralarında 945.786,52 TL'lik iş yapıldığını, bakiye 895.000,00 TL borçları bulunduğunu, bu belgenin gerçek olup Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E sayılı dosyasında bulunduğunu, ... öldükten sonra çocuklarının bu şekilde dava açmalarının borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili birleşen davaya cevabında; ana dosyaya bilirkişi incelemesi esnasında sunulan 13.08.2012 tarihli davacı şirket yetkilisi ve sorumlu müdürü ...’ın imzasını taşıyan belgeden de anlaşılacağı üzere davacı taraf ile müvekkili davalı arasında 945.786,52 TL’lik iş yapılmış olup, bakiye 895.000,00 TL borçları bulunduğunu, bu belgenin gerçek olup Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas nolu dosyasında olduğunu, bu belgenin getirtilerek üzerindeki imzanın şirket yetkilisi ...‘a ait olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini talep ettiklerini, kaldı ki bu imzanın ...'a ait olduğunu bilen davacı şirket yetkililerinin aksi bir iddiada bulunmadıklarını, ...'ın hayatta iken bu faturaların gereceğe aykırı olduğunu söylemediğini, bu konuda dava açmadığını ve müvekkili davalı şirketin yetkilisi ...'e borcunu belirten ayrıntılı belge verdiğini, ... öldükten sonra çocuklarının bu şekilde dava açmalarının borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece 27/10/2020 tarih ve ... Esas...Karar sayılı kararla; asıl ve birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiş, işbu karar davacı tarafından istinaf edilmiş, Dairemizin 07/03/2023 tarih ve ... Esas ...Karar sayılı kararı ile kararın kaldırılmasına, "Borcu sona erdiren ödeme belgesinin temyiz aşaması da dahil yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği dikkate alındığında, sunulan bu tahsilat makbuzuna ilişkin davalı tarafın beyanı da alınarak, gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir.
Buna göre, mahkemece yapılacak iş; davalı şirket adına imzalanan tahsilat makbuzu üzerinde durulması, davalıdan; davacının savunma iddiasına ve sunulan tahsilat makbuzuna karşı diyeceklerinin sorulması, bundan sonra gerekirse imza incelemesi ve gerekli araştırmada yapılmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı neticesinde dava dosyası Mahkemenin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dairemiz kaldırma kararı sonrası Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Somut olayda; davacının, dava dilekçesini HMK 176 vd.maddeleri uyarınca ıslah etmeden ve davalının açık muvafakati de olmadan iddiasını (dava sebebini-dava dilekçesinde gösterilen vakıayı) değiştirdiği ve yine HMK 145.maddesinde sayılı koşullar bulunmadığı halde ( iddianın değiştirilmesi yasağına da aykırı olarak) değişen iddiasının ispatı için istinaf aşamasında sonradan delil sunduğu, tahsilat makbuzunun düzenlediği tarihe göre bir bakıma davanını genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnalarından kabul edilen "dava açılmasından sonra doğan olay " da söz konusu olmadığı, bu halde sonuç olarak: değişen iddiaya göre yargılamanın sonuçlandırılmasının mümkün olmadığı, dava dilekçelerindeki iddiaya göre de; açılmış olan menfi davasının ise ispat edilemediği sabit olmakla, önceki gerekçemiz doğrultusunda asıl ve birleşen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, asıl ve birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Asıl ve birleşen dosyada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi'nin red gerekçesinin somut ihtilafla uyuşmadığını, davacı yanın salt kötü niyetli icra takibi akabinde asıl davanın 24.04.2017 tarihinde ikame edildiğini, dava konusu olan, davalı şirket tarafından takip konusu yapılan faturaların tarihinin 21.01.2011 ve 26.01.2011 tarihleri olduğunu, anılan faturalarla ilgili olarak davalı şirket tarafından verilen faturaların ödendiğine dair tahsilat makbuzunun tarihinin 13.04.2014 olduğunu, müvekkili şirketin anılan dönemlerde ki yetkilisi ...'ın vefat tarihinin 25.07.2014 olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olarak, müvekkili şirketin o dönem ki yetkilisinin vefatı akabinde tahsilat makbuzunun kaybolmuş olma ihtimalini düşünerek, müvekkili şirket yetkilisinin ölümünü fırsat bilerek, kötü niyetli şekilde 18.09.2014 tarihinde dava konusu takibi başlattığını, müvekkili şirket yetkilisi ...' ın beklenmeyen ani vefatı ile sadece dava konusu hususla ilgili değil, şirketi ve şahsi tüm evraklarına ulaşılmada güçlükler yaşandığını, ancak muris ...'ın ofisinin (25.01.2021 tarihinde) boşaltılması sırasında ortaya çıkan 13.04.2014 tarih 1 nolu tahsilat makbuzu ile davalı yana 895.000,00-TL menfi tespit davalarına konu olan icra dosyası dayanağı 21.01.2011 tarih 251 nolu fatura, 26.01.2011 tarih...nolu fatura ödemelerinin yapıldığına dair tahsilat makbuzu bulunduğunu, "Sonradan delil gösterilmesi" başlıklı HMK'nın 145. maddesinin "(1) Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir." şeklinde düzenlendiğini, diğer tarafın muvafakatine bağlı olmadığını, dosya kapsamında sundukları tahsilat makbuzunun yargılamayı geciktirme amacı taşımamakla yargılamayı geciktirmede hukuki yararlarının bulunmadığını, aksine İlk Derece Mahkemesi'nden alınan tedbirin teminatlı olması ve icra dosyasından aleyhe haciz işlemlerinin yapılmasının engellenmesi için icra dosyasının tamamen ödenmiş olması, TL'nin sürekli değer kaybetmesi, davanın müvekkil şirket lehine bitmesi halinde mahkeme veznesindeki ve icra veznesindeki paraların tekrar müvekkil şirket tarafından alınacağı nedenleri ile yargılamanın uzamasının müvekkili şirketin aleyhine olduğunu, borcu sona erdiren tahsilat makbuzunun dava açıldıktan sonra bulunduğunu, yargılamayı geciktirme amacı taşımadan derhal yargılama dosyasına sunulduğunu, davacı yanın, icra takibi başlatmaktaki kötü niyetli hal ve tavırlarının tahsilat makbuzundaki imzanın inkarıyla da devam ettiğini, yapılan yargılama akabinde de tahsilat makbuzlarındaki imzaların davalı şirket yetkilisine ait olduğunu, İlk Derece Mahkemesi red gerekçesini her ne kadar '' ... tahsilat makbuzunun düzenlediği tarihe göre bir bakıma davasını genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnalarından kabul edilen "dava açılmasından sonra doğan olay " da söz konusu olmadığı..'' gerekçesine dayandırmışsa da, yargılama konusu ihtilafta dava açılmasından sonra doğan olayın mevcut olduğunu, dava konusu olan davalı şirket tarafından takip konusu yapılan faturaların tarihinin 21.01.2011 ve 26.01.2011 olduğunu, anılan faturalarla ilgili olarak davalı şirket tarafından verilen faturaların ödendiğine dair tahsilat makbuzunun tarihinin 13.04.2014 olduğunu, müvekkili şirketin anılan dönemlerdeki yetkilisi olan ...'ın vefat tarihinin 25.07.2014 olduğunu, davalı yanın ödemesini aldığı faturaları kötü niyetli olarak 18.09.2014 tarihinde takibe koyduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin ölümü ile yas döneminde olan muris şirket yetkilileri tarafından makbuzun ilk etapta bulunamamasının hayatın olağanlığı içerisinde bulunduğunu, davalı şirket yetkilisinin el ürünü imza ile borcu sona erdiren tahsilat makbuzu bulunduğunu, borcu ortadan kaldırır nitelikte bir evrakın yargılamanın her aşamasında Mahkemelerce dikkate alınması gerektiği yönünde Yerleşik Yargıtay İçtihatları bulunduğunu, Hukuk Genel Kurulu'nun 03.05.2017 tarih... E. -...K. Sayılı ilamının da açıklamaları ile aynı paralelde olduğunu, HMK'nın 145. maddesi uyarınca sonradan delil gösterebilme istisnasının müvekkili şirket lehine yorumlanması gerektiğini, aksi düşünülse dahi borcu tamamen ortadan kaldıran bir evrak (tahsilat makbuzu) olmasına rağmen, dava konusu takibe borçlu olmadıklarına karar verilmemesinin hakkaniyet ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, yargılama kapsamında toplanan tüm delillerle yapılan imza incelemesi neticesinde davalı yana borçlu olmadıklarının ortaya çıkmış olmasına rağmen, davanın reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı düştüğünü beyanla davalıya borçlu olmadıklarının sonradan ortaya çıkan tahsilat makbuzu ile sabit olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.
Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
Asıl dava ve birleşen dava; menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Yargılama aşamasında sunulmayan, istinaf aşamasında davacı tarafından sunulan tahsilat makbuzunun delil olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği uyuşmazlık konusudur.
Kural olarak, yargılama aşamasında dayanılıp sunulmayan deliller, temyiz veya karar düzeltme aşamasında sunulamazlar; sunulmuş olsalar bile, bu aşamalardaki incelemeler sırasında dikkate alınamazlar. Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delillin, o davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması; örneğin, davaya konu borcun ödenmiş olduğunu gösteren makbuz, ibraname gibi bir belge olmasıdır.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/h maddesinde, “davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması” dava şartları arasında sayılmıştır. Ödenmiş alacak hakkında davacının dava açmakta hukuki yararı yoktur. Bu halde, 6100 sayılı Kanun’un 115. maddesi gereğince, dava şartının varlığı ya da yokluğunun incelenmesi, doğrudan mahkemeye verilmiş ödevlerden olması karşısında, istinaf mahkemesinin önceden ileri sürülmemiş olsa bile istinaf aşamasında dava şartının var olup olmadığını kendiliğinden gözetmesinde bir usuli engel bulunmamaktadır.
Davanın hukuksal niteliği ve somut olayın özelliği gereği davacı istinaf aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge vermişse, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla, yargılama aşaması henüz tamamlanmamış ise böyle durumda, borcu itfa eden belge değerlendirmeye alınmalıdır. Belirtilen nedenlerle, istinaf aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin kabulü de zorunludur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/22-735 Esas 2016/166 Karar sayılı kararı)
Dairemizce, davalı şirket adına imzalanan tahsilat makbuzu üzerinde durulması, davalıdan; davacının savunma iddiasına ve sunulan tahsilat makbuzuna karşı diyeceklerinin sorulması, bundan sonra gerekirse imza incelemesi ve gerekli araştırmada yapılmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yönünden verilen kaldırma kararı sonrasında Yerel Mahkemece yapılan yargılamada davalı şirket yetkilisi ...'in tahsilat makbuzuna karşı beyanının alındığı, davalı şirket yetkilisinin bu belgenin kesinlikle şirketleri tarafından bastırılmış bir tahsilat makbuzu olmadığını, kaşe üzerindeki imzanın da kendisine ait olmadığını beyan ettiği görülmüştür.
Bunun üzerine Mahkemece tahsilat makbuzu üzerinde imza incelemesi yaptırıldığı, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin ... tarihli raporunda tahsilat makbuzunda kaşe üzerine atılı olan imzanın davalı şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olduğu sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği, yine İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla talimat yoluyla alınan bilirkişi heyeti raporunda da inceleme konusu imzanın ...'in eli ürünü olduğu sonuç ve kanaatine varıldığının belirtildiği anlaşılmış olmakla 13.04.2014 tarihli tahsilat makbuzu altındaki imzanın davalı şirket yetkilisinin eli ürünü olduğu sübuta ermiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihadı doğrultusunda davalı şirket yetkilisinin imzasını içeren ve borcu söndüren belge niteliğinde olan tahsilat makbuzuna değer verilerek asıl ve birleşen dava yönünden karar verilmesi gerekirken davaların reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Antalya 5. İcra Müdürlü'nün.. Esas sayılı dosyasının incelenmesinden; davalı tarafça davacı aleyhine 21.01.2011 tarihli ... nolu 504.239,96 TL bedelli ve 26.01.2011 tarihli...nolu 441.546,56 TL bedelli faturalar için toplam 895.000,00 TL asıl alacak ve 45.234,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 940.234,28 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibine geçildiği görülmüştür.
Davacı şirketin kaşe ve imzasının bulunduğu, davalı şirketin davacı şirkete 945.786,52 TL'lik iş yaptığı, 50.786,52 TL ödendiği, bakiye 895.000,00 TL borçları kaldığına dair 13.08.2012 tarihli belgenin davacı şirket adına şirket yetkilisi ... tarafından imzalandığı dosya kapsamında grafoloji uzmanı bilirkişiden alınan rapor ile sabittir.
Davacı tarafça dosyaya sunulan ve davalı şirket yetkilisi ... tarafından imzalandığı dosyada alınan bilirkişi raporlarıyla sabit olan 13.04.2014 tarihli tahsilat makbuzu ile de davacı tarafça 895.000,00 TL borcun davalıya ödendiği, davacının davalıya 21.01.2011 tarihli ... nolu 504.239, 96 TL bedelli ve 26.01.2011 tarihli ... nolu 441.546,56 TL bedelli faturalardan dolayı borcunun kalmadığı anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında; Yerel Mahkemece tahsilat makbuzu nazara alınarak değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosya kapsamına göre delillerin toplanmış olması karşısında dosya İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmeyerek Dairemizce aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Davacı asıl davada; Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün...E. sayılı dosyası ile aleyhine başlatılan takipten dolayı 9.000,00 TL borçlu olmadığının tespiti ile, Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında davalı şirkete haksız ödenen 1.000,00 TL'nin istirdatına karar verilmesini talep etmiş olup; yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında borçlu olmadığı anlaşıldığından davacının menfi tespit istemi yönünden davanın kabulüne, davalının tahsilat makbuzunun varlığına rağmen kötüniyetli olarak takip başlattığı anlaşıldığından İİK'nın 72/5. Maddesi uyarınca %20 oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine; istirdat istemi yönünden ise, asıl davanın açıldığı 24.04.2017 tarihi itibariyle icra dosyasına yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığından davacının davanın açıldığı tarih itibariyle istirdat davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmış olmakla davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Birleşen davada ise; davacı dava dilekçesiyle Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyası ile aleyhine başlatılan takipten dolayı 936.836,52.-TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında dosyaya sunduğu beyan dilekçesinde 08.12.2021 tarihinde icra dosyasına 75.293,31 TL ödeme yaptıklarını beyanla bu miktar yönünden davaya istirdat davası olarak devam edilmesini talep etmiştir. Dava konusu icra takip dosyasında takip çıkış miktarı 940.234,28 TL olup asıl davada hükmedilen 9.000,00 TL bu miktardan düşüldüğünde davacının davalıya 931.234,28 TL borçlu olmadığı anlaşılmış olmakla bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, yargılama sırasında ödenen 75.293,31 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte istirdatına, davalının tahsilat makbuzunun varlığına rağmen kötüniyetli olarak takip başlattığı anlaşıldığından İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca %20 oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin asıl dava ve birleşen dava yönünden İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2024 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
3-A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
a-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
Davacının Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı sayılı icra takip dosyasından dolayı davalıya 9.000,00 TL borçlu olmadığının TESPİTİNE,
Davacının istirdat istemi yönünden davanın hukuki yarar a ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
b-Davalının takipte haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca alacağın %20 si oranında 1.800,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c-Harçlar Kanunu ve Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 614,79-TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 444,01 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
d-Davacı tarafça yatırılan 170,78 TL peşin harç ve 31,40 TL başvurma harcının toplamı 202,18 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
e-Asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı yargılama gideri yapılmamış olup asıl ve birleşen dava için yapılan yargılama giderleri aynı uyuşmazlığın çözümüne yönelik olduğundan asıl ve birleşen davadaki yargılama giderlerinin toplamı üzerinden davacı tarafından yapılan (davetiye, müzekkere, bilirkişi gideri olmak üzere) toplam 6.040,43.-TL yargılama giderinden asıl ve birleşen davanın kabul/red oranı gözetilerek hesaplanan 5.998,31-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
f-Asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı yargılama gideri yapılmamış olup asıl ve birleşen dava için yapılan yargılama giderleri ortak olduğundan asıl ve birleşen davadaki yargılama giderlerinin toplamı üzerinden davalı tarafından yapılan bilirkişi masrafı toplam 9.000,00 TL yargılama giderinden asıl ve birleşen davanın kabul/red oranı gözetilerek hesaplanan 62,76-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
g-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 9.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
h-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
ı-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
B-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
a-Davacının Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı sayılı icra takip dosyasından dolayı davalıya 931.234,28 TL borçlu olmadığının TESPİTİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Yargılama sırasında icra dosyasına ödenen 75.293,31 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte istirdatı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b-Davalının takipte haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca alacağın %20 si oranında 186.246,85 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c-Harçlar Kanunu ve Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 63.612,61 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 15.998,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 47.613,78 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
d-Davacı tarafça yatırılan 15.998,83 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcının toplamı 16.034,73 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
e-Davacı ve davalı tarafından birleşen dava için ayrıca bir yargılama gideri yapılmamış olup asıl ve birleşen dava için yapılan ortak yargılama giderleri asıl davada hüküm altına alındığından bu hususta yeniden karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
f-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 142.372,80 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
g-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 5.602,24 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
h-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
4-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan toplam 4.507,60 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya İADESİNE,
b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan toplam 2.338,80 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 320,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.658,80 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
d-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
5-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde başvurulmak suretiyle Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02/05/2025
...