T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 15/05/2024
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 27/12/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 27/12/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, vekil edenin, 06.09.2022 tarihi saat 08.00 sıralarında kullanmakta olduğu cep telefonunu şarj aletinden çıkardığı esnada telefon ekranının yanıp sönmesi ve akabinde tamamıyla kapanıp bir daha açılmaması üzerine telefonunu teknik servise götürüp tamir ettirdiğini, aynı gün akşama doğru tamir edilen telefonunu teknik servisten teslim aldığını, telefonuna kullandığı uygulamaların kurulumunu yaptığını, bu uygulamalardan biri olan ...uygulamasını kurup hesabına girdiğinde hesabından, bilgisi ve onayı olmadan, ... ait alıcısının ...olduğu .... IBAN numaralı hesaba "Araç bedeli ...." açıklamasıyla 414.820,00-TL tutarında havale-eft işlemi gerçekleştirildiğinin farkına vardığını, farkına vardığında akşam saatleri olduğundan o gün için bir şey yapamadığını, 07.09.2022 tarihinde ... gittiğini, söz konusu işlemin 06.09.2022 günü saat 02.48'de yapıldığını aynı gün saat 8.30 sıralarında paranın hesaptan çıktığını öğrendiğini, bu bilgileri aldıktan sonra vekil edenin hem davalı bankaya zararının giderilmesi için dilekçe ile başvurduğunu hem de hesabından yüklü miktarda para çeken kişiler hakkında ... olay numarası ile Siber Suçlarla Mücadele şube müdürlüğüne suç duyurusunda bulunduğunu, havale-eft talimatının verildiği tarih ve saat göz önünde bulundurulduğunda vekil edeninin yüklü bir miktar parayı gecenin geç saatlerinde; "Araç Bedeli" açıklamasıyla rızasıyla gönderdiğinin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca vekil edenin bedelini ödeyeceği bir araba alım-satım ilişkisine dahi girmediğini, vekil edeninin uyuduğu saatlerde internet bankacılığı hesabına usulsüz şekilde erişilerek para aktarılması talebi verildiğini, davalı banka talimata konu para miktarının yüksek olmasına rağmen vekil edeninden onay almamış, onay sms'i göndermemiş ve talimat verenin vekil edeni olduğunu teyit etmeden özensiz davranarak parayı diğer davalının hesabına aktardığını, davalı bankanın vekil edeninin onayı ve bilgisi olmadan hesabından yüklü bir meblağın diğer davalının hesabına göndermesi neticesinde objektif özen sorumluluğuna aykırı davranışı sebebiyle ağır kusurlu olduğunu, davalının, ağır kusuruyla vekil edeninin uğramasına neden olduğu zararlardan sorumlu olduğunu, bankaların, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını, ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmelerin de geçerli olmadığını, diğer davalı ...nin de gece vakti vekil edeninin internet bankacılığı hesabına erişim sağlayarak davaya konu paranın kendi hesabına aktarılmasını sağlaması sebebiyle vekil edeninin uğradığı zarardan kusuruyla gerçekleştirdiği haksız fiil sebebiyle sorumlu olduğunu, .....nin vekil edeninin... internet bankacılığı hesabını usulsüz olarak ele geçirerek vekil edeninin hesabından kendi banka hesabına yüklü bir miktar para aktarmış daha sonrasında aktardığı parayı kısım kısım atmden çektiğini ve kalan kısmını başka hesaplara aktardığını, açıklanan sebeplerle davalı banka vekil edeninden herhangi bir onay bildirimi, sms onayı veya telefonla onay verildiğinin teyidini yapmadan hesaptan üçüncü bir kişiye yüklü bir meblağın aktarılması eylemini kendisinden beklenen objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmeden ve mevduatı koruma özel yükümlülüğüne aykırı davranarak para aktarılması eylemini gerçekleştirdiğinden vekil edeninin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, diğer davalı ...nin ise vekil edeninin hesabından gece vakti kendi hesabına para aktarılmasını sağlayarak kusuruyla gerçekleştirdiği haksız fiili sebebiyle vekil edeninin maddi zarara uğramasına sebebiyet verdiğini beyan ederek; davanın kabulüne karar verilerek haksız eylem neticesinde vekil edeninin hesabından aktarılan 414.820,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak vekil edenine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... vekili, davacının 05.04.2022 tarihinden bu yana mevduat müşterisi olduğunu, 07.09.2022 tarihinde, Bankanın ... Şubesi’ne telefon aracılığıyla ulaşarak özetle “hesabında olması gereken tutarda mevduatını göremediğini” bildirmesi ile telefon görüşmesini yapan banka personelinin, davacının hesaplarını inceleyip, diğer davalı ...i isimli şahsa “Araç bedeli ...” açıklamasıyla giden 414.820,00-TL tutarında EFT işlemi olduğunu davacıya bildirdiğini; davacının işlemin bilgisi dahilinde olmadığını ifade etmesi üzerine konuyu ... Birimi’ne ilettiğini, müşterinin bilgisi dâhilinde olmadığını iddia ettiği işlemin mobil bankacılık kanalı üzerinden 06.09.2022 günü saat 02:00’da talimatının verildiği, eft saati başlandığı anda 08:31’de de hesaptan çıkışının yapıldığı, dolayısıyla da ileri valörlü EFT işlemi hüviyetinde olduğu anlaşıldığını ve konu hakkında müvekkili banka müfettişlerince inceleme başlatıldığını, konu hakkında banka teftiş birimi tarafından detaylı bir rapor hazırlandığını, cevap dilekçesinin temelinin anılan rapordaki tespitlere dayandığını, söz konusu rapor ve ekleri incelendiğinde müvekkili bankanın herhangi bir kusur ya da ihmali olmadığının anlaşılacağını, davacının mobil bankacılık hareketleri ve log kayıtları, sms geçmişi, kayıtlı telefon görüşmeleri, şikayet ve talep evrakı incelendiğinde kronolojik olarak şu tespitler yapıldığını; 06.09.2022 günü 01:29’da mobil bankacılığa girildiği ve 02:00’a kadar VOV hesap detayları, işlem masrafları, müşteri varlıkları listesi, düzenli ödemeler, işlem geçmişi vb. ekranların görüntülendiği, 02.00 'da Eft talimatının verildiği, şikayetçi ifade tutanağına göre telefonun 08:00'da bozulduğu kapandığı ve davacı tarafından tamire götürüldüğü ve aynı gün akşama kadar telefonunu kullanmadığının beyan edildiği, bankaya sunduğu şikayet dilekçesine göre ise; o gün saat 11:00-13:00 ...yetkili servisine 2 saatliğine bıraktığı, bu adımdan sonra 08:30 itibarıyla EFT sistemi açıldığından, 08:31’de işlemin gerçekleştiği ve iddia edilenin aksine davacının telefonuna bilgilendirme smsinin gönderilmiş olduğu, aynı gün 19:32’de mobil bankacılığa login olunarak kurların izlendiği, düzenli ödemelere bakıldığı, işlem geçmişine bakıldığı, müşteri varlıklarının listelendiği, VOV hesap detayının izlendiğinin anlaşıldığını, davacı yanın konuyu müvekkili bankaya ancak ertesi gün yani 07.09.2022'de 10:17'de telefonla sorduğu ve ancak 12:30 sularında şubeye geldiğinin anlaşıldığını, bu arada davacının, ilk kez telefonla aradığında diğer davalıyı tanıdığını benzer bir tutar gönderdiğini ifade ettiğini, 07.09.2022 tarihinde polis şikayetinde cep telefonuna format işlemi uygulattırdığından ve hâlihazırda başka kullanabileceği telefonu da olmadığından telefonun adli inceleme yapılmak üzere bırakmak istemediğini ifade ettiğini, davacının 06.09.2022 akşam saatlarinde hesaplarını incelemiş olmasına rağmen 414.820,00-TL tutarındaki varlığının olmadığını görmesine rağmen ertesi gün saat 10:17'ye kadar beklemiş olmasını dikkatlere arz ettiğini, müvekkili banka kayıtlarındaki incelemelerde sabit olduğu üzere davaya konu eft talimatının, mobil bankacılık uygulaması üzerinden verildiğini ve Log kayıtları ve müşterinin sisteme kayıtlı cihazları incelendiğinde şikâyete konu işlemin “müşterinin sistemde kayıtlı olan ve daha önceden de mobil bankacılığa giriş yaptığı güvenli cihazından” yapıldığını, yasal düzenleme gereği 1.1.2021 tarihinden bu yana mobil bankacılık kanalında kimlik doğrulama aşamasında oturum açma ya da oturumun devamında işlem teyidi ya da kimlik teyidi için sms otp kullanılmadığını, bunun yerine müşterinin sisteme güvenli mobil cihaz olarak tanıttığı cihaz müşterinin “sahip olduğu” unsur, müşterinin 6 haneli mobil bankacılık şifresi ise müşterinin “bildiği unsur” olarak kabul görmekte ve bu şekilde kimlik doğrulama tamamlandığını, davacı yanın da eft talimatı davacının Yönetmelik hükümlerine göre sahip olduğu unsur niteliğindeki kayıtlı cihazına, bildiği unsur niteliğindeki şifresi girilerek verildiğini, işlem için sms onay onayı yasal olarak aranmıyorsa dahi müvekkili banka tarafından işlemin gerçekleşmesinin hemen artından bilgilendirme smsi gönderildiğini, davacının yan telefon ve şifre güvenliğini sağlamayarak üzerine düşen görevi yerine getirmediğini, bir kişinin zarara kendi kusuru ile sebebiyet vermesi halinde zarara o kişinin kendisinin katlanması gerektiğinin, genel hukuk ilkelerinden olduğunu beyan ederek; anlatılanlar ışığında, işlemin davacı bilgisi dışında gerçekleştiğini ve davacının dolandırıcılığa maruz kaldığını doğrulayacak nitelikte ve yeterlilikte bir kanıt bulunmadığı ve olay tarihinde geçerli Yönetmelik hükümleri uyarınca müvekkili bankanın hafif kusurunun dahi bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesi vermemiş ve bu suretle davacının dayandığı vakıaları inkar etmiş sayılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; bankaların bir güven kuruluşu olarak basiretli bir tacir gibi davranarak objektif özen
yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiği, bunun için de güvenlik tedbirlerini iyi alması
gerektiği, BDDK Yönetmeliği ve tebliğleri gereğince dinamik ve statik şifreler kullanması,
bilgilendirme mesajları göndermesi gerektiğinin açık olduğu, çünkü, Phishing (oltalama) Ödül vaadiyle
Sahte web sitesine giriş yaptırma, SMS yönlendirme, arayarak dolandırma gibi dolandırıcılar
birçok yöntemle hesaplara erişmeye çalıştıkları için yapılan düzenlemeler bunları
engelleyebilecek nitelikte olması gerektiği, kanunla kurulan objektif özen sorumluluğu
bulunan bir güven kuruluşu olan Bankaların bu ve benzer dolandırıcılık işlemlerine karşın
kendilerini ve mevduat sahiplerini korumak/önlem almak zorunda oldukları, birer güven kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle
korumak zorunda olup, objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu tutuldukları, davacının 06.09.2022 10:51:51 tarihli ... servis fişinde garanti dahlinde Tuş
Sorunu/Güç tuşu/Şarj Soketi/Ana Kart Değiştiği tespit edildiği, Garanti Dahilinde
yapmış olunan işlemin Davacının bahsettiği husus olan telefonun bozuk olduğu Davalı
bankanın 08:31’de yollamış olduğu SMS’i görmediğini desteklediği, dava konusu olayda, davacının hesabından yapılan işlemlere ilişkin davacı bankaca
06.09.2022 tarihi 08:31 sadece 1 adet SMS gönderildiği bu smsin içeriğinin ise herhangi bir
şifre içermediği bu smsin sadece bilgilendirme içerdiğinin tespit edildiği, yine dava dosyasında
bulunan davacıya ait servis fişi davacının telefonu açamadığı iddiasını doğrular nitelikte olup
servis fişi saati düşünüldüğü zaman bankanın gönderdiği sadece bilgilendirme mesajını
dahi Davacının zamanında okumadığının anlaşılabilir olduğu, ayrıca Davalı Banka yetkilisi ve Davacı Arasında geçen telefon konuşmasında davacının
eft gönderdiği kişiyi tanıdığı iddia edilse de konuşmanın tümü çözümlendiği zaman Davacının
yaklaşık (olay tarihinden önce) 1 ay önce gerçekleşen başkaca bir işlemle karıştırdığının anlaşıldığı, dava konusu havale işleminde Davalı banka soruşturma dosyasının Bankanın ... işlem algoritmasından kaçmasının sebebinin sabah 08:31'da
direkt olarak şubenin onay vermesiyle gerçekleştiğinin tespit edildiği, bunun yanında şifre güvenliğinin müşterinin sorumluluğunda olduğu, davacının da saat: 01:29 sularında başlayan ve 02:48 de EFT talimatı vererek sonlanan uzun süreli hesaptaki etkinliğin başlatıcı sebebi olarak kast/kusur/ihmal neticesinde mobil bankacılık şifresini üçüncü kişilerce ele geçirilmesine sebep olması nedeniyle kusurlu olduğu anlaşılmakla, davacının olayda, banka ile somut olay açısından geç iletişime geçtiğinin kabul edilmesi, ilk aşamada davalı ...ı tanıdığı yönünde de şeklen beyanda bulunmasının banka tavrında etkili olması, şifre güvenliğinin esasen öncelikle müşteride olması. müterafık kusurunun % 60 olduğunun kabulü ile, paranın gönderildiğinin ve kime gönderildiğinin banka dekontu ile de anlaşılması, Davanın, davalı... yönünden tam; davalı ...yönünden kısmen kabulü ile; 414.820,00-TL'nin, davacının, davalı....'nin sorumluluğu yönünden takdiren %60 oranında müterafık kusuru olduğunun kabulü ile davalı ....'nin 165.928,00-TL'sinden sınırlı sorumlu olması kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin gerekçeli kararında vekil edenin yargılamaya konu olayda kusurlu olduğunu kanıtlar herhangi bir delil bulunmadığını, olayda davalı bankanın tam kusuru ve sorumluluğunun bulunduğunu, bilirkişi raporunda da davalı tarafın basiretli bir tacir gibi davranmadığı ve objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinin kanıtlandığını, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın bütün davalılar yönünden tam kabulüne karar verilmesine, haksız eylem neticesinde vekil edenin hesabından aktarılan 414.820,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak vekil edene verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme dosyasında görülen uyuşmazlığa konu hesabın bireysel bankacılık hesabı olup davacının tüketici sıfatını haiz olması sebebiyle dosyada görevsizlik kararı verilmesi ve talep halinde görevli Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, benzer konularda verilen güncel tarihli kararlarda da hesabın bireysel hesap olması halinde özel kanun niteliğindeki Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davacının tüketici sıfatını haiz olup olmadığı için uyuşmazlık konusu hesaba ve banka ile arasındaki sözleşmenin içeriğine bakılması gerektiğini, dosyada cevap dilekçesi ekinde mübrez sözleşmede görüleceği üzere davacının bireysel müşteri olup bireysel hesabına ilişkin hak ve alacak iddiasında olduğunu, görevin kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi Mahkemece re'sen her zaman dikkate alınması gerektiğini, davacının çelişkili beyanları ile diğer davalı ...ile aralarındaki ilişkinin dikkate alınmadığından hatalı karar verildiğini, davacının suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturma dosyası ve ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava konusu havale işleminde davalı bankanın soruşturma dosyasının bankanın Freud/Şüpheli işlem algoritmasından kaçmasının sebebinin sabah 08:31'da direkt olarak şubenin onay vermesiyle gerçekleştiğinin tespit edildiği yönündeki gerekçenin hukuka aykırı olduğunu, davanın haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olduğu göz önünde buludurulduğunda haksız olan fiilin ne olduğunun dahi belirsizliğini koruduğunu, bilirkişi raporları ve ek raporlarına vaki itirazların dikkate alınmadığını, halen davacının tam kusurlu olduğu kanaati hasıl olmamışsa dahi, kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkiline atfedilen kusur oranının da yüksek olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan ve haksız olarak hesabından işlem yapılması iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın, davalı ... yönünden tam; davalı... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun 3/l. maddesinde tanımlanmış olup, buna göre; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar.
Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nın 4. ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Kanunun 83/2.maddesine göre; "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez". Kanunun 73/1. maddesinde ise;" Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevlidir" düzenlemesi yer almaktadır.
Anılan yasa hükümleri karşısında somut olaya gelindiğinde, taraflar arasındaki ilişki bankacılık işlemi, havale yapılan hesap davacının mevduat hesabı, davacı ise; ticari ve mesleki amaçlı hareket etmediğinden tüketici konumunda olup dava tarihi itibariyle bu tür davalarda tüketici mahkemesi görevlidir. Davacının ticari amaçla hareket ettiğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Bu durumda davaya TTK'nın 5. maddesi gereğince ticaret mahkemesince bakılıp sonuçlandırılması mümkün olmayacağından mahkemece Tüketici Mahkemesi'nin görevli olması sebebiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar tesisi isabetli olmamıştır.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulü ile, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve görevsizlik kararı verilmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2024 tarih ve ... Esas - ....Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
3-İlk derece mahkemesinin görevsiz olmasına rağmen davanın esası hakkında karar vermiş olması nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-3. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı vekilinin istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince talebi halinde taraflara iadesine,
6-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
7- Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün 30/09/2024 tarih,... Esas nolu dosyasında....Bağlı Şubesi hesabına sunulan 304.000,00-TL teminat miktarının talebi halinde İcra Müdürlüğünce davalı ...i'ne İADESİNE,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-3. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a. maddesince kesin olarak karar verildi. 27/12/2024
...