T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 27/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 30/03/2021
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİH: 27/12/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, dava dışı ... Şti.'ne 3.000.000,00 TL'lik ticari kredi kullandırıldığını, vekil edenlerin bu kredilere müteselsil kefil sıfatıyla iştirak ettiklerini, neticesinde vekil edenler aleyhine Antalya 3. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların borca ve takibin tamamına itiraz ettiğini, itirazın haksız ve hukuki dayanağı olmadığını, itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalılar vekili, asıl borçlunun ...olduğunu, borçlu şirket adına kayıtlı taşınmazlarda davacının ipotekleri bulunmakla, borçlu şirket aleyhine ayrıca icra takipleri başlatıldığını, borçlu şirketin mal varlığının davacı tarafın alacağını karşılamakla birlikte davacı tarafın öncelikle borçlu şirketin tasfiyesine gitmesi, ardından alacağın kalan kısmı için kefillere icra takibi yapılması gerektiğini, vekil edenlerin davaya konu sözleşmeleri kefil sıfatı ile imzaladıklarını, mevcut yasal düzenleme gereği kefaletlerde eş muvafakati zorunlu olup, vekil edenlerin eşlerinden sadece ilk kredi sözleşmesi imzalanırken muvafakat alındığını, alınan muvafakat anında çekilen kredi tutarının 100.000,00 TL olduğunu, daha sonra eş muvafakatleri alınmadan bu kredi miktarının 3.000.000,00 TL'ye çıkarıldığını, muvafakat alınmadan yükseltilen bedelden dolayı kefalet dolayısıyla müvekkillerin sorumluluğu bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "...Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu... arasında 17.04.2017 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalılar ... ve ...’un sözleşme limiti dahilinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla söz konusu sözleşmeyi imzaladığı, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 10.10.2017 tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalılar ... ve ...’un sözleşme limiti dahilinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla söz konusu sözleşmeyi imzaladığı, dosya içerisinde mevcut sözleşme örneğinden anlaşılmaktadır.Genel Kredi Sözleşmesine bağlı kefalet sözleşmesinin 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 582 ve 583. maddelerine uygun olarak düzenlendiği ve geçerli olduğu görülmüştür (Dosyada mevcut 25.02.2016 tarih ... sayılı ticaret sicil gazetesinde asıl borçlu şirket ortakları davalılar ... ve ... olarak gösterilmektedir). Dava dışı asıl kredi borçlusu..ile davalı kefiller ... ve ...’a kredi işlemlerinden doğan borçlarıyla ilgili olarak davacı bankaca, Gebze 3. Noterliğinin 06.02.2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmek suretiyle, 04.02.2019 kat tarihi itibariyle 14 adet taksitli ticari krediden, ticari kredi kartından ve ticari artı para kredisinden kaynaklanan 2.537.793,91 TL’si anapara olmak üzere toplam 2.661.882,58 TL’nin 7 gün içinde ödenmesi, aksi halde yasal işlemlerin başlatılacağı bildirilmiştir. Dava dışı asıl borçlu şirkete ve davalı kefillere gönderilen ihtarnamenin 09.02.2019 tarihinde iade edildiği, davalı kefile gönderilen ihtarnamenin sözleşmede yazılı bulunan bankaca bilinen yasal adresleri olduğu, dosyada bulunan noter tebligat mazbatasında görülmektedir. Ancak banka kat ihtarından sonra kredileri kesmeyerek akdi ilişkiyi devam ettirdiği ve takipte de yalnızca akdi faiz talebinde bulunduğu görüldüğünden davalıların takip tarihi olan 09.08.2019 tarihi itibariyle temerrütlerinin doğduğu anlaşılmaktadır. İhtarnameyi takiben davacı bankaca, davalı kefiller aleyhine içeriği yukarıda özetlenen Antalya 3. İcra Müdürlüğü’nün 09.08.2019 tarih ... sayılı ilamsız takip dosyasıyla takibe geçildiği ve itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür. Bankalar, Bankalar Yasası uyarınca Bakanlar Kurulu kararı ile TC Merkez Bankasına bildirilmek kaydıyla, kredili mevduat hesabı ve ticari kredi kart hesapları dışında kredilere uygulayacakları azami faiz oranları ve faiz dışında sağlayacakları menfaatleri serbestçe belirleyebilmektedirler. Sözleşmelerin 2.7.1. maddesinde temerrüt halinde bankaca TL kredilere uyguladığı faizin iki katı tutarında temerrüt faizi uygulanacağı yazılı bulunmaktadır. Banka sözleşmeye uygun olarak her bir krediye uyguladığı akdi faizin iki katı oranında temerrüt faizi talep etmiştir.Ancak, 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı Bankacılık ve Kredi Kartları Kanunun “Kurumsal Kredi Kartları” başlıklı 43. maddesinde tacirlere verilen kurumsal kredi kartları hakkında yasanın 8/2, 9,12,24,25,26 ve 44. maddelerinin uygulanmayacağı, hükmüne yer verilmiş, bilahare 12.07.2013 tarihli 6495 sayılı yasada yapılan düzenlemeyle 02.08.2013 tarihinden itibaren ticari kredi kartlarına 5464 yasanın 26. maddesi uyarınca TC Merkez Bankasınca kredi kartları için belirlenen akdi ve temerrüt faizi oranlarının uygulanması getirilmiştir. Yanı sıra T.C. Merkez Bankasının 25.05.2013 tarih 35 sayılı duyurusunda, 27.05.2013 tarihinden itibaren kredili mevduat hesaplarına uygulanacak akdi ve gecikme faiz oranlarının kredi kartı işlemlerine uygulanacak aylık azami ve gecikme faiz oranlarını geçemeyeceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu nedenle dava ve icra takibi konusu kredili mevduat hesapları TC Merkez Bankası tebliği gereğince bilirkişi raporundaki tabloda görüldüğü şekilde değişen oranlarda akdi ve temerrüt faizine tabi bulunmaktadır. Bilirkişi raporunda; davacı banka tarafından kat ihtarnamesiyle kredinin tamamına muacceliyet verildiği bildirilmekle birlikte, kat ihtarnamesi gereği kredilerin yürütüldüğü akdi hesabından takip hesabına aktarılarak hesaben muacceliyet işleminin yerine getirilmediği, kredilere ödeme planına göre normal akdi ilişki içerisinde tahsilatlar yapıldığı, davalının takibe kadar vadesi gelen diğer bazı taksitlere ödeme yapmaması üzerine davalı bankanın yeni bir uyarı ve/veya ihtar yapmaksızın doğrudan icra takibine geçtiği, belirlenmekle, kredilere usulüne uygun muaceliyet verilemediğinden bankanın da talep ettiği gibi takip tarihine kadar akdi faiz işletilmesi gerekecektiği, yine banka dava dilekçesinde takipteki Biz.Card riskinin kefillerden alınmış ayrıca sözleşme bulunmaması nedeniyle davaya konu edilmediği ve kefil ...’un Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde bulunan .. no.lu ipotekli taşınmazın icra müdürlüğü tarafından tespit edilen 200.000,00 TL kıymet takdir tutarının tenzil edildiği ve bu sebeple ...’dan 2.275.970,41 TL ve ...’dan 2.075.970,41 TL alacakları bulunduğunu ifade edilmiş olduğundan, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ...arasında 17.04.2017 tarihli 1.000.000,00 TL limitli ve 10.10.2017 tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalılar ... ve ...’un sözleşme limitleri dahilinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeleri imzaladığı, sözleşmelere bağlı kefalet sözleşmelerinin geçerli olduğu ve davalıların toplam 3.000.000,00 TL olan kefalet limitleri ve kendi temerrütlerinden sorumlu oldukları dikkate alınarak hesaplama yapılmış ve Mahkememizce bankacı bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya itibar edilerek ve davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 11.03.2021 tarihli dilek dikkate alınarak, davalılar aleyhine açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, alacağını likit-belirlenebilir olması nedeniyle davalıların hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davacının çek depo talebininde içinde bulunduğu (HGK 2018/19689 E-2018/1624 K sayılı emsal kararı uyarınca) fazlaşa ilişkin talebinin reddine ve yargılama sırasında yapılan tahsilatların infaz aşamasında İcra Müdürlüğünce değerlendirilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı davacı vekili ile adli yardım talepli olarak davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar vekilinin adli yardım talebinin reddine karar verilmiş, itiraz üzerine de itirazın reddine karar verilmiştir. Mahkemesince gerekli harçların yatırılması için davalılar vekiline muhtıra gönderilmiş, ancak harçlar yatırılmadığından 22/04/2024 tarihli ek karar ile davalıların istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek karar tebliğ edilmiş, ancak bu karara karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmamıştır.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını ve bu rapor esas alınarak karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile takip talebindeki tutarlar arasındaki farkın; kat tarihinde tespit edilen asıl alacak tutarlarının farklılığı, buna paralel olarak akdi faiz tutarının değişmesi ve son olarak takip talebindeki akdi faiz hesaplanan tarihlerin farklı olmasından kaynaklandığını, takip talebindeki asıl alacak tutarları ile bilirkişi tarafında tespit edilen asıl alacak tutarlarının farklı olmasının sebebinin kredilerin hesap kat tarihinin bilirkişi tarafından 17.04.2019 tarihinden daha önceki tarihlerin tespit edilmesinden kaynaklandığını, oysa takip talebindeki asıl alacak tutarlarının 17.04.2019 tarihi itibariyle mevcut asıl alacak tutarları olduğunu, bu nedenle rapor ile takip talebi arasında fark oluştuğunu, asıl alacak farklılıkları nedeniyle asıl alacaklara işlemiş akdi faiz tutarlarının da doğal olarak farklılaştığını, bilirkişi raporunda akdi faizin başlangıç tarihi kredilerin kat tarihi olarak hesaplanmışken takip talebinde başlangıç tarihinin 17.04.2019 olarak belirtildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulduğundan bilirkişi raporundaki taleple bağlılık kuralının dikkate alınmadan yapılan hesaplama uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürümüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ... tarihli bankacı bilirkişi raporunda hesaplanan asıl alacak, işlemiş faiz, faiz başlangıç tarihi ve işlemiş faize uygulanması gereken BSMV tutarı konusunda ayrıntılı değerlendirme yapılıp bu raporda yapılan hesaplamaların ilk derece mahkemesince hükme esas alınmasının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına, bilirkişi raporundaki tespitlerle takip talebindeki talep edilen miktarlar dikkate alındığında taleple bağlılık ilkesinin geçerli olmasına, istinaf edenin sıfatı ve istinaf sebeplerine göre kararın yerinde olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1. bendi gereğince aynı kanunun 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/12/2024
...