T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 04/03/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 29/11/2022
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 04/03/2025
İlk Derece Mahkemesinin dava dosyası istinaf yasa yolu incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla, istinaf incelemesi sonucunda verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/10/2024 tarih,...Esas ve ... Karar sayılı bozma ilamı üzerine HMK'nın 373/3 maddesi gereğince duruşmalı olarak yapılan açık yargılama sonucunda dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Başkanın görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalı alacaklı tarafından müvekkili hakkında 11/04/2019 keşide tarihli keşidecisi..., avalisti müvekkili... olan 200.000 Euro bedelli bonoya dayalı olarak 05/07/2022 tarihinde Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine girişildiğini, bono üzerindeki müvekkili... ve ...’e ait iki imzanın da şirkete ait kaşe üzerine atılı olduğunu, bononun düzenlendiği tarihte şirketin çift imza ile temsil edildiğini, bono üzerinde müvekkilinin şahsi sorumluluğuna dayanak olabilecek bir imzasının olmadığını, müvekkilinin kefil sıfatıyla adının bonoya bilahare yazıldığını belirterek; müvekkilinin bu takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine ve asıl alacağın %20’si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, bono düzenlenirken davacının bonoya kendi ismini de yazdığını/yazdırdığını ve bir bütün oluşturan imzasını ikiye ayırarak bono üzerine attığını, şimdi de bono üzerinde kendisi tarafından atılmış tek bir imza olduğunu iddia ederek borçtan kurtulmaya çalıştığını, bu bonoyu ciro yoluyla devralan müvekkilinin bononun ön yüzünde davacının isminin yazılı ve bonoda üç ayrı imzanın bulunduğunu değerlendirerek davacı hakkında da takibe giriştiğini, müvekkilinin bir kötüniyetinin olmadığını, davayı kabul ettiklerini, müvekkili davalının iş bu davanın açılmasına açılmasına sebebiyet vermediğini ve mezkur davada imza incelmesi yapılmadan ve ön inceleme duruşmasından önce davayı kabul etmeleri sebebiyle; HMK 312/2 maddesi uyarınca aleyhlerine tazminat, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, davalı her ne kadar takibe dayanak bono üzerinde üç farklı imza varmış algısına sebep olacak şekilde imza atılmış olduğu gerekçesi ile davacı hakkında da takibe giriştiklerini, davayı ön inceleme duruşmasından önce kabul ettiklerini belirterek yargılama masraflarından sorumlu tutulmamaları gerektiğini savunarak davayı kabul etmiş ise de; takibe dayanak bonodaki keşideci şirket kaşesi üzerinde üç farklı imza atılı imiş gibi görülmekle birlikte, davacı borçlunun isim, soy isim ve TC numarasının yazılı olduğu yerde başka imza bulunmadığını, tüm imzaların borçlu şirket kaşesi üzerine atılı olduğunu, basit bir araştırma ile borçlu şirketi temsile yetkili kişileri araştırabileceği gibi kaşe üzerinde atılı bulunan 3 imzadan ikisinin bir biri ile aynı olması gerekliliğini gözetmemesi sebebiyle davanın açılmasına sebebiyet vermediği savunmasının yerinde olmadığı; fakat davalının davacı hakkında haksız ve kötü niyetli olarak takibe giriştiğinin subut bulmadığı belirtilerek davanın kabulüne, davacının tazminat talebinin reddine dava tarihindeki kur üzerinden vekalet ücreti tayinine ve yargılama masraflarından davalının sorumlu tutulmasına karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının davayı kabul etmekle birlikte müvekkilin malvarlığına konulan hacizlerin halen kaldırmadığını bunun da kötü niyetini gösterdiğini, müvekkilinin bu takip sebebiyle işini ve ticari itibarını kaybettiğini, şirket kaşesi üzerinde iki imzanın bulunduğunun açık olduğunu, müvekkilinin “...” ve “...” harflerinden oluşan imzasının iki ayrı imza algısı oluşturacak bir imza olmadığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davalının bonoda ciranta sıfatıyla alacaklı gözükmekle birlikte lehtar şirketin yetkilisi olması sebebiyle bononun düzenlendiği tarihte davacının şirket yetkilisi olarak imza attığını bildiğini, hatta cevap dilekçesindeki davacının senede kendi adını yazdırdığını çift imza attığını bile iddia ettiği bütün bunların kötü niyetli olduğunu gösterdiği belirtilerek kararın kaldırılmasına ve müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla girişilen takibe karşı açılan menfi tespit davasıdır.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabul nedeniyle kabulüne, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizin 22/03/2023 tarih ...esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... Uyuşmazlık davacı hakındaki takibe dayanak bonoda bononun tanzim edildiği tarihte yetkilisi olduğu şirket adına atılı imzası yanında şahsen sorumluluğunu gerektirecek bir imzasının bulunup bulunmadığı, incelendiğinde davalı alacaklının böyle bir imza olduğu kanaatine vararak davacı borçlu hakkındada takibe girişmiş olmasının makul kabul edilip edilemeyeceği noktasındadır. Mahkeme davalı alacaklının takibe dayanak bonoda davacıyı sorumlu tutacak nitelikte bir imzasının olmadığını yukarıda belirtilen isabetli gerekçe ile kabul etmiş ve bu gerekçe istinaf konusu da edilmemiş ise de davalı alacaklının takibe girişmekte kötü niyetli olmadığına karar vermiştir. Davacı her ne kadar davalı alacaklının lehtar şirketin yetkilisi olduğunu yargılama sırasında ileri sürmemiş ise de lehtar şirket adına atılı çift imzalı ciroda davalı alacaklının da imzasının olduğunun anlaşılması, davalının davacının bu bononun düzenlendiği sırada kendi adını yazdığı/ yazdırdığı iddiasında bulunması karşısında davalı alacaklının kötü niyetli olduğunun kabulü gerekir. Dolayısıyla tazminata hükmedilmemesi mahkememizce doğru bulunmamıştır. Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına" karar verilmiştir.
Dairemiz kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/10/2024 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... 1.2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin beşinci fıkrasında, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması ve talebinin bulunması hâlinde borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verileceği, takdir edilecek zararın, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamayacağı düzenlenmiştir.
2.Takibe dayanak bonoda, keşideci ... kaşesi üzerinde birden fazla imza bulunmakta olup kaşe üzerinde birden fazla imzanın sadece şirket yönünden geçerliliği kabul edilmekle beraber kaşe üzerindeki iki imzanın da keşideciye izafeten atıldığının Dairemiz uygulamalarıyla açıklığa kavuşup bu hususun herkes tarafından bilinmesinin öngörülemeyeceği dolayısıyla davacı ... ... aleyhine avalist sıfatıyla takip başlatmakta davalının kötü niyetli (davacıyı avalist olarak bağlayan geçerli bir imza bulunmadığını bile bile) olduğunun tüm dosya kapsamı ile sabit görülmediği, davalının dava açıldıktan sonra davayı derhal kabul etmesi gibi hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde, davalı aleyhine ayrıca kötü niyetli takip tazminatına hükmedilmesi yerinde olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir" gerekçesi ile Dairemiz kararı bozulmuştur.
Dairemizce usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı, öninceleme duruşmasından önce açılan davayı kabul etmiştir.
Davayı kabul 6100 sayılı HMK’nun 308. Maddesinde, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesi şeklinde tanımlanmış olup, HMK.'nun 311. maddesinde, kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı; 310. maddesinde ise, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman davanın kabül edilebileceği hükümleri düzenlenmiştir.
Somut olayda, davalı tarafından dava kabul edilmekle, kabulün yargılamaya tek yönlü olarak son veren ve kesin bir hükmün sonuçlarını doğuran taraf işlemi olması karşısında, davanın kabul nedeniyle kabulüne, Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere, takibe dayanak bonoda, keşideci ...nin kaşesi üzerinde birden fazla imza bulunmakta olup kaşe üzerinde birden fazla imzanın sadece şirket yönünden geçerliliği kabul edilmekle beraber kaşe üzerindeki iki imzanın da keşideciye izafeten atıldığının Dairenin uygulamalarıyla açıklığa kavuşup bu hususun herkes tarafından bilinmesinin öngörülemeyeceği dolayısıyla davacı ... ...aleyhine avalist sıfatıyla takip başlatmakta davalının kötü niyetli (davacıyı avalist olarak bağlayan geçerli bir imza bulunmadığını bile bile) olduğunun tüm dosya kapsamı ile sabit görülmediği, davalının dava açıldıktan sonra davayı derhal kabul etmesi gibi hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabul nedeniyle KABULÜ ile; Davacının Antalya Genel İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu 22.maddesi uyarınca alınması gerekli 85.698,85 TL harçtan, peşin alınan 65.166,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 20.532,40 TL'nin davalıdan tahsiline, hazineye irad kaydına, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince yazılmasına,
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/02/2023 tarih ve ... Esas -... Karar sayılı,...Harç sayılı Harç Tahsil Müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan 65.166,45 TL peşin harç, 80.70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 65.247,15 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 88,00 TL tebligat ve posta gider ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-A.A.Ü.T 6. maddesi uyarınca hesaplanan 224.636,96 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Sarf edilmeyen gider avansın kararın kesinleşmesinden sonra iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
8-Davacının istinaf başvurusu reddedildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince yazılmasına,
Dairemizin 19/07/2023 tarih ve ... Esas,...Karar, ...Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE,
9-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 50,00 TL tebligat giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmakla birlikte Dairemiz kararının Yargıtayca bozulması üzerine duruşma açıldığından ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamı uyarınca davacı lehine vekalet ücreti verilmesine YER OLMADIĞINA,
12-Temyiz başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan 886,80 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 96,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 982,80 TL temyiz yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
13-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
14-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 Sayılı HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak oybirliği ile HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/03/2025
...