T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Alım Satım)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 08/11/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacının 2017 Aralık ayında .... şirketiyle .... ön cephesinde cam çerçeveli pencerenin yapımı konusunda 20.000,00-TL ye anlaştığını, davalı şirketin davacıya senet imzalattığını, bu senedin miktarının 1 adet 20.000,00-TL olduğunu, protokol gereğince bu senedin davacıya teslim edilmesi gerekirken Denizli 1.İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosya kanalı ile 10.000,00-TL'lik haksız icra başlatıldığını, sözleşme gereği 45 gün süre içerisinde yapının eksiksiz ve tam bir şekilde tamamlanıp teslim edilmesi gerekirken davalı şirketin bu hükümlere uymadığını, bunun üzerine davalı tarafa ihtar çekildiğini, ifa yükümlülüğünü süresi içerisinde yerine getirmeyen davalı şirketin de işi sonlandırmadığını, bunun üzerine eksik kalan işin yapılması için ... adlı şirket ile anlaşıldığını, davalının yapması gereken işi davacının farklı bir firmaya yaptırmak zorunda kaldığını, davalının teslim etmesi gereken senedi ise haksız olarak icraya koyduğunu, davacının davalıya hiçbir şekilde borcunun bulunmadığını belirterek Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosya kanalı ile başlatılan icra takibinin davacı aleyhinde telafisi mümkün olmayan neticeler doğurduğunu, bu sebeple icra takibinin dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini ayrıca davalının sözleşmeye aykırılığının tespitine, davacının davalıya borcu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, kötü niyetli davalı hakkında %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, ayrıca icra takibine dayandırılan senedin kambiyo senedi vasfına haiz olduğunu, senede karşı senetle ispat zorunluluğu olduğundan tanık dinlenilmesine muvafakat etmediklerini, davacının sunduğu faturaların sonradan senet bedeli kadar muvazaalı olarak düzenlendiğini, faturanın kolay düzenlenebilen bir belge olduğunu, davacının borçtan kurtulabilmek için iş bu davayı açtığını, fesih bildiriminin davalı şirkete yönelik olarak gönderilmediğini, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, ancak icra dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilebileceğini, ancak davacının dava dilekçesinde böyle bir tedbir talebinin bulunmadığını belirterek davanın reddine, davacı tarafından talepte bulunulmayan icra veznesine yatan paranın taraflarına ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, kötü niyetli davacı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Davacı taraf senetteki imzaya itiraz etmeyerek hatta kısmi ödeme iddiasında bulunarak senede ilişkin borçlanma iradesini kısmen ikrar etmiş ancak; senedin dava dışı ....Balkon Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti. / ..... ile yapmış oldukları cam çerçeveli pencerenin yapımı hususundaki sözleşme gereğince düzenlendiğini, senetteki lehtar kısmının boş bırakıldığını, bu kısmın daha sonra anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, ....' e olan borcunu ödediğini iddia etmiş ise de, davacının bu iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerekmektedir. HMK'nın 200 ve devamı maddeleri hükmü gereği senede karşı her türlü iddia ve definin senetle ispatı gerekir. Ayrıca 6102 sayılı TTK'nın 680. maddesi uyarınca açığa senet düzenlenmesi mümkün olup, önemli olan senedin boş olarak verilmesi değil, anlaşmaya aykırı doldurulduğunun kanıtlanmasıdır. (Benzer nitelikte Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11.10.2016 tarihli 2016/4281-13264 sayılı ilamı) davacı bu hususta yazılı delil ibraz etmemiş, dolayısıyla bu iddiasını ispatlayamamıştır.
Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “.... Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Somut olayda; dava konusu bono üzerinde ''malen'' kaydı bulunmaktadır. Bu durumda borçlunun borcundan kurtulabilmesi için bu nedenin gerçekleşmediğini ispat etmesi gerekecektir. Dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkinin konusu olan malın teslim edilmediğinin ya da hizmetin verilmediğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerekecektir. Senette bulunan bu kaydın aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. (Hukuk Genel Kurulu'nun 17.12.2003 gün, 2003/19-781 E, 2003/768 K. sayılı kararı ) 6100 sayılı HMK'nın "Senede karşı tanıkla ispat yasağı"nı düzenleyen 201. maddesinde; " Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." hüküm altına alındığı gibi, davacı davalıdan senet karşılığı mal ya da hizmet almadığı iddiasını ancak senetle ya da senede eş değer yazılı delille ispat edebilecektir. Ancak davacı dosyaya sunduğu sözleşme, tahsilat makbuzu ve ödeme belgeleri ile davaya konu senetten kaynaklanan borcu ödediğini ispatlar yazılı bir delil ibraz etmediğinden ve yemin delili hatırlatıldığı halde yemin teklif etmediğinden, davacının ispat olunmayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İİK'nun 72/5. maddesinde; "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." şeklinde tazminat düzenlenmiş olup, davacının ihtiyati tedbir talep ettiği, mahkememizce tedbir kabul edilerek teminat karşılığında takibe konu dosyada icra veznesine ödenecek olan paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verildiği, davalı tarafın cevap dilekçesi ile tazminat talebinde bulunduğu anlaşıldığından şartları oluşan kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ....'nin dernek başkanı olduğunu, müvekkilinin dernek başkanı olarak caminin ihtiyaçları doğrultusunda cam balkon yapılması hususunda dava dışı ....ile irtibata geçtiğini, .... isimli şahsın daha önceki şirketinin ismi ....Balkon Sistemleri olduğunu, 2017 yılının Aralık ayında .... Balkon isimli şirket ile ..... ön cephesinde cam çerçeveli pencerenin yapımı konusunda 20.000,00-TL'ye anlaşıldığını, buna istinaden müvekkilinin dernek başkanı olarak ....için yapılacak olan çalışmaya istinaden borçlusunun kendisi olduğu, 20.000,00-TL bedelli "alacaklısının, tanzim tarihinin ve ödeme tarihinin boş olduğu" senedi imzaladığını, bu bilgilerin daha sonra davalı tarafça kötüniyetli olarak doldurulduğunu, tanzim tarihinin ise; müvekkilinin ispatını zorlaştırmak adına özellikle .... Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından ....'in şirketine 08.12.2017 tarihinde 15.000,00-TL ödeme yapıldığı tarihten sonrası bir tarih olarak düzenlendiğini, müvekkilinin senedi imzaladığında bu senet ile birleşik olarak koparılabilir şekilde taraflar arasındaki sözleşmenin yer aldığını, protokol gereğince bu senedin müvekkiline teslim edilmesi gerekirken, Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosya kanalı ile 10.000,00-TL'lik haksız icra takibi başlatıldığını, senedin esasen iadesinin müvekkiline yapılması gereken senet olduğu için hukuken geçerli bir senet olmadığını, müvekkilinin davalıya hiçbir şekilde borcu olmadığını, bu senedin müvekkili ....'e, davalı tarafça; sözleşmeden sonra iade edilmesi gerektiğini, aslında kendisinde olması gereken senet ile müvekkilinin borçlu olarak gösterildiğini, neticeten müvekkilinin davalıya bir borcu olmadığını, aksi yöndeki yerel mahkeme kararının yerinde olmadığını, hüküm mahkemesinin ispat yükünün davacı müvekkilinde olduğu yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, davalı tarafın kötüniyetli olup müvekkilinden haksız kazanç elde etme çabası içerisinde olduğunu, davacı müvekkilinin davası sübut bulmuş olup tüm talepler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin eksik ve yanlış inceleme ile karar tesis ettiğini, müvekkilinin davalı taraftan alacaklı olup olmadığı, davalı tarafın sözleşme kapsamındaki işi zamanında tamamlayıp tamamlamadığı gibi hususlarda herhangi bir inceleme ve bilirkişi raporu bulunmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dairemizce verilen 23/05/2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; "Davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, davalı vekilinin, davacı tarafın istinaf dilekçesine karşı verdiği istinafa cevap dilekçesinde, davanın reddine ilişkin mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirttikten sonra talep kısmında ise; kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesinine ilişkin yanlışlığın düzeltilmesinin talep edildiği anlaşılmakla; davalı tarafa muhtıra çıkarılarak kararı katılma yoluyla istinaf ediyorsa hesaplanacak istinaf harcını yatırmasının sağlanarak ve istinafa cevap dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilerek karşı tarafın istinafa cevap dilekçesi sunma süresi beklendikten sonra dosyanın istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmek üzere 6100 Sayılı HMK'nın 352. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine" karar verilmiştir.
Davalı vekili sunmuş olduğu 23/07/2024 tarihli dilekçesinde; "22/05/2024 tarihli istinaf ilamının kendilerine tebliğ olunduğunu, istinaf ilamında belirtilen, kendilerince 14/07/2021 tarihli istinafa cevap dilekçesi ile gerekçeli kararı istinafa katılma yoluyla istinaf etmediklerini, dilekçelerinin cevap dilekçesi olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, kıymetli evraktan kaynaklanan ve takipten sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, eldeki davada ispat yükü davacı yanda olmakla; senedin teminat senedi olduğu ya da sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğuna ilişkin iddianın yazılı delille ispat edilememesine, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince tanık dinlenilmesi talebinin reddedilmesinin isabetli olmasına, davalı yanın katılma yolu ile istinafının bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60-TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00-TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi. 08/11/2024
...