T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:29/12/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:07/10/2022
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:29/12/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkili hakkında Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, müvekkili adına kayıtlı Antalya ili ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel ... numaralı bağımsız bölüme haciz konularak taşınmazın satışa çıkarıldığını, satış işlemlerinin Antalya Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında devam ettiğini, müvekkilinin davalıyı tanımadığını, takibe konu senedi vermediğini, taraflar arasında bir borç ilişkisi ya da hukuki ilişkinin bulunmadığını, bononun altına atılan imzaların müvekkiline ait olmadığını, imzada sahtecilik yaptığını belirterek takibe konu 27/08/2020 düzenleme 30/12/2020 ödeme tarihli 700.000,00.-TL bedelli bonodan dolayı Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli takip başlatan davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, sahte imzalı bonoyu düzenleyen ve icra takibine koyan davalı aleyhine alacağın %10'u oranında para cezasına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; davacının iddialarının maddi gerçeğe ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili tarafından Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine 27/08/2020 düzenleme, 30/12/2020 ödeme tarihli, 700.000,00.-TL bedelli senede istinaden icra takibi başlatıldığını, davacı tarafından imzaya itiraz edildiğini, davacının davasının haksız olduğunu, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, icra takibine konu edilen bononun kambiyo senedi olduğunu, sebepten mücerret olduğunu, dava konusu senedin müvekkili ile davacı arasında düzenlendiğini, davacının senede müvekkilinin huzurunda bizzat imza attığını, imzanın davacıya ait olduğunu, davacının davayı zaman ve süre kazanmak ve üzerindeki mal varlığını kaçırmak için açtığını, davacı asilin kurumlarda bulunan imzalı belge asıllarının getirtilerek incelenmesi gerektiğini, davacının davasını yazılı delil ile ispat etmekle yükümlü olduğunu belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "Davacı tarafça bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı, sahte olduğu iddiası ile dava açılmış ise de, mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, hüküm vermeye yeterli ve elverişli görülen adli tıp raporu birlikte değerlendirildiğinde, bonoda ki imzanın davacıya ait olduğu anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın reddine, verilen tedbir infaz edildiğinden İİK'nın 72/4. maddesi gereğince dava konusu alacak tutarı olan 700.000,00.-TL'nin takdiren %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... asıllı olduğunu, Türkçe bilmediğini, 2021 yılının Ekim ayında hakkında senet borcu olduğundan bahisle takip başlatıldığını, tebligatların muhtarlığa yapılarak takibin kesinleştirildiğini, Antalya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... parsel ... nolu bağımsız bölüm nolu taşınmazına haciz konulduğunu ve satışına geçildiğini öğrendiğini, tüm bu işlemlerin müvekkilin yurt dışında olduğu esnada gerçekleştirildiğini, olay incelendiğinde müvekkilinin borçlusu olduğu alacaklısının da müvekkilin hayatı boyunca görmediği, tek kelime konuşmadığı zaten görse de tanımayacağı yine ... asıllı ... isimli kişi olduğunu ve sözde bu kişiden nakden 700.000,00 TL borç aldığını, buna istinaden 27.08.2020 tarihinde verildiği iddia olunan bir adet bononun Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından takibe girişildiğini ve takibin müvekkili haberdar olmaksızın kesinleştirildiğini ve müvekkilinin taşınmazına haciz konulduğunu bu taşınmazın satış işlemlerinin Antalya Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından devam ettiğini, davalı tarafça delil avansının verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığını, verilen kesin süreye uymayan davalı tarafa bonoya dayalı alacak talebi ile ilgili bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılacağının ihtar edildiğini, davalı tarafın bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilerek neticede ispat yükünü yerine getirmeyen davalı aleyhine davanın reddi gerekirken aksi yöndeki kararda hukuka uygunluk bulunmadığını, aldırılan tek rapora karşı itirazlarının gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, raporda inceleme konusu senet üzerindeki imzaların müvekkili davacının eli ürünü olduğu kanaatine yönelik tespitin hatalı olduğunu, senet üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, Adli Tıp Dairesince tanzim olunan raporun denetime elverişsiz olduğunu, yeterli ve detaylı bir inceleme içermediğini, yeni bir bilirkişiden yeni bir rapor aldırılması, bu amaçla özellikle Jandarma ve Emniyet gibi birimlerin imza sahteciliği konusunda uzman birimlerinin bilirkişi olarak tayini ile rapor aldırılması taleplerinin bulunduğuna ilişkin beyan ve itirazları dikkate alınmadan hukuka aykırı karar verildiğini, imza sahteciliği konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılmadan hatalı ve eksik incelemeye dayalı rapora itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, senetlerdeki yazıların kime ait olduğu noktasında da raporda belirtildiği şekilde yazı öreklerinin de alınması gerektiğini, eksik husus tamamlanmadan karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin, dava konusu bonodaki kendisine ait olduğu iddia olunan bonodaki imzanın nasıl oluşturulduğunu bilmediğini, dolandırıcılık ve sahtecilik suçuna maruz kaldığı iddiası ile savcılığa başvurduğunu ve kendisi gibi pek çok kişi olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin böyle bir bonoyu imzalamasının kesinlikle söz konusu olmadığını, müvekkilinin davalıyı tanımadığını, müvekkilinin davalı ile hiç bir borç ilişkisi ya da hukuki ilişkisi olmadığını ve davalıya böyle bir senet vermediğini, yemin deliline dayanmaları nedeniyle davalıya yemin teklifinin eda edilip edilmeyeceğinin sorulmadığını, karar duruşmasında Mahkemece rapora itirazlarının reddi veya kabulü yönünde ara karar kurulmaksızın yani tahkikatın neticelendirileceği bildirilmeksizin aniden hükmün açıklanması ve bu arada tüm delillerin toplanmamasının da hukuka aykırı olduğunu, İİK m. 72/4 gereği alacağın %20 si oranında tazminatın davacı müvekkilinden alınarak davalıya verilmesi kararının da ayrıca hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.
Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
Dava; İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, Yerel Mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan raporla dava konusu senetteki imzanın davacıya ait olduğunun sabit olduğu, dava konusu bononun kambiyo senedi niteliğini haiz olup sebepten mücerret olduğu, senedin nakden kaydını içerdiği, senetteki nakden kaydının talil edilmesinin de söz konusu olmadığı, kambiyo senedinden kaynaklı işbu menfi tespit davasında ispat yükü davacı üzerinde olup davalı tarafça bilirkişi incelemesi için gerekli delil avansının süresinde yatırılmamasının sonuca etkili olmadığı, senetteki imzanın davacıya ait olduğu dosya kapsamıyla sabit olmakla senet üzerindeki yazıların kim tarafından yazıldığının da sonuca etki etmeyeceği, davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı görülmekte ise de 6100 Sayılı HMK'nın 226/c maddesi uyarınca yemin edecek kimseyi ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olamayacağından Mahkemece yemin delilinin hatırlatılmamasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının borçlu olmadığı iddiasını usulünce ispat edemediği anlaşılmış olmakla Yerel Mahkemece sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine Yerel Mahkemece icra veznesine girecek paranın dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş olduğundan ve bu nedenle davalı alacaklının alacağına geç kavuştuğu kanaatine varıldığından İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca koşulları oluşmakla davacı aleyhine tazminata hükmedilmesinde de herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 29/12/2025
...