T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:02/12/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:28/04/2022
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:02/12/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkili banka ile borçlu ... arasında imzalanan 14.03.2019 tarihli GNGKS ve İmece Kart Üyelik Sözleşmesi Bankacılık Hizmet Sözleşmesi, Ek Hesap Sözleşmesi uyarınca kendisine kredi tahsis edilip kullandırıldığını, borcun zamanında ödenmemesi üzerine davalı borçluya Denizli 4. Noterliği'nin 26.01.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine, davalının müvekkiline bankacılık hizmetlerinden kaynaklanan 103.035,42 TL asıl alacak kadar borcu sebebi ile Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile 17.02.2021 tarihinde icra takibine geçildiğini ve borçluya ödeme emri gönderildiğini, davalının haksız ve yersiz itirazının reddi gerektiğini belirterek borçlunun borca ve faizine yapmış olduğu itirazların reddi ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzeri icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, hakkında Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takiplere özgü haciz yoluyla başlatılan icra takibine dayalı ödeme emrinin tarafına tebliğ olduğunu, ödeme emrine itirazı üzerine takibin durduğunu, davacının yasal süre içerisinde itirazın iptali davasını açmadığını, yasal süre geçtikten sonra açılan davanın reddi gerektiğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkeme olan Tüketici Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, davacının kredi borcunu ödemediği iddialarının asılsız olduğunu belirterek icra takibinin haksız olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "Davacı banka ve davalı arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı ve taahhütnameden doğan borcun ödenmediği, ödenmeyen borçtan davalının sorumluluğunun bulunduğu, davacı bankanın takip tarihi itibariyle bu taahütnameden kaynaklı alacağının ... havale tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davalı borçlunun takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin tespitinin yerinde olduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Denizli 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin imece karttan kaynaklanan 39.384,13 TL asıl alacak ve Bireysel kredi kartından kaynaklanan 15.857,93 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 61.670,52 TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan 01.03.2022 havale tarihli bilirkişi ek raporunda kefilin takip tarihinden sonra yaptığı 43.264,60 TL tutarındaki ödemenin, davacı bankanın mahsup ettiği kredi türünü belirtmemesi gerekçesiyle öncelikle tüm kredilerin faiz ve ferilerine, kalanının ise çeşitli kredi borçlarına ve masraflara mahsup edilerek davacı bankanın toplam 61.670,52 TL asıl alacağının kaldığı tespitine yer verildiğini, ancak bilirkişinin tahsil edilen bedelin hangi kredi tutarına mahsup edildiğinin belirtilmediği açıklamasıyla yaptığı tespitin bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verildiği göz önüne alındığında doğru olmadığını, icra dosyasına yapılan ödemeler kapsamında esas olarak TBK madde 100 uyarınca kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmesi gerekirken, bilirkişi tarafından yapılan mahsup işleminin yasaya uygun olmadığını, yapılan kısmi ödemenin öncelikle masraf ve faizden düşmesi durumunda imece kart asıl alacağı konusunda bilirkişi raporunda çelişki bulunduğunu, bu nedenlerle Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davanın kısmen reddine ilişkin kararının usul ve yasalara aykırı olduğunu ileri sürerek davanın tamamen kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.
Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
Dava; genel kredi sözleşmesinden kayanaklı alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138. ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
6100 Sayılı HMK’nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şekli ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının/hukuki dinlenilme hakkının ihlâlidir. Hakim, gerekçe sayesinde, verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz.
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
HMK'nın 297. maddesinde hükmün kapsamı düzenlenmiştir. Buna göre; tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Gerekçenin somut dosya içeriği ile uyumlu olması gerekir.
Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta; Yerel Mahkeme kararının gerekçeli olmadığı ve yukarıda anılan emredici nitelikteki Anayasa ve Yasa hükümlerine aykırı olduğu, Mahkemece hükmün gerekçesinde ... havale tarihli bilirkişi raporuna göre karar verildiğinin belirtildiği ancak hükmedilen imece karttan kaynaklanan 39.384,13 TL asıl alacak miktarına nasıl ulaşıldığının anlaşılamadığı, hükme esas alındığı belirtilen ... havale tarihli bilirkişi raporunda böyle bir hesaplama yer almadığı gibi dosya kapsamında alınan hiç bir rapor ve ek raporda böyle bir miktarın hesaplanmadığı, yine 61.670,52 TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ise de Mahkemece hükmedilen toplam asıl alacağın 55.242,06 TL olduğu, buna rağmen 61.670,52 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin çelişkili olduğu, kararda taraflar arasında çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılıp değerlendirilmediği, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin kararda gösterilmediği, kararın bu içeriği itibariyle HMK'nın 297. maddesine aykırı olduğu ve gerekçesiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olup açıkça kamu düzenine aykırılık oluşturduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının öncelikle bu yönden kaldırılması gerekmektedir.
Davacı vekili, icra dosyasına yapılan kısmi ödemelere ilişkin bilirkişi tarafından yapılan mahsup işleminin yasaya uygun olmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
Kısmî ifaya ilişkin kurallar icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TBK’nın 101. maddesi gereğince, birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir; borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhal itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. TBK’nın 102. maddesi gereğince de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.05.2006 tarihli ve ... E., ... K.; 09.06.2010 tarihli ve ... E. ... K; 27.01.2016 tarihli ve ... E.,... K.; 25.04.2018 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.06.2021 tarihli ve 2017/11-1299 Esas 2021/779 Karar sayılı ilamı)
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı aleyhine bireysel kredi kartı, taksitli ticari kredi, imece kart ve ek hesap alacaklarının tahsili istemiyle icra takibi başlatıldığı, takip başlatıldıktan sonra ancak işbu dava açılmadan önce takip dosyasına 43.264,60 TL ödeme yapıldığı dosya kapsamıyla sabit olup hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda bu ödemenin TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle tüm kredilerin faiz ve masraflarından, kalanının ise çeşitli kredi borçlarından mahsup edilerek hesaplama yapıldığı belirtilmiş olmasına rağmen rapor içeriğinde imece kart asıl alacağının 44.944,24 TL olarak hesaplandığı ancak sonuç kısmında imece kart asıl alacağının 45.812,59 TL olarak tespit edildiği, bu miktarın içerisinde faizin de bulunduğu görülmekle bu hususun çelişki yarattığı, yine faiz ve masraflardan arta kalan miktarın hangi krediden mahsup edileceğinin belirlenmesinde TBK'nın 100 vd. maddeleri uyarınca işlem yapılarak hangi alacağa öncelik verildiğinin gerekçelendirilmediği, yapılan mahsup işleminin usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmış olmakla davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmüştür.
Bu durumda; Mahkemece kısmi ifaya ilişkin yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınması, sonucuna göre HMK'nın 297. maddesine uygun şekilde dosya kapsamıyla uyumlu, denetime elverişli gerekçeyi içerecek şekilde karar verilmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekillinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2022 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının istem halinde İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE,
8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02/12/2025
...