T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:15/12/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:30/03/2022
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:15/12/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; davacı kooperatif adına, Türkiye ... Bankası’ndan kredi kullanılmak suretiyle edinilen Antalya İli Döşemealtı İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde kaim taşınmaz üzerinde ... Adet Villa+AVM yapılmasının projelendirildiğini, projeye göre arsanın edinilmesi inşaatın yapımı için banka kredisinin yapılandırılıp bankanın da oluru ile yüklenici müteahhit seçilip “İnşaat Yapım Sözleşmesi” akdedildiğini, kullanılan kredinin geri ödemesinin kooperatif üyelerinin mali yükümlülüğü olarak her bir hisse bedeli olarak ferdileştirildiğini, davalının kooperatife karşı mali yükümlülüklerini yerine getiremeyip, 6.10.2017 tarihinde istifa etmesi nedeniyle 15.02.2017 tarihi ile davalının istifa tarihi arasında banka tarafından kooperatifin kredi borcuna işletilen mahrum kalınan kar payı nedeniyle kooperatifin zararına neden olduğunu, bahse konu zararın ödenmesi istemi ile davalıya Antalya 10. Noterliği’nin 28.01.2019 tarih ve ... Yevmiye numarasına kayıtlı ihtarname tebliğ edildiği halde davalının “kar payından doğan zararı” ödemediğini, işbu alacak davası açılmadan önce davalı ile arabuluculuk görüşmesi yapıldığını ancak davalının kooperatifin zararını karşılamayacağını bildirdiğini, davalının 15.02.2017 tarihinde kooperatife karşı mali yükümlülüğünü yerine getirmeyip 06.10.2017 tarihinde istifa etmesi nedeniyle 15.02.2017 tarihi ile davalının istifa tarihi olan 06.10.2017 tarihleri arasında banka tarafından kooperatifin kredi borcuna işletilen mahrum kalınan kar payından sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin 15.02.2017 tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı kooperatife verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; arabuluculuk son tutanağının usulsüz olduğundan dava şartı eksikliğinden davanın reddi gerektiğini, davanın kısmi dava olarak mı yoksa belirsiz alacak davası olarak mı ikame edildiğinin davacıya açıklattırılması gerektiğini, kooperatifin müvekkiline karşı rücu davası ikame edebilmesi için öncelikle oluştuğu iddia edilen zararın kooperatifçe karşılanması gerektiğini, kooperatif ana sözleşmesine göre kooperatifin müvekkiline yönelttiği talebin bir dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin kooperatif yöneticilerinin yasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden şaibeli faaliyetlerin mevcut olduğu bir ortamda menfaatler dengesinin korunamayacağını düşünerek üyelikten istifa ettiğini, kredinin ferdileşleştirilmesi aşamasına geçilmediğinden müvekkilinin herhangi bir ödeme yapma yükümlülüğünün doğmadığını, kooperatifin kötü yönetildiği ve usulsüz faaliyetlerde bulunulduğuna ilişkin iddiaların ciddi olduğu ve bu hususun yargıya intikal ettiğini, yüksek faizli kredi çekilerek kooperatifin zarar uğratıldığını, kooperatif yöneticilerinin cezai sorumluluğunun bulunduğunu, kendi yönetim kusurlarını örtmeye çalışan davacı tarafın kötü niyetli olduğundan HMK' nın 329. maddesi ve Avukatlık Kanunu'nun 169. maddesinin uygulama alanı bulması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın usulden ve esastan reddini, davacı taraf aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine ve Avukatlık Kanunu'nun 169. maddesi gereğince karşı tarafa yüklenecek olan vekalet ücretinin davacının kötü niyetli olmasından ötürü üç kat artırılarak hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını, mahkemece tespit edilecek usulsüzlüklerle ile ilgili olarak kooperatif yöneticileri hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "... davacı kooperatifin dava dışı bankadan, 18.01.2016 tarihinde 25.000.000-TL kredi kullandığı, 25.000.000-TL kredinin ödenmeyen tutarlarının 6 adet yapılandırma ile sürekli vadesinin uzatılmış olduğu, Genel Kredi Sözleşmesinde ve ödeme planlarında davacı kooperatifin imzasının bulunduğu, bu sözleşmeye istinaden kredi kullandırıldığı ancak Genel Kredi Sözleşmesinde davalı ...'nın hiçbir şekilde kefalet imzasının bulunmadığı rapor içerisinde açıklanan nedenlerde kooperatif ortaklarının ve bu arada davalı tarafın kooperatif tüzel kişiliği ile bankalar, yükleniciler gibi 3. kişiler arasında imzalanan sözleşmelere imza koymalarının zaten söz konusu olamayacağı, Yargıtay içtihadı da dikkate alındığında, davalının talep edilen miktar kadar davacı kooperatife borcunun bulunmadığı, davacının talebinde haksız olduğu anlaşılmakla; davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı kooperatifin üyelerine lüks villaların inşa edileceği taşınmazı Türkiye ... Bankası'ndan "Proje Kredisi" kullanmak suretiyle edindiğini, davacı kooperatifin edindiği kredinin geri ödemesi ve projenin imalat bedelleri doğrudan Türkiye ... Bankası'ndan yükleniciye yapılacağından, kooperatifin, üyelerinden doğrudan üyelik bedeli olarak topladığı bir ödemenin bulunmadığını, kooperatif üyelerinin kooperatif kredisinin kullanıldığı Türkiye ... Bankası'na defaten yada bireysel kredi kullanmak suretiyle mali yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, davacı kooperatifin genel kurulunda, üyenin bankaya karşı yerine getireceği sorumluluğu yönünden alınmış bir kararın bulunmadığını, kooperatif ortaklarının mali yükümlülüklerinin karşılığı olarak 645.000,00 TL'yi Türkiye ... Bankası'na ödediklerini, İlk Derece Mahkemesince "davanın reddine" gerekçe gösterilen hususun; davalının davacı kooperatifin kullandığı kredide kefil olarak imzasının bulunmadığı, sözleşmede imzası bulunmayan davalının davacı kooperatif kredisinden sorumlu tutulamayacağı değerlendirilmesi dayandığının olmadığını, dosya içerisine Türkiye ... Bankası’ndan davacı kooperatif ve üyelerine çekilen ihtarname örneklerinin celp edildiğini, dosyaya ibraz edilen ihtarnamelerde görüleceği üzere davacı kooperatifin Türkiye ... Bankası’ndan kullandığı kredi nedeniyle kooperatifin üyelerinin de isimlerinin bulunduğunu, kooperatif ile banka arasında akdedilen “Genel Kredi Sözleşmesi”nde kooperatif üyelerinin imzası bulunmamakta ise de Türkiye ... Bankası tarafından kooperatife tahsis edilen kredi miktarı tutarında kooperatif üyelerinden aval sıfatı ile imzalarının alındığını, böylece üyelerin kooperatifin kredisine kefil olduklarını ve banka tarafından kooperatif ve üyelerine ait tüm bağımsız bölüm tapuları üzerine 80.000.000,00 (seksenmilyon) TL ipotek tesis edildiğini, davalı gibi bir kısım üyenin mali yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kooperatifin kredisinin kapatılmadığını ve mali yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz ödeyen üyelere mali yükümlülükleri dışında kredi borcu külfeti doğduğunu ve banka tarafından gönderilen ihtarnamelerin muhatabı oldukları gibi, banka kredisi ödenmediği sürece mali yükümlülüklerini tam olarak ödedikleri halde adlarına isabet eden bağımsız bölümün, banka tarafından alacağın tahsilinin sağlanması amacıyla satışa çıkartılması tehlikesiyle de karşı karşıya kaldıklarını, davacı kooperatifin kullandığı krediden üyelerin kefaleti bulunmadığı bu nedenle üyenin bu kredinin geri ödemesinden sorumlu olmayacağı yönündeki değerlendirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını, kaldı ki davacı kooperatifin yapı kooperatifi hükmünde olduğunu, yapı kooperatifi olarak kurulan kooperatifin, üye ödemesi dışında elde ettiği bir geliri bulunmadığından, kooperatifin kullandığı kredinin ancak kooperatif üyesinin yapacağı ödeme ile kapatılabileceğini, davacı kooperatifin bankadan kullandığı kredinin geri ödemesinden davalı üyenin sorumlu olmadığı gerekçesi ile verilen davanın reddi yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kooperatifçilikte "açık kapı" ilkesi gereği her ortağın kooperatife girme hakkına sahip olduğu gibi çıkma hakkına da sahip olduğunu ancak ortağın çıkma hakkını dürüstlük kuralına aykırı kullanır ve bu yüzden bir zarara sebep olursa kooperatif ana sözleşmesinde bir hüküm bulunmasa dahi üyenin sebep olduğu zararın talep edilmesinin mümkün olduğunu, davalının davacı kooperatife karşı mali yükümlülüklerini yerine getireceği inancı ile üye kaydının yapıldığı ve mevcut üye sayısına göre üyenin ödemesi gereken mali yükümlülük belirlendiği halde, davalının ödemesi gereken mali yükümlülüğünü, kredinin son vade gününde ödemediğinden banka tarafından mahrum kalınan kar payı işletilerek kooperatif borç yükünün artmasına sebep olduktan sonra ortaklıktan istifa hakkını kullanmasının dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, dürüstlük kuralına aykırı davranışlarından dolayı kooperatif nezdinde oluşan zararlardan, davalının istifa tarihine kadar sorumlu olduğunun tartışmasız olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, kooperatifin zararına neden olduğu iddia edilen davalıdan tazminat talebinden ibarettir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut dava dosyası içerisinde Genel Kurul kararlarının ve kooperatif kayıltarının bulunmadığı ancak Uyap sistem üzerinden yapılan sorgulamada davacı kooperatifin aynı sebeplerle dava dışı üyelerine açtığı dava dosyalarının incelemesinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi nezdinde de yapıldığı, Genel Kurul kararlarının daire tarafından incelendiği görülmüştür.
09/01/2016 tarihli olağanüstü Genel Kurulda kooperatif yönetimine üyeleri adına mortage kredisi kullanmak üzere yetki verildiği, davacı kooperatifin dava dışı ... Bankası'ndan 15/01/2016 tarihinde 25 milyon kredi kullandığı, bu kredinin 15/02/2017 tarihi itibariyle her bir üye tarafından ödenmesi gereken tutarın 429.166,00-TL olduğu, davalının üyelik giriş aidatı ve 2 taksit üyelik aidatı haricinde bir de kredi ödenmesi gerektiği ancak kredi ödemesini yapmadığı ve 23/10/2017 tarihinde istifa etiği anlaşılmıştır. Davacı kooperatifin 24/12/2015 tarihli genel kurulunda yönetim kuruluna verdiği yetkiye dayalı olarak çekilen banka kredisi tutarı dikkate alınarak 10/12/2017 tarihli genel kurulda üyelerden villa hariç tahsil edilecek üyelik bedelinin belirlendiği, gerek bu genel kurulda, gerekse de 18/06/2017 tarihli genel kurulda kredi yükümlülüklerini yerine getirmeyen üyelerden ödeme gününe kadar bankaca işletilecek faiz ve masraf giderlerini ödemedikleri tutar ile orantılı olarak tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı, bu yönü ile talep edilen zararın genel kurul kararlarına dayandığının sabit olduğu anlaşılmıştır.
Kooperatif, ana sözleşmede hüküm bulunması koşulu ile kooperatif amacının gerçekleşmesini sağlamak üzere genel kurulca ortaklardan alınmasına karar verilen ve arsa, inşaat, aidat ve benzeri giderleri veya gider taksitlerinin iadesini istifa eden üyelerden (istifa tarihine kadar oluşmak kaydı ile) talep edebilir. İhraç edilen veya çıkan ortak istifa iradesinin kooperatife ulaştığı veya ihracın kesinleştiği tarihine kadar olan aidat borçlarından faizi ile birlikte sorumludur ( Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 13/06/2024 tarihli 2023/2925 Esas- 2024/2161 Karar sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 06/03/2019 tarihli 2016/4507;881 emsal ilamı).
İstifa eden veya ihraç edilen ortağın çıkma alacağının bulunması, davacı kooperatifin ortaktan olan aidat ve gecikme faizi alacaklarını takip etmesini engel olamaz.
Bu nedenle; çekilen kredinin kooperatif inşaatı için kullandığının tespit edilmesi halinde üyelerin ortak oldukları dönemde kooperatifin inşaatlar için harcadığı krediyi ortaklarından talep etmesinde hukuki yararı bulunduğu, davacının kalan ana para borcuna son ödeme tarihinden itibaren istifa tarihine kadar işletilen faizden sorumlu olduğu gözetilmeden hatalı değerlendirme ile yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılması gereken, davacı kooperatife ait kooperatif kayıtları ve Genel Kurul kararları getirtilerek, davacının talep edebileceği zararın yukarıda anlatılan esaslara göre belirlenmesinden ibarettir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/03/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,
5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.15/12/2025
...