T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:24/09/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:15/12/2021
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:24/09/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; davalı ...'ın oğlu ... ile iyi arkadaş olan davacı ...'ın, samimiyeti dolayısıyla sık sık arkadaşı ...'in babasının davalıya ait haldeki toptan patates ve soğan alış satışı yapılan ... adresindeki dükkanına gelip gittiğini, davacının 10/09/2004 tarihinde arkadaşı ...'in haldeki dükkanlarına uğradığında ...'in soğanların fiyatının düşük olduğunu, şimdi tam fırsat doğmasına rağmen paraları bulunmadığından yakındığını, bu nedenle para istediğini, bunun üzerine davacının eşi ve kız kardeşlerinden ödünç bilezik alıp bozdurarak, arkadaşının zor zamanında yanında olmak istediğini, 17/09/2004 tarihinde tam 13.000,00.-TL'yi borç olarak verdiğini, bunun karşılığında ...'in babasının davalı ...'a imzalı borç belgesi verdiğini, geri ödemelerinde bu belgenin üzerine de kısım kısım yazıldığını, aradan geçen zamana rağmen borcun ödenmemesine yönelik soğanların çürüdüğü, kar edemedikleri gibi zarar ettiklerini, para olunca geri ödeyeceklerini söylediğini, 50-100,00.-TL gibi küçük ödemelerin yapıldığını, bu ödemelerin de el yazısı ile belgeye işlendiğini, 2007 yılının sonuna gelindiğinde ... Belediyesine bağlı olan haldeki dükkanların Büyükşehir Belediyesine geçeceğini bu nedenle de paraya ihtiyaçları olmasına rağmen hiç paralarının olmadığını, çok sıkışık olduğunu, aksi halde dükkanını kaybedeceğini söyleyen davalının oğlunun, davacıdan yine borç alarak para vermesini istediğini, davacının bu kez 11.048,32.-TL'yi çekip vadeli hesabını da kapatarak davalıya aynı bankadaki vadeli hesabından çektiği 9.500,00.-TL'yi borç verme amaçlı yatırdığını, yine davacının, davalı ...'ın oğlu ...'a 21/07/2008 tarihinde 1.990,00.-TL borç verdiğini, müvekkilinin ayrıca ... Turizm unvanlı taşımacılık şirketinde bazı şirketlerin personel taşıma işine başladığını, bir süre sonra da ... Tur-...'in işlerinin bozulması üzerine müvekkili ...'tan borç istediğini, ...'ın paralarının tamamının ...'a borç verdiğini, nakdinin olmadığını söylediğini, müvekkilinin yine davalı ... ve oğulları ... ve ...'a teslim ettiğini, onların da bu çekleri kendi kaşe ve imzaları ile cirolayıp kendi borçlarını ödemede kullandıklarını, ... Tur'dan alınıp davalıya verilen müşteri çeklerinin 3.374,77.-TL bedelli, 7.080,00.-TL bedelli, yine 5.860,00.-TL bedelli çeki ve ayrıca davacının 15.000,00.-TL kredi çekerek ...'e verdiğini, davalı ...'ın alıp kullandığı bu çekler karşılığında davacı ...'ın bankadan çektiği kredinin geri ödemesini üstlenmiş ise de 4 ay sonra bankadan telefonla kredinin taksitlerinin ödenmediğinin bildirilmesi üzerine davacının davalılara giderek biraz geri ödeme yapmalarını çok sıkışık durumda olduğunu, ancak kriz var para yok denilmesi nedeniyle geri çevrildiğini, davacının kardeşlerinden ve arkadaşlarından borç bularak bu krediye mahsuben 6.000,00.-TL'yi ödediğini, müvekkilinin bu güne kadar 40.000,00.-TL'yi aşan yüklü miktarda borcun geri dönmemesi üzerine müvekkilinin davalı tarafın dükkanına gittiğini, ...'ın kasadan git para al sen yabancı değilsin demesi üzerine davacının istemeye istemeye parayı kasadan aldığını ancak bu aldığı miktarları sözleşmeye eklediğini, aradan geçen zaman sonrasında davalı tarafın müvekkiline, şantaj yaptığını, kamera kayıtlarından kendisinin kasadan para almakla suçladıklarını, dükkanı kapatıp davacıyı önce dövdüklerini ardından da tehdit ederek ve silah çekerek 2 adet boş senedi cebir altında imzalattıklarını, akabinde davacıdan sürekli tehdit altında para istediklerini, aksi halde senetleri mafyaya vereceklerini, gizli kamera kayıtlarını da polise vereceklerini belirterek sürekli para almaya çalıştıklarını, en son davacının servis aracını satıp kendilerine parayı ödemesini istediklerini, bu aracın müvekkilinin tek geçim kaynağı olduğunu belirterek sonuç olarak davanın kabulüne karar verilmesini şimdiye kadar ödenmeyen alacağın şimdilik 5.000,00.-TL'sinin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı adına usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "... davacının, davalı ...'ın oğlu ...'a çeşitli tarihlerde borç verdiğini, borcun geri dönmemesi üzerine müvekkilinin davalı tarafın dükkanına gittiğini, ...'ın kasadan git para al sen yabancı değilsin demesi üzerine davacının istemeye istemeye parayı kasadan aldığını ancak bu aldığı miktarları sözleşmeye eklediğini, aradan geçen zaman sonrasında davalı tarafın müvekkiline, şantaj yaptığını, kamera kayıtlarından kendisinin kasadan para almakla suçladıklarını, dükkanı kapatıp davacıyı önce dövdüklerini ardından da tehdit ederek ve silah çekerek 2 adet boş senedi cebir altında imzalattıklarını, akabinde davacıdan sürekli tehdit altında para istediklerini, aksi halde senetleri mafyaya vereceklerini, gizli kamera kayıtlarını da polise vereceklerini belirterek sürekli para almaya çalıştıklarını, en son davacının servis aracını satıp kendilerine parayı ödemesini istediklerini, bu aracın müvekkilinin tek geçim kaynağı olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş ise de; davacının dayandığı ve ibraz ettiği delillerin, dava konusu 05/12/2008 düzenleme, 12/12/2008 ödeme tarihli 200.000,00.- TL bedelli senedin cebir ve tehdit neticesinde alındığı, bedelsiz olduğunun iddia edildiği, kambiyo senedi niteliğinde ve sebepten mücerret bulunan bonolara karşı borçlu bulunmadığının yazılı delillerle ispatı gerektiği ancak senedin davacıya zorla imzalattırıldığı iddiasının tanıkla ispatı mümkün olmasına karşın tanıkların görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı duyumlarını beyan ettikleri ve ayrıca Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davalının beraat ettiği ve yine Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyada ise davacının üzerine atılı suçu işlediği sabit görüldüğü bu haliyle ispat yükü üzerinde olan davacının sunduğu delillerin menfi tespit davasını ispatlamaya elverişli olmadığı, ayrıca alacaklı olduğuna ilişkin iddiasını da usulüne uygun ispatlayamadığından ve suçlamaların mahiyeti itibarıyla konusu suç teşkil eden konularda yemin teklif edilemeyeceğinden yemin deliline dayanılmasının da söz konusu olamayacağının anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davalı yönünden ihtiyati tedbir yolu ile takip durdurulmamış olması nedeniyle İİK.72. maddesindeki tazminat koşulları gerçekleşmediğinden tazminata karar verilmemiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu bononun davalının ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olmadığı, defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerin bulunmadığının tespit edildiğini, Vergi Dairesinden gelen yazı cevabında, davalı ...’ın son 3 yıllık matrahının yıllık ortalama 15.000-TL kazancı olduğunun bildirildiğini, toptancı halinde tacir olan davalının, tüm mal ve girişinin kontrole tabi olduğunu, kayıt dışı satışının veya gelirinin söz konusu olamayacağını, davalı ...’ın savcılıktaki ifadesinde “son 3 yılda davacının 130 milyar paramı çaldı”, bononun da buna göre doldurulduğunu söylediğini, ancak vergi dairesi kayıtları ile davalının iddiasının hiçbir biçimde örtüşmediğini, dinlenen davacı tanıkları beyanlarından, 2008 yılı Aralık ayında davacı ...’ın darp edildiğine dair yüzünde ve başında kızarık ve morlukların bulunduğu, sorulduğunda davacının korkup açıklama yapmaktan kaçındığı, bilahare davalının tehditlerini arttırması üzerine tanıklara anlatmak zorunda kaldığı, hatta davalı ...’ın takibe konulmayan 1 adet daha boş bonoyu aracı olan tanıklara gösterdiği ve halen elinde tutmaya devam ettiği, davalı ...’ın tanıklara, davacının kasadan para çalması nedeniyle bu bonoları davacıdan aldığını söylediği, bu hususu doğrulamak için tanıklara da “Gizli kamera görüntülerini” izlettiği, bu görüntülerden sonra davacıdan bono alındığının anlaşıldığını, 17.12.2010 tarihli celsede davalı ...’ın isticvaben alınan beyanlarında, gizli kamera ile davacının kasadan para aldığını tespit ettiklerini, bunun üzerine davacıdan 200 milyarlık bonoyu aldıklarını belirterek, bononun ihdas nedeninin gerçek bir borç ilişkisi olmadığını kabul ve ikrar ettiğini, dava konusu bononun davacıdan silah zoruyla gasp, tehdit ve şantaj sonucunda alındığının sabit olduğunu, davalının önceden tasarlayıp gizli kamera görüntüsüyle davacıya, seni polise savcıya şikayet edeceğim, ailene rezil edeceğim şeklindeki tehditleri ile davacıyı zor duruma düşürdüğü, baskı altına aldığı ve iradesini fesada uğrattığını, davacının içinde bulunduğu ruh halinden faydalanıp, bu baskı sonucunda dava konusu bononun alındığını, bu durumun davalının da kabulünde olduğunu, ikrah olayını doğrulayan tanık beyanları olduğu gibi, dava dilekçesinde ikrah sebebinin dışında, bedelsizlik ve tehditle aşırı yararlanma sebeplerine de dayanıldığını, davanın bu yönden de kabulü gerektiğini, bekletici mesele yapılan davalı hakkındaki nitelikli yağma ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan yapılan yargılamanın görüldüğü Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında, Savcılık ve Mahkeme aşamasında dinlenen tanık ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde, davalının müvekkilini darp ederek zorla senet imzalattığının açık olduğunu, davalı tanıklarının, Antalya 3.Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davanın 25.02.2011 günlü celsedeki beyanları ile hazırlık soruşturması sırasında verdikleri beyanları arasında açık çelişki bulunduğunu, bir işletmenin kasasından 200.000 TL'nin bu şekilde mal edinilmesi ve bunun işletme sahipleri tarafından fark edilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit, istirdat ve alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Türk Ticaret Kanunu'nda, bono kambiyo senetleri içerisinde düzenlemiştir. Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Bu sebeple bono bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olup illete bağlı olması gerekmez. Kambiyo senedinin ticari defterlerde kayıtlı olmaması tek başına bonodan dolayı alacak bulunmadığı sonucunu doğurmaz. Bonoya karşı ileri sürülen iddiaların yazılı delille ispatı gerekir. Ancak iradenin fesada uğratıldığı iddiasının varlığı halinde tanık dinlenebilir.
Somut olayda; davacı taraf bononun kendisinden zorla ve tehdit altında alındığını ileri sürerek irade bozukluğu iddiasında bulunmuştur. Bu sebeple davacı davasını tanık dinleterek ispat edebilir. Ancak davacı tarafından davada dinletilen tanıkların beyanlarından, davalı tarafın davacıyı tehdit ettiğine bizzat şahit olmadıkları anlaşılmaktadır. Bu sebeple tanık ifadesi davayı ispat için yetersiz kalmıştır.
Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında, müştekinin ..., sanıkların ... ve ... olduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanıkların üzerine atılı Nitelikli Yağma ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun kılma suçlarını işledikleri sabit olmadığından ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçerek 05/06/2021 tarihinde kesinleştiği, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında ise, katılanların ..., ... ve ..., sanığın ... olduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanığın üzerine atılı bina içinde hırsızlık suçunu işlediği sabit görülerek sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 28/02/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24/09/2025
...