T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 14/07/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 13/12/2019
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 14/07/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin 14/06/2013 tarihinde ...marka araçların Denizli yetikli bayisi olan davalı.... Ltd. Şti. den ... marka ....hp ... model... Motor seri nolu...Şasi numaralı ... plaka nolu aracı 50.555,50-TL bedel ile yeni '0'' km satın aldığını, müvekkilinin bu "0" aracı aldıktan yani satıştan 23 gün sonra 07/07/2013 tarihinde aracın km'si henüz 1503 km.'de iken yolda seyrederken birden yolda kalıp stop ettiğini, aracı yeniden çalıştırmanın mümkün olmadığını, nihayetinde aracın çekici yardımı ile aynı zamanda yetkili servis de olan davalı...td. Şti.'ye götürüldüğünü, yapılan servis incelemesi neticesinde aracın mekatronik arızası denilen arızayı yaptığı tespit edilmiş olup davalı firma tarafından gerekli parça değişimi ücretsiz sağlanmak suretiyle arızanın giderildiğini, müvekkilinin "0" km aracında meydana gelen bu arızayı ve parça değişimini olabilir düşüncesi ile iyi niyetle karşılaşmış ancak bu kerre de bu tamirattan 1 yıl bile geçmeden aracın 30.000,00 km lik servis bakımından bir gün sonra müvekkilinin 10/06/2014 tarihinde aracı ile İzmir Asfaltında seyir halinde iken ileriye geriye götürmenin mümkün olmayacak biçimde yine aynı arızayı yaparak yol ortasında kaldığını, müvekkilinin bu nedenle aracı davalı ...Ltd. Şti.'nin servisine götürdüğünü, aracın incelenmesi neticesinde yine aynı arızayı yaptığı ve aynı parçaların değiştirilmesi gerektiğinin müvekkiline söylendiğini, bunun üzerine müvekkilinin haklı olarak satıştan 1 yıl geçmeden aracın mekatronik denilen aracın yürütümü ve elektronik aksamı ile ilgili arızayı 2 kez yapması keza böyle bir arızanın seyir halinde iken olmasının can ve mal üzerinde yaratabileceği muhtemel türlü tehlike ve zararlar ile kazaya sebebiyet olunması ihtimali diğer yandan tahminen her seferinde 6.000,00-7.000,00-TL değerinde olduğu öğrenilen bu arıza ve parça değişiminin aracın garanti süresinden sonra müvekkiline yükleneceğinden müvekkilinin 12/06/2014 tarihinde davalılardan ...'ye mail gönderdiğini, ancak davalılar aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini kabul etmediklerini beyanla müvekkiline ayıplı olarak satılan aracın ayıplı olmayan misli ile değiştirilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ..Şti. vekili; dava konusu olayda TKHK.'nın hükümleri uygulanamayacağı gibi Tüketici Mahkemelerinin de görevli olmadığını, söz konusu dava da görevli mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davaya konu aracın 14/06/2013 tarihinde trafiğe çıkmış olup 12/06/2014 tarihindeki son servis girişine göre 30.623 km yol katettiğini, davaya konu araçta çok sayıda arıza meydana geldiği vb. şekilinde iddia ileri sürüldüğünü, ancak aracın 02/01/2014 de ve 15.442 km de 15.000 bakım için servise geldiği ve servis ihtiyacının giderilerek aracın teslim edildiğini, aracın 09/206/2014 de ve 30.515 km de 30.000 bakım için geldiğini, araç üzerinde giderilemeyen bir arızanın söz konusu olmadığını, davacının kullanımı nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı tespitinin yapılmasını talep ettiklerini, bu nedenlerle öncelikle davanın görev yönünden reddine karar verilmesini, görev hususunda karar verilmesinden sonra haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Tic. A.Ş. vekili; davaya konu aracın 14/06/2013 tarihinde trafiğe çıkmış olup 12/06/2014 tarihindeki son servis girişine göre 30.623 km yol katettiğini, aracın 10/07/2013 tarihinde ve 1542 km de... servisine geldiğini, servis ihtiyacı giderilerek aracın teslim edildiğini, 12/06/2014 tarihinde 30.623 km de vites uyarı lambası yanıyor, araç yürümüyor şikayeti belirtilerek ve bir çekici vasıtasıyla servis girişinin yapıldığını, davaya konu araç üzerinde giderilemeyen bir arızanın söz konusu olmadığını, öncelikle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın haksız, usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle de esastan reddine karar verilmesini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "... araçta üretim hatası bulunup bulunmadığı, var ise bu ayıbın gizli olup olmadığı ve davacının araçtan beklediği faydaları azaltan ya da ortadan kaldıran bir eksiklik olup olmadığı hususlarının tespitinin aracın keşif mahallinde hazır edilmemesi nedeniyle yapılamaması, ispat yükünün davacıda olmasına rağmen davacının yukarıda açıklanan hususları ispat edememesi, ayrıca yemin deliline de başvurulamamış olması karşısında davanın ispatlanamamış olması sebebiyle davanın reddine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu aracın bir icra ihalesi neticesinde satıldığının yargılama esnasında ortaya çıktığını, araç üzerinde keşif yapılabilmesi için bir kaç kez aracın tespit edilen malikinin bulunduğu yer Mahkemesine talimat yazıldığını ancak aracın kişiler arasında el değiştirdikçe yerinin de değiştiğini, Mahkemece ve kendilerince bu yerin tespiti hususunda çaba gösterildiğini ancak aracın yerinin tespit edilemediğini, tespit edilse dahi aracın o anki malikinin yapılacak inceleme için aracı talimat Mahkemesine getirip getirmeyeceğinin de belli olmadığını, aracın nerede olduğunun tespit edilemediğini, bu durum üzerine 11/01/2016 tarihli ıslah dilekçeleri doğrultusunda karar verilmesini ve işlem yapılmasını talep ettiklerini, ancak bu talepleri hakkında Mahkemece karar verilmediğini, bu yöndeki taleplerinin haklı ve yerinde olduğunu, HMK.'nın 180. madde hükmünün açık olup davanın tamamen ıslah edilebileceğini, davacı olarak HMK.'nın kendilerine tanıdığı bu hakkı kullandıklarını ve davayı ıslah ettiklerini, bu itibarla ıslah dilekçesinde belirttikleri gibi Mahkemece dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılabileceğini, buna yasal bir engel bulunmadığını, çünkü araçta 2 kez aynı arızanın oluştuğunun sabit olduğunu, bu durumun davalılar tarafından inkar edilmediğini, bu itibarla meydana gelen arızanın niteliğinin belli olduğunu, böyle bir arızanın iki defa yaşandığının ve böyle bir arızanın davacının canının ve malını en üst derecede tehlikeye atmış olmasının ve nihayetinde davacının araçtan beklediği faydanın tamamen ortadan kalkmasına neden olduğunun sabit oluşu karşısında araç üzerinde bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığını, eldeki deliller ile bilirkişi incelemesi yapılabileceğini ve ıslah talebindeki talepleri hakkında değerlendirme yapılabileceğini, davalı yanların dahi ıslah taleplerine cevaplarında değer kaybını talep edebileceklerini belirttiklerini, Mahkemece tanıklarının dinlenmemesi, VDF kredi belgelerinin toplanmaması ve bilirkişi incelemesi yapılmamasının eksiklik olup aksi yöndeki kararın yasaya aykırı olduğunu beyanla Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.12.2019 tarihli ve ... Esas ve... Karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, ticari satımdan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Ayıptan sorumluluğu düzenleyen TBK'nın 219. maddesi; "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur" hükmünü içermektedir. Bu anlamda davacı alıcının, satıcı tarafından satılanda bildirilen niteliklerin bulunmadığı, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların varlığını ispatı gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta ayıp iddiasının ispatı bakımından bilirkişi incelemesine dayanılmış, yargılama devam ederken araç 3. kişiye ihale edildiğinden araç üzerinde inceleme yapılamamış, İlk Derece Mahkemesince araçta üretim hatası bulunup bulunmadığı, var ise bu ayıbın gizli olup olmadığı ve davacının araçtan beklediği faydaları azaltan ya da ortadan kaldıran bir eksiklik olup olmadığı hususlarının tespitinin aracın keşif mahallinde hazır edilmemesi nedeniyle bilirkişi incelemesi yapılamaması ve ispat yükünün davacıda olmasına rağmen davacının yukarıda açıklanan hususları ispat edememesi nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili, dava dilekçesi ile aracın misli ile değişimini talep etmiş, daha sonra 12/01/2016 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile; davaya konu aracın dava devam ederken ihale ile satışı nedeniyle davacının yedinden çıktığını, bu sebeple misli ile değişim taleplerini ıslah yolu ile aracın ayıplı hali ile ayıpsız hali arasındaki bedel farkı, araç kiralama bedeli ve araç için kullanılan kredi sebebiyle ödenen faiz miktarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davacı tarafça araç satılmış bulunduğuna göre Borçlar Kanunu'nun 228/2 maddesinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Borçlar Kanunu'nun 228/2 maddesinde; "Satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ile Borçlar Kanunu'nun 228/2 maddesindeki yasal düzenleme ve uyuşmazlığın geldiği aşama itibariyle davacı yan araçta bulunduğu iddia edilen ayıp nedeniyle satış bedelinden indirim yapılması talebinde bulunabilecektir. Davacının seçimlik hakkını değiştirmek için yapmış olduğu ıslah davanın tamamen ıslahına ilişkindir. Öte yandan aracı dava sırasında satılan davacı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 228. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ancak satış bedelinden indirim talebinde bulunabileceğinden ıslah yapmasa bile talebi yasa gereğince satış bedelinde indirime dönüşecektir.
Ayıp nedeni ile satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde, doktrinde, "mutlak metod", "nispi metod" ve "tazminat metodu" adıyla bilinen değişik görüşler mevcutsa da Yargıtay tarafından öteden beri uygulanan "nispi metod" olarak adlandırılan hesaplama yöntemi benimsenmektedir. Nisbi metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir. Başka bir ifade ile satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeri ile ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran satış bedeline uygulanmaktadır.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş; öncelikle davaya konu aracın ihale ile satışına ilişkin tüm kayıtların dosya kapsamına alınması sağlanmalı, satılan araç geçmişine ilişkin ve araçta yapılan işlemleri gösteren belge ve servis fişlerinin dosya kapsamına alınması akabinde tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle, teknik verileri gösterir, bu verileri yorumlar mahiyette ve bu yorumların nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve üst dereceli mahkeme denetimine elverişli, üniversitelerin otomotiv kürsülerinde görevli 3 kişilik bilirkişi heyetince araç üzerinde gerekli inceleme yapılamadığından satılan araç geçmişine ilişkin ve araçta yapılan işlemleri gösteren belge ve servis fişlerinin de değerlendirilmesi suretiyle şikayete konu arızanın ne olduğu, üretimden kaynaklı ayıp mahiyetinde arıza bulunup bulunmadığı, varsa ayıbın niteliğinin tespitinin mümkün olup olmadığının belirlenmesi, aracın ayıplı olduğu hususu eldeki veriler ile tespit edilebiliyor ise söz konusu ayıbın araç üzerinde oluşturacağı değer kaybının (nispi metod yöntemi ile hesaplanarak) tespiti de istenerek denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre hüküm tesisinden ibarettir. İlk Derece Mehkemesince bu yönler göz ardı edilerek ve ayıba ilişkin bilirkişi raporu alınmaksızın eksik inceleme sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Kabule göre de; davacının seçimlik hakkını ıslah ile değiştirdiği dikkate alınarak, işin esasına girilmek ve ayıp sebebiyle bedelde indirim hakkının sadece satıcıya karşı kullanılabilecek ve üretici/ithalatçının ayıp sebebiyle bedelde indirim yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı da gözönüne alınmak suretiyle sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu mevcut şekilde karar verilmiş olması da isabetli değildir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2019 tarih ve ... Esas ve...Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.14/07/2025
...