T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 07/07/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 02/11/2021
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 07/07/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkili banka ile ...arasında genel kredi sözleşmesi akdedilmiş olup ... ve ...'in işbu Genel Kredi Sözleşmesi'ne müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, davalı asıl borçluya GKS bünyesinde krediler kullandırıldığını, çek taahhüdünden kaynaklanan alacak kalemlerinden de bankanın alacağının mevcut olduğunu, iş bu kredi borçlarının vadesinde ödenmemesi üzerine davalılara Antalya 16. Noterliği’nin 19/04/2019 tarihli ...yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide olunmak suretiyle hesabın kat edildiğini, keşide edilen ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe başlanıldığını, davalı borçluların borca, takibe, faiz ve ferilerine itiraz ettiklerini, arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, davalıların borca itirazlarında haksız ve kötü niyetli olduklarını, davalıların borçlu olmadığını ileri sürdüklerini ancak iddialarının somut verilere dayandırılmadığını beyanla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı borçlular aleyhine hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... vekili; müvekkilinin davalılardan...ile bir süre evli kaldığını, evlilik birliğini sonlandırdıklarını, ...'e duyduğu güven çerçevesinde diğer davalı ...'in isteği üzerine davalı şirket ile davacı banka arasında akdedilen 15/03/2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nde şirkete müteselsil kefil olduğunu, davaya konu Genel Kredi Sözleşmesine göre davalı şirketin kredi limitinin 1.000.000,00-TL miktarlı olduğunu, davalı müvekkilinin kefalet miktarının 1.250.000,00-TL olarak belirlendiğini, davacı tarafça tek taraflı genel işlem koşulları çerçevesinde işbu belirleme yapılarak davalı müvekkilinin genel kredi sözleşmesi azami miktarından daha yüksek bir bedel için müteselsil kefil olarak sorumlu tutulduğunu, davacı tarafça kredi kullanımı için davalı müvekkili ve diğer davalı şahsın kefil olduğu bedelin genel kredi sözleşmesi miktarından daha yüksek olmasının genel işlem koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, genel işlem şartları çerçevesinde genel kredi sözleşmesinde belirtilen davalı kefilin sorumlu olduğu miktarın yazılmamış sayılması gerekmekte olup davalı müvekkilini hukuki olarak bağlamadığını, bu nedenle davalı müvekkilinin genel kredi sözleşmesi ile bağlı sayılamayacağını, davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine istinaden davalı müvekkili ve diğer davalı ...'in müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunun iddia edildiğini, bu sebeple Antalya 16. Noterliği'nin 19/04/2019 tarihli... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek davalı müvekkilinin ... Nolu krediden kaynaklanan diğer davalı şirkete müteselsilen kefil olarak davacı bankaya karşı sorumlu olduğunun iddia edildiğini, akabinde davalı müvekkili ve diğer davalılar aleyhine Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibinin başlatıldığını, davacı tarafça genel kredi sözleşmesine dayanak olan kredi kullanımlarına ilişkin geri ödeme planları sunulmadığını, geri ödeme planının genel kredi sözleşmelerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu beyanla haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, davacıdan asıl alacağın %20'sinden aşağı olmayacak miktarda kötü niyet tazminatının alınarak davalı müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalıların cevap dilekçesi sunmadıkları görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "...dava dışı şirketin kredi sözleşmelerinde davalıların müteselsil kefaletinin alındığı, kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Borçlar kanununun 583 maddesine uygun olarak düzenlendiği ve geçerli olduğu hususları mahkememizce sabit görülerek davalılar aleyhine açılan davanın, mahkememizce esasa alınan bilirkişi raporunda belirtilen bedeller üzerinden kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine yönelik değerlendirmede; ...kredi sözleşmesi nedeniyle sorumluluğunun kabulüne karar verilen borçlular aleyhine hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiştir. Açıklanan gerekçelerle davacının davasının kısmen kabulüne kısmen reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın harca esas değer olarak nakdi-gayrinakdi riskler için toplam 240.046,07-TL üzerinden açıldığını, davada ... nolu ticari kredinin faiz oranını %40'dan %24'e düşürülerek takip çıkışı da nazara alınarak 234.645,21-TL nakdi, 4.060,00-TL gayrinakdi toplam 238.705,21-TL üzerinden davanın kabul edildiğini, ancak aleyhlerine 4.080,00-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, reddedilen miktar 1.341,50-TL iken 4.080,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, açtıkları itirazın iptali davasında verilen karar ile talep edilen faiz oranı ve ona bağlı olarak işlemiş faizin hesaplanması dışında büyük ölçüde lehlerine olduğunu, ancak ... nolu krediye ilişkin faiz oranı yönünden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, ... nolu kredi için gerekçeli kararda Mahkemenin temerrüt faizinin neden indirildiğine dair bir gerekçe bulunmadığını, kredinin ticari bir kredi olduğunu, TTK'nın 8/1. maddesi kapsamında olduğunu, faiz oranının taraflarca serbestçe belirlendiğini, özel bir kanun olan TTK yerine genel kanun TBK hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, güncel İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin ...Esas - ...Karar sayılı ilamının da bankanın Merkez Bankasına bildirdiği azami faizin %50 fazlasının uygulanacağı yönünde emsal nitelikte karar verildiğini, müvekkili banka ile davalıların kefil olduğu ... Tasarım şirketi arasından ticari nitelikte Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme tahtında ticari kredilerin tahsis edilerek kullandırıldığını, GKS hükümleri uyarınca kredilerin temerrüde düşmesi halinde bankanın TCMB bildirdiği azami kredi faiz oranının %50 fazlası azami temerrüt faizi uygulanacağına karar verildiğini, bu hususlarda hiçbir ihtilaf bulunmadığını, TTK'nın 8. maddesi uyarınca faiz oranının taraflarca serbestçe belirleneceğinin hüküm altına alındığını, bu dosya kapsamındaki kredilerin ticari nitelikte olduğunu, bu nedenle TTK kapsamında değerlendirilmesinin zaruri olduğunu, TTK uyarınca kararlaştırılan faiz oranının yasal olduğunu, ancak ihtilafsız ve yasal bir düzenleme varken TBK'nın 88 - 120 maddeleri uyarınca akdi kredi faiz oranın %50 fazlası oranında temerrüt faizi belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yerel Mahkemenin kararının bu açıdan da yerinde olmadığını, ...nolu kredi için Yerel Mahkemenin temerrüt faizini neden %40'den %24'e indirdiğine dair hiçbir gerekçe göstermediğini, gerekçeli kararda bu yönde bir açıklama bulunmadığını, bilirkişi raporunda ise Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin...Esas sayılı kararının gerekçe olarak gösterildiğini, ortada hukuka uygun ve geçerli bir sözleşme bulunduğunu, sözleşmenin temerrüt hükmünü yok sayacak, hükümsüz addecek herhangi bir husus olmadığını, gerekçeli kararda bu yönde bir tespitin de bulunmadığını, herhangi bir kanun maddesine net bir atıf da yapılmadığını, hukuk sistemimizde HMK'nın 25. ve 26. maddeleri gereği tasarruf ilkesinin hakim olduğunu, hakimin tarafların talep etmediği bir hususta araştırma yapamayacağını, bu yönü ile tarafların talep ve savunmaları ile bağlı olduğunu, davalının müvekkili bankanın Merkez Bankasına bildirdiği azami faizin gerçek olmadığına dair bir iddiaları yok iken bilirkişinin re'sen bu karara varması ve Mahkemenin bu rapor uyarınca itirazları dikkate almadan karar vermesinin hukuk yargılamasının yok sayıldığı anlamını taşıdığını, bilirkişi ve Mahkemenin azami faiz oranının fiilen uygulanmadığına dair savlarını çürüten örnek kredi kartonlarını dosyaya sunduklarını, bu örnek dosyalar uyarınca bu faiz oranlarının %50 fazlası temerrüt faizi uygulanmasının yaklaşık yıllık %48 faiz oranına ulaştığını, istinaf dilekçesi hazırlanırken emsal nitelikte 10 adet kredi dosyasının tespit edildiğini, dilekçe ekinde sunulan bu emsaller incelediğinde bu faiz oranlarının %50 fazla faiz oranı hesaplanmasında yaklaşık %48 faiz oranına ulaştığını beyanla Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas ve... Karar sayılı kararının ...nolu kredi için yapılan faiz hesaplaması ve aleyhlerine hükmedilen vekalet ücreti açısından HMK'nın 353/b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 15/03/2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi nedeniyle bilgisi ve onayı olmadan borçlu ...in kullandığı bütün kredilere kefil olmasının söz konusu olmadığını, aksi kabül bir kefaletin ömür boyu ve her borca dair olacağı anlamına geleceğinden bunun yasaya ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bir kişinin kullandırılan kredi borcuna kefil olması için kullandırılan krediyi bilmesi onaylaması ve bu bağlamda geri ödeme planını imzalamış olması gerektiğini, borcun ve davanın dayanağı olan 24/02/2017 tarihinde kullandırılan 200.000,00-TL krediden davalı müvekkili ...'nin haberi olmadığı gibi buna ilişkin kefalet iradesinin de bulunmadığını, işin püf noktasının da burası olduğunu, bir kişiye bir borcu için kefil olan kişinin ömrü boyunca bu kişiye kefil olduğunu kabul etmenin eşyanın tabiatına ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme kararının eksik inceleme ve araştırmaya dayanan, yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayandığını, çünkü bilirkişi raporlarında borcunun dayanağı olan 200.000,00-TL miktarlı ve 24/02/2017 tarihli kredi kullanımında kredi sözleşmesi ve geri ödeme planında davalı ...nin imzasının ya da kabulünün olup olmadığını incelemesi gerekirken böyle bir inceleme yapılmadığını, davalı müvekkilinin iddia ve itirazları nazara alınmadan rapor tanzim edildiğini, bilirkişi raporunun davacı beyanları esas alınarak hazırlandığını, Yerel Mahkemenin davalı müvekkili tarafından yapılan savunmayı nazara almadan davanın kısmen kabulüne karar vermesinin adil yargılanma hakkını da ihlal ettiğini, Mahkemece gerekçe olarak sadece denetime elverişsiz bilirkişi raporunun gösterildiğini, konuya ilişkin herhangi bir gerekçe sunulamadığı gibi gerekçenin yetersiz, hukuki dayanaktan yoksun, usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının 15/03/2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ve bu sözleşmeyle birlikte verilen krediye kefil olduğunu ve bu sözleşmeyle kullandırılan kredinin de ödendiğini, Mahkemeye sunulan ve bilirkişi raporunda yer alan genel kredi sözleşmesine dayanak olan 200.00,00-TL miktarlı ve 24/02/2017 tarihli kredi kullanımına ilişkin geri ödeme planında davalı ...'nin imzası olmadığı gibi bu krediden davalı ...nin haberinin de olmadığını, boşandığı eski kocasına davalı ...'nin kefil olduğunu düşünmenin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, diğer davalı ve kefil ...'in ödeme planının kefil bölümünde imzası bulunduğunu, yani davacı bankanın davaya konu 24/02/2017 tarihli 200.000,00-TL miktarlı kredinin önceki krediden bağımsız yeni bir kredi olduğunu bildiğinden...in kefil olarak geri ödeme planına tekrar imzasını aldığını, somut olayda davalının geri ödeme planına imza atmadığı krediye kefil olduğunu kabul etmenin yasaya açıkça aykırı olduğunu, ayrıca davalı müvekkilinin çek yaprakları nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını, bankanın Çek Kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinden davalı müvekkilinin sorumlu tutabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerektiğini, kredi sözleşmesinde depo talebinin müteselsil kefilleri de kapsayıp kapsamayacağı hususunda açık bir hüküm bulunmadığından davalı müvekkilinin çek yapraklarının iadesinden veya garanti tutarlarının depo edilmesinden sorumlu olmadığını, TBK'nın 586/1. maddesinin son cümlesinde düzenlenen haller dışında davalı müvekkiline müteselsil kefil olarak başvuramayacağını beyanla yetersiz ve denetime elverişli olmayan, usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporuna dayanan Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını ve işin esasına girilerek davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak borçlu ve müteselsil kefiller hakkında yapılan ilamsız takipte itiraz üzerine alacaklı tarafından açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı...i'nin istinaf isteminin incelenmesinde;
Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ileride birden fazla kredi ilişkisine girmek isteyen banka ve müşterisi arasında akdedilen ve münferit kredi sözleşmelerine ilişkin temel ilkeleri düzenleyerek sürecin genel çerçevesini çizen ve ayrıca münferit kredi sözleşmelerinin akdedilmesiyle uygulanabilecek olan isimsiz bir çerçeve sözleşmedir. Çerçeve sözleşme, ön sözleşmenin aksine tarafların ileride bir sözleşme yapmaları taahhüdünü içermeyen, ancak sözleşme yaparlarsa uygulama alanı bulacak olan kuralları belirleyen bir sözleşme niteliğindedir. Başka bir deyişle taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi gereğince davalı banka tarafından davacının talep ettiği kredinin karşılanması zorunluluğu bulunmamaktadır.
Somut olayda; davacı banka çerçeve sözleşmeyi akdettikten sonra davalı yana kredi tahsisinde bulunmuştur. Davalı tarafın iddiasının aksine ortada iki ayrı genel kredi sözleşmesi bulunmamakta olup, çerçeve sözleşme niteliğinde bir genel kredi sözleşmesi bulunduğu, 15/03/2016 tarihli bu sözleşmeye istinaden daha önce kullandırılıp kapatılan krediler nedeniyle davalı tarafça 24/07/2017 tarihli kredinin ayrı bir genel kredi sözleşmesine dayalı olduğu ileri sürülmekte ise de, raporlar ile de açıkça ortaya konulduğu üzere, aynı sözleşmeye (15/03/2016) istinaden sonradan kullandırılan (takip ve dava konusu) kredinin, çerçeve niteliğindeki sözleşme uyarınca kullandırılmasına, ilk kredinin ödenip kapatılmasının kefilin çerçeve sözleşme uyarınca kullandırılacak sonraki kredilere dair kefalet limiti dahilinde sorumluluğunu sona erdirmeyecek olmasına, tek bir sözleşme olup bu sözleşmede de davalının kefalet imzasının bulunmasına, ikinci bir kredi sözleşmesinin bulunmamasına, kefilin kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olmasına dava konusu krediye dair ödeme planının dosyada mevcut olmasına, hesap kat ihtarının usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edilmiş olmasına göre davalı yanın bu hususa ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davalı kefilin 15/03/2016 düzenleme tarihli Genel Kredi Sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, davaya konu takip talebinde çek depo bedelinin yalnızca davalı asıl borçludan talep edildiği anlaşılmakla davalı kefilin bu hususa ilişkin istinaf istemi de yerinde değildir. Açıklanan sebeplerle davalı ...nin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı yanın istinaf isteminin incelenmesinde;
1-Davacı yanca davaya konu ... nolu krediye ilişkin faiz oranı yönünden verilen kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilerek bu husus istinaf istemi olarak ileri sürülmüştür.
Davaya konu Genel Kredi Sözleşmesinin 1.10 maddesine göre; temerrüt faizinin bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlendiği, davacı bankanın takip talebinde davaya konu kredi için %40 temerrüt faizi talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin ticari nitelikte olması nedeniyle TTK'nın 8. maddesine göre faiz serbestçe kararlaştırılabilir. Ancak; dosyada bulunan bilirkişi raporu ve raporda değerlendirilen Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ilamlarında belirtildiği üzere bankanın esasında uygulamadığı bir faiz oranı üzerinde talepte bulunmasının mümkün bulunmadığı, aksi kabulün taraflar arasındaki sözleşme ve bu sözleşmede ortaya çıkan menfaat dengesine aykırı olacağı, kredi sözleşmesinde bir oran belirlenmemesi nedeniyle kredinin kapatıldığı tarihte uygulanan akdi faiz oranı olan yıllık %15,96 oranın esas alınarak temerrüt faizinin bu oranın %50 fazlası olan yıllık %23,94 olarak belirlenmesi gerektiği, buna rağmen temerrüt faiz oranının bilirkişi raporunda %24 olarak belirlendiği, İlk Derece Mahkemesince de %24 temerrüt faiz oranı esas alınarak hüküm tesis edildiği, davacı vekili temerrüt faiz oranın %40 olması gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf ettiğinden istinaf edenin sıfatı ve istinaf sebepleri nazara alınarak davacı yanın aşağıdaki bendin dışında kalan istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davacı yan takip talebinde 235.986,07-TL nakdi alacak talep etmiş olup, İlk Derece Mahkemesince 234.645,21-TL nakdi alacağa hükmedilmiş olmakla karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi gereğince davacı yan aleyhine hükmedilecek vekalet ücreti reddedilen 1.340,86-TL'yi geçemeyeceğinden bu miktar vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 4.080,00-TL vekalet ücretine hükmolunması hatalı olmuştur. Davacı vekili bu hususa ilişkin istinaf isteminde haklıdır. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırılarak yeniden hüküm tesis edilebilecektir.
Sonuç olarak; davalı ... vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/11/2021 tarih ve ...Esas,...Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
a-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,
Buna göre davalıların Antalya 2. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasındaki itirazlarının kısmen iptali ile, takibin 215.265,29-TL asıl alacak, 18.119,97-TL işlemiş faiz ve 1.259,95-TL gider vergisi olmak üzere toplam 234.645,21-TL nakdi alacak ile 4.060,00-TL gayri nakit depo bedeli üzerinden devamına, 201.055,29-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %24 oranında faiz ve faiz üzerinden %5 gider vergisi uygulanmasına,
b-Hükmolunan alacağın %20'si tutarındaki 46.929,00-TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
c-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 16.028,61-TL harçtan peşin alınan 2.899,16-TL nin mahsubu ile, eksik alınan 13.129,45-TL nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
d-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden 1.290,00-TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
e-Davacı tarafça yapılan davetiye, posta masrafı, bilirkişi giderinden ibaret toplam 639,00-TL yargılama giderlerinden davanın kabul ve red oranı gözetilerek 624,00-TL yargılama gideri ile 2.899,16-TL ilk dava masraf toplamı 3.523,76-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
f-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 37.543,23-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
g-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.340,86-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ...'ye verilmesine,
h-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansı ve varsa teminatın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
4-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davalı ...'nin istinaf başvurusu reddedildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 16.028,61-TL harçtan peşin alınan 4.007,15-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.021,46-TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince yazılmasına,
b-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE,
b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
c-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 90,50-TL tebligat gideri, 78,60-TL posta gideri olmak üzere toplam 389,80-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
e-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.07/07/2025
...