T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 10/06/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 21/12/2021
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 10/06/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkili şirketin taraflar arasındaki anlaşma neticesinde davalının yüklenicisi olduğu inşaatların, alçı sıva, saten alçı, alçıpan, alçıpan asma tavan, iç-dış cephe boya, yağlı boya, kartonpiyer, ... kaplama, kaplama ve cephe imalatı vb. işlerin malzeme dahil olmak üzere yapma işlerini üstlendiğini, müvekkili şirketin gerçekleştirdiği iş karşılığında düzenlediği faturalar ve hesap kayıt mutabakatları nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı şirketten 262.068,01 TL alacaklı hale geldiğini, fakat tüm çabalara rağmen davalının borcunu ödemediğini, müvekkilinin düzenlediği faturaları davalının da dahil olduğu sistem üzerinden elektronik yolla davalıya gönderdiğini, davalının söz konusu faturaları kabul ederek cari hesabına ve ticari defterlerine işlediğini, Mayıs/2020 dönemi BA mutabakat formu incelendiğinde takip konusu faturaların alacağın varlığı ve miktarının davalı şirket tarafından kabul edildiğinin açıkça anlaşılacağını, hal böyle iken davalı şirketin kayıtlarına aldığı, mutabakat yaptığı ve kabul ettiği faturalar için fatura tarihinden üç ay sonra iade faturaları düzenleyerek ikrar ettiği borcunu bu defa inkar ettiğini, davalı şirketin önceki işlemlerde yer alan eski çalışanları...imzasının ve şirket kaşesinin kopyalandığını ve bu doğrultuda sunulu mutabakat formunun sahte olduğunu iddia etmekte ise de bu iddianın gerçek olmadığını, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... soruşturma nolu dosyasında savcılık tarafından aldırılan bilirkişi raporunda söz konusu mail adreslerinde herhangi bir otomatik ya da manuel yönlendirme bulunmadığının tespit edildiğini, Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...D.İş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı verildiğini beyanla Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptalini, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; davacının davasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davayı kabul etmediklerini, dava konusu faturalardaki malları davacının müvekkiline teslim etmediğini, icra takibinde cari hesaba dayanmadığını, dava ile takip talebinin birbiri ile uyumlu olmadığını, davacı ile davalı arasında takip dayanağı olan faturalara dair akdi ilişkinin olmadığını, faturanın tek başına akdi ilişkiyi ispat eden bir belge olmadığını, davacının dayanak yaptığı faturadaki akdi ilişkiyi ve faturada yer alan malları davalıya teslim ettiğini ispatlaması gerektiğini, faturadaki hiçbir malın müvekkiline teslim edilmemiş olduğunu, e-fatura sistemi sebebi ile temel fatura olarak kaydedilen faturanın GIB sistemi tarafından otomatik kabul edildiğini, bu nedenle temel fatura olarak gönderilen e-faturalar sisteme zorunlu olarak kaydedildiğinden faturanın iadesinin iade faturası veya noter aracılığı ile faturanın işlemsiz gönderilmesi şeklinde olduğunu, 17 Ağustos 2020 tarihli Noter ihtarı ile faturaya konu malların teslim edilmemesi sebebiyle iade faturası kesildiğini, müvekkili tarafından imzalanmış bir mutabakat formunun olmadığını, sahte üretilen, fotokopiden ibaret bir şeyin belge olmadığını, fotokopi olan mutabakat formunda yer alan imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığını, şirket çalışanı ...'nin 09.04.2020 tarihinde sözde mutabakattan 1 ay önce işten çıktığını, müvekkilinin davacı ile hiçbir biçimde borç alacak mutabakatı yapmadığını, davacının davasına ve alacağına dayanak olan malları teslim etmediği için haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davacının davasının reddi ile %20'den aşağı olmayan kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 24/06/2021 tarihli davaya cevap dilekçesinin ve delil dilekçesinin ıslahını talep ettiği dilekçesinde özetle; davaya cevap dilekçesinde davacının dava konusu ettiği faturalardaki ürünleri davalıya teslim ettiğini ispatlaması gerektiğinin belirtildiğini, ispat yükünün davacıda olduğunun söylendiğini, bu aşamada davalının Covid-19 pandemisi nedeniyle sehven kayıtlarına alıp Covid-19 pandemisi sonrası iade ve çıkarma işlemleri yapmasına rağmen BA/BS formuna sehven kaydın bile itibar göreceği değerlendirildiğinden cevap dilekçesinde sundukları delil listesini ve bu yönüyle cevap dilekçesini ıslah ettiklerini, ürünlerin davacı tarafından teslim edilmediğinin ispat yükü davalıya yüklenecekse davalı müvekkilinin ürünlerin teslim edilmediğini deliller ile ispat edebileceğini, taraflar arasında akdi ilişki kurulmadığını ve davacının sattığı iddia ettiği ürünleri teslim ettiğini ispatlayamadığı, faturaların sehven kayda alındığını savunarak Mahkemenin ispat yükünü davalıya yüklemesi nedeniyle cevap dilekçesini sundukları delil listesindeki gibi ıslah ettiklerini bildirmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "Tarafların incelenen ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, HMK 222.madde hükümlerine göre delil vasfının bulunduğu, davacı ticari defterlerine göre takip değeri olan 262.068,01 TL alacak kaydının bulunduğu, davalı ticari defterlerine göre ise davacının davalıya 262.070,92 TL borçlu oluğu, taraflar arasında e-posta yoluyla 23.06.2020 tarihinde düzenlenen mutabakatname uyarınca KDV dahil borç miktarının 262.068,01 olarak belirlendiği, ancak mutabakatname imzası bulunan davalı çalışanının temin edilen SGK kayıtlarına göre 9 Nisan 2020 tarihinde işten çıkarıldığı, dolayısı ile mutabakatnamenin geçerli sayılamayacağı,
Davaya ve takibi konu her iki faturanın da tarafların ticari defterlerine kaydedildiği ve davalı yanca BA formu ili Vergi Dairesi'ne bildirimde bulunulduktan sonra, Kasım ayında BA düzeltme beyanı vererek 2 adet faturanın Mayıs ayında verilen beyanların iptal edildiği, yine davalı tarafından 12.05.2020 tarihli 62.068,00 TL lik faturanın 8 günlük yasal süre içerisinde 18.05.2020 tarihli iade faturası ile iade edildiği, 31.05.2020 tarihli 200.000,00 TL bedelli faturanın ise 8 günlük itiraz süresi geçtiktin sonra 13.08.2020 tarihli iade faturası ile iade edildiği, iade faturalarının davacı ticari defterlerine işlenmediği tespit edilmiştir.
Yargıtay 19.HD nin ...E-... K ve yine... E-... K, ... E-... K ve yine Ankara BAM 22.HD nin... E-... K sayılı emsal kararları da göz önünde bulundurulduğunda TTK 21/2.maddesine göre 8 günlük iade süresi geçtikten sonra iade edilen ve yine BA formu düzenlenen 200.000,00 TL bedelli faturada yer alan malların davacı tarafından davalıya teslim edildiğinin kabul edilmesi gerektiği ve sonradan verilen düzeltme formunun sonuca etkili olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile yemin deliline dayandığı belirlenmekle, 200.000,00 TL bedelli fatura yönünden teslime ilişkin olarak davacı şirket yetkilisinin yeminli beyanı alınmış, davalı vekili bu yemin beyanının doğru olmadığına dair 22.10.2021 tarihli dilekçesi ve ekinde belgeler sunmuş ise de; belgelerin davacı şirket yetkilisinin yeminli beyanının aksini ispat edemediği görülmüştür.
Yapılan yargılamada sonuç olarak; davacının 200.000,00 TL bedelli fatura yönünden açtığı itirazın iptali davasının kabulüne ve hüküm altına alınan alacak miktarıın likit-belirlenebilir olması nedeniyle bu miktar üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 12.05.2020 tarihli ... nolu 62.068,00 TL bedelli faturanın davalı borçlu şirket defterlerine kaydedildiğini, davalı borçlu şirketin mal/hizmet alımının gerçekleştiğini elektronik imzalı BA formu ile ilgili Vergi Dairesi'ne bildirdiğini, davalı borçlu şirketin takip ve dava konusu faturaları ve borcu, ilettiği e-posta ve mutabakat formu ile kabul ettiğini, TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğ edilen faturayı ticari defterlerine borç kaydeden tacir sıfatına haiz davalı borçlu şirketin fatura münderecatını aynen kabul ettiğini ve faturayı gönderen davacının alacaklı müvekkili şirketin faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatladığını, kayda alınan faturaya kayıt öncesinde veya sonrasında itiraz edilmesinin kabule etkisi olmadığını, davalı borçlu şirketin 62.068,01 TL'lik faturaya süresi içerisinde itiraz etmediğini, sadece davalı borçlu şirket kayıtlarında olduğu açıklanan, davalı müvekkili şirketin bilgisi dahilinde olmayan, tüm ısrarlı taleplere rağmen mahkemece celp edilmeyen 18.05.2020 tarihli kaydın iade faturası olduğu düşünülse dahi davacı müvekkili şirkete tebliğ edilmeyen iade faturasının geçerli bir itiraz olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bu ihtimalde dahi teslim aldığı malı iade ettiğini ispat yükünün faturayı kayda alan, BA ile bildirimde bulunan ve ayrıca mutabakat gönderen davalı borçlu şirkette olduğunu, davalı borçlu şirketin iddiasını ispat edemediğini, takip konusu faturaları kabul ederek ticari kayıtlarına alan davalı borçlu şirketin, taraflar arasındaki ticari ve cari hesap ilişkisi sürecinin tamamında olduğu gibi, kendilerine ait "..." e-posta adresi üzerinden, takip konusu faturaların teyidi ve cari hesap mutabakatı için 23.06.2020 14:37’de davacı alacaklı müvekkili şirkete ait "...." e-posta adresine, 262.068,01 TL borcun varlığına ilişkin mutabakat formu gönderdiğini, şirkete ait e-postadan gönderilen mutabakatın, işten ayrıldığı ifade olunan ...tarafından değil muhasebe sorumlusu ... isimli çalışan tarafından gönderildiğini, bu çerçevede söz konusu mutabakat beyanının davacı borçlu şirketi bağlayıcı olduğunu, davalı borçlu şirketin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davanın tam kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin davacının yeminin devamında mahkeme içi ikrar ile ispat yükünü üzerine almış olmasını görmezden geldiğini, davacının, davaya konu faturadaki malları davalının "... inşaatına teslim ettiğini" iddia ederek üzerine aldığı ispat yükünü yerine getiremediğini, davacının ifadesinde malzemeyi teslim ettiğini söylediği "...inşaat"ın genel iskanının (yapı kullanma izin belgesi) 02.08.2019 tarihinde alındığını, davaya konu faturadaki malzemelerin davalıya, davacının iddia ettiği gibi ... teslim edilmediğini, bu inşaatta veya başka bir yerde kullanılmadığını, davalının ne davaya cevap dilekçesindeki ne de 23.06.2021 tarihli ıslah dilekçesindeki delilleri toplanmadan karar verildiğini, Yerel Mahkemenin itirazın iptali davasının şart ve usullerine aykırı karar verdiğini, takip talebi ve ödeme emrinde belirtilen tarihli ve miktarlı faturaların davacı tarafça hatalı yazıldığını, davacının takip talebi ve icra takibi ile iş bu itirazın iptali davasında bağlı olup dava ile icra takip talebi birbiri ile uyumlu olmadığından davanın bu yönüyle de reddi gerektiğini, Yerel Mahkeme'nin icra inkar ve kötü niyet tazminatı uygulamasını yasaya aykırı uyguladığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.
Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
Dava; faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından; davacının, davalıya vermiş olduğu hizmet karşılığı 12.05.2020 tarihli 62.068,00 TL ve 31.05.2020 tarihli 200.000,00 TL bedelli iki adet fatura düzenlediği, işbu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafça 12.05.2020 tarihli 62.068,00 TL bedelli faturanın 8 günlük yasal süre içerisinde 18.05.2020 tarihli iade faturası ile iade edildiği ileri sürülmüş olup bilirkişi raporunda bahse konu iade faturasının davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu belirtilmiş ise de dosya içerisinde iade faturasına rastlanmamıştır.
Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK'nın 21/2. maddesine göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelindiğinde; davaya konu 12.05.2020 tarihli 62.068,00 TL bedelli faturanın davalı defterine kaydedildiği, davalının da davacıya iade faturası kestiği, ancak bu iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olmadığı bilirkişi incelemesiyle belirlenmiştir. TTK'nın 21. maddesine göre, faturanın tebliğinden itibaren 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde fatura içeriği kesinleşir. Davalının iade faturasının bu 8 günlük süre içerisinde düzenlenip düzenlenmediğinin ve davacıya tebliğ edilip edilmediğinin, davacının davaya konu faturaları davalıya tebliğ tarihi belirlenerek saptanması ve süresinde olmaması halinde davacının fatura içeriği kesinleşeceğinden davacının alacağının hüküm altına alınması gerekmektedir. Yerel Mahkemece 18.05.2020 tarihli iade faturası celbedilerek bu hususlar üzerinde durmaksızın, sırf davalının iade faturası kesmesi nedeniyle iade faturası miktarının davacı alacağından düşülmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç olarak; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile, Mahkemece 12.05.2020 tarihli 62.068,00 TL bedelli faturaya ilişkin olduğu iddia edilen 18.05.2020 tarihli iade faturası dosyaya getirtilerek davalının 62.068,00 TL bedelli faturaya süresinde bir itirazda bulunup bulunmadığı, düzenlenen iade faturasının davacıya tebliği ve davacı defterlerine kaydı araştırılarak ortaya çıkacak sonuca göre taraf delilleri de değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı vekillinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2021 tarihli ... Esas... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı vekili ve davalı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde İlk Derece Mahkemesi'nce yatıran tarafa İADESİNE,
5-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE,
8-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.10/06/2025
...