T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 14/03/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 22/10/2021
DAVANIN KONUSU:Alacak
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 14/03/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkili şirket ile...arasında ...poliçe numaralı 27.10.2018 tarihli sigorta bitiş tarihli 1 senelik yurtiçi taşıcının sorumluluğu blok sigorta poliçesi akdedildiğini, söz konusu iş bu sigorta poliçesi kapsamında müvekkili şirketçe 27.10.2017 tarihinde 17.500,00-TL peşinat bedeli ödendiğini ve gelecek aylar için de müvekkilinin davalı şirkete 10.500,00-TL pirim ödemesi yapmasının kararlaştırıldığını, toplam 70.000,00-TL olan teminat kapsamının müvekkili şirketçe 5 taksit halinde ödendiğini, ancak davalı sigorta şirketinin 26/07/2018 tarihinde müvekkili şirkete tebliğ edilmiş olan fesih ihbarıyla iş bu sigorta poliçesinin vadesinden 3 ay önce haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle öncelikle taraflarınca her ne kadar davalı sigorta şirketine yönelik olarak 01/08/2018 tarihinde Denizli 1. Noterliği aracılığıyla ...nolu ihtarname ile sözleşmeyi süresinden önce feshetmiş olan davalı sigorta şirketinin sigorta prim iadelerini müvekkili şirket hesabına yatırması ihbar ve ihtar edilmiş olsa da söz konusu ihtarının sonuçsuz kaldığını belirterek sigorta poliçesinin süresinden önce haksız olarak feshedilmesinden kaynaklı olarak oluşan müvekkilinin zararının yargılama esnasında değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00-TL zararının fesih tarihi olan 27/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; müvekkili şirket nezdinde.. sayılı Yurtiçi Taşıyıcının Sorumluluğu ... kapsamında sigortalı bulunan davacının taleplerinin, hasar dosyası muhteviyatındaki belgeler üzerinden tetkik edilmiş olup huzurdaki işbu davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında yer alan poliçenin müvekkili şirket tarafından usulüne uygun şekilde iptal edildiğini, işbu poliçe müvekkili şirket tarafından haklı sebeplerle feshedilmiş olduğundan huzurdaki davanın reddi gerektiğini, nitekim müvekkili şirket tarafından davacının poliçe ile teminat altına alınan taşımacılık faaliyetlerinin yüksek oranda hasar riski taşımakta olduğunun tespit edildiğini ve taraflar arasında düzenlenen poliçede yer alan "Taraflardan herhangi biri sigorta dönemi içerisinde 15 gün evvelinden diğer tarafın bilinen en son adresine iadeli taahhütlü mektup yazmak suretiyle işbu sözleşmeyi feshetme yetkisine haizdir." hükmü çerçevesinde poliçenin iptal edildiğini, bu hüküm kapsamında poliçeyi fesheden tarafın haklı sebep göstermesi şartı bulunmamakta olup fesihten 15 gün önce bildirim yapılmasının yeterli olduğunu, bu çerçevede müvekkili şirket tarafından gönderilen 19.07.2018 tarihli iptal bildirim yazısının davacı tarafından 26.07.2019 tarihinde tebliğ alındığını, poliçe de 11.08.2018 tarihi itibariyle iptal edilmiş olduğundan poliçenin usulüne uygun şekilde feshedildiğini, açıklanan nedenlerle; davacının poliçenin süresinden önce haksız olarak feshedilmesine dayanarak ileri sürdüğü taleplerinin reddi gerektiğini, poliçenin iptali işlemi, poliçede yer alan özel şarta istinaden prim iadesiz gerçekleştirildiğini, davacının dava konusu sigorta poliçesinin süresinden önce haksız olarak feshedilmesine dayalı olarak haksız fesih tarihinden poliçenin bitiş tarihine kadar olan dönem için ödenmiş olan sigorta primlerinin iade edilmesi yönündeki taleplerinin reddi gerektiğini, nitekim poliçe özel şartlarında yer alan; "Yukarıda belirtilen minimum depo primi kadar prim, belirtilen ödeme planı dahilinde tahsil edilecektir. Bu prim sigortacının müktesep hakkı olup belirtilen yıllık tahmini taşıma kapasitesinin gerçekleşmemesi, poliçe iptali vb. durumlarda prim iadesi söz konusu olmayacaktır." hükmü kapsamında poliçenin iptal edildiği hallerde prim iadesinin yapılmasının söz konusu olmadığını belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "..Davacı vekili, 27.10.2017 tarihinde düzenlenen poliçenin davacı-sigortalı tarafından 26.07.2018 tarihinde iptal edildiğini, yürürlükte kalan poliçe için toplam 70.000TL prim tahsil edildiğini, feshin haksız olması ile faydalanılmayan günler için primlerin iadesi talep olunmuştur. Davalı vekili ise, feshin haklı olduğunu, poliçeyi fesih için sebep gerekmediğini, fesihten 15 gün önce bildirimin yeterli olduğunu belirtmiştir.
TTK'nın 1419. maddesi gereği; sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde kanunda aksi öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş sigorta primlerinin sigortalıya iadesinin gerektiği hükmü yer almaktadır. Ayrıca TTK 1452/3. maddesi gereği 1419. madde hükümleri sigorta ettiren aleyhine düzenlenemeyeceğinden davalının feshinin dayanağı bulunmadığından ve poliçede gün sayısı açıkça (365 gün) şeklinde belirtilmiş olduğundan primlerin iadesine karar verildi. Gün esası, kısa müddet esası haricinde kalan durumlarda yıllık primin 365'e bölünmesiyle bulunacak günlük primin, gereken gün sayısıyla çarpılarak hesaplanmasıdır. Prim gün hesabı, emtia nakliyat sigortası genel şartlarında özel bir hesap şekline yer verilmediğinden hizmet sağlanmamış olan 76 gün için hesap olunan 14.575,34-TL ödenmiş primin davalıdan alınarak davacıya iadesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında yer alan poliçenin müvekkili şirket tarafından usulüne uygun şekilde iptal edildiğini, davanın, davacı tarafından müvekkili şirket nezdinde düzenlenmiş olan poliçenin haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle uğranılan zararın tazmini talebiyle ikame edildiğini, bu poliçe müvekkili şirket tarafından haklı sebeplerle feshedildiğinden davanın reddi gerektiğini, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunun, raporda ileri sürülen gerekçeler açıkça sigortacılık hukuku ile taraflar arasında akdedilmiş sigorta poliçesi şartlarına aykırı olduğundan hükme esas teşkil edecek nitelikte olmadığını, bir sigorta şirketi olan müvekkilinin mevcut mevzuat ile akdedilen poliçe sınırları çerçevesinde usule uygun şekilde sözleşmeyi fesih hakkını kullandığını, buna göre usule ve yasaya uygun fesih işlemlerinde prim iadesinin söz konusu olamayacağını, müvekkili şirket tarafından davacının poliçe ile teminat altına alınan taşımacılık faaliyetlerinin yüksek oranda hasar riski taşımakta olduğunun tespiti sebebiyle sözleşmenin feshedildiğine yönelik beyanlarının dikkate alınmadığını, ayrıca “Hasardan Dolayı İptal Nedeniyle” iptal edildiğine dair zeyilin sigortalıya ulaştırıldığını, söz konusu fesihin taraflar arasında düzenlenen poliçede yer alan; "Taraflardan herhangi biri sigorta dönemi içerisinde 15 gün evvelinden diğer tarafın bilinen en son adresine iadeli taahhütlü mektup yazmak suretiyle işbu sözleşmeyi feshetme yetkisine haizdir." hükmü çerçevesinde gerçekleştirildiğini, bu hüküm kapsamında poliçeyi fesheden tarafın haklı sebep göstermesi şartı dahi bulunmadığını, 15 gün önce bildirim yapılmasının yeterli olduğunu, bu çerçevede müvekkili şirket tarafından gönderilen 19.07.2018 tarihli iptal bildirim yazısının davacı tarafından 26.07.2019 tarihinde tebliğ alındığını, poliçe de 11.08.2018 tarihi itibariyle iptal edilmiş olduğundan poliçenin usulüne uygun şekilde feshedildiğini, kök bilirkişi raporunda müvekkili şirket lehine değinilen Yargıtay kararlarında poliçenin düzenlenmesinden itibaren 14 gün içinde itiraz edilmemesi halinde poliçenin özel ve genel tüm şartlarının geçerli olacağının kabul edildiğini, bu kapsamda poliçe özel şartlarında yer alan; "Yukarıda belirtilen minimum depo primi kadar prim, belirtilen ödeme planı dahilinde tahsil edilecektir. Bu prim sigortacının müktesep hakkı olup belirtilen yıllık tahmini taşıma kapasitesinin gerçekleşmemesi, poliçe iptali vb. durumlarda prim iadesi söz konusu olmayacaktır." hükmü gereğince poliçenin iptal edildiği hallerde prim iadesinin yapılmasının söz konusu olmadığını, davacının dava konusu sigorta poliçesinin süresinden önce haksız olarak feshedilmesine dayalı olarak haksız fesih tarihinden poliçenin bitiş tarihine kadar olan dönem için ödenmiş olan sigorta primlerinin iade edilmesi yönündeki taleplerinin reddi gerekirken İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, poliçenin iptali işleminin poliçede yer alan özel şarta istinaden prim iadesiz gerçekleştirildiğini, poliçe özel şartlarında yer alan "Yukarıda belirtilen minimum depo primi kadar prim, belirtilen ödeme planı dahilinde tahsil edilecektir. Bu prim sigortacının müktesep hakkı olup belirtilen yıllık tahmini taşıma kapasitesinin gerçekleşmemesi, poliçe iptali vb. durumlarda prim iadesi söz konusu olmayacaktır." hükmü kapsamında poliçenin iptal edildiği hallerde prim iadesi yapılmasının söz konusu olmadığını, davacının haksız ve yasal dayanaktan yoksun davasının reddinin gerektiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesinin iptal edilmesi nedeniyle fazladan tahsil edilen sigorta priminin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 1419. maddesi “Sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde, Kanunda aksi öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir.” düzenlemesini havidir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 1452/3. maddesi ise; “..1405, 1409, 1413 ilâ 1417, 1419, 1421, 1422 ilâ 1426 ncı maddeler, 1427 nci maddenin ikinci ilâ beşinci fıkraları, 1428 inci madde, 1430 uncu maddenin birinci ve üçüncü fıkraları, 1431 inci maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ve 1433 ilâ 1449 uncu madde hükümleri, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri uygulanır.” düzenlemesini içermektedir.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı sigorta şirketince, davacı yanın taşımacılık faaliyetlerinin yüksek oranda hasar riski taşımakta olduğuna ilişkin iddiasının ispat edilememiş olmasına, sigortalının bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğine ilişkin bir tespitin bulunmamasına, davalı sigorta şirketinin sözleşme süresi dolmadan sözleşmeyi feshi sebebiyle TTK'nın 1409. maddesi gereğince işlemeyen günlere ait ödenmiş primlerin sigorta ettirene iadesi gerekmesine, TTK'nın 1452/3 maddesi gereğince; 1449 uncu madde hükümlerinin sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemeyeceği, değiştirilirse Kanun hükümlerinin uygulanacağına ilişkin hükmü nazara alındığında poliçe özel şartları ile pirim iadesinin söz konusu olamayacağının kararlaştırılmış olmasının bahse konu kanun hükmü gereğince uygulanamayacağına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 995,65-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 249,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 746,35-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 14/03/2025
... ..