T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ: 21/03/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 09/09/2021
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 21/03/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin vermiş olduğu hizmetin gerek müvekkilini gerekse davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında, ISG defterlerinde mevcut olduğu gibi davalı taraf ile yapılan sözleşmede de bu husus açıkça ortada olduğunu, ticari uyuşmazlık olması hasebiyle arabulucuya başvurulduğunu, tarafların anlaşamamaları üzerine arabuluculuk son tutanağı düzenlendiğini, davalı tarafın itirazları tamamen icra takibini sürüncemede bırakmak amacıyla olup taraflarınca hiçbir şekilde kabul edilmediğini, müvekkili sonuna kadar gereken hizmeti davalıya vermiş hizmet alımı esnasında herhangi bir itirazda bulunmayan davalı taraf iş para ödemeye geldiğinde kötüniyetli olarak itirazda bulunduğunu, müvekkilinin hizmet verdiği dönemde davalı tarafın işyerinde hiçbir iş kazası ve meslek hastalığı yaşanmadığını, müvekkili davalı taraf ile yapılan sözleşmenin 6. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince haklı fesihle....hizmeti durdurduğunu, ...er çalıştırdığı prfesyonellerle yıllık sözleşme imzaladığını ve ilgili firmada görevlendirdiğini, firmalar yükümlülüklerine uymadığı için yaklaşık 8 ay süren ... hizmetine rağmen çalışanlarına 1 yıllık ödeme yaptığını, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri sonuna kadar yerine getirdiğini, İş sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri yönetmeliğinin gerekleri müvekkilince sonuna kadar yerine getirildiğini, ancak verdiği hizmetin karşılığı davalı tarafça ödenmediğini, ... firmasının hukuk dışı talepleri yerine getirilmediğini, bu nedenlerle davalı tarafın Antalya 3. İcra Müdürlüğünün... E. nolu dosyasındaki itirazının iptali ile kötüniyetli davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilerek söz konusu tazminatın davalı taraftan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 6331 sayılı iş sağılığı ve iş güvenliği kanunu gereğince, işverence yapılması gereken işlerin ve alınması gereken tedbirlerin alınabilmesi işlerinin yapılması ve yasal sorumluluklarının yerine getirilmesi için davacı ile (...) anlaşıldığını, sözleşme gereğince davacının yapacağı işler örnekseyici olarak sayıldığını ve iş güvenliği hususunda yapılması gereken her türlü iş ve işlemin ...firmasınca yapılması kararlaştırıldığını, ....firması müvekkiline düzenli olarak faturalar kesildiğini ve gönderildiğini, kesilen faturalar müvekkilince ödendiğini, müvekkili firma yetkilileri çıkarılan yeni kanun uyarınca kanunda belirtilen işlerin yapılmasını ... firmasına devir ettiğini, ancak kanun yeni olduğundan ve yapılması gereken işlerin ne olduğu müvekkilince tam olarak bilinmediğinden firmanın çalışması ve çalışma içeriği ve verimi görülemediğini, ...firmasının işini yapmadığını, davacı şirketin işini düzgün yapması, sözleşmede kendisine düşen sorumlulukları yerine getirmesi ve düzenli olarak raporlama yapması konusunda defalarca uyarıldığını, ancak davacı şirket kendisine düşen sorumlulukları yerine getirmediği gibi yaptığı işlerin takip edilmesine olanak verecek şekilde düzenli raporlamada yapmadığını,...firması kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemesine ve sözleşmeye uygun davranmamasına rağmen müvekkili şirket hakkında icra takibine başlattığını, (Antalya 3.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası) ancak, başlatılan icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, akabinde davacı itirazın iptali davası açtığını, açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa borcu bulunmadığını, bu nedenlerle öncelikle tüm ticari ilişki ve davacının müvekkiline yapması gereken iş ve işlemler tüm cari hesap bakiyesi birlikte bilirkişiler vasıtası ile değerlendirilerek; şirketçe yapılması gereken işlerin tespitini, yapılan ve yapılmayan işlerin neler olduğunun tespiti ve bedellerinin tespitini, borçlu olmadıklarının tespitini, fazla ödeme var ise tespitini, haksız ve hukuka aykırı gerekçelerle açılan davanın reddini, davacının Alacağın %20 sinden az olmayan kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "...Dosya kapsamı itibariyle, taraflar arasındaki iş sağlığı ve güvenliği sözleşmesi nedeni ile ticari ilişki bulunduğu hususunun ihtilafsız olduğu, bu kapsamda davacının davalıya bu hizmeti belli bir süre temin ettiği, davacının bu sözleşmeden kaynaklı bakiye alacağı olduğu iddiasıyla davalı hakkında ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe itirazı üzerine eldeki iş bu itirazın iptali davasının ikame edildiği anlaşılmıştır. Davalı taraf cevap dilekçesinde, davacı ile olan ticari ilişkiyi kabul etmekle birlikle, ... firması tarafından vekil edenine düzenli olarak faturalar kesilip gönderildiğini, kesilen faturalar davalı firmaca ödendiğini, vekil edeni firma yetkilileri çıkarılan yeni kanun uyarınca kanunda belirtilen işlerin yapılmasını...firmasına devir ettiğini, ancak, kanun yeni olduğundan ve yapılması gereken işlerin ne olduğu davalı tarafca tam olarak bilinmediğinden firmanın çalışması ve çalışma içeriği ve verimi görülediği, ... firmasının işini yapmadığı; uygulamanın zamanla genişlemesi, başka firmalarınında piyasada yer alması ve yapılması gereken işlerin tam olarak öğrenilmesi üzerine ancak çok daha sonra anlaşıldığını,...firmasının birçok işi eksik yaptığının anlaşıldığını ileri sürmüştür. Dava konusu alacağın dayanağı olan faturaların davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığında faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren davacı tarafa ait olup malın/hizmetin verildiğini her türlü delille ispat edebilir. Davacı taraf da tarafların ticari defter ve kayıtlarına, İSG katip sistemi kayıtlarına ve iş güvenliği takip defterleri ile kayıtlarına dayandığı görülmüştür. Bu kayıtlar üzerinde bilirkişi heyetlerine yaptırılan inceleme sonucunda "... firmasının mevzuatlar kapsamında görevlerinin tamamını olmasa da büyük bölümünü yerine getirdiği değerlendirilmiş olup %20 kesinti" yapılması gerektiği saptanmıştır. Neticeten hizmet yüklenicisi firma tarafından edimlerin ortalama % 80 nispetinde yerine getirildiği, bu durumun hizmet alan şirketin ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu gösterdiği, alacağın faturaya dayalı olup likit nitelikte olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne (Antalya 11. Hukuk Dairesi 09/07/2019 Tarih... E. ... K. Sayılı ilamı)" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkilin iş güvenliği firması olarak çalışmakta olduğunu ve davalı tarafa iş sağlığı ve güvenliği hizmeti vermiş olup verdiği hizmetin karşılığı olarak aralarında yapılan sözleşme gereği davalı taraftan almaya hak kazandığı hizmet bedelini alamadığını, davacı müvekkilin vermiş olduğu hizmetin davacı müvekkilin ve davalı tarafın ticari defterler ve kayıtlarında, ISG defterlerinde mevcut olup ayrıca davalı taraf ile yapılan sözleşmede de bu hususun açıkça ortada olduğunu, davalı tarafa davacı müvekkilin sözleşme gereği verilmesi gereken hizmeti eksiksiz ve tam olarak gerektiği gibi verdiğini, davacı müvekkilce verilen hizmete karşı davalı tarafça hiçbir itiraz da yapılmadığını, davalı tarafın icra takibine itirazının hiçbir haklı dayanağı olmayıp tamamen kötü niyetli olarak icra takibini sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, davacı müvekkilin davalı tarafa hizmet verdiği dönemde davalı tarafa ait iş yerinde hiçbir iş kazası ve meslek hastalığı da yaşanmadığını, yerel mahkemece alınan ilk ... tarihli bilirkişi raporlarının da davacı müvekkilin davalı tarafa hizmet verdiğinin tespit edilmiş olup ayrıca sözleşme gereği vermesi gereken hizmeti eksiksiz yerine getirdiğinin tespit edildiğini, ikinci defa alınan ... tarihli bilirkişi raporunda ise davacı müvekkilin % 80 oranında hizmet verdiği yönünde rapor düzenlenmiş olup ilk bilirkişi raporu ile çelişkili olduğunu ayrıca eksik imzalar olduğu, fesih bildirimi olmadığı şeklinde eksik inceleme yaparak |rapor tanzim edildiğini, bu hususa ilişkin olarak eksik imzaların davalı işverenin imzaları olup davacı müvekkilin davalı işverene zorla imza attırma yükümlüğü bulunmadığını, bu durumun davacı müvekkilin vermiş olduğu hizmet açısından bir eksiklik teşkil etmediğini, fesih bildirimine ilişkin olarak davalı tarafa noter kanalıyla ihtarname çekildiğini ve ayrıca mail olarak da bildirim yapıldığını, bu sebeplerle ... tarihli bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece çelişkili ikinci bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararın yerinde olmadığını, dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde davacı müvekkilin hizmeti eksiksiz ve tam olarak verdiği ve hizmet bedelini alamadığının ortada olduğunu, mahkemece davanın kışmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının taraflar arasında düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği hizmet alımına ilişkin sözleşme uyarınca taahhüt ettiği hizmeti 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve tüm yasal mevzuat hükümlerine göre eksiksiz yerine getirme borcu altına girdiğini, davacının, fatura alacağına dayalı olarak alacak talebinde bulunmakla, öncelikle fatura içeriği hizmetin verildiğini kanıtlamakla yükümlü olduğunu, salt fatura düzenlenmesinin fatura konusu alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığını, dosyaya sunulan ... tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, davacı şirketin edimini üstlendiği ifaları hiç veya gereği gibi yerine getirmediğini, söz konusu edimlerin müvekkil davalı şirketin işbu sözleşmeyi yapmasındaki saiki ve menfaatini doğrudan etkileyecek ve ihlal edecek derecede olduğunu, yükümlülüklerin yerine getirilmediği sabitken ve davacı şirketin görevini yerine getirmediği açığa çıkmışken işverenin seçimlik haklarını kullanmadığı, sözleşmenin feshedildiğine dair belge ya da beyana rastlanmadığına dair hakkaniyete aykırı bir yorumla görevini yerine getirmeyen iş güvenliği firmasının alacaklı olduğunun belirtilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının, sözleşme nedeniyle hizmetin tam yerine getirildiğini ispatlayamadığını, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini, yasal mevzuat ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin hatalı yorumlandığını, denetime elverişli olmadığını, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, reddedilen miktar yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, mahkemece hatalı ve eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava: İş sağlığı ve güvenliği hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı tarafın istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede;
Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı tarafça dava dilekçesinde dava değeri 24.161,92 TL olarak gösterilmiş, Mahkemece davanın kısmen kabulü ile toplam 19.329,53 TL üzerinden takibin devamına karar verilmiş olmakla istinaf incelemesine konu kararda reddedilen miktar 4.832,39 TL'dir. Davacı da bu miktar yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
02 Aralık 2016 gün ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasanın 41. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 TL'ye çıkarılmıştır. Bu miktar 2018 yılı için 3.560,00 TL, 2019 yılı için 4.400,00 TL'dir, 2020 yılı için 5.390,00 TL, 2021 yılı için 5.880,00 TL'dir.
İstinafa konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra 08/09/2021 tarihinde verildiğinden miktar itibariyle kesin niteliktedir.
İstinaf başvurusunun kesin nitelikte bir karara yönelik olup olmadığını denetleme görevi öncelikli olarak İlk Derece Mahkemesine aittir. Ancak İlk Derece Mahkemelerinin bu hususu gözetmeden dosyayı Bölge Adliye Mahkemesine göndermesi halinde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ne şekilde bir karar verileceği 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesinde gösterilmemiş, sadece gerekli kararın verileceği ifade edilmiştir.
Bu konuda kanunda bir açıklık bulunmamakla birlikte 01/06/1990 tarih ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın bu tür olaylarda kıyasen uygulanması mümkündür. Sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı, İlk Derece Mahkemelerinden verilen bir kararın kesin nitelikte olmasına rağmen temyiz edilmesi ve İlk Derece Mahkemesi tarafından bu konuda bir karar verilmeksizin dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi halinde Yargıtay'ın, İlk Derece Mahkemesine bu konuda geri çevirme kararı verilmeksizin, temyiz talebinin reddine karar vermesinin mümkün olduğu yönündedir.
İlk Derece Mahkemesince Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 8/11 maddesi gereğince kanun yolu formu hazırlanmak suretiyle istinaf dilekçesiyle birlikte dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi halinde, İlk Derece Mahkemesinin istinaf kanun yoluna başvurulan kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaşarak dosyayı Bölge Adliye Mahkemesine göndermiş olduğunu kabul etmek gerekir. Zira İlk Derece Mahkemesince kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaşılması halinde ayrı bir karar yazılmamaktadır. Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesinin kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaştığı kabul edilerek, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince gerekli kararın (ret kararının) verilmesi gerekecektir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca davacı yönünden kesin nitelikte olduğundan, davacı vekilinin karara karşı istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince kararın miktar itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı tarafın istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede;
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde) yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılayacağı ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Somut olayda, mali müşavir bilirkişinin raporu ile, tarafların uyuşmazlık konusu döneme ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının icra takibine esas faturalarının davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, yalnız 3 adet toplam 4.691,00 TL'lik kısmın davalı kayıtlarında yer almadığı, defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 19.446,69 TL alacaklı olduğu, yine 13/11/2018 tarihli mutabakatta, davacının 19.446,68 TL davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, tarafların ticari defterlerine kaydedilen ve mutabakatta bulunan faturalara ilişkin davalının hizmetin yerine getirilmediğine ilişkin savunmasına itibar edilemeyeceği, davacının 19.446,68 TL yönünden davalıdan alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 3 adet toplam 4.691,00 TL bedelli faturalar yönünden faturalara konu hizmetin verildiğine ilişkin ispat külfetinin davacıda olduğu, ancak mahkemece kabul edilen 19.329,53-TL alacağın 19.446,68 TL'den az olması nedeniyle hüküm altına alınan miktarın davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil edeceği, alacağın likit olması nedeniyle kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu gözetilerek davalının sair istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak mahkemece dava kısmen reddedildiği halde reddedilen miktar yönünden kendisini vekille temsil eden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı lehine vekalet ücreti taktir edilmemesi hatalı olmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, istinaf edenin sıfatı ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/09/2021 tarih ve ... Esas,...Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
a-Davanın kısmen kabulü ile,
Davalının Antalya 3. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 19.310,23-TL asıl alacak, 19,30.-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 19.329,53-TL alacak üzerinden devamına,
Fazlaya ilişkin istemlerinin reddine,
19.310,23.-TL asıl alacağın % 20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.320,40.-TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 412,63-TL harcın mahsubu ile bakiye 907,77.-TL harcın davalıdan TAHSİLİ ile Hazineye gelir KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesi tarafından yazılmasına,
Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/12/2021 tarih ve...Esas - ... Karar sayılı, ...ve...Harç sayılı Harç Tahsil Müzekkerelerinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE,
c-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ile 412,63 TL peşin harç olmak üzere toplam 457,03 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
ç-Davacının bu dava nedeni ile yapmış olduğu posta, tebligat, bilirkişi ücreti, ihtar masrafı toplamından ibaret toplam 2.467,00-TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı gözetilerek hesaplanan 1.973,59-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
d-Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeni ile kamu tarafından yapılan 1.320,00.TL yargılama giderinin 6325 sayılı HUAK'nın 18/A-13. maddesi gereği 1.055,99-TL'sinin davalıdan, 264,01.-TL' sinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
e-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 4.080,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
f-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan miktar üzerinden hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
g-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
4-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Taraflarca yatırılan peşin istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
b-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 330,10 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE,
c-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
ç-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 53,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 215,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
e-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.21/03/2025
...