T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 24/02/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 11/10/2021
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit - İstirdat
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 24/02/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili asıl dava davada; müvekkillinin ...emekli olup, kendine ait evinde yalnız yaşadığını, müvekkilinin evleneceği kişi olarak gördüğü davalı ...'a inanarak bir takım borçlarını kapatması için borç para verdiğini, para bitince de davalının müvekkilinden iki adet evrak alarak başkalarından borç almak için bunları teminat olarak kullanacağını söylediğini, daha sonra davalının Antalya 9. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığını, davalı tarafından başlatılan icra takiplerine dayanak olarak 2 adet kambiyo senedi özelliği taşımayan yazılı belge (3. kişiden para almak için teminat olarak verilen) sunulduğunu, davalı tarafından başlatılan icra takibine dayanak teskil edilen belgeler nazara alındığında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılacak icra takibine uygun olmayıp davalı alacaklı tarafından kanuna ve usule aykırı olarak takibe konulduğunu, belge metninde davacı borçlunun davalıya ödeme taahhüdünü içeren bir beyanının bulunmadığını, ödeme yapacağına ve taahhüt altına gireceğine dair kabul beyanı ve kabul idaresinin bulunmadığını, senet veya bonoda bu hususun geçerlilik şartı olduğunu, davalı tarafından icraya dayanak teşkil eden belge metninde bu beyan olmadığı için belgenin adi belge olduğunu, kambiyo senedi niteliğini kazanmadığını, belgede tanzim yerinin mevcut olmadığını, tanzim yerinin yazılmamış olması durumunda borçlunun senet metni üzerinde belitrmiş olduğu adresin tanzim yeri olarak kabul edileceğini, davacı borçlunun adının ve soyadının olduğu yerde bir adresin de mevcut olmadığını, davalının geçersiz senedi geçerli hale getirmek için acele ve sonradan yazıldığı açıkça belli olan ad ve soyadının bulunduğu yere Antalya eklemesini yaptığını, bu eklemenin senet metnine bakıldığında anlaşıldığını, müvekkili ile davalı ...'un aralarında herhangi bir ticari ilişkinin de bulunmadığını belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili birleşen davada; davacının uzun yıllardır yurt dışında yaşadığını, Türkiye'ye dönüş yaptığında davalı ile arkadaşlık kuduğunu ve davalıya 8.000,00 Euro borç para verdiğini, davacının vermiş olduğu borç parayı davalıdan istediğini ancak borcunu tahsil edemediğini, davalının davacıyı arayarak borcunu ödeyeceğini söylediğini ve bunun üzerine davacıyı avukatlık ofisine çağırdığını, davacının avukatlık ofisine boşandığı eşi ... ile birlikte gittiğini, davalının davacıya borcunu ödeyeceğini ancak ödeme yapmadan önce bu parayı aldığına dair bir belge imzalaması gerektiğini söylediğini, davacının imza atmayı kabul etmediğini ve bunun üzerine aralarında tartışma yaşandığını, davalının, davacıyı ofisteki yan odaya çağırarak özel konuşmak istediğini belirttiğini ve özel görüşmeye başladıklarını, davalının, davacıya karşı bu işlemin bir prosedür olduğunu, davacıya olan borcun ödendiğinin ispati için ibraname diye ifade ederek böyle bir belgenin imzalanması gerektiği hususunda davacıyı ikna ettiğini, davacının davalı ile olan samimiyetine, güven duygusuna inanarak ibraname diye belirtilen 2 adet belgeyi imzaladığını, Antalya 9. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı icra takibinde davacıya 03.04.2019 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiğini, başlatılan icra takibi sonrasında davalı tarafından imzalatılan belgelerin 40.000,00-TL bedelli iki adet senet olduğunu öğrendiğini, bunun üzerine davacının davalı ile iletişime geçerek bu borcun sebebini öğrendiğini, kendisini kandırarak hile yoluyla bu senetleri imzalattığını söylediğini ve senetleri geri istediğini, davalının davacı ile buluşarak bu senetleri tahsil edeceğini söyleyerek davacıyı tehdit ettiğini belirterek davalıya ödenen 111.412,23-TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Asıl dava dosyasında ve birleşen dava dosyasında dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup, davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "Eldeki asıl dava takibe konu senetlerin borç para temini için verilen teminat senedi olmasından bahisle borç doğurmadığı yönünde menfi tespit davası birleşen dava ise aynı senetlerin tehdit yoluyla alındığı iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır.
Davacıya çelişkili talebi açıklattırılmış davalının sürekli kendisinden borç aldığını, borçları ödemeyeceğince bunları ödemek için birinden para alacağının bunun için imzasının gerektiğini söyleyip kendisinden parayı vermemekle tehdit ederek imza aldığını bu sebeple senetlerden borçlu olmadığını beyan etmiştir.
Kambiyo senetleri illeten mücerret senetler olup asıl ilişkiden bağımsız şekilde borç doğururlar. Senedin bundan başka bir sebeple verildiğinin ispatı ancak yazılı delil ile mümkündür. Bu kapsamda davacı senetlerin teminat için verildiğine dair herhangi bir delili olmadığı görülmekle asıl davanın yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Diğer yandan senet düzenlenmesi de bir hukuki işlem olmakla hukuki işlemin geçerliliği şartlarına ve bu arada iradenin fesada uğramaması gerekliliğine de tabidir. Davacı birleşen davasında senetlerin tehdit ile alındığını öne sürmüştür. Bu iddia ise her türlü delil ile ispat edilebilir. Ancak dinlenen tanık beyanlarında görgüye dayalı olarak bu senetlerin tehdit yoluyla alındığına dair bir bilgi edinilemediğinden davacının birleşen davasının da yerinde olmadığı görülmüş ve davaların reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davacı vekili tarafından asıl dava ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllar yurt dışında ikamet ettiğini, Türkiye'ye dönüş yaptığında ... isimli şahıs ile arkadaşlık kurduğunu ve bu şahsa 8.000,00 Euro borç para verdiğini, daha sonra müvekkilinin vermiş olduğu borç parayı ...'tan istediğini ancak bu borcu tahsil edemediğini, sonrasında ...'un müvekkilini arayarak borcunu ödeyeceğini söylediğini müvekkilini avukatlık ofisine çağırdığını, müvekkilinin avukatlık ofisine boşanmış olduğu eşi ... isimli şahıs ile beraber gittiğini, ...'un müvekkiline borcunu ödeyeceğini ancak ödeme yapmadan önce bu parayı aldığına dair bir belge imzalaması gerektiğini söylediğini, müvekkilinin imza atmayı kabul etmediğini ve aralarında tartışma yaşandığını, bunun üzerine ...'un müvekkilini yan odaya çağırarak özel konuşmak istediğini belirttiğini ve özel görüşmeye başladıklarını, ...'un müvekkiline karşı bu işlemin bir prosedür olduğunu, müvekkiline olan borcun ödendiğinin ispatı için ibraname diye ifade ederek böyle bir belgenin imzalanması gerektiği hususunda müvekkilini ikna ettiğini, müvekkili her ne kadar tedirgin ve endişe içinde olsa da, uzun yıllar yurt dışında yaşamış olduğundan Türk Hukuk sistemini bilmediği ve ... ile olan samimiyetine, güven duygusuna inanarak ibraname diye belirtilen 2 adet belgeyi imzaladığını, Antalya 9. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı icra takibinde, müvekkiline 03.04.2019 tarihinde ödeme emri tebliğ edildiğini, başlatılan icra takibi sonrasında ... tarafından imzalatılan belgelerin 40.000,00 TL bedelli iki senet olduğunu öğrendiğini, bunun üzerine müvekkilinin davalı ile iletişime geçerek bu borcun sebebini öğrendiğini, kendisini kandırarak hile yoluyla bu senetleri imzalattığını söylediğini ve senetleri geri istediğini, sonrasında davalı ...'un müvekkili ile buluşarak bu senetleri tahsil edeceğini söylediğini ve müvekkilini tehdit ettiğini, müvekkilinin karşı tarafa duyduğu korku, tehdit ve kendisini icra baskısı altında hissettiğinden dolayı başlatılan icra takibine konu parayı 30.09.2019 tarihinde senet bedeli, faiz, icra vekalet ve masraflar olmak üzere toplamda 111.412,23-TL ödediğini ancak istirdat hakkını saklı tuttuğunu, müvekkilinin daha sonra davalı ...'un cezaevine girdiğini öğrendiğini ve üzerindeki tehdit baskısının bir nevi ortadan kalktığını düşünerek hukuka aykırı bu işleme karşı dava açtığını, Mahkemenin ise yargılama neticesinde davaların reddine karar verdiğini, her ne kadar karşı taraf iddialarını inkar etse de, yapmış olduğu savunma ve sunmuş olduğu delillerin çelişki içerdiğini, öncelikle karşı taraf tanığının müvekkiline husumet beslediğini, iddiaları tamamen gerçeğe aykırı olup beyanlarının Mahkemece değerlendirmeye alınmaması gerektiğini, müvekkilinin Almanya'dan emekli olduğunu, ekonomik durumunun Türkiye standartlarına göre yüksek olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin borçlanmasını gerektirecek ekonomik herhangi bir sorununun mevcut olmadığını ve önceki dönemlerde de olmadığını, söz konusu olayda karşı tarafın beyanlarının müvekkilinin borç aldığı iddiasına yönelik olduğunu fakat müvekkilinin ekonomik koşulları göz önünde alındığında bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.
Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
Asıl dava; İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit; birleşen dava ise asıl dava ile aynı kambiyo senetlerinden ve icra takibinden kaynaklı istirdat davası niteliğindedir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının asıl davada dava dilekçesinde Antalya 9. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra dosyasında takibe konu 40.000,00 TL bedelli iki adet senedin kambiyo senedi vasfında olmadığını, bu belgelerin davacı tarafından üçüncü kişiden borç para alması için teminat olarak davalıya verildiğini, takibe konu senetlerin borç para temini için verilen teminat senedi olmasından bahisle borç doğurmadığını; birleşen davada ise, aynı senetlerin davalı tarafından borç olarak alınan paranın geri ödenmesine ilişkin ibraname diye hileyle imzalatıldığını, tehdit edildiği için senet bedellerini ödemek zorunda kaldığını ileri sürdüğü, Yerel Mahkemece ön inceleme duruşmasında davacıya çelişkili talebinin açıklattırıldığı, davacının davalının sürekli kendisinden borç aldığını, borçları ödemeyeceğince bunları ödemek için birinden para alacağını, bunun için imzasının gerektiğini söyleyip kendisinden parayı vermemekle tehdit ederek imza aldığını bu sebeple senetlerden dolayı borçlu olmadığını beyan ettiği, dava ve takibe konu senetlerin kambiyo senedi vasfında olduğu, davacı tarafça imza inkarında bulunulmadığı, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğu, senedin başka bir sebeple verildiğinin ispatının ancak yazılı delil ile mümkün olduğu, davaya konu senetler üzerinde teminat senedi olarak verildiklerine ilişkin herhangi bir ibarenin yer almadığı, davacı tarafça bu hususta başkaca yazılı bir delilin de dosyaya sunulmadığı, böylece senetlerin başka bir sebeple verildiği iddiasının davacı tarafça ispatlanamadığı; yine davacı birleşen davada senetlerin tehdit ile alındığını ileri sürmüş ise de; Yerel Mahkeme huzurunda dinlenen davacı tanığının senetlerin tehdit yoluyla alındığına dair görgüye dayalı bir bilgisinin bulunmadığı, davacının tanığı ...'i de dinletmekten vazgeçtiği, dinlenen davalı tanığının da dava konusu senetlere ilişkin görgüye dayalı bir bilgisinin bulunmadığı, davacının her türlü delille ispat edebileceği bu iddiasını da usulünce ispatlayamadığı, davacının husumetli olduğunu ileri sürdüğü davalı tanığının beyanlarının hükme esas alınmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, asıl ve birleşen davada verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının asıl ve birleşen dava yönünden İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacının asıl ve birleşen dava dosyalarına yönelik istinaf başvurusu açısından Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gerekli 1.230,80-TL istinaf karar harcından peşin alınan 118,60-TL harcın mahsubuyla bakiye 1.112,20-TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi'nce ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın tebliği ve harç tahsili işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince YERİNE GETİRİLMESİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24/02/2025
...