T.C.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 05/10/2021
DAVANIN KONUSU: Alacak
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 05/03/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalının yurt dışından turist getiren seyahat acentesi olduğunu, müvekkilinin de uçakla gelen turistleri Antalya havalimanından otellerine ya da turistik turlara götüren taşımacı olduğunu, taraflar arasında davalının getirdiği tüm yolcuların taşıma işinin 3 yıl süre ile sadece davacı tarafından yapılacağına dair 01.04.2013 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 3. maddesindeki sadakat ve rekabet etmeme borcuna aykırı davranan davacının yolcularını dava dışı ...aracılığı ile taşıtmaya başladığını, bu nedenle davacının beklenen ve muhtemel kazanç kaybına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin davalının başka şirkete taşıtma yaptığını, tutanaklarla tespit ettiğini, davalının 03.03.2014 tarihinde e-mail göndererek müvekkilinden aylıklı kiralanan araçların kiralamasının sona erdiğini bildirdiğini, bu tarihten sonra da müvekkilinden taşıtma için araç istemediğini, 2014 sezonu boyunca müvekkilinin işsiz beklediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile haksız olarak davalı tarafça feshedilen turistik taşıma sözleşmesi nedeniyle yoksun kalınan kazanç ve haksız fesih sebebiyle uğranılan zararın karşılığı olan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren değişik oranda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, davacı vekili 27.01.2017 tarihli bedel arttım dilekçesi ile talebini 439.770,67 TL'ye yükseltmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, sözleşme ile ilgili uyuşmazlığın TTK'nın 855. maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, dava tarihi itibari ile 1 yıllık sürenin geçtiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ve bu nedenle reddi gerektiğini, davacının açtığı davanın mükerrer olduğunu, zira davacının aynı alacak ile ilgili Antalya 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, takibe itiraz etmeleri üzerine... Esas sayılı davanın açıldığını ve derdest olduğunu, derdestlik itirazları olduğunu, davalının iş hacmi düşünüldüğünde taşıma için başka bir şirket ile anlaşılmasının vekalet yasağını ihlal anlamına gelmediğini, anlaşmadan sonra davalı ile olan iş ilişkisinin aksamaya yer vermeksizin devam ettirildiğini, sözleşmede başka bir taşımacıya taşıma yaptırılmasına engel teşkil edebilecek bir madde olmadığını, davacının sözleşme ile yüklendiği edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, davacının sağladığı araçların ve araç kaptanlarının 28.02.2014 ila 01.03.2014 tarihleri arasında sebep oldukları olumsuzluklar ve aksaklıklar nedeniyle müvekkilinin müşterilerine karşı zor durumda kaldığını, bu nedenle 21.03.2014 tarihli ihtarnameyi davacıya gönderdiğini, davacının taşıma sözleşmesini bilinçli olarak ihlal ettiğini, belirsiz alacak davası açılma şartlarının gerçekleşmediğini, davacının hizmet vermediği 2 yıl için ücret talep ederek sebepsiz olarak zenginleşmeye çalıştığını, müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, tam tersine alacaklı olduğunu savunarak davanın öncelikle zamanaşımı ve derdestlik yönünden reddini, bu talepleri kabul edilmediği takdirde esastan reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece: toplanan deliller ve tüm dosya mündericatına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin ilk önce davalı şirket tarafından ihlal edildiği, sözleşmedeki rekabet yükümlülüğüne aykırı davranarak davacının rakibi olan ...firması ile aynı işleri yapması için 25.02.2014 başlangıç tarihli sözleşme imzaladığı, dolayısı ile taraflar arasındaki sözleşmenin davalı yanca sözleşmenin bitimine 2 yıldan fazla süre varken haksız olarak feshedildiği, bu durumda davacının haksız fesih nedeniyle uğradığı zararı davalı şirketten talep etme hakkının bulunduğu kabul edildiği, zarar miktarının Yargıtay 11 HD'nin yerleşik içtihatlarından hareketle, davacının aynı veya benzer şekilde sözleşme yapması için gereken makul süre tespit edilip, bu sürede elde edeceği gelir hesaplanıp, anılan süre içinde yapmadığı giderler mahsup edilmek suretiyle belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, davacının turizm taşımacılığı işi yapması nedeniyle, bu sürenin bilirkişi raporlarında 1 yıl olarak belirlendiği görülmüş ve konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından, belirtilen ilkeler doğrultusunda hazırlanan son ek rapora itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dairemizin 29/03/2021 tarih ...Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... Taraflara arasındaki ilişki, taşıma hizmet sözleşmesi olup TTK'nın 850. maddesi kapsamında olmadığından davalının zamanaşımına yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir.
Müspet zarar, sözleşme nedeniyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi nedeniyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği, müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Diğer bir ifadeyle müsbet zarar, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarar şeklinde de tanımlanabilir. Bu durumda davacının taşıma yapılmayan seferler için talep ettiği yoksun kalınan kar, müspet zarar kapsamı içerisinde kalmaktadır.
Bilirkişilerce davacı şirketin feshedilen sözleşme yerine en erken bir yıl geçmeden yeni bir sözleşme imzalayamayacağı görüşü bildirilmiş ise de, davalı sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmiş ve fesih tarihten itibaren taşıma için araç kiralamasından vazgeçtiğini e-mail ile davalıya bildirmiştir.
TBK'nın 408. maddesi uyarınca davacının mevsimsel turizm işi yaptığı, turizm sezonu dışında araçlarının bir kısmı ile fesih tarihinden sonra başka işler alabileceği gözetilerek buna göre hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken davacının bir yıl boyunca başka bir iş bulamayacağı faraziyesine dayalı olarak davanın yanılgılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. TBK'nın 408. maddesi değerlendirilmek suretiyle davacının haksız fesih sebebiyle kaçırdığı fırsatlar ve yapmak zorunda kalacağı masraflar ve bu arada da kısmen de olsa alabileceği taşıma işi nedeniyle elde edebileceği kar durumu nazara alınarak davacının kendi ihmali ile kaçırdığı gelir kaybının da tazminattan indirim yapılarak hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf başvurusu yerindedir.
Bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde değerlendirme yapılarak ulaşılacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, mahkeme kararı kaldırıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince; "... taraflar arasındaki sözleşmenin ilk önce davalı şirket tarafından ihlal edildiği, sözleşmedeki rekabet yükümlülüğüne aykırı davaranarak davacının rakibi olan ... firması ile aynı işleri yapması için 25.02.2014 başlıngıç tarihli sözleşme imzaladığı, dolayısı ile taraflar arasındaki sözleşmenin davalı yanca sözleşmenin bitimine 2 yıldan fazla süre varken haksız olarak feshedildiği, bu durumda davacının haksız fesih nedeniyle uğradığı zararı davalı şirketten talep etme hakkının bulunduğu kabul edilmiştir. Zarar miktarının Yargıtay 11 HD .nin yerleşik içtihatlarından hareketle, davacının aynı veya benzer şekilde sözleşme yapması için gereken makul süre tespit edilip, bu sürede elde edeceği gelir hesaplanıp, anılan süre içinde yapmadığı giderler mahsup edilmek suretiyle belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, davacının turizm taşımacılığı işi yapması nedeniyle, bu sürenin bilirkişi raporlarında 1 yıl olarak belirlendiği görülmüş ve konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından, belirtilen ilkeler doğrultusunda hazırlanan son ek rapora itibar edilerek davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile davanın KISMEN KABULÜ İLE; 302.310,72 TL'nin 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden, bakiye kısmının 27/01/2017 tarihinden itibaren işleyen değişen oranlı reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE dair verilen karar, Taraf vekillerince istinaf edilmiş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi' nin 29/03/2021 tarih ve...Esas ...Karar sayılı ilamı ile ; "...Taraflara arasındaki ilişki, taşıma hizmet sözleşmesi olup TTK'nın 850. maddesi kapsamında olmadığından davalının zamanaşımına yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir. Müspet zarar, sözleşme nedeniyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi nedeniyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği, müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Diğer bir ifadeyle müsbet zarar, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarar şeklinde de tanımlanabilir. Bu durumda davacının taşıma yapılmayan seferler için talep ettiği yoksun kalınan kar, müspet zarar kapsamı içerisinde kalmaktadır. Bilirkişilerce davacı şirketin feshedilen sözleşme yerine en erken bir yıl geçmeden yeni bir sözleşme imzalayamayacağı görüşü bildirilmiş ise de, davalı sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmiş ve fesih tarihten itibaren taşıma için araç kuralamasından vazgeçtiğini e-mail ile davalıya bildirmiştir. TBK'nın 408. maddesi uyarınca davacının mevsimsel turizm işi yaptığı, turizm sezonu dışında araçlarının bir kısmı ile fesih tarihinden sonra başka işler alabileceği gözetilerek buna göre hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken davacının bir yıl boyunca başka bir iş bulamayacağı faraziyesine dayalı olarak davanın yanılgılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. TBK'nın 408. maddesi değerlendirilmek suretiyle davacının haksız fesih sebebiyle kaçırdığı fırsatlar ve yapmak zorunda kalacağı masraflar ve bu arada da kısmen de olsa alabileceği taşıma işi nedeniyle elde edebileceği kar durumu nazara alınarak davacının kendi ihmali ile kaçırdığı gelir kaybının da tazminattan indirim yapılarak hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf başvurusu yerindedir. Bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde değerlendirme yapılarak ulaşılacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,..." gerekçesi ile kaldırılmıştır. Mahkememizce taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmiş, kaldırma kararı içeriğine göre toplanması gereken delil ya da araştırılması gereken başkaca husus bulunmadığından, kaldırma kararı gerekçesi doğrultusunda davacının alacağından takdiren %10 hakkaniyet indirimi yapılmasına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, davalının büyüklüğünde bir hacme sahip yani yıllık 1 milyonun üzerinde başka bir acente ile anlaşması veya böyle bir iş bulmasının mümkün olmadığını çünkü bu hacimde ve bu boyutta iş yapan başka acentenin olmadığını, davalı acentenin, mevsimlik iş yapan bir acente olmadığını, davalı acentenin, yaz sezonunda çok yüksek miktarda yolcu getiren kış sezonunda ise az da olsa yolcu getiren bir acente olduğunu, kışın az miktarda gelen yolcu araçların boş durmasını engellediğinden davacı firmanın ve araçlarının tam kapasite çalıştığını, hatta yaza göre daha çok kar ettiğini, yazın davacının kendi araçları yetmediği için dışarıdan araç kiraladığından karının büyük bölümünü kiraladığı araçlara verdiğini, kışın davalının işini yaptığından daha yüksek karlılık elde ettiğini, hakkaniyet indirimi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin davanın kabulü yerine kısmen kabulüne karar verirken de faizin işleyeceği tarih bakımından hatalı karar tesis ettiğini, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, dava değerinin teknik bilirkişiler tarafından hesaplanarak belirlendiğini, dava kısmen kabul bile olsa talep edilen faizin kabul edilen orana dava tarihinden itibaren işletilmesinin gerektiğini, oysa davanın belirsiz alacak davası olduğundan kabul edilen dava değerinin dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesinin gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın taşıma sözleşmesine dayanarak açılmış bir dava olduğunu, TTK'nın 855. Maddesi gereğince 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararının yeterince değerlendirilmediğini, kazanç kaybı ile yoksun kalınan kar hesabı yapılırken davacının 82 adet aracını satmış olduğu ve taşımacılık yapmama kararı aldığı hususlarının hukuken yanlış değerlendirildiğini, aynı kapasite ile aynı şartlarla başka bir şirkete hizmet vermesinin mümkün olmayan davacının kazanç kaybından bahsedilemeyeceğinin çok açık olduğunu, davacı tarafın basiretli tacir gibi hareket ederek yeni sezonda yeni bir taşıma sözleşmesi imzalaması gerekirken imzalamadığını, hatta neredeyse tüm otobüslerini satarak kendi isteği ile taşımacılık sektöründen çıktığını, davacının tüm araç ve personelini elden çıkarmak sureti ile ve yeni bir sözleşme imzalama imkanını kendi hareketleri ile ortadan kaldırdığını, mahkemenin %10 gibi çok küçük ve herhangi bir hukuki gerekçe olmayan kararının kaldırılması gerektiğini, dosyada bulunan bilirkişi raporlarına karşı hiçbir itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının sözleşme edimlerini yerine getirmemesinden kaynaklandığı hususuna ilişkin delil ve tanık beyanlarına hiç değinilmediğini ve dikkate alınmadığını, davacı ile davalı arasında imzalanan taşımacılık sözleşmesinde başka bir şirket ile taşımacılık yapılmasını yasaklayan bir maddenin mevcut olmadığını, davanın kısmen reddedilmesine rağmen tüm yargılama harçlarını müvekkiline yüklemesinin hukuka aykırı olduğunu, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyada müvekkili davalının davacıdan 260.213,61 TL alacaklı olduğunun sabit olduğunu, davaların birleştirilmemesi ve mahsup talebinin değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın ortadan kaldırılarak davanın reddi kararının verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle yoksun kalınan kar alacağı istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulü ile 272.079,65 TL'nin 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden, bakiye kısmının 27/01/2017 tarihinden itibaren işleyen değişen oranlı reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizin 29/03/2021 tarih ve... Esas ... Karar sayılı ilamında TBK'nın 408. maddesi uyarınca davacının mevsimsel turizm işi yaptığı, turizm sezonu dışında araçlarının bir kısmı ile fesih tarihinden sonra başka işler alabileceği gözetilerek buna göre hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken davacının bir yıl boyunca başka bir iş bulamayacağı faraziyesine dayalı olarak davanın yanılgılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, TBK'nın 408. maddesi değerlendirilmek suretiyle davacının haksız fesih sebebiyle kaçırdığı fırsatlar, yapmak zorunda kalacağı masraflar ve bu arada da kısmen de olsa alabileceği taşıma işi nedeniyle elde edebileceği kar durumu nazara alınarak davacının kendi ihmali ile kaçırdığı gelir kaybının da tazminattan indirim yapılarak hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf başvurusu yerinde görülmüş ve yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemiz kaldırma kararından sonra yerel mahkemece kaldırma kararı doğrultusunda herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın davacının alacağından takdiren %10 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasına karar verilmiştir.
Buna göre; daha evvel ki kaldırma kararında da belirtildiği üzere TBK'nın 408. maddesi değerlendirilmek suretiyle davacının haksız fesih sebebiyle kaçırdığı fırsatlar, yapmak zorunda kalacağı masraflar ve bu arada da kısmen de olsa alabileceği taşıma işi nedeniyle elde edebileceği kar durumu nazara alınarak davacının kendi ihmali ile kaçırdığı gelir kaybının da belirlenmesi amacıyla konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınarak ve rapor doğrultusunda tazminattan indirim yapılarak hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile mahkemece uzmanlık alanı olmayan konuda hesaplanan tutardan resen % 10 oranında indirim yapılarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi Dairemizce yerinde görülmemiştir.
Kabule göre de; somut olay açısından kar mahrumiyetinden kaynaklı zararın olup olmadığı, varsa miktarı ancak yargılama aşamasında ticari defterler ve belgeler üzerinde yapılacak inceleme neticesinde ortaya çıkacağından davacının taleplerini belirsiz alacak davası şeklinde ileri sürmesinde hukuki yararı bulunduğu, belirsiz alacak davasında faiz başlangıcının, davadan önce temerrüt söz konusu değilse, dava tarihi olması gerektiği, somut olay açısından dava tarihinden itibaren faiz talep edilmekle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isabetli ise de bedel artırım dilekçesi ile artırılan kısma da dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken bu kısma 27/01/2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesi Dairemizce doğru görülmemiştir.
Sonuç olarak, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/10/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından taraf vekillerinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,
5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 4.650,00 TL nispi istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE,
6-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
7-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
8-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
9-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
10-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.05/03/2025
... ...