T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 06/07/2021
DAVA: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 30/01/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 30/01/2025
Taraflar arasında görülen davada yukarıda esas ve karar numarası yazılan İlk Derece Mahkemesi kararı istinaf edilmiş olmakla Üye hakimin görüşü dinlendikten sonra dosyadaki belgelerin Dairemizce incelenmesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; davalının Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile Denizli 6. Noterliği'nin 01.10.2018 tarih ve... yevmiye numaralı 20.000 TL tutarlı rehin sözleşmesine ve Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile 01/10/2018 düzenleme, 28/02/2019 ödeme tarihli 28.000,00-TL tutarlı bonoya dayalı olarak icra takipleri başlattığını, bahse konu rehin sözleşmesinin ve bononun davacının, davalıdan satın aldığı... plakalı...Model ...Tipli , ... Şasi No'lu aracın bedeli olarak verildiğini, davacının babasının araç bedelini davalıya ödediğini, ...'in ödeme belgesi ile araç bedeli olan 28.000,00 TL'yi davacının babasından aldığını yazıp imzaladığını, rehin sözleşmesini iptal edip bonoyu geri vereceğine söz vermesine rağmen sözünü yerine getirmediğini, davalının araç bedelini almasına rağmen kötü niyetli olarak rehin sözleşmesini ve bonoyu işleme koyduğunu, davacının davalıya borcu bulunmadığını, davaya konu uyuşmazlık için karşı yan ile arabuluculuk görüşmeleri yürütüldüğünü ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek davacının, davalıya davaya konu rehin sözleşmesinden ve bonodan kaynaklı borcunun bulunmadığının tespitine, dava konusu 01/10/2018 düzenleme, 28/02/2019 ödeme tarihli 28.000,00-TL tutarlı bononun ve Denizli 6. Noterliği'nin 01.10.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı rehin sözleşmesinin iptaline karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli takipler nedeniyle davacı lehine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; davacının müvekkili davalı tarafından Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı takip dosyaları ile kendileri aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak kendilerinin böyle bir borcu olmadığını iddia ettiğini, davacı tarafın bu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, davacının bahsettiği gibi hem rehin hem bononun aynı konu üzerinden takibe konulmadığını, müvekkili davalıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyasının dayanağı olan rehin sözleşmesinde müvekkilinin davacıya araç sattığını, 31.000,00 TL bedelli aracın sadece 11.000,00 TL 'sinin ödenmiş olduğunu, kalan 20.000,00 TL için rehin sözleşmesi kurulduğunu, Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyasının dayanağı olan senedin davacıya verilen borç için el ödemesi üzerine düzenlenmiş bir senet olduğunu, davacı tarafın iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, senede karşı senetle ispat zorunluluğu hükmü kapsamında davacı tarafın iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin davacının babasından araç bedelini aldığını yazıp imzaladığı iddia edilmişse de davacı tarafın yazılı delile dayanabilmek için kendisinin bu belgeyi hazırladığını, ödeme belgesi ve imzanın müvekkiline ait olmadığını, davacı tarafın tanık dinletilmesi talebine muvafakat etmediklerini belirterek davanın esası yönünden kambiyo senetlerinin mücerretliği ve senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacı tarafın ispatlayamadığı haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, kötüniyetli davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "Yapılan yargılama, dava ve cevap dilekçeleri, alınan İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesinin raporu, incelenen Denizli 9. İcra Müdürlüğünün ...Esas ve... Esas sayılı dosyaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ; yapılan imza incelemesi ile davacı tarafça ibraz edilen "ödeme belgesi"ndeki imzanın davalı ...'e ait olduğu tespit edildiğinden taraflar arasında satışı yapılan ... plakalı araç satışı nedeniyle düzenlenen Rehin Sözleşmesinde bedelin ödendiği kanaati ile bu sözleşme nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.
Denizli 9. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında takibe dayanak 01.10.2018 tanzim 28.02.2019 vade tarihli 28.000,00 TL bedelli bono yönünden ise; incelenen bonoda "nakden " kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf ise bu kaydı talil ederek bononun araç satışı nedeniyle verildiğini iddia etmekte olduğundan ispat yükü davacı taraftadır. Bono üzerinde dava konusu araç satışına ilişkin verildiği yönünde herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi taraflar arasında yapılmış sözleşme ile bu bonoya yapılan herhangi bir atıf da yoktur. Davacı tarafın senet metnindeki nakden kaydının aksini kesin delille ispat edemediği kanaatine varılmış olup, davacı tarafça dava dilekçesinde dayanılmadığından yemin teklif etme hakkı da hatırlatılamamıştır. Bu nedenle davacı tarafın mücerret bir borç ikrarı niteliğindeki bonodaki kaydın aksini ispat edemediği kanaati ile davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Alacak faturaya dayanmakla taraflarca bilinebilir , hesaplanabilir nitelikte olduğundan yasal koşulları oluşmakla icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Denizli 9. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasında takibe dayanak Denizli 6.Noterliğinin ... yevmiye nolu 01.10.2018 tarihli rehin sözleşmesi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 20.000,00 TL'nin % 20'si oranındaki tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi talebinin verilmiş tedbir kararı bulunmadığından yasal koşulları oluşmamakla reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararı reddedilen kısım yönünden istinaf ettiklerini, davacı ve davalının... model ... marka aracın satışı nedeniyle tanıştıklarını, bu satış sırasında dava konusu olan rehin ve bononun davacı tarafından satın aldığı aracın bedeli olarak davalı tarafa verildiğini, daha sonra davacının babasının araç bedelini davalıya ödediğini, davalı tarafın söz konusu bononun davacıya elden verilen borç para için düzenlendiğini iddia ettiğini, bu iddiayı "nakden" kaydına dayandırdığını, bu kayıt daha sonra eklendiği gibi davacının davalıdan borç para almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı ve davalının araç satışı sebebiyle tanıştıklarını, tarafların daha öncesine dayalı bir tanışıklıkları, herhangi bir ticari ilişkileri veya akrabalık bağı bulunmadığını, olayın oluş şeklinden müvekkilinin araç satın alması amacı dışında bir bonoyu imzalayarak borçlanmasının ve buna paralel olarak davalının hiçbir güvence almadan daha önce tanımadığı bir kişiye bu parayı vermesinin “hayatın olağan akışı” kriterine uygun olmadığını, müvekkili ile davalı ... arasındaki ilişkinin...model ...marka araç satışı olduğunu, bunun dışında herhangi bir borçlanma ilişkisi bulunmadığını, Yerel mahkemeye, 03/02/2020 tarihinde tanık listesi sunulduğunu, bu konuda tanık dinletme taleplerinin Yerel Mahkemece dikkate alınmadığını, Yerel Mahkemenin ispat zorluğu karşısında Yargıtay’ın pek çok benzer kararlarından da anlaşılacağı üzere “Hayatın Olağan Akışına Aykırılık” karinesini dikkate almadan karar verdiğini ileri sürerek davanın tamamen kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece "Reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi talebinin verilmiş tedbir kararı bulunmadığından yasal koşulları oluşmamakla reddine" şeklinde hüküm tesis edilerek davacı hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmediğini, her ne kadar icra takibi tedbir konularak durdurulmamış olsa da söz konusu icra dosyasının mahkeme dosyası içerisinde bulunmasından dolayı satış taleplerine yönelik bir işlem tesis edilemediğini, gelinen aşamada işbu dosyanın ve içerisinde bulunan icra dosyasının istinaf incelemesi yapılabilmesi için Dairemize gönderileceği hususu da göz önüne alındığında icra takibine konu alacağın tahsilinin gecikeceği ve müvekkilinin zarara uğrayacağını, bu nedenle davacı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafından müvekkiline rehin sözleşmesine konu 20.000,00 TL'ye ilişkin yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığını, davacı yerel mahkemeye her ne kadar müvekkili tarafından imzalandığı iddia edilen ödeme belgesi adlı bir belge sunmuş olsa da söz konusu belgedeki imzanın müvekkiline ait olmadığının çıplak gözle dahi ayırt edilebilecek şekilde açık olduğunu, Yerel Mahkemece bahsi geçen ödeme belgesindeki imzanın müvekkilinin eli ürünü olup olmadığının tespiti için dosyanın ATK'ya gönderildiğini, ATK'dan alınan raporda "inceleme konusu belgede ... adına atılı imza ile ...'in mukayese imzaları arasında; (...) uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'in eli ürünü olduğu hususlarını bildirir kanaat raporudur." şeklinde beyanda bulunulduğunu, söz konusu raporun ayrıntılı inceleme yapılmadan üstünkörü hazırlanmış bir rapor olduğunu, çıplak gözle dahi belgedeki imzanın müvekkiline ait olmadığı ortadayken ATK tarafından somut verilere dayanılmadan sebebi dahi tam anlamıyla açıklanmadan yüzeysel bir rapor düzenlendiğini, Yerel Mahkemeye bu rapora itiraz ettiklerini daha açıklayıcı ve ayrıntılı bir rapor düzenlenmesini talep ettiklerini bildirmelerine rağmen Yerel Mahkemece bu taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde reddedildiğini, alınan bir rapordaki hususun, alınan başka bir raporla tam tersini göstermesinin sıkça yaşanılan bir durum olduğunu, imza incelemesi gibi önemli bir konuda Yerel Mahkemece tek bir rapora dayanılarak hüküm verilmesinin hem adil yargılanma hakkının ihlalini hem de Mahkemeye duyulan güvenin azalmasını sağlayıcı sonuçlar doğurduğunu, eksik incelemeyle düzenlenen rapora binaen müvekkilinin 20.000,00 TL alacaklı bulunduğu takibin iptal edilmekle kalmadığını bir de aleyhine 20.000,00 TL'nin %20'si oranında tazminata hükmedildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi'nin davacının Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyası yönünden borçlu olmadığının tespitine, müvekkil aleyhine 20.000 TL'nin %20'si tutarında tazminata hükmetmesine ve reddedilen kısım yönünden tazminat taleplerinin reddine yönelik kararlarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.
Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
Dava; İİK'nın 72/2. maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafın istinaf sebepleri açısından yapılan değerlendirmede;
Davacı taraf dava konusu bononun araç satışı nedeniyle verildiğini, başka hiç bir tanışıklıkları ve ticari ilişkileri bulunmayan davalının davacıya borç para vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve senede nakden kaydının sonradan eklendiğini ileri sürmüş ise de; dava konusu 01.10.2018 tanzim 28.02.2019 vade tarihli 28.000,00 TL bedelli bononun "nakden" kaydını içerdiği, bono üzerinde araç satışına ilişkin verildiği yönünde herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi taraflar arasında yapılmış sözleşmede de bonoya atıf bulunmadığı, nakden kaydının sonradan eklendiği iddiasının dava dilekçesinde yer almadığı gibi İlk Derece Mahkemesinde de ileri sürülmediği, İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında ileri sürülmeyen iddiaların istinaf aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, senede karşı senetle ispat kuralı gereği karşı tarafın açık muvafakatı dışında tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı, davacının nakden kaydı içeren senedin araç satışı nedeniyle verildiği iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı, davacının kesin delil niteliğinde olan yemin deliline de dayanmadığı, sonuç olarak davacının davasını usulünce ispat edemediği, anlaşıldığından Yerel Mahkemece Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe dayanak 01.10.2018 tanzim 28.02.2019 vade tarihli 28.000,00 TL bedelli bono yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamamaktadır
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafın istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı tarafın istinaf sebepleri açısından yapılan değerlendirmede ise;
İcra ve İflas Kanunu'nun 72/4. maddesi "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar her halde %20'den aşağı tayin edilemez."” hükmünü içermektedir.
İİK'nın 72/4. maddesine göre, menfi tespit davasında davanın reddi halinde davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi için icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesi ile tedbir kararının infazı gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; davalı tarafça İİK’nın 72/4. Maddesine dayalı olarak tazminatt talep edilmiş ise de; davacı tarafından davalı aleyhine icra takibinden sonra açılan işbu menfi tespit davasında İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında herhangi bir tedbir talebinde bulunmadığı ve icra takibinin durdurulmasına karar verilmediği, bu durumda davalı lehine tazminat koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından Yerel Mahkemece davanın reddedilen kısmı yönünden davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yine, davalı vekili davacı tarafından müvekkiline rehin sözleşmesine konu 20.000,00 TL'ye ilişkin yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığını, davacı tarafça müvekkili tarafından imzalandığı iddia edilen ödeme belgesi altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığının çıplak gözle dahi ayırt edilebilecek şekilde açık olduğunu, imzaya ilişkin Yerel Mahkemece ATK'dan alınan raporun ayrıntılı inceleme yapılmadan üstünkörü hazırlanmış bir rapor olduğunu, imza incelemesi gibi önemli bir konuda Yerel Mahkemece tek bir rapora dayanılarak hüküm verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de; davacı tarafça dosyaya sunulan ödeme belgesi altındaki imzanın incelenmesine ilişkin hükme esas alınan raporun İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden alınmış olduğu, raporda ayrıntılı inceleme yapılmak suretiyle ödeme belgesindeki imzanın davalı ...'e ait olduğunun kesin kanaat bildirir şekilde tespit edildiği, Mahkemece işbu rapora dayalı olarak karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olmakla davalı tarafın buhusustaki istinaf itirazları da yerinde değildir.
Sonuç olarak; 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla her iki tarafın istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı ve davalı tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının ve davalının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacının istinaf başvurusu açısından Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubuyla bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalının istinaf başvurusu açısından Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gerekli 1.366,20 TL istinaf karar harcından peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.024,65 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Taraflarca istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,
5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi'nce ilgilisine İADESİNE,
6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-Kararın tebliği ve harç tahsili işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince YERİNE GETİRİLMESİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 30/01/2025
...